şükela:  tümü | bugün
  • the gospel of thomas
    1945 yilinda misir'da bulunan aramaic dilinde yazilmis incil...orjinal ya da orjinale en yakin oldugu soyleniyor...
    http://www.misericordia.edu/…avies/thomas/trans.htm
  • bazıları tomas incil’ini 5. incil olarak adlandırırlar. bazı aydınların bu yazmadaki söyleyişlerin bazılarının gerçek incil’de görmelerine rağmen, tomas incil gnostik bir yazmadır. tomas’ın incil’inde isa’nın 114 özdeyişi vardır.

    tomas (thomas):
    "thomas," tabii ki gerçek isim değildir. ‘petrus’ isminin bir takma isim olması gibi, "thomas" ismi de aramice’de ‘ikiz’ anlamına gelen bir takma isimdir. eusebius oniki elçiye yönelik yorumunda, thomas’ın gerçek isminin yahuda (judas) olduğunu yazar. bazı aydınlar thomas’ın isa’nın erkek kardeşi olduğuna inanırlar.

    keşif:
    iki köylü kardeş tarafından 12 kitap 1945 yılında nag hammadi yakınlarında mısır’da keşfedildi. bu kitaplar nag hammadi kütüphanesi olarak adlandırılır. mühürlenmiş bir küp içinde gizlenmişlerdi. kan davası olduğundan kitaplar bir rahibin evine götürüldü. müzeler müdürlüğü bunları aldı. şu an mısır, kahire’de koptik müzesinde koruma altındadırlar.

    koptik dil:
    tomas incil’i koptik diliyle yazılmıştır. koptik dili, yunan alfabesi ile yazılmış geç mısır dilidir. mısır’da yaşayan ilk yüzyıl hristiyanları koptik dilini kullandılar. günümüzde hala mısır’da koptik kilisesi vardır ve koptik dilini kullanmaktadır.

    orijinali grekçe yazılmıştır:
    koptik tomas incil’i yunanca’dan çevrilmiştir. the coptic gospel of thomas was translated from the greek. bu incil’in orijinal grekçe parçaları mısır’daki oxyrhynchus’ta 20. yy’ın başında bulunmuştur. kutsal kitab’a ait metinler de bulunmuştur. 1, 654 ve 655 oxyrhynchus papirüsü nag hammadi kütüphanesi keşfedildikten sonra tomas incil’inin parçaları olduğu anlaşılmıştır. grekçe papirüs 1, 26-30, 77, 31-33 özdeyişlerini ve diğer iki 1-1 ve 36-40 özdeyişleri sırasıyla içermektedir.

    gnostizm:
    gnostizm kurtuluşun herşeyden önce gizli bilgiyle geldiğine inanan bir inanç idi. grekçe ‘bilgi’ kelimesi ‘gnosis’tir. tomas incil’i gnostik bir yazıdır. giriş kelimeleri şöyle başlar: "bunlar yaşayan isa’nın söylediği ve ikiz yahuda tomas’ın yazdığı kelimelerdir" (p.3, guillaumont, et al, 1959, leiden: brill).

    koloselilerin sapkın öğretişe ilişkin uyarısı:
    pavlus incil’deki koloseliler bölümünde gnostizmin kökeni olabileceği sapkın öğretiş konusunda uyarıda bulunmuştur. pavlus : gizli bilgi (koloseliler 2:18; 2:2-3), sahte alçakgönüllülük (2:21), meleklere tapma (2:18), mesih’e ilişkin alçaltılmış bilgi (1:15-20), ve insan aklına ve geleneklerine dayanmak, güvenmek (2:4,8).

    1. yuhanna’nın sapkın öğretişe ilişkin uyarısı:
    1. yuhanna ilk iki yüzyılda hristiyanlığa en büyük bir tehlike olan ilk erken gnostizm konusunda uyarmaktadır. gnostikler maddenin kötü olduğuna inanırlardı. ruh ise iyiydi. kurtuluş, gizli bilgi aracılığı ile kötü bedenimizden kaçmak, kaçınmaktı. mesih gerçek insan değildi. beden almış gibi göründü, çarmıhta ölmedi ve acı çekmedi. bu öğretişin ismi doketizm (docetism)’dir. kendini alçaltmanın ve ahlaksızlığın aşırılıkları da vardı.

    ilk yüzyıl kilise babaları:
    i.s. 223 yılında origin luka’ya ilişkin hitabesinde sapkın incillerin listesi içinde tomas incil’i de geçmektedir. eusebius tomas incil’ini apokrifa içinde sıralamıştır, "...sapkınlar tarafından elçilerin ismiyle gösterilmiştir." 430 yılında side’li philip eusebius’a ilişkin şöyle söylemektedir, "... bu işin sapkınların işleri olduğunu söyleyerek.....tomas’ın incili olarak adlandırılanı birçok kilise ihtiyarı reddetmiştir... "

    sonuç:
    1. "tomas incil’inin yazarı, kanon incilleri (matta, markos, luka ve yuhanna)’ya bağlılık göstermekte kararlılığını göstermeye çalışmış, diğerlerinden sonraki bir tarihte yazılmıştır.
    2. tomas incil’inde yazarın kasıtlı olarak ‘gizli’, ‘saklı’ özdeyişler ile geleneklere bağlılığında eğimlilik görülmekte ve bunu teolojinin en başında belirtmektedir.
    3. tomas incil’i gnostizm’i destekleyen, öğreten, yücelten bir metindir.

    kaynaklar:
    yukarıdaki yazının daha fazla detayı için, (ingilizce)
    http://www.webcom.com/~ctt/gthomas.html

    gnostikler hakkında bilgi:
    http://www.geocities.com/…terika_thamos/gnosis.html
  • hz. isa'nın 114 özdeyişinden oluşan tomas (thomas) incili'nin türkçe çevirisi:

    (1)
    ve o dedi :
    bu sözlerin yorumunu bulan
    ölümü tatmayacak.

    (2)
    isa dedi :
    arayan, bulana kadar aramayı bırakmasın
    ve bulunca şaşıracak
    ve şaşkınlıkta kalarak hayran olacak,
    ve her şey üstünde hüküm sürecek.

    (3)
    isa dedi:
    eğer size yol gösterenler
    işte, melekût göktedir, derlerse
    o zaman, göğün kuşları önünüzde gidecek
    eğer melekût denizdedir, derlerse
    o zaman balıklar önünüzde gidecektir.
    fakat melekût hem içinizdedir ve hem dışınızdadır.
    kendi kendinizi bilince, o zaman bilineceksiniz,
    ve siz diri baba'nın oğulları olduğunuzu bileceksiniz.
    lâkin kendinizi bilemezseniz,
    o zaman fakirliktesiniz (yoksulluktasınız)
    ve bu fakirlik sizsiniz.

    (4).
    isa dedi:
    yaşlı adam hayatı sırasında
    yedi günlük bir sabî'ye
    hayatın yeri hakkında sormakta gecikmeyecek,
    ve o adam yaşayacak
    çünkü birincilerin çoğu sonucu olacak
    ve bir olacaklar.

    (5)
    isa dedi:
    yüzün önünde olanı bil ve sana gizli olanın üstü açılacaktır;
    zira ortaya çıkmayacak saklı bir şey yoktur.

    (6)
    şakirtler sordular ve o'na :
    oruç tutmamızı ister misin?
    nasıl dua edelim?
    sadakayı nasıl verelim?
    ve yiyecekte neyi gözetelim, dediler.
    isa dedi:
    yalan söylemeyin,
    istemeyeceğinizi (yadsıyacağınızı) yapmayın, -la ikrahe fiyd diyn-
    zira her şey göğün karşısında açıktır.
    doğrusu ortaya çıkmayacak gizli ve örtüsü açılmadan kalacak olan
    keşfedilecek hiç bir şey yoktur.

    (7)
    isa dedi:
    insanın yiyeceği o aslana ne mutlu,
    ve aslan insan olacaktır;
    ve aslanın yiyeceği insan kirdir,
    ve aslan insan olacaktır.

    (8)
    ve isa dedi :
    insan tedbirli bir balıkçıya benzer ağrını denize atan;
    ve onu küçük balıklarla dolu denizen çeker.
    onlar arasında, tedbirli balıkçı iri ve iyi bir balık buldu. küçük balıkların hepsini denize attı, zahmetsiz, iri balığı seçti.
    işitmek için kulakları olan işitsin.

    (9)
    isa dedi:
    işte ekinci çıktı (tohum ekmeye).
    (taneleri) avucuna doldurdu ve serpti.
    gerçekte birkaç tanesi yola düştü;
    kuşlar gelip onları gagaladılar.
    bazıları kayalık yere düştüler
    ve ne kök saldılar toprağa
    ne de göğe doğru başak sürdüler.
    ve (daha) başkaları tohumu boğan
    (dikenli) çalılara düştüler,
    ve kurt onları yedi.
    ve öbürleri de doğru iyi meyve veren
    iyi toprağa düştüler;
    mahsülü altmış nispetinde
    ve yüz yirmi nispetinde oldu.

    (10)
    isa dedi:
    dünyaya bir ateş attım ve işte
    onu sarıncaya kadar
    koruyacağım.

    (11)
    isa dedi:
    bu gök geçecek,
    ve onun üstünde olan da geçecek,
    ve ölü olanlar yaşamazlar,
    ve diriler de ölmeyecekler.
    ölü olanı yediğiniz günler diriden yiyordunuz.
    nur içinde olduğunuz zaman ne yaparsınız?
    siz bir iken ikiyi yaptınız (hâsıl ettiniz)
    ama iki olarak ne yapacaksınız?

    (12)
    şakirtleri isa'ya dediler :
    biliyorsunuz ki, sen bizi terk edeceksin; üzerimizde büyük kim olacak?
    isa onlara dedi :
    bulunduğunuz noktadan âdil yakûp' a doğru gideceksiniz:
    göğün ve yerin olan o'na intikal eder.

    (13)
    isa şakirtlerine dedi :
    mukayese edin beni,
    söyleyin kime benziyorum?
    simun-petrus o' na dedi :
    sen âdil bir meleğe benziyorsun.
    matta o' na dedi :
    bilge bir filozofa benziyorsun.
    thomas o' na dedi :
    muallim, ağzım asla kabul etmeyecek kime benzediğini söylemeyi.
    isa :
    senin muallimin değilim,
    zira, kendi ölçtüğüm kaynayan kaynaktan içtin sen,
    kendi kendini sarhoş ettin,
    dedi.
    ve isa onu tuttu
    kendine çekti ve ona üç kelime, dedi.
    imdi, thomas arkadaşlarına döndüğünde
    arkadaşları ona sordular :
    isa sana ne dedi?
    thomas onlara :
    eğer bana dediklerinden birini size söylesem bir taş alır, bana atarsınız; ve o zaman, taşlardan bir ateş çıkar ve sizleri yakardı.

    (14)
    isa onlara dedi :
    eğer
    oruç tutarsanız,
    kendiniz için bir hata'ya sebep olacaksınız,
    ve eğer
    dua ederseniz,
    mahkûm olacaksınız,
    ve eğer
    sadaka verecekseniz, ruhlarınıza zarar vereceksiniz;

    ve eğer herhangi bir memlekete giderseniz
    ve etrafı dolaşırsanız
    ve eğer sizi kabul ederlerse,
    önünüzde konulanları yiyiniz,
    aralarında hasta olanları iyi ediniz.
    zira ağzınıza girecek olan sizi kirletmeyecek,
    ama ağzınızdan çıkacak olan,
    (işte) sizi kirletecek olan odur.

    (15)
    isa dedi:
    kadından doğmamış olan' ı
    gördüğünüz zaman yüzüstü yere kapanın (secde edin),
    ve o' na tapın (perestiş edin) :
    baba'nız o'dur.

    (16)
    isa dedi :
    belki insanlar sanıyorlar ki ben yeryüzüne selâmet getirmeye geldim,
    ve onlar bilmiyorlar ki
    yeryüzüne ayrılık getirmeye geldim,
    ateş, kılıç, savaş
    zira
    bir evde beş (kişi) olacak
    üç ikiye,
    ve ikisi üçe karşı,
    baba oğula,
    ve oğul babaya karşı olacak,
    ve onlar ayakta, münzevi olacaklar.

    (17)
    isa dedi :
    size gözün görmediği, kulağın işitmediği, elin dokunmadığını,
    ve insanın yüreğine girmeyeni vereceğim.

    (18)
    şakirtleri isa' ya dediler :
    sonunuz nasıl olacak söyle bize?
    isa dedi :
    sonu aradığınıza göre
    başlangıçın perdesini mi açtınız?
    çünkü başlangıç nerede ise, son orada olacak.
    mesut o kimsedir ki başlangıçta duracak ve sonu bilecek ve ölümü tatmayacak.

    (19)
    isa dedi :
    mesut o kimsedir ki var idi, var olmadan önce.
    benim şakirtlerim olursanız ve sözlerimi işitirseniz
    bu taşlar size hizmet edecektir.
    cennet'te
    gerçekten
    beş ağaça sahipsiniz,
    ne yazın, ne kışın sallanmayan
    ve yaprakları dökülmeyen.
    onları tanıyan kimse ölümü tatmayacaktır.

    (20)
    şakirtleri isa' ya dediler :
    göklerin melekûtu kime benzer, söyle bize.
    onlara dedi :
    bir hardal tanesine benzer, o
    bütün tohumların en küçüğü;
    ama o işlemiş toprağa düşünce,
    göklerin kuşları için bir sığınak olan
    büyük bir sürgün verir.

    (21)
    mariam isa' ya dedi :
    şakirtlerin kime benziyorlar?
    isa dedi :
    kendilerinin olmayan bir tarlaya oturmuş küçük çocuklara benzerler.
    tarlanın sahipleri gelince
    tarlamızı bize bırakın! derler.
    onlarsa, onların önünde tarlayı boşaltmak
    ve tarlayı geri vermek için, soyunurlar.
    bu yüzden derim ki :
    eğer ev sahibi bilirse
    hırsızın geleceğini,
    o gelmeden önce gözetir
    onu bırakmamak için kendi melekût' unun evinde delik açıp da öte-beriyi götürmesin diye.
    ama size gelince, dünya karşısında uyanık olun,
    size doğru gelmek için haydutlar bir yol bulmasınlar diye
    büyük bir güçle beliniz üzerinde doğrulun.
    zira gözettiğiniz kazancı onlar bulacaklar.
    kendi özekinizde (tâ içinizde) uyanık bir insan bulunsuz!
    meyve olgunlaşınca,
    elinde orağı ile çıkageldi,
    ve hasadı topladı.
    işitmek için kulağı olan, işitsin !

    (22)
    isa,
    meme emen çocuklar (bebekleri) gördü
    ve sakirtlerine şöyle dedi :
    melekût' a giden kimselere benzer
    süt emen çocuklar.
    o' na dediler :
    o hâlde çocuk iken mi?
    melekût' a gideceğiz?
    isa onlara :
    ikiyi bir, içinizi dışınız, dışınız içiniz, yukarıdakini aşağıdaki gibi yapınca,
    erkeği ve dişiyi
    bir tek kılmak için
    erkek, erkekleşmesin
    ve dişi, dişileşmesin diye;
    bir gözün yerine gözler,
    bir elin yerine tek el,
    bir ayağın yerine tek ayak,
    bir suretin yerine tek suret yapınca,
    (işte) o zaman melekût' a gideceksiniz.

    (23)
    isa dedi :
    bin arasında birinizi
    on bin arasında ikinizi seçeceğim
    ve onlar ayakta, bir olacaklar.

    (24)
    şakirtleri :
    bulunduğun yeri öğret bize,
    zira o yeri aramak bize gereklidir, dediler.
    isa onlara :
    kulakları olan işitsin ! dedi.
    aydınlık var ışıktan bir varlığın içinde ve bütün dünyayı aydınlatır.
    eğer aydınlatmıyorsa o karanlıktır (zulmettir).

    (25)
    isa dedi :
    kardeşi ruhun gibi sev,
    gözünün bebeği gibi
    dikkat et ona.

    (26)
    isa dedi :
    kardeşinin gözündeki saman çöpünü görürsün de, kendi gözündeki merteği görmezsin.
    kendi gözündeki merteği çıkarınca, kardeşinin gözündeki saman çöğünü atmak için daha iyi görürsün.

    (27)
    dünyada oruç tutmazsanız,
    melekût'u bulamayacaksınız;
    eğer sebt gününde sebt yapmazsanız,
    baba'yı göremeyeceksiniz.

    (28)
    isa dedi :
    dünyanın ortasında durdum
    ve onlara bedende göründüm.
    hepsini sarhoş buldum;
    aralarında susamış olan kimse bulamadım
    ve ruhum insanoğulları için ıstırap duydu,
    çünkü onlar yüreklerinde kördüler ve görmüyorlar; dünyaya boş geldiler ve oradan boş olarak gitmeye çalışıyorlar.
    ama işte, şimdi onlar sarhoşturlar.
    şaraplarını reddedince (bırakınca)
    o zaman zihniyetleri (şuurları/bilinçleri) değişecek.

    (29)
    isa dedi :
    eğer beden ruhtan dolayı olmuşsa bu bir harikadır;
    ama şayet ruh bedenden dolayı olmuşsa, bu bir harikanın harikasıdır.
    fakat ben, şunda hayranım :
    bu kadar, büyük zenginlik bu fakirliğe nasıl konmuştur.

    (30)
    isa dedi :
    nerede ki üç ilâh var
    ilâhlar onlardır;
    nerede ki bir ya da iki ilâh var ben, onunlayım.

    (31)
    isa dedi :
    hiç bir peygamber kendi köyünde (yöresinde) kabul edilmemiştir;
    hekim kendisini tanıyanları iyileştirmez.

    (32)
    isa dedi :
    yüksek bir dağa kurulan
    ve kuvvetli olan bir şehir
    ne düşürülebilir (ele geçirilir) ne de gizlenebilir.

    (33)
    isa dedi :
    bir -ya da-
    öteki kulağınla işittiğin de
    damlarınızda bağır (ilân et).
    çünkü kimse bir ışık yakıp da onu
    ne kile altına
    ne de gizli bir yere komaz,
    fakat onu şamdana kor
    tâ ki gidip-gelenler
    ışığını görsünler

    (34)
    isa dedi :
    bir kör bir körü yederse (götürürse)
    ikisi de çukurun dibine düşerler.

    (35)
    isa dedi :
    biri kuvvetlinin evine girsin
    ve o evi kuvvetle (zorla) ele geçirsin
    mümkün değidir, yeter ki o kuvvetlinin ellerini bağlaya :
    o zaman (da) evini darmadağın eder.

    (36)
    isa dedi :
    ne giyeceksiniz diye
    sabahtan akşama
    akşamdan sabaha kaygılanmayınız.

    (37)
    şakirtleri dediler :
    hangi gün bize görüneceksin ve hangi gün seni göreceğiz?
    isa dedi :
    utancınızdan vazgeçtiğiniz
    ve elbisenizi küçük çocuklar gibi ayaklarınızın altına alıp çığnediğiniz zaman
    diri olan' ın oğlu' nu göreceksiniz ve korkmayacaksınız.

    (38)
    isa dedi :
    size dediğim bu sözleri birçok kere duymayı arzuladınız ve onları duyacağınız bir başkası da yoktu
    beni arayıp bulamayacağınız günler olacaktır.

    (39)
    isa dedi :
    ferisîler ve yazıcılar ilginin anahtarlarını aldılar ve onları sakladılar. kendileri girmediler
    girmek isteyenleri de (içeri) bırakmadılar.
    ama siz, yılanlar gibi tedbirli ve güvercinler gibi saf olunuz.

    (40)
    isa dedi :
    bir asma çubuğu baba' nın dışına dikildi ve, kuvvetli olmadığı için, kökünden sökülecek ve telef olacak

    (41)
    isa dedi :
    elinde olana verilecek;
    ve (elinde) olmayandan (elinde) az da olsa elindeki alınacaktır.

    (42)
    isa dedi :
    işlek yol olun

    (43)
    şakirtleri o' na dedi:
    bize böyle şeylerden söz açan sen kimsin?
    size dediğim şeylerden kim olduğumu bilemediniz mi?
    ama siz yahudiler gibisiniz : onlar ağacı severler, (ama) meyvesinden nefret ederler ve meyveyi severler, (ama) ağaçtan nefret ederler.

    (44)
    isa dedi :
    baba' ya (karşı) küfreden affolunacak
    ve oğul' a karşı küfreden de affolunacak;
    ama saf ruh' a karşı küfreden, ne bu dünyada ne de gökte affolunmayacaktır.

    (45)
    isa dedi:
    dikenli çalılılarda üzüm yetişmez
    ve deve dikenlerinden (de) incir devşirilmez,
    zira onlar meyve vermezler.
    iyi adam kendi iyi hazinesinden iyi şeyler çıkarır,
    kötü insan yüreğindeki kötü hazinesinden kötü şeyler çıkarır ve kötü şeyler söyler : çünkü yüreğin taşmasın (bolluğun) dan kötü şeyler hâsıl eder.

    (46)
    isa dedi :
    âdem' den vaftizci yahya' ya kadar, kadınlardan doğanlar arasında kimse vaftizci yahya' yı aşamadı, çünkü onun gözleri kör olmamıştı; fakat size : aramızda küçük olacak olan melekût' u tanıyacak ve yahya' yı aşacak derim.

    (47)
    isa dedi :
    mümkün değildir ki bir adam iki ata binsin, iki yay gersin;
    ve mümkün değildir ki, bir hizmetkâr iki efendiye hizmet etsin, birbirini tahkir edecektir.
    hiç bir insan eski şaraptan içmez ve hemen yeni şaraptan içmeyi arzu etmez. ve yeni şaraptan da, patlamasın diye eski tuluma boşaltılmaz;
    ve bozulmaktan korkarak yeni bir tuluma (da) eski şaraptan boşaltılmaz.
    yeni bir elbiseye eski yama dikilmez (vurulmaz); zira yama yırtılacaktır.

    (48)
    isa dedi :
    aynı evde iki (kişi) birbiriyle barışık olursa, dağa bile uzaklaş derler, ve dağ uzaklaşır.

    (49)
    isa dedi :
    münzeviler ve seçkinler, mutlusunuz, çünkü melekût' u bulacaksınız;
    o' ndan geldiniz,
    oraya döneceksiniz.

    (50)
    isa dedi :
    insanlar,
    "nerdensiniz?" derlerse size
    onlara :
    işıktan gelmekteyiz,
    işığın
    kendiliğinden doğduğu yerden, deyiniz.
    işık dikildi ayağa (doğruldu) ve kendi suretinde tezahür etti.
    eğer size,
    "kimsiniz?" derlerse,
    onlara :
    biz oğullarıyız
    ve diri baba' nın seçkinleriyiz, deyiniz.
    size eğer :
    babanız' ın sizde olan işareti nedir? derlerse,
    onlara,
    bu (hem) bir hareket ve (hem) bir durgunluktur, (sükûnettir) deyiniz.

    (51)
    şakirtler o' na :
    "hangi gün ölü olanlarla sükûn gelecek?
    ve hangi gün yeni dünya gelecek?" dediler.
    isa onlara :
    o beklediğiniz geldi, ama siz, bunu anlamıyorsunuz, dedi.

    (52)
    şakirtler o' na :
    yirmi dört kâhin (peygamber) israil' de konuştu,
    ve hepsi senin vasıtanla konuştu, dediler.
    isa da onlara :
    önünüzde diri olanı bıraktınız ve ölülerden söz ettiniz, dedi.

    (53)
    şakirtler o' na dediler :
    sünnet faydalı mı, değil mi?
    onlara :
    eğer faydalı olsaydı, dedi,
    babalar' ı onları analarından sünnetli doğurturdu.
    fakat, ruhtaki, hakikî sünnet çok faydalı bulundu.

    (54)
    isa dedi :
    mutlu olun fakirler çünkü göklerin melekût' u sizindir.

    (55)
    isa dedi :
    anası ile babasını reddetmeyen benim şakirdim
    olamaz,
    ve erkek ile kız kardeşlerini reddetmeyen
    ve benim taşıdığım gibi haçını taşımayan
    bana lâyik olmayacaktır.

    (56)
    isa dedi :
    dünyayı tanıyan kişi bir ceset buldu; ve cesedi bulan kişiye dünya lâyık değildir.

    (57)
    isa dedi :
    baba'nın melekût'u iyi bir tohumu olan insana benzer.
    düşmanı gece geldi. iyi tohum arasına delice ekti. biz deliceyi sökeceğiz;deyip gitmeyesiniz,
    ve onunla (birlikte) buğdayı sökmeyesiniz diye, adam deliceyi adamlarına söktürmedi.
    gerçekten, hasat vaktinde, delice görünecek, sökülecek ve yakılacaktır.

    (58)
    isa dedi :
    ne mutlu imtihanı bilen adama!
    o hayatı buldu.

    (59)
    isa dedi :
    diri olan'a bakınız
    yaşadıkça ölmeyesiniz, diye
    o' nu görmeye çalışmayınız; göremezsiniz. "len terani=beni göremezsin; gözler o'nu kavrayamaz, o tüm gözleri kavrar"

    (60)
    bir kuzu götüren ve yahuda' ya giren bir samiriyeli gördüler.
    isa şakirtlerine :
    kuzuyu ne yapacak? dedi.
    şakirtler o' na :
    onu öldürmek ve yemek için, dediler.
    isa onlara :
    kuzu yaşadıkça adam kuzuyu yemeyecek meğer ki onu öldüre, ve kuzu bir ceset ola, dedi.
    onlar :
    başka türlü, yapamaz! dediler.
    o da onlara :
    ceset olmayasınız, ve yenmeyesiniz diye, sükûnet içinde siz de yer arayın kendinize.

    (61)
    isa dedi :
    bir yatakta yatan iki kişiden biri ölecek, öteki yaşayacak.
    salome;
    sen kimsin, adam? dedi.
    bir' den geldin diye mi yatağıma çıktın, ve soframda yedin?
    isa ona :
    ben eşit olandan gelenim; bana babam' dan gelen verildi, dedi.
    senin şakirdin benim; bu sebepten; şakirt boş olunca ışıkla dolacak, diyorum; ama bölünürse zulmetle dolacak.

    (62)
    isa dedi :
    sırlarıma lâyık olanlara
    sırlarımı söylüyorum.
    ancak
    sağ elinin (ne) yaptığını, sol elin bilmesin.

    (63)
    isa dedi :
    büyük bir servete (çok mala) sahip
    zengin bir adam vardı.
    adam kendi kendine:
    hiç bir şeyden yoksun olmayayım diye
    ekini ekmek, biçmek, dikmek ve
    tahıl ambarını tahılla doldurmak için
    servetimi (mallarımı) kullanayım dedi.
    yüreğindeki düşüncesi böyleydi;
    ve o gece adam öldü.
    kulakları olan işitsin!

    (64)
    isa dedi :
    bir adamın konukları vardı ve yemek hazırlandıktan sonra hizmetçisini konukları davet etmek için gönderdi. hizmetçi ilkinde gitti ve ona :"efendim seni davet ediyor!" dedi. konuk ona: "tüccarlara verilecek param var; bu akşam evime geliyorlar, onlara emirlerimi vereceğim. yemek için beni bağışlayın"! dedi. hizmetçi bir diğerine gitti ve ona : "efendim seni davet ediyor!" dedi. konuk ona: "bir ev satın aldım ve benden bir gün isteniyor. müsait değilim!" dedi. hizmetçi bir başkasına gitti ve ona "efendim seni davet ediyor!" dedi. konuk ona: "dostum evlenecek ve yemeğini veren benim; gelemeyeceğim. yemek için beni bağışlayın!" dedi.
    hizmetçi bir başkasına gitti ve ona: "efendim seni davet ediyor!" dedi. konuk ona :"bir çiftlık satın aldım; borçları (vergileri) toplayacağım; gelemeyeceğim. özür dilerim!" dedi.
    hizmetçi geri döndü; efendisine; "yemeğe davet ettiklerini özür dilediler!" dedi.
    efendi hizmetçisine :
    "yolların kenarına git, bulacağın kimseleri yemeğe davet et!" dedi.
    alıcılar ve satıcılar
    baba' nın yerlerine
    giremeyecekler.

    (65)
    o dedi :
    zengin bir adamın bağı vardı. bağı çiftçilere verdi; işletmek ve ellerinin ürününü (semeresini) almak için.
    çiftçiler bağın ürününü versinler diye hizmetçisini gönderdi.
    onlar hizmetçiyi yakaladılar
    ve dövdüler,
    az kaldı onu öldüreceklerdi.
    hizmetçi kaçıp gitti.
    efendisine olanları söyledi.
    efendisi :
    belki onu tanımadılar, dedi.
    başka bir hizmetçi daha yolladı;
    çiftçiler onu da dövdüler.
    o zaman efendi, oğlunu yolladı;
    belki oğluma saygı ederler,
    dedi.
    onun bağcının mirasçısı olduğunu çiftçiler bildiklerinden
    oğlunu yakaladılar ve öldürdüler.
    kulakları olan işitsin!

    (66)
    isa dedi :
    inşaatçıların kaldırıp attığı
    taşı bana gösterin :
    o, köşe taşıdır.

    (67)
    isa dedi :
    bütünü bilen kimse
    kendisinden mahrum ise
    bütün' den de mahrumdur.

    (68)
    isa dedi :
    ne mutlu size
    size kinlendikleri,
    ve eza eyledikleri zaman
    size zulmedilen,
    hiç bir yer bulunmayacak.

    (69)
    isa dedi :
    ne mutlu,
    yüreklerine eza edilmiş olanlara.
    onlar baba' yı hakikaten tanımış olanlardır.
    ne mutlu aç olanlara çünkü isteyenin karnı doyurulacaktır.

    (70)
    isa dedi :
    kendinizde onu meydana getirince
    sahip olduğunuz bu şey sizi kurtaracaktır;
    eğer kendinizde bu yok ise,
    sizde olmayan o şey sizi öldürecektir.

    (71)
    isa dedi :
    bu evi alt üst edeceğim, ve kimse onu yeniden kuramayacak.

    (72)
    bir adam isa' ya :
    kardeşlerime söyle
    babam' ın mallarını benimle paylaşsınlar dedi.
    isa ona :
    ey adam, kim beni kassam yaptı dedi.
    şakirtlerine döndü,
    onlara :
    ben kassam mıyım dedi.

    (73)
    isa dedi :
    gerçi, hasat bereketli,
    ama işçiler nadir.
    imdi rabb' e niyaz ediniz
    hasada işçiler yollasın.

    (74)
    o dedi :
    muallim, kuyunun etrafında olan çok, ama kuyuda kimse yok.

    (75)
    isa dedi :
    kapının yanında dikilip duran
    pek çok var,
    ama düğün yerine gidecekler münzevilerdir [=monakhos]

    (76)
    isa dedi :
    baba' nın melekûtu bir inci bulduğu zaman ağır bir dengi olan tacire benzer.
    bu tacir bilgeydi; dengi sattı, ve tek inciyi satın aldı.
    siz de, ziyan olmayan, yemek için güvenin yaklaşmadığını, ve kurdun yiyip bozmadığı yerde duran hazineyi arayınız.

    (77)
    isa dedi :
    hepsinin üzerinde olan ışık benim.
    bütün benim.
    bütün benden çıktı
    ve bütün bana erişti.
    ağacı yarın, ben ordayım;
    taşı kaldırın, beni orada bulursunuz.

    (78)
    isa dedi :
    neden kırda dolaşıyorsunuz?
    rüzgârın salladığı kamışı mı, yumuşak esvapları olan bir adamı mı görmek için?
    krallarınız ve büyükleriniz orada; onları yumuşak elbiseleri var
    ve onlar hakikati bilmeyecekler.

    (79)
    cemaatten bir kadın o' na dedi :
    seni taşıyan rahme (batına=karına)
    ve seni besleyen memelere ne mutlu!
    isa ona dedi :
    baba' nın kelâmı' nı işiten,
    ve hakikati koruyanlara ne mutlu!
    zira şöyle diyeceğiniz günleriniz olacaktır :
    "gebe kalmayan rahme (batına=karına) ve süt vermeyen memelere ne mutlu!"

    (80)
    isa dedi :
    dünyayı bilen bedeni buldu, ve fakat bedeni bulana, ve fakat dünya ona lâyık değildir.

    (81)
    isa dedi :
    zenginleşen kral olsun;
    ve kudreti olan (kudretinden) vazgeçsin!

    (82)
    isa dedi :
    bana yakın olan, aleve (ateşe) yakındır, ve bana uzak olan, melekût' tan da uzaktır.

    (83)
    isa dedi :
    suretler (imgeler) insanda tezahür ediyor ve onlarda olan ışık saklıdır.
    baba' nın ışığının suretinde, o kendi örtüsünü açacak
    ve kendi sureti kendi ışığıyla saklanacak.

    (84)
    isa dedi :
    kendi şeklinizi gördüğünüz günler,
    seviniyordunuz.
    ama ne ölen (ve) ne de tezahür eden,
    va başlangıçta sizde olan,
    örneklerinizi gördüğünüz zaman,
    nasıl dayanacaksınız!

    (85)
    isa dedi :
    âdem büyük bir kudretten ve zenginlikten geldi, ve sizden liyakatlı olmadı; çünkü lâyık olmuş olsaydı ölümü tatmamış olurdu.

    (86)
    isa dedi :
    tilkilerin inleri ve kuşların yuvaları vardır;
    ancak insanoğlunun başını yaslayıp dinlenecek yeri yoktur.

    (87)
    isa dedi :
    bir bedene bağlı olan beden sefildir, ve bu ikisine bağlı olan ruh (da) sefildir.

    (88)
    isa dedi :
    melekler size peygamberlerle gelecekler ve sizin olanı size verecekler; siz de elinizde olanı
    onlar' a veriniz ve şunu sorunuz : hangi gün gelecekler (ve) kendilerinin olanı alacaklar?

    (89)
    isa dedi :
    neden çanağın dışını yıkıyorsunuz? anlamıyor musunuz ki, içi yaradan dışı da yaradandır?

    (90)
    isa dedi :
    bana gelin
    çünkü benim buyunduruğum iyidir
    ve velâyetim hâlimdir,
    ve kendiniz için sükûn bulursunuz.

    (91)
    onlar o' na: "söyle bize sen kimsin, tâ ki sana inanalım!" dediler.
    o onlara : "yer ile gökyüzünü araştırıyorsunuz da,
    ve karşınızda olanı tanımadınız, ve bu durumda, onu değerlendirmediniz!" dedi.

    (92)
    isa dedi :
    arayınız bulacaksınız.
    fakat bu şeyleri o günlerde sizin bana sorup o zaman size söylemediğim şeyleri şimdi hep söylemek istiyorum, ve siz onları istemiyorsunuz.

    (93)
    saf olanı köpeklere vermeyin, gübreliğe sürüklemesinler diye,
    incileri domuzlara atmayın, onları kirletmesinler diye.

    (94)
    isa dedi :
    arayan bulacak ve (kapıyı) çalana açılacaktır.

    (95)
    isa dedi :
    eğer paranız olursa, tefecilik yapmayın, lâkin parayı kâr getirmeye veriniz.

    (96)
    isa dedi :
    baba' nın melekût' u bir kadına benzer;
    kadın biraz maya aldı, onun hamurun içine sakıldı ve ondan büyük ekmekler yaptı.
    kulakları olan işitsin!

    (97)
    isa dedi :
    baba'nın melekût'u un dolu bir testi taşıyan,
    ve uzun bir yolda yürüyen bir kadına benzer.
    testinin kulpu koptu, un arkasındaki yolda döküldü. hiç bir şey bilmediğinden, kaderlenmedi. evine dönünce testiyi yere koydu ve onu boş buldu.

    (98)
    isa dedi :
    baba'nın melekût'u ulu bir kişiyi öldürmek istyen adama benzer. evinde kılıcı kınından çıkardı
    ve elinin güvenli olup olmadığını bilmek için duvarı deldi. ve işte o zaman o, ulu kişiyi oldürdü.

    (99)
    şakirtleri o' na :
    "anan ve kardeşin dışarıda" dediler.
    isa onlara :
    burada olanlar babam' ın isteğine yaparlar, onlar, benim anam ve kardeşimdir.
    babam' ın melekût' una girecek olanlar onlardır.

    (100)
    isa' ya bir altın para gösterdiler
    ve o' na :
    sezar' ın memurları bizden vergi istiyorlar dediler.
    isa onlara :
    sezar' a ait olanı sezar' a verin,
    tanrı' ya ait olanı tanrı' ya verin
    ve, bana ait olanı (da) bana veriniz dedi.

    (101)
    benim gibi
    ana ve babasını reddetmeyen şakirdim olamaz;
    ve benim gibi
    ana ve babasını sevmeyen şakirdim olamaz,
    çünkü anam beni doğurdu, ama benim gerçek anam bana hayat verdi.

    (102)
    isa dedi :
    zavallılar, ferîsiler!
    çünkü köpeğe benziyorlar
    sığırların yemliğine uyurlar da
    ne yerler ve ne de sığırlara yedirirler.

    (103)
    isa dedi :
    ne mutlu o insana ki yağmacının hangi zaman ve nereden gireceğini bilir; onlar içeri girmeden evvel öyle bir doğrulur ki güçünü toplar ve daha evvel davranır.

    (104)
    onlar o' na :
    "gel, bu gün dua edip, oruç tutalım" dediler.
    isa dedi :
    "şimdi hangi hatayı işledim,
    ya da neden bana hükmettiler?
    ama, güvey düğün odasından çıkınca
    işte, o zaman oruç tutulsun ve dua edilsin!"

    (105)
    isa dedi :
    ana'yı ve baba'yı tanıyan kimseye fahişenin oğlu, denir mi?

    (106)
    isa dedi :
    ikiyi bir yapınca insanoğlu olursunuz,
    ve eğer derseniz : "uzaklaş ey dağ!" ve dağ uzaklaşacaktır.

    (107)
    isa dedi :
    melekût yüz koyunu olan çobana benzer.
    koyunlardan biri, en irisi kayboldu.
    doksan dokuzunu bıraktı çoban,
    ve buluncaya kadar o bir' i aradı.
    aramadan sonra
    koyuna :
    "seni doksan dokuz koyundan fazla istiyorum, "dedi.

    (108)
    isa dedi :
    ağzımdan içen benim gibi olacak; ben de onun gibi olacağım, ve saklı olan ona işfa olunacak.

    (109)
    isa dedi :
    melekût,
    tarlasında bilmediği,
    saklı bir hazinesi olan adama benzer.
    ve (adam) öldükten sonra hazineyi oğluna bıraktı.
    oğul (bir şey) bilmiyordu; tarlayı aldı ve onu sattı.
    ve tarlayı satın alan geldi.
    sürerken tarlayı, hazineyi buldu
    ve kim istiyorsa
    parayı faize vermeye başladı.

    (110)
    isa dedi :
    dünyayı bulan ve zenginleştiren, dünyadan vazgeçsin (el çeksin)!

    (111)
    isa dedi :
    gök ile yer önünüzde birbirlerine dolanacaklar
    ve diri' den gelen diri
    ne ölüm, ne de korku görecek,
    çünkü isa :
    "kendini bulan kimseye,
    dünya ona lâyik değildir" diyor.

    (112)
    isa dedi :
    ruha bağlı olan vücut zavallıdır; vücuda bağlı olan ruh (da) zavallıdır.

    (113)
    şakirtleri o' na :
    melekût ne zaman gelecek dediler.
    "geleceğini kollayıp gözetleyerek olmaz bu.
    "işte burada, işte şurada" denmez.
    ama baba' nın melekût' u dünyaya yayılmakta
    ve insanlar onu görmiyorlar."

    (114)
    simun petrus onlara dedi :
    mariam aramızdan çıksın,
    çünkü kadınlar hayat'a lâyık değillerdir.
    isa dedi : "işte!
    onu erkek kılmak üzere
    cezbedeceğim,
    size, erkeklere benzer
    yaşayan bir ruh olsun diye.
    zira erkekleşecek kadınların hepsi
    göklerin melekûtu' na girecekler."
  • isa nin gercek sözlerini iceren el yazmalarindan oluşan, mesajları üstü örtülü şekilde ve sembollerle sunan ve inisiyatik öğretilerden bahsettiği için bu konuyla ilgisi olmayanların algılayamadığı incil.
    şiirsel ve etkileyici özdeyişlerden oluşur. bab:28 üstünde düşünülesidir.
  • (bkz: thomas incili)
  • ahmed yüksel özemre'nin 1966-67 yıllarında college de france'da prof. henri-charles puech'in verdiği 'toma'ya göre incil' derslerini takip ettikten sonra toma'ya göre incil ya da hz. isa'nın 114 hadisi adıyla türkçeye çevirdiği incil. özemre'ye göre bu incilin ortaya koyduğu isa imajı kanonik incillerinkinden oldukça farklı ve islam'in özellikle tasavvufi/irfani geleneğine aşina bir imaj teşkil ediyor. türkçe tercümesi ayrıca özemre'nin hz. isa'nın sözleri üzerine tasavvufi gelenekten hareketle yaptığı yorumları da içeriyor.
    ayrıca konu hakkında genel bir malumat ve bazı hadislerin yorumları için özemre'nin röportajlarını içeren kamil mürşidlerin mirası isimli eserin 249-267. sayfalarına da bakılabilir.
  • kanonik değildir. aslında incil de değildir, gospel'e niye incil diyoruz yahu; çok kafa karıştırıcı (yani etimolojik olarak doğru oluyor galiba da hem yeni ahit + eski ahit'e hem de gospellere incil demek pek güzel değil).
  • 77. bölümü incilde bildiğim tek sözü içerir :
    "hepsinin üzerinde olan ışık benim.
    bütün benim.
    bütün benden çıktı
    ve bütün bana erişti.
    ağacı yarın, ben ordayım;
    taşı kaldırın, beni orada bulursunuz." ne güzel demiş.
  • "isa dedi : eğer size rehberlik edenler, size derse: "bakın tanrı’nın krallığı göklerdedir, o zaman göğün kuşları sizden önce oraya giderler; eğer size derlerse: tanrı’nın krallığı denizlerdedir, o zaman balıklar sizden önce oraya giderler. ama tanrı’nın krallığı sizin içinizdedir, ve çevrenizdedir. eğer sizler kendinizi bilirseniz o zaman bilinirsiniz, ve diri babanın evlatları olduğunuzu bileceksiniz."
  • “ikiyi, bir haline getirdiğiniz ve dışı iç, ve yukarıyı, aşağısı yaptığınız ve erkek ile dişiyi aynı şey haline getirdiğiniz, böylece erkek, erkek olmadığı ya da dişi, dişi olmadığı zaman krallığa gireceksiniz”
    thomas incili bab 82