şükela:  tümü | bugün soru sor
  • tüketiciler birliği genel başkanının önerisi. hem trafiği azaltmak için hem de insanları toplu ulaşıma alıştırmak için istanbul'da köprü bakımları süresince toplu ulaşım ücretsiz olsun demiş.

    tabiki olmayacak bir şey. zarar ettiğini iddia eden bir kurum heralde bedavaya hiçbir şey yapmayacak. ki bedava olsa bile toplu taşıma kapasitesi belli. arabası olan adam bedava da olsa bu sıcakta leş gibi ter kokan otobüse binmek istemez.

    insanların toplu ulaşıma alışmaları için toplu taşımanın cazip hale gelmesi gerekir, illa bedava olması gerekmiyor.

    haberin kaynağı:

    http://www.dunya.com/…im-ucretsiz-olsun-160917h.htm
  • herkesin düşündüğü gibi, her zaman belediyelere zarar ettirmez. belçika'nın hasselt şehrinde 1997'den beri uygulanmakta. gözlemlenen faydaları aşağıdaki yazıdan okunup öğrenilebilir. ayrıca nisan 2012'de de estonya'nın başkenti tallinn'de yapılan referandumla herkes için ücretsiz toplu ulaşım 2013'ten başlayacak şekilde kabul edildi.

    daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler için:

    biraz akılla, yeryüzü cenneti mümkün
  • türkiyede uygulaması maalesef çok zor olan sistemdir.sebebi ise nasılsa bedava mantığıyla birçok kişinin şehir turu atacak olmasıdır.kendimden biliyorum,denizlide ortaokuldayken arkadaşlarla beraber bir bayram günü bedava diye şehir turu atmıştık.ayrıca ido özelleşmişken ve diğer toplu taşıma vasıtaları da özelleşmeye başlamışken iyice imkansızlaşan sistemdir.
  • belçikayla estonyayla örneklenmesinin yanlış olacağı uygulama. istanbul, adana, ankara gibi yoğun göç alan illerden bahsediyoruz burada. bir şehirde kamu hizmetlerinin bedava olması, o ilin aldığı göç sayısını katlayarak çoğaltır. sırf ulaşım bedava diye yüzbinlerce insan göç eder kente haberin var mı?
    sonuç olarak kentin intiharı olur.
  • özellikle istanbul ankara gibi şehirlerde sadece ramazan ve kurban bayraminda toplu taşıma ücretsiz veya yüzde elli indirimlidir.
    herkes için ücretsiz olması akla ilk olarak şu özdeyişi getirecektir:
    (bkz: deliye her gün bayram)
  • (bkz: there ain't no such thing as a free lunch)

    otobüse binerken akbil basmayınca "ücretsiz" - "bedava" seyahat etmiş olmayacaksınız yoldaşlar. tamam anlıyorum devletçilik genlerinize işlemiş, dövlet size yardım etmeli onu da anlıyorum. ama bir düşünün; adam sana "hizmet" sunacak ve karşılığında para almayacak. peki bu "hizmet" nasıl finanse edilecek? yine senin benim verdiğim vergiyle finanse edilecek. hayatında bir kez bile toplu ulaşım araçlarını kullanmamış insanların paralarıyla finanse edilecek. hizmeti alırken cebinden para çıkmaması, o hizmeti bedava kılmayacak. devletin ana gelir kaynağı vergilerdir ve ek vergilerle bir şekilde senden hizmetin karşılığını alacak. sen de gelip "vergiler çok yea" diye yakınacaksın burada.

    bedava hayalleri kuracağımıza toplu taşımayı serbest piyasaya bıraksak ne güzel olur. devlet çekilsin bu sektörden ve müteşebbislere bıraksın alanı. şehirler arası taşımacılıkta onlarca şirket var ve bu şirketler arasından istediğimizi seçebiliyoruz, aynı şeyin şehir içinde olmaması için neden yok. rekabet hem hizmet bedelini düşürür hem hizmet kalitesini arttırır. son 200 yılda yaşanan zenginleşme ve "lüks" görülen şeylerin sıradanlaşması serbest piyasa sayesinde oldu; devlet kontrolleri ya da "bedava"lar sayesinde değil.

    lafta müthiş gözüküyor: "toplu taşıma ücretsiz olsun". her ay aylık yükleyen* biri olarak içimi kıpır kıpır ediyor ama lanet olsun avusturya okulu'na beni böyle küçük zevklerden bile mahrum bırakıyor.
  • trafiği en az %50 oranında azaltacağını düşündüğüm ancak asla uygulamaya geçilmeyeceğini bildiğim olay.
  • elin oğlu yapmış, başarmış bunu, hala gelip olmaz diyenler var. adam daha ilgili linkteki yazının tamamını okumamış, gelmiş o öyle bedava olmaz, vergiyi bindirirler kafana diye ahkam kesiyor. bunun uygulandığı hasselt şehrinde hiçbir vergi arttırımı yapılmamış, belediye buna rağmen maliyeti fazlasıyla karşılamıştır.

    ha bir de özel sektöre bırakalım, kaliteli hizmet alalım denmiş ki akıllara zarar. daha geçenlerde bu özel sektör ulaşım yapan kaliteli abilerimiz, odtü'deki özel güvenlik çalışanlarını eziyordu. te allaam ya.
  • yazının tamamını okumak zor gelmiş bazılarına. o yüzden 1997'de hasselt'te yapılan dönüşümle elde edilen kazanımların olduğu bölümü buraya da koymakta fayda var sanki:

    işsizlik azalmış
    belçika’da ve çevre ülkelerde ‘hasselt çözümü’ diye övgü alan bu projenin başarılı olmasının en önemli yanı anlayış değişikliği yaratması ve toplumsal bağlantılarının olması. son 15 yılda, proje uygulanmaya başladıktan sonra belediye başkanının beklediği gibi kent canlanmış. belediyenin elinde kent ekonomisinin canlandığına dair somut rakamlar var.

    1. bu sistemin uygulanmaya başlamasından sonra yüzde 30 oranında daha fazla insan şehir merkezine inmeye başlamış. daha önce park sorunu ya da trafik sıkışıklığı gibi nedenlerle şehir merkezine gelmeyen insanlar, kent merkezine geldikçe merkezdeki esnafın cirosu da aynı oranda artmış. yani daha önce araçlarıyla kent dışındaki büyük ve anonim alışveriş merkezlerine giden insanlar şehir merkezlerine gelmeye başlamış.

    2. çevre küçük merkezde yaşayanlar, okul, hastane, iş arama gibi durumlarda hasselt’i tercih etmeye başlamış ve kentin hem sosyal hayatı hem de ekonomisi canlanmış.üniversite popüler olmuş. işsizlik azalmış.

    3. yaşlı insanlar sokağa çıkmaya başlamış. daha önce araba süremediği için evde kalan yaşlılar sık ve bedava geçen otobüsler sayesinde alışverişe ve eş dost ziyaretine başlamış. yaşlıların mezarlık, hastane ve huzurevi ziyaretleri artmış. yaşlılar para harcamaya başlamış.

    4. belediye kendi kurumlarının otopark sorunundan kurtulmuş. kentte irili ufaklı toplam 800 otopark kapatılmış. hastane, okul,devlet daireleri gibi yerlerde daha önce yetersiz olan otoparklar bu sistemden sonra başka işler için kullanılmaya başlanmış.

    5. en önemlisi belediye artık yeni yollar, yeni caddeler açmamış, eskiyen birçok caddeyi tamir etmektense kapatmayı tercih ederek çok büyük miktarda gider tasarrufu yapmış. belediyenin arsaları artmış. sonuçta 8 otobüsten 51 otobüse çıkan filonun giderleri çok artsa da, bu rakam cadde yapımına ve bakımına harcanan paradan her zaman daha az kalmış.

    6. bütün sistemin belediyeye maaliyeti yılda 800 bin avroya çıkmış ancak bu rakam yeni şehir bütçesinin sadece yüzde 1’ine denk geliyormuş. sistem, yeni gelirler de getirdiği için, hiçbir vergi artırımı yapmadan belediye bu parayı bütçeden karşılamış. yapılan hesaplamalarda bu kişi başına yıllık 18 avroya denk geliyor.

    7. kente gelen turist sayısı artmış. turist geliri esnafa ciddi bir gelir olmuş.

    8. otobüslere ve otobüs duraklarına alınan reklamlarla önemli oranda gelir elde edilmiş.

    kaynak: biraz akılla, yeryüzü cenneti mümkün
  • 70 bin kişinin yaşadığı belçika'nın hasselt şehrinde gerçekleşmesi 14 milyonluk istanbul'da da gerçekleşebileceğinin kanıtıymış. (bu arada tüm belçika'nın nüfusu 11 milyon.)

    bak beyim sana iki çift lafım var, "dünyada bize cenneti vadedenler, cehennemden başka bir şey meydana getirmediler" demiş karl popper, yani yeryüzünde cennet kurmaya çalışan adamdan ve sistemden korkacaksın, burada cennet yok. ama biraz imanla gökyüzü cenneti mümkün tabii. yeryüzüne dair hakikat şudur: yaşam standartının yükselmesi özelleştirmelerle doğru orantılı.

    ama hadi diyelim, özelleştirme zorunlu değil, devlet de bazen verimli biçimde hizmet sunabiliyor. hem zaten hasselt şehrinde de "bedava toplu taşıma" varmış, ek vergi de koymamışlar o zaman istanbul'da falan da olur değil mi? hayır olmaz beyim. olaya daha devletçi perspektiften baktığında dahi olmaz. ulan gören de londra'da, ny city'de, tokyo'da "bedava toplu taşıma" var bir istanbul bu işi beceremiyor sanacak. nüfusu, dinamikleri, ihtiyaçları, sorunları tamamen ama tamamen farklı olan iki şehrin(istanbul ve hasselt) aynı olduğuna inanıyor adamlar. elin oğlu şehri canlandırmak için bedava yapmış ulaşımı, insanlar şehir merkezine insinler diye, toplu ulaşım kullanılsın diye... istanbul'un bunlara ihtiyacı var mı diye sormak lazım.

    ayrıca hasselt üzerine doğru düzgün bir verisel inceleme yapmadan, romantik solcuların köşe yazılarını baz alarak değerlendirmede bulunmak da başka bir sorun. unutmadan söyleyelim; tüm dünya sathında, gelir vergisi oranının en yüksek olduğu ülke belçika'dır.