şükela:  tümü | bugün
  • özellikle 2018 yılına geldiğimiz ve 7d, 8d boyutlarına çıktığımız günümüz teknoloji dünyasında tartışmaya bile kapalı derecede sabit olan gerçek.

    yahu arkadaş; yıl olmuş 2018 ya, 2018. gidiyorsun salona, ne bir görsel efekt var, ne bir animasyon ne de bir fotoğraf kompozisyonu... üzerine duvar kağıdı yapıştırdıkları suntalardan dekor yapıp, önümüze koymuşlar ve akılları sıra bu çağdışı uygulamayla görsel zenginlik kattıklarını düşünüyorlar. sahnenin ışıkları bir açılıyor, bir kapanıyor... ışığın rahatsız edici hareketlerini izlemekten oyuna odaklanamıyorsun. sahnedekilerin abartılı, yapay jest ve mimiklerine değinmiyorum bile. sinemada yok böyle yapmacık, abartılı hareketler. ayriyeten aksiyon yok tiyatroda arkadaş, aksiyon! sinema öyle mi? adamlar çatılardan atlıyor, arabalar patlıyor, uçaklar düşüyor. hareket halindeki arabadan tır'a atlayıp soygun yapıyor adamlar be! peki ya tiyatro? 10 metrekare yerde dön dur. sonra salonlar boş, tiyatro can çekişiyor. çekişir tabi, tiyatro mu kaldı allah aşkına, hangi dünyada yaşıyoruz?

    edit: izev vakfı'nın down sendromlu çocuklar için bir klibi vardı, ben de ntv'de izlemiştim. işte onun youtube reklam gelirleri vakfa kalacakmış, 10 milyon izleyiciye ulaşırsa. madem başlık tuttu linki atayım da vakfa ve down sendromlu kardeşlerimize bir yararı olsun;

    https://youtu.be/3dnzlm_n-2q
  • dedi çomarland sakini.

    yıl 2012.
    üniversitedeki ilk yılım. bir üniversite topluluğunun kitap kampanyasında görevliyim. kitap okuma etkinliğe çağırıyoruz insanları.
    fakültenin hademesi de bir yandan binanın girişini temizliyor bir yandan da göz ucuyla bizi kontrol ediyor. birkaç dakika sonra yanımıza geldi. yüzünü ekşiterek ve çok bilmiş bir tavırla, "gençler" dedi, "artık kitap mı kaldı? ne öğrenmek istiyorsanız internetten öğrenin. böyle kitaplarla zaman kaybetmeyin. hem zaman hem kağıt israfı"
    şöyle bir adama baktım, kendinden acayip emin. sonra dedim ki,
    "senin ben internete bağlandığın modemi * * kodumun beyinsiz mahlukatı."

    bu başlığı görünce, anılarım depreşti.
  • (bkz: sinema da bir tiyatrodur)

    canlı performans başarılıysa eşsiz heyecan ve keyif verir.

    sanatçı kelimesinin anlam bulduğu gerçek yer tiyatrolardır.
  • dünya kadar yazı yazdım sonra bu mala anlatmaya değmez dedim
  • görsel sanatlar, işitsel sanatlar, kinestetik sanatlar, uzamsal sanatlar vb. bir ayrım yapılırsa hepsi ayrı duyuya hitap ettiğinden olsa gerek kişilere bu zeka alanı gelişmişse hoş geldiğini ya da gelmediğini düşünürüm.

    sözel zeka - edebiyat, tiyatro,
    uzamsal zeka - resim, heykel, mimari(yapı)
    görsel zeka - resim,
    kinestetik zeka- tiyatro(oynamak için), dans
    müziksel/ritmik zeka - müzik, edebiyat
    matematiksel/mantıksal zeka- mimari, tiyatro, sinema (neden sonuç ilişkisi vs. olduğu için edebiyat)
    ...

    aslında bunu yazarken fark ettim, sanat çok yönlü gelişim isteyen bir şey yani sadece sözel zekanız var diye bir edebi eseri beğenmezsiniz aynı zamanda onu görsel zekanızla imgeler, mantıksal zekanızla irdelersiniz.

    tiyatroya gelince kinestetik dallar (yani dans ve tiyatro) daha çok hareket unsuru üzerine kurulu olduğundan göze estetik gelmesi için alıcı gözün sağlıklı bir ilgisi olmalı. merak uyandırmalı, olaylar birbirini izleyen ve birbiriyle ilişkili olmalı yani bütünsellik taşımalı. ritmik olmalı yani kulağı tırmalamamalı, görsel olmalı oyuncu/sahne vb. göze hitap etmeli, bir şeyler anlatmalı, anlattığı anlaşılmalı ki değerine ulaşmalı.

    tiyatro edebiyattan bile önce ortaya çıkan bir dal tabi şimdiki haliyle değil ama sanat olmayı sonuna kadar hak eden bir yapısı var. sinema ise tiyatrodan kopalı beri kinestetik unsuru kaybetti, uzamsal unsurunu kaybetti. tiyatroya laf eden insan acaba sinemaya da bu şekilde mi bakıyor merak etmiyor değilim?
  • heyy genç !!

    sen gitme boşver.. ben ve benim nesilim gidiyor. benden sonraki nesil gitmese de olur.
    ama sen hiç gittin mi bilmiyorum. kaliteli bir tiyatroya bence git atmosferi içine çek..

    yok olmadan dene..

    edit: imla
  • katıldığım önerme. gladyatörler yok oldu, yerine futbol geldi ama onca sinemaya internete rağmen tiyatro yok olmamakta direniyor. hayır daha kaç sene direneceğini zannediyorsun? şunun şurasında 20 sene daha direnip sonra sen de yok olacaksın.
  • tiyatro, tüm sanat dallarını içinde barındıran sanatın zirve noktasıdır.

    (bkz: sen gelme ulan ayi)
  • canlının ve canlılığın sanatını bilmeyen yahut bilip de bilmezlikten gelene ait söz öbeği.