şükela:  tümü | bugün
  • nedense ömrünü tuncay güney'le mücadeleye adamış gazeteci/hürriyet çalışanı.
  • susurluk kazasında abdullah çatlının üzerinden çıkan kimliğin sahibi olan mehmet özbayın amerika'da izini süren gazeteci.

    http://www.hurriyet.com.tr/…em/13060426.asp?gid=229

    dün, derin devletin bulunamayan adamını bulduk, deyince, lan yoksa yeşili mi buldular demiştim. biraz sükut-u hayal oldu... üstelik haber çok doyurucu ve ilginç değil açıkçası...

    ama gazeteciliğin gerektirdiği her şey var haberde. emek verilmiş, iz sürülmüş, ilginç bir adamın bağlantıları -en azından bir kısmı- deşifre edilmiş.

    ellerine sağlık diyoruz...

    bi de engin civanın peşine düşsene be hacı... nerede, ne yapar merak ediyoruz valla...

    (bkz: rüşvetin belgesi mi olur pezevenk)
  • hürriyet eklerden hürriyet yazı işleri bölümüne geçmiş, ufku ve yolu açık gazeteci.
  • hürriyet'te okunmaya değer yazıların sahibi gazeteci.
  • okunacak şeyler yazan gazeteci. amerika'da kala kala oranın gazetecilik raconunu da kapmış abimiz. yolu açık olsun.
  • normalde cok ilgi çekici konularda yazan düzenli takip ettiğim biridir. ancak bugün kendisini oray eğin sineği ısırmıs gibi bir yazı yazmış olmayacak genellemelerle "ben cok bilirim adamın agzından sınıfını mınıfını çeker alırım" moduna bürünmüş, şunlar nedir allahaşkına ya hahhahha:
    ***
    "önümüz bayram. bazılarınız new york’a gelecek. nişantaşılılar 3 gün, ataşehirliler 10 gün kalıp dönecek. ve fussell’ın turizm tarifiyle, birçoğunuz biriktirdiği paraları harcayacak ve bir süreliğine ait olmadığı bir sınıfın mensubu gibi davranacak." ben aslen bostancılıyım da evlendikten sonra beşiktaşa yerleştim benim ağırlıklı ortalamam kaç çıkar hacı ona göre bilet alayım..
    ***
    "soru 1: uçakta düzgün bir genç. yelekli, koyu renk bir takım ve beyaz gömlek giymiş. konuşurken şöyle sözcükler sarf ediyor: “arayüz, fon, diyalog, life-style.”
    soru 2: uçakta düzgün bir genç. yelekli, koyu renk bir takım ve beyaz gömlek giymiş. konuşurken şöyle sözcükler sarf ediyor: “patina (eskimiş sanat eserlerinde üst katman), quattrocento (15. yüzyıl erken rönesans sanatı), v and a (victoria and albert müzesi, londra).
    cevap 1: orta sınıf, hatta üst işçi sınıfından. aşırı büyümüş bir şirketin konferansa giden beyaz yakalısı. dışarıya üst-orta sınıf algısı yaydığını zannediyor ama yanılıyor. ileride bir gün şirkette yükseleceğini düşünüyor ama maalesef orada da yanılıyor.
    cevap 2: ya orta-üst sınıf ya da üst sınıftan. miras para kalmış ama zaman zaman çalışmayı da seviyor. müze küratörlüğü ya da klasik eserlerle ilgileneceği hafif bir galeri işi gibi... "

    soru 3: uçakta düzgün bir genç. yelekli, koyu renk bir takım ve beyaz gömlek giymiş. konuşurken şöyle sözcükler sarf ediyor: "ammuga goyyim o arsanın da emsali düşük cıktı, en fazla beşbin m2 inşaat alanı cıkıyordu..belediyeden adam bulacagıdık da araya başga iş girdi..o bebehteki 2. derece tarihi eserle ilgili de adamını bulduk anıtlardan bogaziçi imardan garişan görüşen olmayacah basın betonu ammınnoooyum"
    cevap 3i kendisi türkiye şartlarında gerçek bir blueblood olup süphesiz ki gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak yurdumuzun müreffeh yarınlara yelken açmasına katkıda bulunacaktır. al koçççum bu da sana türkiye gerçeği, para istemez..
    ***
    http://www.hurriyet.com.tr/….asp?yazarid=322&gid=61
  • hurriyet gazetesi geleceği gördü. "standart gazete satış" parodisini gördü. yani şu: gazete en çok haftasonu satılıyor. yani insanların evde oturup kahveyle beraber gazeteyi eline alıp okumayı sevdiği günlerde... hürriyet'te bu yönü gördü ve pazar gazetesi çıkarmaya başladı. gazete "aktüelite" bir gazete olacaktı. yani sıkıcı siyasi gündem değilde aktüel konuların değerlendirilceği, ilginç konuların tartışılacağı bir gazete ve bu gazete de tolga tanış yok!

    gerçekten ilginç konulardan bahseder. tam anlamıyla aktüel bir adamdır. bir gün bloomberg sahibinin rezidansında verdiği partiye gider. oradaki normları ve davetlileri yazar. bir gün borsacıların en çok takıldığı restorana gider. orada dönen entrikalardan ve normlardan bahseder. bir gün mafya lokaline gider. o lokalin etrafındaki marketlere sağladığı ekonomiyi yazar. bir gün şehrin en gizemli klüplerini ve içersinde dönenleri yazar. tam anlamıyla pazar günleri okuncak adam.
  • oldukca kafasi calisan bir yazar. tespitleri, yazmak icin sectigi konular genelde dikkat cekici ve kendini ifade edisi muazzam. gocmen olarak yasadigi bir ulkeyi mantikli bir sekilde analiz edebilmesi takdire sayan.
  • kafasi calisiyor mu, kaynaklari iyi mi bilmem ama, kose yazarligi pek de becerebildigi bir sey degil onu net olarak gorebiliyorum. arastirmaci gazeteci-muhabir olsun, belgesel kitap uzerine calissin. ama kose yazarligi? eldeki ham verileri guzelce servise hazir edebilme ve edebi kabiliyet? ni ih. ona gore degil.
  • 25 eylül 2011 günü yazdığı yazıyla dikkatimi çekmiş bir gazetici.

    bugüne kadar daha önce yazılarına rastlamamıştım. tabi çevremizde yılmaz özdil yazılarını paylaşmayı ibadet haline getirmiş bir güruh olduktan sonra böylesi bir araştırmacı gazeteci pek de göze çarpmıyor. ama önceki yazılarını ve sonrasında yazacaklarını merakla okuyacağım.

    bundan 3-4 yıl sonrasında adından sıklıkla söz ettirebilir.