şükela:  tümü | bugün
  • lulu'nun soyledigi, sanki filmden daha populer olmus sarki. trash can sinatras, vonda shepard, jann arden, natalie merchant & michael stipe, vs. gibi herkes tarafindan da coverlanmistir. lirik olarak buyrun:

    those schoolgirl days of telling tales, and biting nails, are gone
    but in my mind, i know they still will live on and on

    but how do you thank someone who has taken you from crayons to perfume?
    it isn't easy, but i'll try
    if you wanted the sky,
    i would write across the sky in letters,
    that would soar a thousand feet high:
    "to sir, with love"

    the time has come for closing books; and long last looks must end
    and as i leave, i know that i am leaving my best friend

    a friend who taught me right from wrong,
    and weak from strong -that's a lot to learn
    but -what can i give you in return?
    if you wanted the moon,
    i would try to make a start... but i
    would rather you let me give my heart
    to sir, with love
  • aynı adlı filmden soundtracklerin en başarılılarından biri imiş dedirten lulu'nun şahane parçası, ki film versiyonunda bateri kullanılmamıştır, filmdeki versiyonda şahane sahneler arka planda fotoğraf olarak dönenir dururken bu parça çalar bizi de mest eder. (sanırım) ki o fotoğrafın durağan olması etkili olmasıdır prensibinden yola çıkılmış sahneler bana "amanın bu tarihte bir filmde böyle bir vizyon böyle bir sanat yönetmenliği oh yes oh wow" dedirtmiştir (aynen böyle dedim) neticede to sir with love filmi ile olsun şarkısı ile olsun hali hazırda bu yazıma damgasını vurmuş* dönem filmi/film müziği ödülünü almayı haketmiştir. bu başlık da keza o sebepten ziyaret edilmiştir.

    şarkının elbet en şahane versiyonu filmde çalan en akustik en minimalist (bu lafı da kullanabildiğim için ayrıca memnunum) halidir ama natalie merchant ve michael stipe'ın süper yorumuna da selam durmak istiyorum.

    sanırım daha geniş anlamda yorumlanabilecek, sadece sınıfa başöğretmen edası ile gelip karizmatik sesle "sit down" diyen -o ses ki* duyanda oturmakla kalmaz uzanırsınız da çeşitli şekle girersiniz- veli toplantılarının ve müdür odalarının muhatabı "öğretmen"ler için değil, genel anlamda bize sevelim sevmeyelim, bilmekten memnuniyet duyalım duymayalım bir şeyler öğretmiş kişileri kapsayabilecek sözlere sahiptir lulu'nun ne de guzel demissin temalı parçası. bu öğrenimler ki çekirdek çitlemek olsun, pilav tarifi olsun (öyle pilav da ne demeyelim besini aşağı görmeyelim aç ayı oynamaz sözünü hatırda tutalım), gerekli gereksiz trivia, gerekli gereksiz fikir teatisi, çoğunlukla gereksiz ama dinlenmesi, bilinmesi -niyeyse- elzem tutulmuş kişisel çıkarım olsun elbet değerlidir, hepsi ilerde bir gün -nasıl diye sormayalım- işe yarar, sir -ya da madam (ma'am demeli idik) sevgi ile muhabbet ile hatırlanır. ne demiş semavi dinlerin büyüklerinden muhammed? "bana bir harf ögretenin 40 yil kölesi olurum. ayrıca (bkz: bana bir harf ögreteni 40 yil esir alirim)
    meşrebinize göre seçiniz.
  • sidney poitier'in 1967 ve 1996 yillarinda iki ayri cevrimde oynadigi unutulmaz film... . ayrintili bilgi icin:

    http://www.imdb.com/name/nm0001627/
  • ally mcbeal'de vonda shepard ve al green birlikte söylemiştir.
  • sidney poitier'in in the heat of the night ve guess who's coming to dinner filmleriyle birlikte 1967 yılına damgasını vurduğu film.

    --- spoiler ---
    ingiliz guyanalı mühendis mark thackeray iş bulamayınca öğretmen olmaya karar verir ve londra'nın doğu mahallelerinden birindeki lisede ilk deneyimini yaşamaya başlar. ancak öğrencilerinin aşırı disiplinsiz olması nedeniyle normal eğitimi bırakarak onlara hayatın gerçeklerini anlatmaya ve onların sorunlarına eğilmeye karar verir.

    --- spoiler ---

    filmin bir sahnesinde thackeray özelliklere kız öğrencilere çok fena patlar ve ondan sonra eğitim sistemini değiştirmeye karar verir. filmi izlerken neden bu kadar kızdığını anlamamıştım. meğer sobada kullanılmış ped* yakıyorlarmış. adam çıldırmakta haklı tabi.
  • 1967 ingiliz yapımı bir film.

    ingiliz ginesi’nde doğmuş ve güney kaliforniya’da biraz zaman geçirmiş bir siyahın, londra’da problemli öğrencilerin bulunduğu bir lisede öğretmen olarak göreve başlamasının ardından gelişen olayları konu alıyor. özetle, baştan öğretmene düşman tavırlarla yaklaşan öğrenciler, sonradan onu sevmeye ve onun öğretileri doğrultusunda (olumlu yönde) değişmeye başlıyorlar.

    film hakkında daha detaylı bilgi için bkz.: http://en.wikipedia.org/wiki/to_sir,_with_love

    tema:
    (bkz: popüler kültür/@derinsular)
  • haylaz sınıf, bu sınıfla baş edemeyen eğitimciler, bu sınıfta görevlendirilen "yeni" öğretmen konulu filmler deyince eminim herkesin aklına hemen robin williams'lı dead poets society gelecektir. biraz daha eski filmleri izleyenler ingiliz yapımı "if...."i de dahil edeceklerdir. bizdense hababam sınıfı serisi örnek verilebilir (haylaz sınıf ve bu sınıfı adam etmeye çalışan ama beceremeyen tarih öğretmeni mahmut hoca). halen sinemada işlenen bu konulara to sir with love da dahil edilebilir. sidney poitier'ın başrolünü üstlendiği film, kendi alanı olan mühendislikte iş bulamayınca farklı okullardan haylazlıkları ve serserilikleri yüzünden atılan öğrencilerin toplandığı bir sınıfta öğretmen olarak çalışmaya başlayan bir öğretmeni anlatır (mühendis de iş bulamıyorsa...). tabii sınıfın tamamı haylaz. kızlar birer sürtük, erkekler serseri. hoca da bunlarla baş etmeye çalışıyor. nitekim tahmin edileceği üzere bu sınıfla iletişim kurmanın yolunu buluyor, olaylar gelişiyor. saydığım filmler kadar kaliteli bir film. öğretmen-öğrenci ilişkilerine ve otorite çekişmesine başarıyla odaklanıyor. lakin yukarıdaki filmler gibi eğitim sistemini hedefe koyup okları sisteme saplamıyor. belki tek eksik yanı budur.
  • devamı için (bkz: to sir with love ii)
  • ogretmenlerin izlemesi gereken filmlerden biri. ozellikle ogrencileri hareketli olan ogretmenleri mutlaka izlemesi gereken filmlerden biri. zamaninda bircok cocugun ogretmen olmasina vesile olmus filmdir. film forumlarindan okudugum kadariyla bu ogretmenlerin bir kismi yorulmamalarini bu filme bagladiklarini belirtiyor. bu acidan cok anlamli bir filmdir.
    http://www.imdb.com/title/tt0062376/
    fragmani icin
    to sir with love trailer
    sarkisi icin
    to sir with love song
    (bkz: en iyi ogretmen filmleri/#49366468)

    --- spoiler ---

    asil meslegi muhendislik olan basroldeki ogretmen mesleginde is bulamayinca londra'nin kenar mahallesinde lisede gorev yapmaya baslar. lisedeki cogu ogrenci baska okullardan kovularak gelmis, sorunlu ogrencilerdir. ogretmen, once kurallarini ortaya koyar. onlara yetiskin gibi davranir. ihtiyaclarini dinler. ogretmenimiz onlara karsi duracagina onlarla isbirligi yapar.

    kurallar
    1. bundan boyle birbirimize yetiskin sorumlular gibi davranacagiz.
    2. sirayla birbirimizi dinleyerek, soz kesmeden konusacagiz.
    3. nezaket kurallarina uyacagiz.
    4. davranislarimiza dikkat edecegiz.
    5. temiz olacagiz, temiz giyinecegiz.

    + espiri anlayisinizin olmasi cesaret verici, oyle az bilip oyle kolay egleniyorsunuz ki anlasilan sizinle hos vakit gecirecegim.

    + yetiskin gibi mi davrandin? adam misin kabadayi mi?

    --- spoiler ---
  • sinemada hababam sinifi'ndan dangerous minds'e, hatta farkli bir yerden dead poet's society'e giden genis cadde bu filmin ilerledigi ufukta karsimiza cikmistir diyebiliriz.

    60'larin ortasinda bu altust olmus, karisik, korkutucu dunyaya; bir sinifta siralarin ustunden, etkileyici ve bilgili ogretmenin rahlesinden bakmak, anlamak, gelismek, olgunlasmak, kamillesmek, sidney poitier'in de varligiyla (hem oyunculuk, inandiricilik, hem de sahsen bu yollarda yurumus olmanin getirdigi katki ile) unutulmaz bir sonuc vermisti.

    sonucta, yarim asir sonra bile etkisi yadsinamaz.