şükela:  tümü | bugün
  • yılmaz özdil'in bugünkü sözcü gazetesinde yazdığı köşe yazısında yazdığı, çok doğru bir tespit. link

    ülkede adalet kalmadı, herkes kendi hakkını koruma derdinde.

    mobilya almaya gidersiniz, mobilyacı beni kazıklamasın diye düşünürsünüz. ev alacaksınızdır, bankadan nasıl daha düşük faiz alırım diye düşünürsünüz. çocuğunuzu özel okula yazdıracaksınızdır, sizinle aynı sınıfa aynı şartlarda yazdıran diğer velilerden daha fazla nasıl vermem diye düşünürsünüz. doktora gideceksinizdir, acaba daha fazla para almak için mi bu testleri yaptırıyor diye düşünürsünüz.

    insanlar birikim yapamaz oldu, kredi borçlarını takla atlatmaktan kafayı yedi, borcu olmayan insan kalmadı. asgari ücretle çalışan da, ayda 10.000 tl kazanan da ay sonunu getiremiyor. bir de bunun üzerine kazıklanmamak için sürekli g.tü kollamaktan manyaklaşıyor insanlar. buna rağmen herkes lüks düşkünü; en iyisi, en yenisi, en çoğu bende olsun diye uğraşıyor. sosyal medyada kendini gösterme telaşında, başkalarının hayatına bakıyor, imreniyor, nasıl öyle olurum diye düşünüyor.

    insanlar düşünmekten ruh sağlığını kendi kendine bozuyor. bir de hukuk olmayınca, düzgün olan veya olmaya çalışan insanlar da s.kerim böyle düzeni deyip, çoğunluğa ayak uyduruyor.
  • güzel yazı olmuş.
    dini/dogmatik manifestolarla toplumun ahlak çöküşünü düzeltemeyeceğini, (din kisvesi de geçirilebilen) bu ahlaksızlıkları psikoloji bilimi temel alınarak yapılacak çalışmaların bitirebileceğini anlatmış, uzun bir liste ile bu konuda yardım alınabilecek bilim insanlarını sıralamış.

    din güncellemesi için de kadın, çocuk, engelli hakları ile ilgili etik değerler üzerine yazan bir kaç bilim insanı daha geçiyor yazıda.
  • yılmaz özdil acaba bir şey alırken en ucuzunu mu seçiyor yoksa istediğini mi seçiyor merak ettiğim olay. alım gücünün düşük olduğu çok bariz belli. bunu dışarıda bir şeyler yiyip içtikten sonra cebinizde kalan parayla görebilirsiniz. bi anda yok olur o para cebinizden. ama insanların "en ucuzunu" araması, kendisine en uygun olanı bulmaya çalışması ruh hastalığı falan değildir. normal bir şeydir. gerçekte bi ürüne ederinden fazla vermek salaklıktır. indirim istemek, pazarlık yapmak olması gereken bi şeydir. zaten israf denilen şey haramdır. bi telefonu bi yerde 4000 lira bi yerde 3500 lira olarak alıyorsan 3500 tl olan yeri tercih etmek en doğal haktır. toplum ruh hastası falan değil, olması gerekeni yapıyor sadece. enayi değil herkes. kimse sikilmek istemez.
  • hiçbir zaman bozuk olmadığı olmamıştır. olamaz da zaten
  • haklı. herkeste bir kaygı, endişe, korku hali. gelecek belirsiz. ekonomi berbat. artık insanlar seçimle bile bir şeylerin değişeceğine inanmıyor. ''nasıl olsa oyları çalacaklar'' deyip şimdiden yenilgiyi kabullenmiş milyonlar var. ve hal böyle iken bir de her gün ekranlara çıkıp, hemen her konuda ahkam kesen bir şahıs var. 7/24 şu böyle olmalı, şu şöyle olmalı... normal bir insanın buna katlanabilmesi mümkün değil. aslında böylesi bir toplum düzeninde ruh sağlığını koruyabilenleri tedavi etmek gerekir. bunca baskı, bunca manyaklık yaşanırken bir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmek gerçekten değişik bir kafa yapısı ister. zaten bu noktaya gelmemizin nedeni de bu kafa yapısı değil mi?