şükela:  tümü | bugün
  • halk arasında sadece futbol eylemi için kullanılan kalıp. düz olarak bakıldığında mantıksız bir eylem olmakla beraber neredeyse bir deyim halini aldığı için kime söylenirse söylensin yerleşik anlamıyla algılanır.
    - anne! arkadaşlarla top oynamaya gidiyorum...
    - dünki maçta bir top oynamışım, aklın hayalin durur...
    vs...
  • (bkz: futbol)
    (bkz: basketbol)
    (bkz: hentbol)
    (bkz: voleybol)
    (bkz: ball)
  • top oynamak adamın kanına bir kez girmişse; ne ofisler, ne işler ne de kumaş pantolonlar bu virüsü vücuttan çıkarabilir. beyaz pikselden bir topu iki direğin arasından sokmak için yüklenirsin klavyeye. pikselden duvarların olur, şahane bir duvar pası ile bir anda önünde boş alan yaratırsın. uzaktan mı abansam, yaklaşıp plaseyle köşeye mi yuvarlasam endişesinden başka hiçbir şey dolaşmaz o sırada kafanda. soldan adam kaçsa da oturduğun yerden yıldızlaşmak istersin, forvet bencilliğinle basarsın x'e. gol olursa, kimse görmesin diye dudağının kenarıyla gülersin; olmazsa da kendini affettirmek için defansta rakibin forvetini kovalarsın. saatin kaç olduğunun önemi kalmaz, öğlen yemeği de son saniyede atılan golden önemli değildir.

    maçı kazandıktan sonra pencerenden dışarı bakarsan, öğlen arasını sararmış çimlerin üzerinde bitmek bilmez bir enerjiyle top oynayarak geçiren mavi önlüklü çocukları görürsün. ayakkabı mı eskimiş, önlüğün kuşağı mı kopmuş kimsenin umrunda olmaz. iyi topçu olanlara bakarsın, genelde çelimsizdirler. birkaç çalımla aradan sıyrılıp sol ayaklarıyla köşeye topu bıraktıktan sonra bir süreliğine messi olurlar. top ayaklarına biraz büyük gelir, topun sahibi forvetten geri gelmez. kaleciler müzmin kaybedenlerdir, aldım verdimde ilk akla gelmez.

    öyle uzun süreli ve tedavisi olmayan bir bağımlılık ki top oynamak, bir sokaktan geçerken topun önüne sekmesi ve gelişine vurmak için resmen enerjini odaklarsın. artık çocuk değilsindir, teneffüslerde top oynayacağın derslerinde yoktur, parkların sarı çimlerinde top oynayanlar artık başka çocuklardır ve sen pencereden bunlara bakıp son bir oyun için yine o siteye* tıklarsın. futbol endüstridir belki ama top oynamak sınıflandırmaya tabi olmayacak kadar basittir. top gelirse vurursun.

    topun ve duvarın kaç piksel olduğu umrunda olmaz, sana ait çemberin üzerinde yazan 10'a iştahla bakarsın.
  • çocuğum ile yaptığım açık hava eylemi. en değerli varlığımızın mutlu olduğu anlamak kadar güzel bir şey var mı?