şükela:  tümü | bugün
  • türkiye gibi ekonomisi bir türlü dengeye oturamamış, hatta batma seviyesine gelmiş ülkelerde yaşanan olaydır bu. dengesizlik yüzünden kapanan binlerce işyeri, işsizlik, açlık, yoksulluk sonucu başgösterir. çocuğuna okul önlüğü, ailesine yiyecek alamayan annelerin babaların intiharları, gazetelere anasayfa haberi olarak yansımaya başlar. türkiye'de 80'li ve 90'lı yıllarda toplumsal cinnetin eşiğinden dönülmüştür aslında. türkiye tarihinde ilk kez bu dönemde açlıktan ölüm yaşanmıştır. kamu için memur alım sınavları stadyumlarda yapılır olmuştur. grevler, protestolar almış yürümüştür. e bunlar da haliyle tetiklemiştir olayı tabi.
  • ülkemizde çok hassas dönemlerde oluşan, getirilen, tertip edilen bir patlama davranışı. "trabzon da bildiri dagitanlara linc girisimi" bu davranışın son örneğidir. bir yalan atılır ortaya ve herkes buna inanarak en canavarlaşmış ve gözü kararmış haliyle elini kana bular. bir insanın parçalanarak öldürülmesi olayına linç deniyor ve bu bir tür cinnetten başka bir şey değil. toplum psikologları medya ve devlet yöneticilerine mutlaka acil destek vermelidir.
  • siyasi paranoya yaratır. hitler'in koca bir almanya'yı büyülemesindeki en önemli faktördür
  • son yaşanan olayların akabinde, sovenist duyguları önüne katarak yeni bir kahramanmaraş olayını da pesinden görürmüyüz sıkıntısını hissetiren, topluca yapılması muhtemel davranış biçimi.
  • ülke olarak tamamen içinde bulunduğumuz şeydir bana kalırsa. öyle şeyler oluyor ve biz bunlara öyle alıştık ki "neler oluyor" bile diyemiyoruz. şaşkınlıktan dilimizi yutacak gibi oluyoruz, ağzımız açık kalıyor bir süre, ağzımızı kapatınca ise unutuyoruz hepsini. olanlar hep bireysel gözüküyor, bir çocuk başka bir çocuğun boğazını kesip gitar kutusuna koyarak çöpe atıyor. birisi "zili çalıp kaçıyor" diye bir çocuğun boğazını kesiyor. bir kadın komşusunun çocuklarını alıp, parçalayıp sobada yakıyor. bir başka kadın kardeşinin çocuğunu (öz yeğenini) parçalayıp halıya sararak sokağa atıyor. birisi öpüşen gençleri "uyarıyor", adamı bıçaklıyorlar. istiklal caddesinde (günde belki bir milyon insanın geçip gittiği) adamın biri güpegündüz başka bir adamla boğuşup öldürüyor, kimse müdahale bile etmiyor. bir anne gözlerinin önünde daha bir yaşında bile olmayan bebeğe tecavüz edilmesine sesini çıkarmıyor, bir de bu çocuğa tecavüz edenler var! bir dayı yeğenini eve çağırıp ona tecavüz ediyor, sonra da boğup öldürüyor. "misafirperverliği" ile ünlü olan ülkemize gelen bir yabancı tecavüzden sonra öldürülüp bir kenara atılıyor.

    bunlar sadece ir anda aklıma gelenler, ve son iki üç yılda olanların belki binde biri bile değil. meşhur "kadın programları"nda anlatılan şeyler zaten trajikomik. "nasıl olabilir" diyorum, kendime yanıt veremiyorum. insanlar, insanlığından nasıl çıkar bu kadar? cinnet diyerek geçiştirmek mümkün mü? bu soruya yanıt ararken faillerin hemen hepsinde ortak özellikler görüyoruz. "işsiz", "borçlu", "ailesi sorunlu", "annesi/babası ölmüş" vs. demek ki bu "sebepsiz" olarak adlandırılabilecek saçmalıkları yapanların aslında bir sebepleri var. "misafirperver", "sıcak", "merhametli", "anlayışlı" diye karakterler atfedilen millet bunları bir günde kaybetmedi ya! roma da bir günde düşmemişti. insanlar batağa saplanıyorsa bunun elbette bir sebebi olmalı.

    kendime bakıyorum, çevreme bakıyorum, hemen herkeste benzer sorunlar görüyorum. gelecek umudunu yitirmiş, kendine uyan işi bulması çabası olmayan, nefret ettiği, ya işsiz olan ya da maaşı az bir işte çalışırken bu işe sahip olduğu için mutlu olan, evlenemeyen, ailesi ile görüşemeyen, görüştüğünde de ara sıra kavga eden, her durumda kendine görünmez parmaklıklar çizip bunların dışına çıkamayan, senede 5-10 günlük tatil yapabilirse dünyalar onun olmuş gibi sevinen, hedeflerine asla ilerleyemen kayıp bir nesiliz biz. son 60-70 yıldır beslenen bir "hiçbir şey olamama" güdüsünü elde ettik nihayet. bir futbolcumuz dandk bir ingiliz takımında sürekli oynuyor diye gururlanır olduk. son 20 yılda takım sporlarında ufak başarılar elde ediyoruz, ama bireysel sporlarda nerdeyse esamemiz okunmuyor. yetiştirdiğimiz bilim adamlarını ya kovuyoruz, ya da televizyon yıldızı yapıyoruz. büyüklerimize saygı göstermiyoruz, küçüklerimizin bir şey öğrenmesi için çabalamasına engeller koyuyoruz. bir şekilde zengin olabilenler çocuklarını daha iyi yetiştirebilme şansına sahipken fakirler çocukları için hiçbir şey yapamıyor. dahası, zenginler bile çocuklarını "bataklık"tan koruyamıyor.

    toplumsal bir cinnet bizim yaşadığımız, ve iki hap atarak düzelecek bir şey değil. toplumsal seanslara ve en önemlisi o seansları yapabilecek gerçek liderlere ihtiyacımız var. kesesini doldurmak için siyaha beyaz, beyaza siyah deyip diğer renkleri öldürenlere değil.

    benim bir şeyler yapmak adına elimden gelen sadece bunları yazmak. ben de cinnet yaşayan o toplumun bir parçasıyım ne de olsa ve kendimden bile emin değilim.
  • (bkz: cinnet modern)
  • 2011 yılında güzide memleketimizde yaşanılan vuku.

    http://gundem.milliyet.com.tr/…/1373153/default.htm

    sonuna kadar okuyabildim tek paragraflık haberi. 85 yaşında hasta ve yatalak bir kadın var. tek başına yaşıyor.yaşayabiliyor demek ki gündüz vakti gelen giden bir şekilde yeme içme ihtiyaçlarına tuvalet ihtiyaçlarına
    yardım ediyor. 5 yıl önce kocası ölmüş kalmış bir başına.
    ve bizle birlikte yaşayan belki izmir şehrinde yanımızdan geçen, aynı kaldırımda yürüdüğümüz mahlukat ya da mahlukatlar bu kadını önce dövüp daha sonra tecavüz ediyorlar. nasıl bir hastasın sen? ne kullanıp öyle bir yaratığa dönüştün. karşında aciz bir insan var. müşkül durumda aciz bir halde olan bir canlı var. sen nasıl bir yaratıksın?
    idam gelsin, gitsin tartışmalarına hiç yorum yapmamıştım. insan insanı öldürmemeli, ne aracılığıyla olursa olsun kendi vicdanı onun en büyük cehennemi olsun diye düşünürdüm. kayseride üç çocuğa kıyanın bileklerini kesmeye çalışması gibi. kendinden tiksinsin istemiştim ama bu ve bunların gibilerin yaşaması gerçekten zarar. gerçekten fazlalıklar. oksijen tüketmeleri bile haksızlık. hapishaneye girip orda yer işgal etmeleri bile ziyanlık. insan değilken insan gibi ceza neden görsünler ki.

    humanistler de bık bık konuşmasın çok özendiğiniz amerika'ya bakın.dünya devi hani dünyanın patronu. oraya buraya özgürlük götüren. adamlar hala bazı eyaletlerinde çeşitli şekilde idam ediyorlar yaşam hakkını hunharca insanları katledenleri ya da bir şekilde neden olanları.

    hayvanlar, çocuklar ve yaşlılar nereye gidiyor hal bu tavır. insan olmaları gerekirken toplumda birey haline dönüşmeleri gerekirken nasıl bir yaratığa evrimleşiyor ve biz her gün bir yenisine nasıl susarak bakıyoruz. nasıl
    normalleştirip kabul edebiliyor ve devir çok kötü diyip bununla yetiniyoruz?
  • bugün ntv gece gündüz programı sunucusu gülay afşar'ın öldürülen gazeteci nuh köklünün haberini sunarken dile getirdiği kavram. bu tanımıyla ülke olarak toplumsal cinnet halinde olduğumuzun farkına vardık.
  • ülke olarak yaşadığımız durum. bir ara çocuk kaçırma "moda" olmuştu, tüm ülkeden çocuk kaçırma haberleri geliyordu, hatırlarsınız. son bir aydır ise öylesine büyük bir cinnet geçiriyoruz ki ülke olarak, her yerden kadına şiddet haberleri yükseliyor. televizyonu açmaya, internetten haber okumaya korkar olduk. ülkenin dört bir yanında insanlar çılgın gibi birbirlerini öldürmeye başlamış. ne oluyor?
  • bilmiyorum toplumsal mıdır ama karıncayı bile incitemeyen ben iki tane partiyi bombalamak istiyorum. gebersinler istiyorum. daha sonra da ne kadar mafya babası, baron, terörist varsa tek tek gebertilsinler istiyorum.

    şuanda hatta ne şuandası yıllardır türk toplumunun ruh halidir toplumsal cinnet.