şükela:  tümü | bugün
  • 21 eylul 2012 balyoz davasi kararlarinin ardindan cnn turk’te konusan tolga örnek diyor ki:
    ” (...)aslina ben baglanmayacaktim. mahkemeden eve gelince kanallari izledim, söyle bir taradim ve o kadar sacma sapan seyler konusuluyor ki, o kadar carpitiliyor ki olaylar. sizin kanalinizda da önceki programda avni özgurel cikti ve söyle bir cumle kurdu dedi ki ’bu mahkeme ufak tefek hatalar yapmis olabilir, birkac tane hata yapmis olabilir ama en azindan bu karar sayesinde turkiye’de daha baska darbeler olmaz’ dedi. yani ben hayatimda bu kadar gerizekalica bir sey duymadim, hele avni özgurel gibi birinden geldigi zaman inanamadim ve baglanma ihtiyaci duydum. yani simdi bu ulkedeki darbeleri engellemek icin sucsuz insanlari mahkum etmek mi lazim? yani o mu lazim? ufak tefek aksilikler ne demek?! yani ufak tefek arizalar ne demek?! insanlarin hayatiyla oynaniyor burada. (...) ama bu davanin tam anlamiyla degerlendirilebilmesi icin ve konusulabilmesi icin ve bununla ilgili birilerinin ahkam kesebilmesi icin o durusma salonunda olmalari gerekiyor idi. o durusma salonunda olmadan, o durusmayi izlemeden hickimse bizim bizim karsimiza gecip, bizim hakkimizda beyanlarda bulunmasin cunku hickimse bu mahkemenin tarafsiz, adil ve bagimsiz oldugunu ne olursunuz yani iddia etmesin. bu bizim zekamiza ve insanligimiza hakaret oluyor. gercekten buyuk hakaret oluyor. (...) duygularima geceyim; o mahkeme salonundaki herkes, ben de dahil butun saniklar, babam da dahil butun saniklar, butun ailem ceza bekliyorduk cunku bu davanin baslangicindan bugune kadar ne bilirkisi raporlari dikkate alindi, ne istenilen saniklar cagirildi, ne adil bir dava yurutuldu. zaten butun isaretler ceza yonunde olacagiydi, hepimiz ceza bekliyorduk. ama ordaki hickimse bu kadar gaddar, bu kadar katliam seklinde ceza cikacagini ve tahliye olmayacagini beklemiyordu, acikca soyleyeyim. yani hickimse artik bunu da yapacaklarini zannetmiyordu. ben zaten muebbeti duyunca, ben durusma salonundaydim, ben acikcasi sok oldum. sonra aciklamalarda biraz daha rahatladim ama ben sok oldum. ama ceza bekleniyordu cunku bu surec zaten öyle isledi, saniklar zaten bu davayi cok aylar öncesinden curuttu. bunu herkes biliyor, basindaki herkes de biliyor. avni özgurel gibi insanlar da biliyor da soyleyemiyorlar. bunu hepimiz biliyoruz. o yuzden, ceza bekliyorduk ama bu kadar agir bu kadar vahsi bir ceza beklemiyorduk. (...) ama benim icin bugun turk silahli kuvvetleri’nin bittigi gundur turkiye’de. turk silahli kuvvetleri bitirilmeye calisildi calisildi, tabut kalkti bugun de o tabuta son civi cakildi bence. benim kisisel olarak cok uzuldugum bir sey var. onu lutfen izin verin soyleyeyim. bu davanin seyrini degistirebilecek, bu davanin bu kadar uzamasini önleyebilecek bir eski genelkurmay baskani ve bir eski kara kuvvetleri komutani vardi. ikisine de amca dedigim icin utaniyorum ve ömurboyu da utanacagim. onlar gelip kendileri taniklik yaparak, kendileri taniklik yapmayi isteyerek, mahkeme kabul etmese bile, ki mahkeme reddetti, butun saniklar onlari tanik olarak cagirmak istedi ama mahkeme reddetti ama onlar kendileri gelip taniklik yaparak bu davanin bu asamalara gelmesini cok önceden önleyebilirdi. ikisi de bunu yapmadi. ikisi de bence turk silahli kuvvetlerine ve turkiye’ye buyuk ihanet ettiler. (...) ben de bunlari söylerken de kendi sahsim adina konusmuyorum ordaki butun aileler ve butun saniklar adina konusuyorum cunku onlar da böyle dusunuyorlar. onlari vicdanlariyla basbasa birakiyoruz biz.”
    mahkeme salonlarindaki sesler yankisini bulmamisken televizyon ekranlarindaki sesin yankisini bulmasini beklemek elbette ki safdillik olur. sesini duyurmak isteyen biri vardi ekranda. en azindan, kulak vermek gerekirdi seslerini duyurmak isteyenlere, gerekmez mi, gerekirdi ve ben dinledim, sözleri bana dokundu, yankisini bende buldu ve sözlerini yaziya dökmemek olmazdi.
  • avni özgürelin ccntürkte balyoz davası ile ilgili " en azından bundan sonra kimse darbe yapmaya teşebbüs edemez" minvalindeki yorumuna binaen canlı yayına bağlanıp, "ben böyle gerizekalıca söylenmiş birşey duymadım. gelecekte darbe olmasın diye masum insanların hayatlarıyla oynanması meşrulaştırılır mı?" demiştir.

    atarına giderine kurban.
  • dün öğle saatlerinde, katıldığı dokuz eylül düşün toplantıları çerçevesinde olan söyleşide konuşmasını dinleyerek on okka taşak sahibi olduğuna kanaat getirdiğim süper insan.

    entel olmaya çalışan yeniyetme bir özentiden gelen bir soru:

    şimdi benim üç sorum var; ben filmi(devrim arabaları) çok militarist buldum. filmde kadınlar ikinci plana atılmış, erkek egemen bir toplum yaratılmaya çalışılmış. biz cemal paşa'dan nefret etmek istiyorduk, ama siz gayet babacan göstermişsiniz.

    tolga örnek: peki soru neydi?

    eoçyö: eeeooo bunlara cevabınız ne?

    tö: şimdi filmin militarist olması konusunda sana katılmıyorum, kadınlar konusunda daha fazla katılmıyorum, cemal paşa konusunda daha da fazla katılmıyorum. aslında sana hiç katılmıyorum! aslında senin tamamen farklı bir film izlediğini düşünüyorum.

    şimdi teker teker cevaplamaya çalışayım; film hakkında militarist diye bir eleştiriyi ilk kez aldım. bu devrim arabalarına onay, askerden geldi, şimdi biz bunu militarist olmamak için gelmemiş gibi mi yapalım? veya doğum sahnesi sırasında sıkı yönetim var bildiğin gibi ilk yardıma koşan askermiş gibi görünüyor. peki sıkı yönetim varken, sokağa çıkma yasağı varken oraya ilk kim ulaşabilir sence?

    kadınlar konusunda kendi düşüncendir. bilemem. ama bana göre ataerkil bir topluluk yok ortada.

    cemal paşa'dan aslında biz senaristle birlikte nefret ettik, ve izleyenlerin de nefret edeceğini düşündük. çünkü arabanın benzininin bitmesi sonucunda ettiği laf yüzünden güzelim proje gitti. bu yüzden kendisinden nefret ettik. senin babacan görmen ilginç.

    eoçyö: ama ben bilmemne şey mey...

    demek ki neymiş öyle her ortamda, "ben entelim, süperim ben her şeyden anlıyorum nasıl da gördüm bak bak!" diye artist artist dolaşmamak gerekirmiş. tolga örnek insaflı çıktı ben olsam ayar üstüne ayar verirdim. içine birkaç da küfür serpiştirirdim ki ortalık şenlensin.

    işte bana sorulunca alınan cevap şöyle olurdu;

    eoçyö: şimdi benim üç sorum var; ben filmi(devrim arabaları) çok militarist buldum. filmde kadınlar ikinci plana atılmış, erkek egemen bir toplum yaratılmaya çalışılmış. biz cemal paşa'dan nefret etmek istiyorduk, ama siz gayet babacan göstermişsiniz.

    sarintua: peki soru?

    eoçyö: eeooo bunlara cevabınız nedir?

    s: şimdi en başta üç soru dedin konuşmaya çalıştın, battın, bir de üstüne sadece tek soru sordun. peki madem ama yine de açıklayayım;

    film en başta militarist değil, ne kadar yarak kafalı bir adamsın, götünle mi izledin filmi? yoksa ben bir şey söyleyim, bunların aklını alayım, yanımda karı kız da var, bana hayran olsun sonra küskümü şenlendireyim diye düşündün?

    ikincisi, filmin geçtiği tarih ne bilmem fark ettin mi? kadınlar zaten o zamanlar daha çok kocalarının arkasındaydı. bu tatlı su feminizmiyle başlayan özgür kadın olayı 90'larda başladı. şimdi filmde, normalde olmayan bir şeyi sırf kadınları ikinci plana atmamak için olmuş gibi mi gösterelim? hatta kadınların erkeklere etkisi çok fazla tam bir kaos esnasında, gelmeleri, ortamı yumuşatmaları, sence kadını ikinci plana atmak mıdır?

    son olarak, cemal paşa konusunda aç oku, nedir ne değildir öğren, yanlışlar yapmış olabilir, doğrular yapmış da olabilir. sırf yanlışlar yaptı diye bu yaptığı doğruları da görmezden gelmemizi gerektirmez. kaldı ki kendisinin sadece arabalar hakkındaki yorumları filme yansıyor. yaptığı diğer şeyler yansımıyor. ayrıca filmin en büyük kötü adamı, arabaların sırf benzini bitti diye hunharca eleştirmesinden dolayı kendisi değil mi? senin o bu filmi izlediğin götüne ayağımı sokturtma!

    eoçyö: ama şey mey!

    s: sus ben tolga örnek kadar kibar değilim seni üç tane eşeği sırayla suya gönderip her biri üç turunu bitirene kadar döverim. adamın asabını bozma.
  • çanakkale belgeselinde m. kemal'e az yer vermesi nedeni ile eleştirilen yönetmen. vatan gazetesinde yer alan röportajında konuya ilişkin olarak;

    1. m. kemal'in kendisi de, "ben 18 mart'ta karargâhta oturuyordum, benim savaşa dair bir rolüm olmadı" diyor

    2. çanakkale'de gerçekten 250.000 şehit verdiysek dünyanın en kötü ordusuyuz demiştir.

    bu iki iddia sırayla şu şekilde cevaplandırılabilir:

    1. 18 mart 1915 günü m. kemal paşa, karargâhta oturmamakta; deniz savunmasından sorumlu cevat paşa ile birlikte alçıtepe'de, alınmış savunma önlemlerini denetlemektedir. öyle ki, düşman donanmasından atılan toplar, bu iki komutanın bulunduğu noktaların dahi yakınlarına düşmüştür.

    2. türk ordusunun 250.000 şehit verdiği hususu, zaten araştırmacılar tarafından da kabul edilmeyen, çanakkale savaşları hakkında ortaokul-lise ders kitapları dışında az da olsa bilgisi olan hemen herkesin bilmesi gereken bir husustur. 250.000 sayısı o dönemki osmanlı kayıt sisteminden kaynaklanmaktadır. şöyle ki, osmanlı ordusunda ölü+yaralı+esir+kayıp gibi artık aktif savaş gücü anlamında herhangi bir anlam ifade etmeyen askerlerin toplamı doğrudan ölü olarak değerlendirilirdi. bu nedenle 250.000 de değil, 253.000 küsür kayıp hesaplanması gayet olağandır. salt ölü sayısı ise (şu an tam hatırlamıyorum ama) 60.000-80.000 arasındadır.

    sonuç olarak;

    aslen karacı olmasına rağmen 18 mart deniz savaşında bile üzerine düşen görevi layıkıyla yapan, kaldı ki 25 nisan'da kara savaşı başladıktan sonra - başta anafartalar ve conkbayırı olmak üzere - yer aldığı muharebelerde yıldızı iyice parlayan ve düşmanlarının dahi saygısını kazanan bir komutana böyle ucuz yollu, gerçek dışı saldırılarda bulunmanın, adı geçen yönetmene bile yakışmadığını ifade etmek gerekmektedir.
  • mütevazılığın dibine vurmuş insandır.

    sen kalk hititler gibi, gelibolu gibi* benim diyen yönetmenlerin bile cesaret edemeyeceği tarihi filmler çekerek işe başla, yaratılması gereken atmosferin en kralını elindeki sınırlı bütçeyle yarat, üstüne bir de devrim arabaları gibi bir filmi sağ ya da sol ya da objektiviteyi etkileyecek herhangi bir tuzağa düşmeden sadece sinema sanatı adına sadece insanı, insanları anlatarak çek; ha bir de çektiğin o senaryonun zerre boş diyalog içermeyen senaryosunda parmağın olsun, sonra da kalk 3-5 zibidinin sana sorduğu, hatta senaryonun bitişine bile karışmaya çalıştığı sorulara, onlarla beraber filmi seyrettikten sonra bira eşliğinde bir barda* sonuna kadar cevap ver; son soruyu almak isteyenlere " hayır sorsunlar" de...

    olacak iş değil.

    böyle türkiyenin en iyi yönetmeni olunmaz...

    (bkz: kral adam)
  • şu an dünyanın en haklı veryansınını ediyor cnn türk'te. kendisinden önce kanala bağlanan avni özgürel şahsında bütün sıfatını bilmediklerime ağzının payını verdi.
  • cnn'de, yaklaşık 5 dakikalık bir sürede 21 eylül 2012 balyoz davası kararları hakkında söylenebilecekleri doğaçlama olarak söylemiş özden örnek'in oğlu. öyle ki; donanımlı konukların saatlerce konuşmasından çok daha akılda kalıcı ve etkileyici olmuştur.

    video

    not: akp'ci avni özgürel'e de tarihinin ayarını vermiştir, ağzına sağlıktır.
  • çok kibar, anlayışlı, sevimli bir yönetmen olduğunu labirent filminin çekim esnasında görmüş olduğum kişi. ekibinden olmadığım için belki ben bu kadar olumlu düşünmüş de olabilirim; fakat adam hakkında kötü bir şey düşünmek mümkün değil. gördüğüm kadarıyla -genelin aksine-, kaprisli ve kaba değildi. devrim arabaları filmini ve nemrut belgesellerini izlediğimde de kendisine ayrıca bir sempati duymuştum zaten. umarım labirent'ten de memnun kalırız.
  • ilk belgeseli atatürk'ü 26 yaşında çekmiş yönetmen.

    sıcak, samimi, burnu havada olmayan iyi bir abi.
  • enteresan bir yönetmen.
    bir felaket belgesel gelibolu'dan sonra çektiği devrim arabaları, kaybedenler kulübü ve labirent bambaşka bir yönetmenden çıkmış gibi.
    gelibolu'dan sonra kendine yönetmenlik adına her ne yaptıysa çok iyi yapmış.