şükela:  tümü | bugün
  • 1966 yapımı bir alfred hitchcock filmi.
    başrolde paul newman ve julie andrews var.

    kişisel bir yorum olarak, en beğenmediğim hitchcock filmi diyebilirim.
  • yine iki saati aşan bir hitchcock filmi. bu ay digiturk'te yayınlanacak...

    şahsi kanaatimce altı, yedi saatten önce çevrilmez :)
  • television ın marquee moon albümünden...

    torn curtain reveals another play.
    torn curtain, such an expose!
    i'm uncertain when beauty meets abuse.
    torn curtain loves all ridicule.

    tears... tears rolling back the years
    years... flowing by like tears.
    tears holding back the years.
    years. the tears i never shed.
    the years i've seen before

    torn curtain giving me the glance.
    torn curtain bringing on the trance.
    i'm not hurting: holding to the thread.
    torn curtain lifts me on the tread.

    torn curtain feels more like a rake.
    torn curtain - how much does it take?
    burn it down
    tears, tears. years, years.
  • soguk savas donemi dogu almanyasinda gecen bir hitchcock filmi. nedense tenten'in "turnosol olayi" adli macerasini animsatiyor.
    casusluk filmlerinden hoslananlara tavsiye edilir ama filmin biraz yavas isledigi de bir gercek.
  • alfred hitchcock'un kötü filmlerinden birisi,belki de en kötüsüdür.ne gerilim,ne gizem, ne de hitchcock filmlerine kıyısından köşesinden bulaşan amma velakin bir hoş duran romantizm...hiçbiri bu filmde mevcut değildir.2 saat bu filmle geçirileceğine yönetmenin unutulmazları the birds,rear window veya strangers on a train açılıp tekrar tekrar izlenebilir.
  • hitchcock külliyatının en zayıf, en kötü sahnelerinden bazılarını barındırır bu film. ve malesef bu sahnelerin kahramanı da paul newman'dır. halbuki o paul newman, bir metot oyuncusu olarak çekimler öncesi senaryo ve karakteri ile ilgili içine sinmeyenleri 14 maddede toplayarak bir mektup yazmıştır hiçkok'a. ama kibarca "işime karışma" cevabını almıştır.

    nedir o berbat sahneler? bale gösterisi sırasında "yangın var!" diye bağırır newman ve ortalık birden karışır. ne bir duman, ne bir yangın olduğu halde millet birbirini ezer dakikalarca. çok kaçamak geldi bu sahne bana. ya da bilemiyorum, galiba ben çok rahat bir insanım. biri yangın var diye bağırsa sallana sallana çıkarım ortamdan. ayrıca muşmula suratlı balerinin her seferinde kahramanlarımızı fark edip, bağırış çağırış ihbar etmesi de hiç olmamış. politik açıdan da tarafını bariz belli ediyor film. lifeboat'tan beri almanlar hiç değişmemiş... sonuçta günahıyla, sevabıyla insanın içine sinmeyen bir hitchcock yapıtı.
  • alfred hitchcock'un son filmlerinden. ne yazık ki aynı zamanda en kötü filmlerinden bir tanesi. epey yaşlanmış olmasına rağmen son döneminde "marnie" gibi sağlam bir film ortaya koymayı başarmıştı. gerçi hitch'in diğer son dört-beş filmi gibi "marnie"yi de başarılı bulmayanlar mevcut. hitch 40'larda ve 50'lerde de kötü filmler çekti (ama sayıları çok az, bir kaç taneyi geçmezler). ama en olumsuz eleştirileri son dönem filmleriyle topladı. "marnie" acımasızca eleştirilmeyi hak eden bir iş değildi kesinlikle. lakin "torn curtain"e ne kadar vursak azdır, zira harbiden kötü bir film. bu başlıkta bir ekşi sözlük yazarı filmin başrolü olan paul newman (rest in peace hacı, büyük bir aktördün, ne 90'larda ne de 2000'lerde senin gibisi gelebildi bu sektöre), hitch'e filmin sorunlarını liste halinde sunmuş. daha doğrusu karakterin sorunlarını, ama zaten karakterde sorun varsa filmde de var. ne derece doğru, bilmiyorum, hitch newman'a "işime karışma" demiş. doğru bir hikaye mi, bilmiyorum ama hitch'ten beklenebilecek bir davranış. tipi hadren ile the birds'te bir hayli sorunlu bir ilişkisi vardı. keza "marnie"de de kavga etmişler. özellikle son döneminde hitch'in iyice huysuzlaştığı söyleniyor. o yüzden newman'a böyle bir şey demişse şaşırmam.

    film hakikaten kötü. geçenlerde q.tarantino "yakın zamanda sinemayı bırakacağım. yaşlanana kadar film çekmek istemiyorum. bir kaç film daha çektikten sonra sinemayı bırakacağım. ancak çok sağlam bir senaryoyla karşılaşırsam dönerim sinemaya. yaşlı yönetmenlerin filmografilerine baktığınızda en kötü filmlerini hep yaşlandıklarında, ölmeden önce çektiklerini görürsünüz. kesinlikle böyle birisi olmaya niyetli değilim" demişti. evet, kendisi çok haklı. tabi ki istisnalar var, yaşlanmış olmasına rağmen hala sağlam filmler çekenler var. ama genel için böyle bir cümle kurulabilir. hitch yaşlandığı için mi bu filmi bu denli kötü oldu, bilmiyorum. ama "marnie"yi düşünürsek hitch'in son dört-beş filminin hepsinin kötü olduğunu söyleyemeyiz.

    bu filmin çok eksikleri var. gizemden çok iyi anlayan hitch bu filmde bunu başaramamış. film pek gizemli değildi. gizli bir örgüt, bu örgütün talimatıyla hitler almanyasına giden bir profesör, prof.'un gerçek kimliğinin açığa çıkması vs buradaki bütün gizemler sözde/senaryoda kalmış. görüntülere taşınamamış bu gizemli olaylar, karakterler. ayrıca senaryo üzerinde gizemli olan olaylar aslında senaryo üzerinde dahi pek de gizemli durmuyorlar. gerilimi de epey koftu. ki hitch'ten, gerilimin babasından bahsediyoruz. ama neticede büyük bir yönetmen olsa da o da bir insan. her yönetmen gibi onun da kötü film çekme hakkı var. gizem becerilmemiş, gerilim de pek becerilmemiş. asıl sorun hikayede. pek de sağlam temellere dayanmayan hikayeleri, karakterleri ve kötü kahramanlarının sıradanlıkları ve olmamışlıkları (gel de newman'a hak verme! adam karakteri için dediklerinde sonuna dek haklı. hakikaten de karakter epey yüzeysel çizilmiş), 90 dakikaya rahatça sığdırılabilecek bu hikayenin 120 dakika boyunca işlenmesi filmin eksileri. sözün özü kötü bir film, hem de çok kötü.
  • hitchcock'cuğumun otel lobisinde çocuk pışpışlama cameo'su dışında bir sevimlilik göremediğim film.
  • neden çektiği pek anlaşılmayan bir hitchcock filmi. tek aklımda kalan cameo ve isveç mülteciseverliği.
  • imdb puanı neden düşük anlaşılamayan süper film.

    paul newman'ın süper oyunculuğuyla bezenmiş güzel bir "east berlin" filmi.

    güzel bir casusluk hikayesi, güzel bir kaçış hikayesi.