şükela:  tümü | bugün
  • paul connerton tarafından yazılmış,orjinal adı how societies remember olan, ayrıntı yayınları'dan çıkmış bir inceleme dizisi.

    belleği, bireysel olmaktan çok kültürel bir yetenek olarak ele alan bu kitap, yazıya ve kaydetmeye dayalı olmayan pratiklerin, gelenekler içinde nasıl kuşaktan kuşağa aktarıldığını açıklamaktadır. kültürel bir beceri olarak bellek ("toplumsal bellek") üzerine yapılan çalışmaların çoğu, yaşananların kayda geçirilmiş biçimiyle aktarılması üzerine odaklaşır. connerton ise bedene uyarlanmış, yani bedenle bütünleştirilmiş diye nitelediği pratikler üzerine yoğunlaşmakta; günümüzde ağırlıkta olan yazınsal metinler konusunun, genelde toplumsal pratiklerin bir eğreltilemesi olarak kabul edilebileceği görüşünü sorgulamaktadır. yazar, geçmişin imgelerinin ve anımsanan bilgisinin, törensel uygulamalar kanalıyla aktarılıp sürdürüldüğünü, dolayısıyla uygulayımsal belleğin bedensel olduğunu ileri sürmektedir. bedensel toplumsal bellek, toplumsal belleğin temel yönünü oluşturmasına karşın, konunun, günümüze dek son derece savsaklanmış bir yanıdır. connerton bu çalışmasında yahudi yortuları, hıristiyan törenleri, şiilerin muharrem yas törenlerini örnek gösterdiği "anma törenleri" olgusuna da değinmekte, ayrıca törenlerin geleneksel toplumların tekelinde olmadığını göstermektedir. bu yolda, yoğun nazi tören takvimi etkinliklerinin listesini verip kapitalist burjuva toplumlarında icat edilen çağdaş törenlere geçmektedir. 1789'daki bastille baskınının, 1871'de prusya'nın fransa'ya karşı kazandığı zaferin, neden sonra ulusal şenlik günlerine dönüştürüldüğünü saptayan connerton; israil'in i.ö. 66'da romalılara karşı (unutulmuş) masada ayaklanmasını, şahlık iranı'nın zamanımızdan 2500 yıl önce kyros'un pers devletini kuruşunu (yabancı kaynaklardan bulup çıkararak) yirminci yüzyılda anma törenleriyle kutlamaya başlamalarıyla birlikte bu konuda avrupa uluslarının hiç de geri kalmadıklarını ortaya koymaktadır. connerton, her türlü geleneği silindir gibi ezip geçen modernite koşulları ile yerden mantar gibi biten çağdaş anma törenleri arasındaki paradoksa dikkat çektikten sonra, bu törenlerin işlevlerini ortaya çıkarmaktadır. bu çalışma toplumsal, siyasal ve antropolojik düşünüş ile de desteklenen özgün bir bellek araştırması olarak her türlü düzeyden okurun ilgisini çekecektir. ( arka kapak )
  • paul connerton'un belleği çok farklı bir bakış açısıyla ele aldığı kitabı.

    belleği çoğunlukla bireysel bir yapı olarak görme eğilimindeyiz. onu uzun süreli, kısa süreli, epizodik, anlamsal gibi birçok gruba ayırarak anlamaya çalışıyoruz. fakat bunları yaparken belleğimizin, bizi biz yapan parçamızın toplumsal bir boyutu olduğunu gözden kaçırabiliyoruz. yakın sayılabilecek bir zaman diliminde halbwachs "hafıza mekanları"nın toplumsal bir boyutunun olduğunu ve bu boyutun büyük önem taşıdığını göstermiş, onu başka düşünürler de desteklemişti. paul connerton ise kitabında toplumsal bellek fikrini savunan düşünürlerle, belleğin hangi mekanlarda bulunabileceği sorusuna yanıt verirken yollarının ayrılacağını söylüyor.
    "insan gruplarının belleği nasıl taşınır ve nasıl korunur?" sorusunu temel alan kitapta iki bileşen toplumsal belleğin taşıyıcısı ve koruyucusu olarak görülüyor: anma törenleri ve bedensel pratikler.
    törenler ve bedenimizi kullanma biçimlerimiz her birimizin içine işleyen, sorgulama gereği dahi duymadığımız şeyler aslında. bize neredeyse varlıkları "doğuştan" geliyormuş gibi görünen bu pratikler uzun yılların ürünü ve belki de bu nedenle bu kadar yerleşmiş durumdalar.
    connerton bedenimizi nerede nasıl kullandığımızın kültürlere göre de değiştiğine değinir. "kuşkusuz kültürler arasında bazı duruşlara yüklenen anlamlar faklılaşacaktır." der ve sonrasında yeni bir bellek türünden, "bedensel bellek"ten bahseder.
    törenler de bedenin aktif olarak kullanıldığı ortamlardır. bir cenaze töreninde, bir kutlamada nasıl hareket edeceğimiz sanki herkes tarafından bilinen bir uygulama gibidir.
    kitap bu iki değişik bellek mekanını ele alması açısından belleğe dair diğer eserlere göre oldukça farklı ve güzeldir.