şükela:  tümü | bugün
  • tek perdelik güzel bir oyun. bazı sahnelerde 84 yaşındaki tolstoy'un yastığa kapanıp ergen triplerine girmesi abartı gelse de sanatçının histerikliğine verip geçiyoruz.
  • fena olmayan gidilebilir tek perde oyun. niye geldim ki buna demezsiniz çıkarken.
  • stüdyo sahne'de gözlerden ırak, sessiz sakin, kapalı gişe oynayan ankara dt oyunu. lev tolstoy'un evinden kaçtıktan sonra konakladığı ve hayatını kaybettiği tren istasyonunda hayatının analizini yapması, karısı ve geçmiş aşklarıyla, kendini aforoz eden rus kilisesiyle ve müthiş öfkeli olduğu çar romanof'la, en çok da kendisiyle hesaplaşmasını içeriyor. arka ve profilden görünüşü fotoğraflarından bildiğimz tolstoy'a epey benzemiş olan oktay bal'ın içten oyunu, anna karanina'yı oynayan ebru uysal'ın devlet tiyatrolarında pek rastlamadığımız sıradışı güzelliği, izbelik bir tren istasyonu atmosferini yansıtabilmiş dekoru ve kahverengi tonlu rengiyle tolstoy'dan dökülen edebi ve özlü cümleleriyle izlenilesi bir oyun.

    sakin, iddiasız, üç kişilik, tek perdeli oyunu biraz daha ilgiyle ve keyifle izlemek için tolstoy'un eserleri ve felsefesi hakkında az biraz bilgi sahibi olmak gerekiyor. o taktirde tadından yenmez bir eser olarak nitelenebilecektir. ahlaktan adaletten bahseden her ünlüyü müslümanlaştırmak konusunda pek hevesli olan islami camianın 'aslında tolstoy son yıllarında islamı seçmişti. hatta dinini daha iyi öğrenmek ve yaşamak için istanbul'a gelirken yolda öldü' iddialarını görmezden gelirsek oyunun tolstoy'un genel felsefesini ahlakçılığı, deistliği, anarşistliğiyle doğru yansıtabildiğini söyleyebiliriz.
  • 27-28-29 ve 30 nisan 2017 tarihlerinde istanbul tekel sahnesinde izlenebilecek olan ankara devlet tiyatrosu oyunu. keşke programlı bir turne olsaydı oyun programımızı ona göre yapsaydık cümlesini kurmadan edemiyorum.

    http://www.devtiyatro.gov.tr/…8-basin-duyurusu.html

    http://www.devtiyatro.gov.tr/…-tolstoy-ve-anna.html
  • 2017-2018 sezonunda da sahnelenmeye devam eden oldukça beğendiğim tek perdelik oyun.

    --- spoiler ---
    tolystoy'dan kaçan çiftçi adamsın :) en güzel rolde seninkisi,
    ilk sırada izleyince gitarın üzerine düşen ışık bazen gözünüze yansıyabiliyor.
    --- spoiler ---
  • geçen sezon izlediğim oyun.
    kendi yarattığı karakter(anna karenina) ile diyalog etkileyici bir oyun çeşidiydi bence

    tolstoy'un eşine ve hayatına ilişkin gel-gitlerini çok bariz hissettirdi.
    id, ego ve süper ego çatışması gibi geldi iç hesaplaşmalarının birçoğu.
    yapması gerekenler, yapılması beklenen ve yapmak istedikleri.

    bu çatışma herkesin hayatında vardır ve olacaktır. seçeneklerimiz ise bizim karakterimizi belirler.
  • fazla ağır ve dramatik, kendince mesaj vermeye çalışan anlamsız bir oyun fakat oyunculukların iyi olduğu bir yapıt.
  • stüdyo sahne’de tek perde olarak izlediğimiz oyun.

    her ne kadar yorgun argın oyuna gitmiş olsak da ki sonuçta iş çıkışı, minimalist unsurlarla bizi kendine çeken, bir an bile sıkılmadığımız bir oyundu. öyle ki oyun sonrasında bir mekana gidip sıcak şaraplar eşliğinde oyunu tartıştık.

    aslında oyunda temel olarak bize verilen, bağıra bağıra söylenen kamu spotu tarzındaki öğeler dışındaki en önemli düşünceler ve sorular şuydu; hayatımızda sofia karakterini mi seçeriz yoksa anna’yı mı ? birinden birini seçtiğimizde buna doğru diyebilir miyiz ? peki doğru olan her zaman mutlu eder mi ? yoksa çoğu zaman insanı mutsuz mu eder ?

    neredeyse ölüm döşeğindeki bir adamı tekrar ayağa kaldırıp güle oynaya dans ettirebilen, ona bu enerjiyi veren insanla bir sonraki trene beraber binip gitme isteği uyandıran şey nedir ? aşk mıdır ? yoksa geçmişten gelen yaşanamamışlık duygusunun insanı meraklandıran, kanını deli akıtan tutku mu ?

    peki bütün bunları bize veren kişiyi bırakıp hayatın gerçeğini(bize göre gerçeğini) seçmemize sebep olan şey nedir ? korku mu ? çekincelerimiz mi ? yoksa her ikisi birden mi ?

    hayallerimizin ve hayatımızın ne kadar farklı olduğunu bize gösteren, az dekorlu, bol hüzünlü güzel bir oyun. tavsiye edilir.

    “her şeyin sonu var, her şeyin.”

    tren istasyonu metaforu ise mükemmel..
  • tolstoy’un yaşadığı hayatı, seçimleri, düşünceleri, hataları ve doğrularıyla yüzleştiği, izlemesi oldukça keyifli tek perdelik oyun.

    “mutluluklar birbirine benzer ama her mutsuzluğun ayrı bir görünüşü vardır”

    tolstoy’un toplumcu, savaş karşıtı, kilise karşıtı düşünceleri ve ahlak, erdem gibi konular üzerine düşünceleri iyi yansıtılmış. gerçeklik ve hayal arasındaki geçişler, tercihleri ve hesaplaşmaları insanı düşünmeye sevkediyor.

    hayaller mi? gerçekler mi? hayallerimize kavuşmayı gerçekten ister miyiz? yoksa tek istediğimiz olması gereken bir hayat yaşamak mı?

    hüzünlü bir oyundu, derin sorular sordu ve kapanışta tolstoy’dan duyduğumuz sözlerle hüznümüz yerini kendi iç hesaplaşmalarımıza bıraktı.

    “burada yaşlı bir adamın haline üzüleceğinize kendi halinize üzülün”
  • ankara izleyicisinin kriter olmadan, gerçekten başarılının hakkını vermeden, her izledikleri oyunu çılgınca alkışlamaları beni benden alıyor.

    bu oyunun kapalı gişe olmasının iki nedeni var; ilki adında tolstoy geçmesi, ikincisi kısa sürmesi, içerikle alakası olduğunu düşünmüyorum.

    tolstoy komik bir ayyaş mıdır, verdiğiniz mesaj bu mudur, ey oyun yazari, ey yönetmen?

    peki ya anna, büyüleyici anna karenina bu mudur?

    gerçek bir hayal kırıklığı oldu, bu sezonda bir de anna karenina sahneleniyor, onu da çok merak ediyorum, eğer bilet bulabilirsem kaçırmayacağım.