şükela:  tümü | bugün
  • çok riskli bir nick seçmiş. tam 'yeni bir troll daha gelmiş' diye düşünüyordum ki gözlerimi ovuşturarak tekrar okudum: tiyatro ışıkçısı!
  • haluk bilginer sevgimiz vesilesiyle tanıştığım, samimi bir sohbeti olan yazar. bir gün thom yorke'un yolunun buralara düşeceğini umuyoruz, nasip kısmet tabi.
  • kuantumdan zuhal olcaya, tiyatrodan fiziğe, ka'dan sonelere, haluk bilginere neşet ertaşa ordan einstein'a varabilen bir beyin fırtınası insanıdır kendisi.
  • izmiri ve izmirlileri daha da çok sevdiren can. yine karşıyakasına bütün enerjisini saçmış, evine gelip bilmem kaçıncı kez oğuz atay gecesi düzenlemiştir kesin. şimdi de mışıl mışıl uyumaktadır. sonra kalkar biz yine ayrı yerlerden aynı frekansta konuşmaya devam ederiz. oyundan, filmden, şiirden, kitaptan ve sevdiklerimizden.
  • iyi ki vargillerden bir güzel candır. yukarıda yazdıklarımdan gördüğüm kadarıyla 4 yıl olmuş tanışalı, vay arkadaş. yalnız ertesi gün brando'nun doğması da gözümden kaçmadı, hahahah ayarlasa bu kadar olmazmış. zaten nisan güzelliği işte, insanları da bahar gibi, kutlu olsun. iyi ki var olsun hep, sevdikleriyle, şu yüzümüzü güldürmeyen coğrafyasına da bahar gelsin artık. en karanlık nokta burası olsa, aydınlığa en yakın zamanlarda olsak. tekrardan bi kurtuluş, bi mucize olsa da, işte o kutlu günü cümbür cemaat asıl doğum günümüz ilan etsek. ömrün bahar olsun canım, kestaneli pastaya selam <3
  • geçenlerde beni üzen bir konuda yanıldığımı tesbit ederek içime su serpmiş izmirli, tiyatrocu*
  • çok tatlı, ufacık ipucundan çözen tatlı izmirli**.
  • bugün yaşının birler basamağı 1 değer daha arttı. ama "büyüdü" mü belli değil. içinde bir yerlerde hala çocuk kaldı; oyuncak arabalarının hepsi atılmışsa da istifçi ruhuyla ayırıp sakladığı bir tanesi ile hala oynuyor ileri geri, vınnnn.

    mutsuz değil. ama öyle çok da mutlu değil. dedik ya "büyüyünce" mutlu olacak. en boktan geçirdiği yaşı, bugün geride bıraktı. yenisinin daha az boktan olmasını umuyor hahah. umut etmeyi sever. karamsarlığa çokça düşse de umut edecek bir şeyler bulur hep.

    çocukluğunda ne varsa, hepsini özlüyor. oynadığı oyundan, girdiği denizlere, yediği balık-ekmekten, çok sevip kaybettiği yakınlarına kadar. berrak denizlere, çıldırasıya açan badem ağaçlarına, kleopatra adasından kum yürütmeye, uçurumlara yapılmış kıvrak sahil yollarının o mavi-yeşilliğine, dalıp çıkardığı deniz kabuklarına, radyoların aniden yunan fm'lerine geçmesine, yaz gecelerinde ışıksız koylarda hayran hayran seyrettiği sonsuz yıldızlı gökyüzüne falan aşık... tam bir güney ege'li işte ya :)

    (bkz: kendinden üçüncü tekil şahıs olarak bahsetmek)