şükela:  tümü | bugün
  • kafadan not: daha önce trek askimin neden deprestigini star trek enterprise basligina yazmistim. bu konuda taa üniversiteden en yakin arkadasimla muhabbet ederken convention'a gitme karari aldik ve sosyeteye rezil olmamak icin tos'tan, tas'tan baslayarak ne var ne yok bastan izledik, bir dolu kitap okuduk. beni de sasirtan bir sekilde eskiden cok begendigim bir cok isi hic takdir etmedim ya da tam tersi. bunlar iste o sürecten kalanlar.
    ---

    tam adi the romulan war to brave the storm olan star trek enterprise roman serisinden 2011 tarihli, iki kitaplik romulan savaslari mini serisinin son kitabi. 340 sayfalik kitabi serinin ilk kitabi gibi michael a. martin tarafindan yazilmis. seri ilk basta 3 kitap olarak planlanmis, ancak tartismali ilk kitap yüzünden sanirim editörler seriyi iki kitapta bitirme karari almislar. ilk kitap beneath the raptor's wings'e yazdigim degerlendirmede devamini okuma fikrinin bile beni zorladigini yazmistim. gözümü kapadim, ögleden baslayip aksama bitirdim. eger kagittan tasarruf etmek icin mikrobik bir harf büyüklügü secilmeseydi (ki normal basimla sayfa sayisi 576 ymis!) daha da cabuk biterdi. üstelik bu sefer anlatim daha sürükleyiciydi.

    romanin konusuysa romulanlarin gezegenleri yok ederek, katliamlar yaparak, yeni silahlar gelistirerek tüm cephelerde büyüttükleri tehditin, tüm müttefiklerinin yalniz biraktigi insan türünün üstüne bir tsunami gibi carpmasina dair. jonathan archer ve nx-01 mürettebati ise sadece savas alaninda degil, ayni zamanda yeni müttefikler kazanmalari icin diplomasi alaninda da zorlu ve neredeyse umutsuz bir mücadele vermek mecburiyetinde. gittikleri her kapida eski "günahlarinin" yüzlerine vurulacagini bilmek icinse kahin olmaya gerek yok.

    --- spoiler ---

    bence kitabin yazilimi sirasinda karar verilmis ücüncü bir kitabin olmayacagina. ikinci kitabin planlanan adi "shariel's jaw" ve misal sayfa 111'de charles tucker'imiz, trip'imiz, bir vulcan ajani olarak tutuldugu romulan gözalti hücresinde agiz armonikasiyla cross road blues'u caliyor ve bu müzigin yaraticisinin ruhunu shariel'e ( vulcan ölüm tanrisi) sattigini söylüyor.

    üc ana kahramanimizin, dört kitaptir cektikleri eziyetin haddi hesabi yoktu: archer cözümsüz testlerle sinandi, mürettebatinin güvenini kaybetti, asagilandi, itilip kakildi, üstleri tarafindan ciddiye alinmadi, kendi kendinden süphe etti. t'pol hem ask acisindan, hem de "ben kimim" tartismasindan sonra, bir de surak'in katrasinin katlinden dolayi sürüm sürüm süründü. trip, ardi ardina mantiksiz kararlar aldi, kapanin elinde kaldi, sürekli ölümle yüzlesti, eski yasamina dönme bunalimina girdi ve hatta iki yil bir zaman kapaninda kaldi. sonunda tüm bunlar, bir bayagi bir karambol happy end'e (kime göre, neye göre?) baglaniyor. travis mayweather, hoshi sato, malcolm reed ve dr. phlox 'un sonuysa bize malum olmuyor. zaten, bir dolu dügüm cözülmeden kaliyor, gereksiz bir sekilde son anda mucizeler oluyor ve martin kendinde federasyon'un kurulusunun 25. yil dönümünde enterprise'in hikayesini bitirme haddini buluyor.

    yazar, bu kitapta daha belirgin bir sekilde canon'a, gelecege göndermeler yapmis; önceki kitapta karsilastigimiz tobin dax'in yanisira alexander robert picard'la tanisiyoruz ya da tos'un wolf in the fold bölümündeki ancak yakayi ele verecek seri katille ilgili söylentileri duyuyoruz, tng'deki cardassian bölgesinde kalan amerikan yerlilerinin nasil oraya gittiklerini ögreniyoruz, trip'in daha 16 yasindaki yegeninin macoya katilisinda dünyanin icinde bulundugu durumun acimasizligina sahit oluyoruz.

    --- spoiler ---

    son söz: serinin ilk kitabi tam bir yillik süreyi 454 sayfada anlatirken, burada yirmi yillik bir zaman araligini 340 sayfada anlatma cilginligina maruz kaliyoruz ve yine ana kadro en fazla kitabin %40-50'si filan kadar bir yer tutuyor.

    trekkie platformlarinda zamaninda bu mini serinin, nasil these are the voyages bölümü diziye korkunc bir son olduysa, ayni sekilde enterprise romanlarina hic hakketmedigi bir son olduguna dair yorumlar okudum. gercekten, ben de michael a. martin'in bu kadar büyük bir potensiyeli, sirf kendi egosunu tatmin etmek adina bunca heba etmesinden rahatsiz oldum. acikcasi yazarin kendine vehmettigi entelektüel yaninin ya da anlatmaya cabaladigi politik görüslerinin sloganizmden öte okura hicbir sey vermedigi düsüncesindeyim. daha ötesi yazarin gereksiz savruklugu, oturmus karakaterleri kafasina göre yeniden tanimlamaya kalkmasi, bizzat kendini antipatiklestiriyor. ben serinin devaminda martin'in yazar olmamasindan gayet memnun oldum, bektasinin "öbür sarap daha iyidir" demesi gibi. sanirim bundan sonra okuru olmam icin bir neden yok, belki andy mangels'la ortak yazdiklari haric.

    bu roman, hem romulanlarin 100 yil federasyonla kontaga gecmemesini mantikli kilacak bir savasi, hem de federasyonun kurulusu ve yapisini anlatma iddiasinin uzagindan gecebilecek bir yörüngede bile degil. seriye basladiysaniz, okuyun bitirin, cok da üzerine kafa yormayin.

    öncesi (bkz: beneath the raptor's wing)
    sonrasi (bkz: a choise of futures)