şükela:  tümü | bugün
  • " toprak biterken `&` küresel oligarşi ve yaşamın gaspı"

    erhan ünal' kitabi.

    " küresel finans oligarşisi’nin kesin ve değişmez hedefi, küresel olarak tüm insanlığın üzerinde mutlak bir hakimiyeti, her bir insan için kaçınılmaz olan beslenme zorunluluğu üzerinden devamlı kılmaktır.
    bu sebeptendir ki kfo, çeşitli kıtalarda var olan tarımsal üretim tarzı ve ona dayanan değişik beslenme biçimlerini, oluşturmuş olduğu bir ana plan (master plan) doğrultusunda yeniden şekillendirmek ve standart hale getirmek amacındadır.
    - küresel finans oligarşisi’nin (kfo) son hedefi, dünyanın üzerindeki “küresel diktatoryasını” açık ve karşı konulamaz biçimde ilan etmektir. bu hedefe ulaşabilmek için de güç biriktirmektedir. bu güç birikimi, yukarıda ifade ettiğim gibi gücü oluşturan tüm öğelere teker teker sahip olmakla mümkün olabilir. yani; tohuma, toprağa, suya ve dolayısıyla insana, tam anlamıyla sahip ve hakim olmayı gerektirir.
    - “küresel finans oligarşisi” (kfo) tarafından, kısa vadede tarımsal üretimde çeşitliliğin en aza indirgenmesi ve bu sayede dünya gıda pazarının kontrolü ve yönlendirilmesi amaçlanmaktadır. orta ve uzun vadede ise dünyada tüm insanlığın beslenmesi; yani kimin ne yiyeceği ve kimin neleri yiyemeyeceği bu merkez tarafından belirlenecek, daha açık bir ifade ile “dikte” edilecektir. "

    (bkz: http://www.kitapyurdu.com/…asamin-gaspi/412885.html)

    (bkz: https://mcdn01.gittigidiyor.net/…2940423_tn30_0.jpg)
  • " herkesin yaşamına dokunan ama üzerinde kimsenin düşünmediği sır örgüt ‘kfo’yu deşifre eden yazardan çarpıcı bir kitap: ‘toprak biterken’
    insanlığın toprakta başlayan uzun yürüyüşü, tarımsal üretim, toprak ve suyun kontrolünün, adım adım küresel güç odaklarının eline geçmesiyle robotik bireylerin yaşadığı küçük kentlerde mi son bulacak? 45 yıl bu soruya yanıt bulmak için çalışan araştırmacı-yazar erhan ünal’ın, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ve küresel ölçekte yaşamın bir avuç şirket tarafından gasp edilmesini ele aldığı kitabı ‘toprak biterken’, asi kitap yayınevi etiketiyle okuyucuyla buluşuyor.
    küresel oligarşi yaşamı nasıl gasp ediyor
    tüm insanlığı esir almak isteyen küresel güç, sofradaki ekmekten çayınızdaki şekere, içtiğiniz gazozdan yediğiniz bisküviye kadar uzanan ağı sinsice nasıl ördü? araştırmacı-yazar erhan ünal’ın, yıllardır üzerinde çalıştığı, kendi deyimiyle ‘küresel oligarşi’nin genel stratejisini ve güncel taktiklerini incelediği kitabı ‘toprak biterken’ adıyla yayınlandı.asi kitap yayınevi tarafından yayınlanan ve ‘küresel oligarşi ve yaşamın gaspı’ alt başlığını taşıyan kitapta, bir avuç dev şirketten oluşan küresel gıda endüstrisinin, yeryüzünün su ve toprağını nasıl ele geçirdiklerini ele alıyor. kitapta ayrıca tarımdan hayvancılığa kitleselleşen üretimin insan sağlığını nasıl tehdit eder boyuta geldiği konusunda ayrıntılar yer alıyor.
    herkesin yaşamına dokunan kfo’nun sırrı
    araştırmacı-yazar erhan ünal, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı kitabı toprak biterken’de, nihai amacı küresel diktatoryasını karşı konulamaz biçimde ilan etmek olan, herkesin yaşamına dokunan ama varlığı adeta sır perdesiyle örtülü olan küresel finans oligarşisi’ni (kfo) adım adım anlatmaya soyunuyor. kfo’nun dünyayı ele geçirme planı bir kurgu ya da roman konusu değil, bilakis yaşamın tümünün küresel bir diktatörlük eliyle patentlenmesini amaçlayan ve geçmişi oldukça eskiye dayanan bir oluşum. hedefine ulaşabilmek için adım adım güç depolayan kfo, kitapta şöyle tanımlanıyor:
    tohumu, toprağı ve suyu tek merkezde toplama hedefi
    “bu güç birikimi, gücü oluşturan tüm öğelere teker teker sahip olmakla mümkün olabilir. yani; tohuma, toprağa, suya ve dolayısıyla insana. kfo tarafından, kısa vadede tarımsal üretimde çeşitliliğin en aza indirgenmesi ve bu sayede dünya gıda pazarının kontrolü ve yönlendirilmesi amaçlanmaktadır. orta ve uzun vadede ise dünyada tüm insanlığın beslenmesi; yani kimin ne yiyeceği ve kimin neleri yiyemeyeceği bu merkez tarafından belirlenecek, daha açık bir ifade ile ‘dikte’ edilecektir. dünya bankası, son derece kanlı yöntemlerle terk ettirdikleri toprakları ‘dünyanın en büyük kullanım dışı toprakları’ olarak ilan ederek, toprak gaspı için ‘görünürde’ bir ahlaki ve hukuksal temel oluşturma çabası içerisindedir. böylesi yapay bir şekilde oluşturulan, kışkırtıcı bir politik ve ekonomik iklimde, büyük sermaye grupları şevk ile toprak talanına girişmişlerdir. küresel oligarşi, tüm ekilebilir toprakları su kaynaklarıyla beraber ele geçirme uğraşında alan kazandıkça, esas hedefine de adım adım yaklaşmış oluyor. bu hedef, en temel ihtiyaç olan içme suyu üzerinden insanlara amansız bir baskı ve kontrol olanağı oluşturulmasıdır.”
    dedektif gibi çalışarak 45 yılın birikimini 6 yılda kitaba döktü
    neden böyle bir kitap yazdığı yönündeki sorularımızı yanıtlayan erhan ünal, yaşamını son 45 yılında görüp öğrendiklerini altı yıla yayılan yoğun bir kitap çalışmasıyla okuyucunun değerlendirmesine sunmayı amaçladığını belirterek, “daha yirmili yaşlarımda genç bir insan olarak, içinde yaşadığım toplumda bir şeylerin biz sıradan insanlar açısından hiç de yolunda gitmediğini fark etmeye başlamıştım. bu göreceli farkındalığın sonucunda, gençliğin getirdiği iyimserlik, neredeyse sonsuz enerji ve gözü peklik ile ‘bir şeyler yapmalı’ diyerek birkaç arkadaşımla birlikte öne atılmamız da uzun sürmemişti. böylece başlayan arayışım, adeta bir ‘dedektiflik’ çalışmasına dönüşerek bu günlere dek süregeldi” sözleriyle yanıtlıyor.

    erhan ünal
    ‘o çirkin canavarın resmini netleştirmeye çalışıyorum’
    insanlığın gün be gün katlanmak zorunda kaldığı bütün bu sinsi planların, ardı arkası kesilmeyen hainliklerin ve vahşi katliamların neden olduğu tarifsiz acıların kaynağını bulmanın neredeyse 30 yılını aldığını anlatan ünal, “sonunda bu yaşam düşmanı karanlık odağın küresel finans oligarşisi olduğunu tespit ederek, bu izi sürmeye başladım. şaşırtıcı olan ise, aslında küresel oligarşi ile ilgili oldukça fazla bilginin bulunmasıydı. fakat bu bilgiler genelde birbirinden kopuk ve alabildiğine dağınık vaziyette idiler. bu duruma bir de bilinçli olarak alana dağıtılan yarım ve yanıltıcı bilgi kırıntılarını ekleyince “büyük resim” tamamen bulanıklaşmaktaydı. bütün bu dağınık bilgileri toparlayarak sistematik bir şekilde bir araya getirmek ve büyük resmi tamamlayarak ‘küresel finans oligarşisi’ diye adlandırılan o çirkin canavarın resmini insanlara netleştirmeye çalışıyorum” sözleriyle özetliyor, toprak biterken kitabını.
    toprak biterken kitabı okurlara neyi anlatıyor
    toprak biterken kitabını alan okuyucuların kitapta neleri bulacağı yönündeki sorularımıza da yanıt veren erhan ünal, aslında her biri kfo’nun hedefindeki birer tüketici konumunda bulunan okurlara şöyle sesleniyor: “çalışmalarımı kitaplaştırıp yayınlamaya, küresel oligarşinin güncel girişimlerinden başlayarak geriye, başlangıcına doğru sıralamayı daha yararlı buluyorum. günümüzde tüm dünyada insanları yaşam kaynaklarından kopararak tutsak etme girişimlerini anlatmayı öne almak, bence daha acil bir görev. bu yüzden kitabımda, bu girişimleri sistematik bir şekilde ve oldukça kapsamlı olarak açıklarken, yerküremizin farklı bölgelerindeki ülkelerde sürdürülen uygulamalarla da zenginleştirerek okuyucunun önüne kapsamlı ve tutarlı bir tablo koymaya çalıştım.

    mutlak tutsaklık için sürdürülen kanlı savaş
    umarım ki bu çalışmam amacına ulaşır ve insanlara çektikleri bin bir çeşit acıların gerçek failini tanıtabilmem mümkün olur. konu geniş ve uzun. küresel finans oligarşisi’nin oluşup gelişmesi ve tüm dünyayı avucunun içerisine alması çok uzun bir süreç. tarihsel açıdan bakarsak, bu süreç en azından isa’dan önce 1.400 yıllarına kadar ve hatta daha öncelerine kadar uzanıyor. günümüzde ise küresel oligarşi var olan genel bir stratejik plan uyarınca oluşturmuş olduğu taktiksel girişimlerle tüm insanlığı mutlak bir tutsaklık ortamına sokabilmek için kanlı bir savaş sürdürmekte.

    tarımsal üretim tek merkezden ve standart hale getirildi
    okuyucu kitapta; insanlığın beslenebilmesi için yaşamsal olan ‘tarımsal üretimin’ nasıl yoğun bir baskı altına alınarak, tek merkezden şekillendirilen ve yönetilen standart bir endüstriyel üretim haline getirildiğini görecektir. ı. bölümde ele aldığım bu konunun çerçevesinde, geleneksel tarım bir yandan yok edilirken, öte yandan beslenme alışkanlıklarının da değiştirilmeye çalışıldığını, kırsalda yaşayan insanların tarımsal üretimden kopartılarak şehirlere çekilmeye çalışıldığını gösteriyorum.

    kfo’nun ölümcül darbesi küresel su gaspı olacak
    kitabın ıı. bölümünde ele aldığım, tarımsal üretimin yapılabilmesi için en temel öğe olan ‘ekilebilir toprakların’, tüm dünyada küresel oligarşinin yönetimindeki dev tarım konzernlerinin ellerinde toplanması için verilen uğraş da bir diğer girişim. bu girişime genel olarak ‘toprak gaspı’ denilmekte. güncel olarak onlarca milyon hektar tarım arazisi gasp edilmiş ve küresel oligarşinin denetimine geçmiş vaziyette. bu son derece tehlikeli gelişim insanlığın mutlak tutsaklığı yönünde atılan bir diğer adım. bütün bu girişimlerin içerisinde insanlığın bağımsızlığına son darbeyi vuracak olan hazırlık ise, ‘küresel tatlı su kaynaklarının da’ sisteme uygun olarak üç-beş küresel konzernin elinde ve denetiminde bir araya getirilmesidir. kitabın ııı. bölümünü oluşturan bu konu, küresel oligarşi’nin ‘öldürücü’ bir vuruşu olacaktır. günümüzde, ‘hes yapımı: evet mi veya hayır mı?’ gibi dar açılı ve kapsamlı sürdürülen tartışmaların arka planında da ‘küresel su gaspı’ planları var.”
    avrupa’dan amerika’ya uzanan özel görevli kuruluşlar
    tarımsal üretimin, tüm ekilebilir toprakların ve tüm tatlı su kaynaklarının küresel oligarşi tarafından gaspının, önümüzdeki büyük tehlikelerin tamamı olmadığına değinen erhan ünal, insanların beslenme alışkanlıklarının belli bir süreç içerisinde alabildiğine sığlaştırılarak tek düze hale getirilmesinin de bir diğer karanlık girişim olduğunu söylüyor: “böylesi bir sinsi dönüşümün insan sağlığında neden olduğu tehlikeli değişiklikleri şimdiden görmeye başladık bile. bu nedenle sağlık sisteminin de yeniden bu düzene göre uyarlanması gerekmekte. bütün bunları ve küresel oligarşi’nin bu alanda cepheye sürdüğü özel görevli kuruluşları (konzernleri), bir sonraki kitabımda anlatacağım. kfo’nun tarihsel oluşumu ve avrupa’ya yayılma sürecini, avrupa’dan amerika kıtasına atlayışının, amerika birleşik devletleri’nin kuruluşu ile olan ilintisini de daha sonraki kitabımda anlatmayı planlıyorum.”
    kfo’ya karşı yapılacak bir şey yok mu?
    peki, ‘toprak biterken’ kitabında anlatılan küresel diktatoryaya karşı yapılacak bir şey yok mu? erhan ünal bu konuda akla gelen soruları ise şöyle yanıtlıyor: “bizler her gün ülkemizde ve dünyada olup biten, kısmen göze görünen ve hatta çarpıcı, büyük bir kısmı ise dikkat çekmeyen ve hatta gizli, ekonomik, politik ve sosyal girişimlerin etkisi altında yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. insanların bir kısmı sonsuz bir iyi niyetle enerjisini harcayarak görebildiklerini anlamaya ve elden geldiğince müdahil olmaya çalışıyor. diğer bir kısım insanımız ise, ‘ne olursa olsun aldırmıyorum nasıl olsa bir şeyleri değiştiremem’ diyerek ‘havlu atmış’ vaziyette, olanlara sırtını dönmüş. geri kalan ezici çoğunluk ise bu iki kutup arasına dağılmış bulunuyor.
    ‘kadere teslim olmayan cesur insanlara…’
    ben, hâlâ olup bitenin neden ve niçinlerini gerçekten anlamaya çalışan cesur ve mücadeleci insanların varacağı ‘farkındalık’ durumunun, sürece olumlu katkıları olabileceğine inananlardanım. haklılığımın en büyük delilini, tüm insanlığı ‘mutlak bir tutsaklık ortamına sokmak ve orada tutmak’ isteyen küresel oligarşi’nin uygulamakta olduğu, birbirine paralel girişimleri gizlemek ve izlerini silmek için verdiği olağanüstü çabada buluyorum. bu küresel güç, gayet sistematik olarak, uygulamalarının gerçek amacının insanlar tarafından kavranmaması, gidişin gerçek yönünün anlaşılmaması için olağanüstü bir çaba harcamakta. olanların farkına vararak, elinden geleni yapma konusunda istekli ve kapasiteli olanlara yardım ederek genel ‘farkındalığa’ katkıda bulunmak benim için kutsallaşmış bir amaç. umuyorum ki bu kitabımla ‘kadere teslim olmaya niyeti olmayan’ cesur insanların bu ihtiyacına bir parçacık olsun katkım olabilecektir.”

    (bkz: https://www.acikgazete.com/…ek-merkezde-toplaniyor/)
  • yerli üretimin neden sistemli bitirildiğini; bireysel direnci kırmak adına insanların ihtiyacı olmayan şeyleri almak için nasıl zorla borçlandırıldığını çarpıcı bir şekilde anlatan harika bir kitap. daha geçen gün buğday ithal edilecek haberleri çıktı; biz ki anadolu uygarlığı hep buğdayın temsilcisi olmuş bir ülke nasıl olur da buğday ithal eder duruma geliriz; cevabı bu kitapta.