şükela:  tümü | bugün
  • cannes film festivali'nde elestirmenlerden son 10 yilin en yuksek puanini alarak fipresci odulunu kazan maren ade filmi. yillar sonra kadin bir yonetmene palme d'or'u getirebilir yarin gorecegiz. sorunlu bir baba kiz iliskisine deginiyor. afisi sicacik, festival kapilarinda cok kisiyi surundurecek gibi.
  • --- spoiler ---

    "...o an yaşadığın şeyin güzelliğini anladığın zaman o an hep geçmiştir."
    --- spoiler ---
  • sistemin çarkı haline gelmiş, içindeki çocuğu kaybetmiş ve en önemlisi espri duygusunu yitirmiş insanlara itinayla izletilmesi gereken bir film.

    biliyorum cümle buram buram didaktizm kokuyor, ama genel olarak hikayesi böyle didaktik olan bir filme de daha azı yakışmazdı herhalde.
  • cuma akşamı filmekimi kapsamında izleme fırsatı bulduğum filmdir kendisi.

    öncelikle başlangıcı şu şekilde yapmak istiyorum; beğenmedim, 3/10 verdim.

    genellikle kendimi sinemadan anlayan biri olarak düşünsem de bazı filmlerde genel kanının aksine beğenmediğim/beğendiğim filmler oluyor. bu da onlardan bir tanesi, hatta en tepelerdekilerden.

    filmin bir buçuğuncu saatinin sonunda çıkacaktım ki son anda vazgeçtim. zira salondan da benim dışımda on kişinin net olarak çıktığına eminim.

    film komik değil. insanların bu filmede güldüğü şeyler bana komik gelen komedi öğelerinin çok dışarısında kaldı doğrusu (bkz: the big lebowski). misal salak bir adamın diş takma hareketine bile gülen insanların bu festivale bilet bulabilmesi beni ayrıca üzdü.

    konusuna gelecek olursak. sorunlu bir baba-kız ilişkisi. ancak bunun üzerine babanın yine aptal hareketleri, kızın aslında iç dünyasında babasına ihtiyacının olduğunu bilmesi ama bunu reddetmesi, babanın şaklabanlıklar falan yaparak kıza geri gelmeye çalışması falan derken olaylar karışıyor.

    neyse efendim. birikmiştim, anca yazacak zaman bulabildim. üç saatinize yazık etmeyin.

    henüz gitmemiş ama gidecek suserlara bir heads up vereyim; bu filmi beğenmeyen bunu da beğenmedi (bkz: the big lebowski). gidin bira için muhabbet edin.

    edit: linç mi edeceksiniz? buyrun bekliyorum.
  • filmin ele aldığı konuların hakkını verebiliyor olması ve bir sonraki sahnede karşınıza çıkacakları asla kestiremiyor olmanız 160 dakikanın su gibi geçip gitmesini sağlıyor. maren ade'nin uluslararası çapta üst düzey yönetmenler listesine geçmesini sağlayan bu film, izleyici ile kurduğu kişisel düzeydeki bağ sayesinde şimdiden dünyanın pek çok ülkesinde gösterim şansı elde etti. film hakkındaki ayrıntılı yorumlarımı şurada kaleme aldım: https://jeandrocoen.blogspot.com.tr/…mann-2016.html
  • yılın açık ara en iyi filmi. bu defa eleştirmenler abartmıyor arkadaşlar. filmin süresi uzun olduğu için evde seyredenler biraz zorlanabilir fakat sinemada su gibi akıp geçti. filmin en büyük özelliği bence izlediğiniz şeyin yazılmamış gibi durması. bu kadar komik ve alt metini olan bir filmi böylesi doğal akışa oturtabilmek çok zor. tam bir başyapıt olmuş. en iyi yabancı film oscarını almazsa büyük süpriz olur.
  • ister toni erdmann olun ister sekreteri byan schnuk, farklı tonlarda koyu yalnızlıklar içinde koca willy gibi ölüp gideceğimizi anlatan hoş film.
  • filmekimi kapsamında rexx ek seansına bilet alıp gitmeyi unuttuğum film. çok üzüldüm lan hem filmi merak ediyordum hem de en pahalı biletti aq.
  • (fikir vermesi açısından) şöyle söyleyeyim, swiss army man'i donunda sallar. kendisine cannes'da gerçekten ayıp edilmiş. hikâye, oyunculuklar, yönetim muazzam.
  • filmekiminde izleme fırsatı buldum fakat tüm dünya birleşse film mükemmel dese de karşıma alır bu film 2 saat 40 dakika olamaz, olmamalı derim. konu güzel fakat işleyiş çok sıkıcı bir yerden sonra aynı sahneleri defalarca izliyormuş havasına kapıldım. 2 saati geçmese iyi vakit geçirtecek güzel bir film diyecekken şu an film ile ilgili aklımda kalan en önemli şey çok uzun olduğu. hele ki bizim gibi dikkatini uzun süre toparlama problemleri olan internet çağı insanları için oldukça zor bir film. 2 saat 40 dakikanızı bu filme ayırana kadar çok daha iyi filmler izleyebilirsiniz diyerek noktalıyorum.