şükela:  tümü | bugün
  • (ara: toplu tasim*)
  • raylı sistem dururken, yılda trafik kazalarından bissürü kişi ölmesine rağmen hala daha inatla otoyol yapımlarına devam edilmesinin, ekonomide büyük bir yer edinen otomotiv sektörü ile alakası olabilirmi acaba?
  • (bkz: iett)
    (bkz: thy)
  • toplumların gelişmişlik düzeyinin bir ölçütü olarak kabul edilebilir.gelişmiş toplumlar bu tür taşımayı maksimuma çeker.
  • her nekadar toplu tasimaciligi beceremedigimiz ortaya ciksa da bireysel ulasim anlamında da hergun bir toplu tasimacilik faciasi kadar insanin olumu de hafizasiz beyinlerimize girmesi gereken manidar bir konudur.
  • arz-talep dengesinin herşeyi çözemeyeceğinin, kamu yararı kavramının da sürekli ggöz önünde tutlması gerektiğinin hatırlatıcısıdır. günümüzde her sorunu sat-kurtul mantalitesine ve "para kazanamıyoruz" nidalarına endeksleyen zihniyetinin şapkayı önüne koyup düşünmesini gerektiren olgulardan biridir. temel olarak tamamen zararına yapılacak toplu taşımanın, yol bakım masrafları, trafik sıkışıklığında kaybedilen maddi ve manevi işgücü maliyetleri ile, yolda kaybedilen zamanın sosyal yaşama vurduğu darbe de göz önünde tutularak karşılaştırılmasının sonuçlarının durumu açıkça ortaya koyacağı kanısındayım. bilimsel bir çalışma aksini kanıtlamadıkça da bedava bile olsa toplu taşımanın devam ettirilmesinin toplumsal olarak daha ucuza mal olduğuna inanmaya devam edeceğim.

    bu entrynin yazarı gibi bu konularda tecrübesiz birinin bile fikir yürütebildiği ve optimum düzeyde olmadığına inandığı dengeler hakkında ciddi araştırma verilerinin halka açıklanmayışı ise bu konuda (a) bir çalışma yapılmamış olmasına (b) yapılan çalışmaların sonuçlarının iktidar sahiplerinin hoşuna gitmemesine, veya (c) yapılan çalışma sonuçlarının gerektirdiği inisiyatifleri kimsenin almak istememesine bağlanabileceği aşikardır. her koşulda toplu taşıma sadece finansal açıdan değil toplumsal maliyetler açısından ele alınmalı ve yapılması gerekenler, her ne kadar doğrudan oy veya rant getirmeyecek olsa da herkesin bulunduğu mevkiin hizmet mevkii olduğunu idraki ile sadece finansal anlamda değil, daha geniş anlamda, getirisi yüksek yatırımlara zaman kaybetmeksizin ve katkının boyutunun küçüklüğünü bahane etmeden yapılmalıdır.
  • bireyselliğin çok matah bir şey sanıldığı ülkemizde ilelebet gelişemeyecek olgu.
  • " in the us, public transit accounts for just 1.6% of all daily trips in 2001, considerably less than walking anc bicycling (9.5%)"

    -- small and verhoef(2001)

    bu gercek,
    -2030 itibariyle dunya uzerindeki araba sayisinin %50 artacagi
    -dunyada her bulunan 1 varil petrole karsi 2 varil petrol tuketildigi
    -dunyada hergun 84 milyon varil petrol tuketildigi
    -2025 itibariyle petrol talebinin %40 artacagi

    gercekleriyle birlestirildiginde gelecegi hakkinda endiseye dusulen ve geli$tirilmesi umit edilen $ey.
    toplu ta$imada talebin arttirilmasi icin fiyatlarin indirilmesinden ziyade konfor(klima vs), hizmet sikligi(10 dakka yerine 4 dakkaya bir metro gibi), daha fazla durak ve daha fazla kapsama alani gibi noktalara kaynak aktarilmasi gerektigi ongoruluyomu$.

    dipnot: sadece new york city sinirlari icindeki topluma tasima kullanimi, tum abd nin 1/3 uymu$.
  • basta; buyuk sehirler icin trafigi rahatlatmasi en buyuk artisi gibi gozukse de bence sadece fiziksel acidan degil, fikirsel ve dolayisiyla toplumsal acidan da oldukca faydali bir aractir*. (toplumsal gelisimin temelinin kisisel gelisim oldugu tezinden yola cikarak (bkz:tumevarim))

    genelde ele alindigi sekliyle, toplu tasima araclarinda gecen ve bircogumuz icin hayata dair onemli tecrubeleri iceren ilginc diyaloglardan fazlasindan; daha cok, kisinin kendiyle bas basa kaldigi ve yasamiyla ilgili bircok gundem maddesini ele aldigi anlardan bahsediyorum. bu bakimdan toplu tasima, bos vakitlerinde bile (ki zaten bu bos vakit meselesi de ayri bir baslik konusudur) genelde bir isle (cogu zaman da abuk subuk, angarya bir isle; fatura, taksit, alisveris vb..) mesgul olan buyuk sehir insaninin kendine, fikrine ve bakis acilarina vakit ayirdigi ya da ayirabildigi yardimcilarin basinda gelir. hatta bu konudaki tek rakibi de tuvalettir denilebilir (bkz: tuvalette dusunmek).

    toplu tasimayi reddeden ve her yere arabasiyla giden, haliyle ister istemez trafikle bizzat cebellesmek zorunda kalan buyuk sehir insaninin feragat ettigi zamanin, kendisinden goturduklerinden haberi var mi acaba? bence olmali.. yaraticilikla ilgili bir konudur bu biraz da. insanin gozlem yoluyla edindiklerini yasadigi sehirle ilgili fikirlere cevirmesi, muzisyenlerin aklina - ya da agzina veya kulagina mi demeliyim - gelen melodiler (ki aslinda bunlarin cogu arak olur, sonradan anlasilir, neyse..), ilkin onemsiz gibi gorunen ufak sehir hikayeleri veya sadece cevresindekilere bakarak bile sekillendirebilecegi kendine, ortama ve o ana has bakis acilari ilk aklima gelenler...

    bu noktada "ben hem arabami kullanirim hem de bu dediklerini kotaririm" diyenlere sehir ici trafik kazalarinin nedenlerinin genelde geceleri alkollu arac kullanimi ve gunduzleri de dalginlik oldugunu hatirlatmak isterim. analitik yaklasim acisindan ornek gosterme aliskanligi ve de gerekliligi bakimindan (ara: araba kullanirken).

    not: zaten oteden beri dolu oldugum bu konuda is bu entry'nin kivilcimini cakan, bir hocamin bana tez konusu bulma ve gelistirme calismalari icin en uygun zamanin toplu tasima araclarinda gecen sure oldugunu soylemesidir.