şükela:  tümü | bugün
  • 3 godfathers uzerine kurulu, her karakterin bebegin ailesini araken kendi ailesi ve gecmisiyle yuzlesmesini konu alan, standard animeden uzaklasmis ve kendine has gorsel bir dili olan, yine de kucuklere tavsiye edemeyecegimiz bir film.
  • yer yer iyice ağırlaşan temposu ve insanı yoran sulu zırtlak duygusallığıyla izlenmesi güç bir hale gelse de özellikle son 15-20 dakikalık bölümündeki eğlenceli kovalama sahneleri, her daim arka planda hazır bulunan estetik metropol görüntüleri ve iyi seçilmiş müzikleri için izlenmeye değer bir anime...
  • hem çok komik hem çok duygusal olabilen, ele aldığı her konuyla ilgili (aile, ev, metropol) ciddi mesajlar veren, dvdsi bir kaç hafta önce türkiyede satışa çıkmış nefis bir film.

    peki bir holywood filminde görsek "ne saçma olmuş lan burası?!" diyeceğimiz yerleri yok mudur? vardır elbet.. ama bu bir holywood filmi değil japon animesidir..
  • memories'in ilk bolumu magnetic rose'un yazarı, anime dünyasının en sıkı senaryolarını cıkaran satsohi kon. en meşhuru perfect blue 'dur ki fight club tadı verdigini izleyenler bilir..en son olarak da tokyo godfathers'ın yazarı. esin kaynagı olarak 3 godfthers gosteriliyor.
    filmde tokyo metropolunde "yaşayan" toplum dısı 3 evsizin hikayesi anlatılıyor.bu 3 evsiz bir bebek buluyor ve
    annesini ararlerken hikayelerini incelikle ve teker teker izliyoruz. kadın teması çok güçlü.
    kadın olmak isteyen bir erkek, anne, bebek, ve evinden kacan bir kadın.. tatlı bir noel hikayesi biraz cocuksu olduguda su goturmez.
  • "bir şeyi başarmaya çalıştığın zaman, birinin incinmesi gerekecektir. hep bir şeyleri feda etmek zorundasındır."

    her ne kadar olaylar türk filmi tadında gelişse de, insanda tatlı bir gülümseme bırakan, hayata dair güzel tespitleri es geçmeyen şirin ve çok kaliteli bir anime.
  • bir de filmin baslarinda bir yerde bizimkiler kosustururken bi sinema salonun onunden geciyorlar. salonun onunde iki filmin pek de goze carpmayan posterleri var : perfect blue ve millennium actress. boyle kucuk ayrintilari yakalamanin hazzi da bir ayri oluyormus onu da ogrenmis oldum.
  • tesadufleriyle insani muthis mest eden bu filmde satoshi kon'un izleyiciye kis kis gulumsedigi, tatli ve muzip bir cocuk gibi eglendigi sahneleri farkedeceksiniz. ambulans getiren travesti melek figuru, danseden kagit gokdelenler, bir turlu olmeyen olup olup gozleri acilan evsiz yasli adam, bayan hana'nin, planladigi intihari anlatirken arka planda soylediklerinin aynen gerceklesiyor olmasi... minik minik bir suru gume gitmeyen ayrinti.
    ote yandan tabii ki bircok filmde oldugu gibi burda da aile terapisti rolune burunulmus, basarili da olunmustur, ozgurce konusabilmenin sevgiyi besleyen ana damar olmasi, herkesin kendi yasam tarzini degistirecek gucu oldugu seklindeki liberalimsi anafikirler de genc beyinlere iletilmistir. extralarda miyoko'yu seslendiren ilginc sac toplama sekilleri olan arkadasin satoshi ile yaptigi flortik roportaji izleyebilir, film boyunca tokyo'dan fotograflasmis manzaralari izleyebilir, en sonda da 9. senfoniyi japonca dinleyebilirsiniz.

    hersey bir yana, japonca seslendirme ve ingilizce altyazi ile izledigim bu filmde beni en mutlu eden sey "höö?" unleminin kullanim zenginligi ve estetigiydi.
  • kırmızı ve mavi canavarların müthiş mutluluk planının buruk sonu gibi bi sonu olan anime. bu aralar yakından tanık olduğum bi gerçeklik olan mutsuz evlerin çöp evlere dönüşmesi de filmde yerini almıştır.

    (bkz: çöp evler)
  • dünyanın herhangi bir yerinde geçebilecek bir hikayeye dayanan, muzip, mucizelerle umut pompalayan anime...