şükela:  tümü | bugün
  • akdeniz'li olması muhtemel bir ekşi sözlük yazarı*.
  • yörük galiba. nickden anlaşılan o.

    yazdıklarına bakarsak sahte tekape borazanlığı yapıyor anladığım.
  • (bkz: ybsg yazar)
  • bir başlık altında yazdığım entry'e katılmayan ve fakat cevabı başlık altında yada özel mesaj yoluyla vermek yerine nick altımı kirleterek veren ezik yazar.

    kendisini yaptığı ezikliği düzeltmesi konusunda uyardıysam da ıq'su bu uyarıyı dikkate almasına izin vermedi. milliyetçilerin ortak özelliklerinden olan embesillik bu tosucuğu da ıskalamamış.

    madem ezikliğini "aslında nick altına yazmam" ucuz çakallığıyla farkında olduğunu belli ettiği halde kabahatini düzeltmek gibi bir niyeti yok, biz de tartışmayı kendi nick altına taşıyalım.

    bu sığ toros keçisi ayşe hür'ün entelektüel olarak ilber ortaylı'dan üstün olduğunu belirttiğim bir entry'me şu videonun linkiyle cevap vermiş "aklı" sıra.

    ben bu şekilde "x y'yi gömüyor" jargonlu bir eblekliğe girmeden, kendisinin de ufkunu 40-50'ye katlayacak şekilde izah edeyim. yazının son kısmında, linki verilmiş videoda ilber ortaylı'nın toplum bilimin abc'sinden bile bihaber oluşunu gösteren ifadelerinin eleştirisini yapacağım.

    linki verilen videoda ayşe hür, cumhuriyet döneminde kadın haklarıyla ilgili iyileştirmelerin atatürk'ün lütfu değil kadınların mücadelesinin sonucu olduğunu söylediği için "gömülüyor".

    atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermesi kadınların mücadelesinden mi kaynaklıymış atatürk'ün lütfundan mı, irdeleyelim.

    öncelikle atatürk bir burjuva siyasetçidir. türkiye cumhuriyeti devleti, askeri bürokrasi tarafından kurulmuş burjuva bir devlettir. atatürk'ün iktisadi ve sosyal politikalarının esasını, kurulan devletin sınıf karakterine uygun olarak feodal üretim ilişkilerini tasfiye ve yerine kapitalist üretim ilişkilerini tesis etme düşüncesi oluşturur.

    feodalizmin tasfiyesi, tıpkı kapitalizmin tesisi gibi başlı başına bir iştir ve her iki işlem de iktisadi değişimin sosyal, siyasal ve ideolojik alandaki uygulamalarla beslenmesi ve bu kategorilerin, uygulanan politikalara denk düşecek biçimde, hem altyapıdan üstyapıya, hem de üstyapıdan altyapıya doğru birbirlerini karşılıklı tamamlamaları şeklinde gerçekleşir. yani feodal egemenlik altında yaşamış ve böyle şekillenmiş bir köylü toplumunu kapitalist üretim ilişkilerine uygun bir toplum haline getirmek istediğinizde yalnızca iktisadi değil, aynı zamanda bu süreci destekleyecek sosyal, kültürel ve siyasal değişiklikler de yapmak zorunda kalırsınız.

    atatürk, kadın sorununa burjuva ideolojisinin penceresinden bakar. cumhuriyetin kuruluş aşamasında kadın sorununun esasını, kadınların üretime etkin biçimde katılabilmesinin önündeki feodal erkek egemen anlayışın oluşturduğu engellerin kaldırılması ve bu katılımın yasal olarak güvence altına alınması oluşturur. çünkü kapitalizmin, sermayenin çarklarını döndürecek işgücüne ihtiyacı vardır ve toplumsal işgücünün yarısını oluşturan kadınların, erkekler tarafından üretime katılmalarına engel olunması kabul edilemez. elbette bu yaklaşım, kapitalizmin tesisi sürecinin temel bileşenleri olan ulusal eğitim, toprak reformu, burjuva parlamenter sistem, seçme ve seçilme hakkı gibi konularla bağı içinde ele alınmalıdır.

    ne var ki, kadınlara tanınan haklar, yalnızca kadınların üretime katılması ihtiyacından kaynaklı değildir. kapitalizm, kadını üretime katarak ve feodalizmden devraldığı eğitimsiz toplumu modern makineli üretimde yer alabilecek asgari donanıma hasıl kılmak için oluşturduğu ulusal eğitime dahil ederek, hiç istemediği halde, kadınların cinsel eşitsizliğe karşı maddi ve entelektüel olarak kendilerini donatmalarının yolunu açmıştır. kapitalizmin egemenliği yalnızca kapitalist sömürüye karşı gelişen işçi hareketlerini değil, on binlerce yıllık erkek egemen boyunduruğa karşı kadın cinsinin özgürlüğü için harekete geçen bir kadın hareketini de mayalamıştır.

    bu bağlamda, dünyanın hangi kapitalist devletinde olursa olsun, kadınlara tanınan haklar, burjuvazinin kadını üretime katma gayesi kadar ve hatta bundan daha çok kadınların cinsel eşitlik için verdiği mücadelenin de sonucudur. dolaysıyla kaptializmi tesis etme çabası içindeki burjuva bir cumhuriyet olan türkiye cumhuriyeti'nin kadın haklarına karşı takındığı tavırda bu mücadelelerin katkısı yok sayılamaz.

    hem osmanlı, hem de cumhuriyet döneminde pek çok aydın (ki bunların içinde kadınlar da vadır) kadının sorunun burjuva demokratik çözümünü savunan düşünceleri ifade etmiştir. bu topraklarda henüz cumhuriyet kurulmamışken kadın sorununa ilişkin feodal erkek egemen anlayışa karşı burjuva demokratik bir çözümü savunan anlayışlar gelişmiştir. bir dönem ittihat ve terraki bünyesinde de faaliyet yürütmüş kürt asıllı hekim abdullah cevdet, bu konuda derli toplu fikirleri 1900'lerin başında, osmanlı döneminde ilk ifade eden kişidir. avrupa'daki medeni kanunların kabul edilmesini, kadınlara kıyafet serbestliği getirilmesini, kız çocukları eğitim seferberliği yapılmasını ve daha başka pek çok öneriyi 1912 yılında ifade etmiştir.

    gelelim ilber ortaylı'nın cehaletine. kendisi aynı dönemde dünyada kadın mücadelesinin (ki kendisi bu mücadeleyi zikretmekten imtina etmektedir) sonucu olarak kazanılmış kimi hakları örneklendirirken sovyet örneğine giydirmeyi ihmal etmiyor ve "sovyetler'de bir takım haklar verilmiştir ama kadınlar traktöre bindirilerek kadın hakları verilmez. bir kere kadına traktör kullanmak yakışmaz" minvalli şeyler saçmalıyor.

    madde madde gidelim:

    1. marx'ın "ekonomi politiğin eleştirisine katkı"nın önsözünde son derece doğru bir biçimde ifade ettiği gibi; insanların toplumsal varlığını belirleyen şey bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır. erkek egemen anlayışı tasfiye etmenin ve kadının özgürleşmesinin en önemli unsurlarından biri, kadınların üretime ve yönetime erkeklerle eşit şekilde katılabilmesinin teminat altına alınmasıdır (tabi burada üretim derken yapılan üretimin karakteri de oldukça belirleyicidir. amacı kar olan, emek sömürüsüne ve toplumsal eşitsizliğe dayalı kapitalist üretimle; amacı insan olan, insan emeğinin sömürülmediği ve hem üretim aletlerinin, hem de ürünün kamu malı olduğu sosyalist üretimin özgürleştirici etkisi arasında uçurumlar olduğunu da ayrıca belirtmek gerek).

    kaldı ki, bunun yasal olarak teminat altına alınması yeterli değildir. bu konuda, kadınların katılımını fiili olarak sağlayacak pozitif ayrımcılık, zorunlu kadın çalışan/yönetici kontenjanı gibi uygulamaların hayata geçirilmesi ve denetlenmesi gerekir. sosyalist sovyetlerde bu gerçekleştirilmiştir. 1917'de kurulan sovyetler birliğinde büyük kentler dışında okuma yazma oranı toplamda %8, kadınlar arasında 2%'yken, 1940'larda okuma yazma oranı toplamda %99, kadınlar arasında %98'dir. yüksek öğrenim gören öğrencilerin %43'ü kadındır ve 100 bin kadın doktor sağlık hizmeti vermektedir. bu sayı, aynı dönemde pek çok gelişmiş ülkedeki toplam doktor sayısından fazladır. benzer şekilde hem yerel, hem de yüksek sovyet komitelerinde kadın üye sayısı %40'ı bulmaktadır.

    kadınlar, tam da bu şekilde özgürleşirler. seçme ve seçilme hakkı biçimsel olarak bir şey ifade etse de eğer pratikte (özellikle de çalışma yaşamında) kadınların katılım ve yönetim eşitliği tesis edilememişse, hukuk kitaplarında ne yazdığının hiçbir anlamı yoktur. türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı görece geç bir tarihte (1934) verilmiştir ve kadınların meclise girebildiği ve chp'nin tek parti olarak girdiği 1935 seçimlerinde meclise 17 kadın milletvekili girebilmiştir. bu sayı, toplam vekil saysının %5'i bile değildir. üretimde ise bırakalım 30'ları, 2014 tüik verilerine göre 15 yaş üstü kadınların istihdam oranı %26,7, üretime katılma oranları da %30,3'tür.

    2. "traktör kullanmak kadına yakışmaz" demek yontulmamış cinsiyetçiliktir. öncelikle meslekler cinsiyetlere atfedilemez. kadınlar da, tıpkı erkekler gibi kol emeğine dayalı işlerde erkekler kadar çalışabilirler. kaldı ki, traktör kullanmak kol emeğinden çok kafa emeğine dayalı bir iştir.

    ilber ortaylı traktör kullanmayı kadına yakıştıramaz. çünkü onun kafasındaki kadının kendini erkeğe beğendirme gibi bir misyonu vardır. traktör başındaki kadının seksapalitesi yoktur. ona göre kadın, eteğini giyip makyajını yapmalı ve hanım hanımcık şekilde hizmet sektöründe çalışmalıdır.

    söz konusu olan çalışma olduğunda erkek ne yapıyorsa, kadın da yapabilir.

    3. tartışmada "onu ciddiye almıyorum", "sen kimsin", "cevap bile vermem" tarzı çiğlikler kişinin acizliğinin göstergesidir. entelektüel olarak donanımlı kimseler bu tür üsluplar kullanmazlar. boş teneke çok ses çıkartır, derin nehirlerse sessiz akar.
  • feminiklerin ve meriçlerin ifşa edilmesi uğruna kendini kurban edecek yazar. hadi hayırlısı.

    yakın zamanda nickaltı, mizojinist, çomar, aktroll, hırbo tarzı saldırılara uğrayacaktır. olsun varsın, "söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil", dolayısı ile olacak o kadar.

    sizi rahatsız ettiğim için çok memnunum ayrımcılar. komik oldu değil mi? halbuki faşist falan diye başlayacaktınız entry'nize.

    son söz: ahlaksızlığı sevmiyorum. bunun yeni kültürel kodumuz olmasını sorguluyorum. ahlaksızlık mefhumu ister erkek, ister kadından gelsin; ister o ırktan, ister bu ırktan olsun fark etmiyor. herkese bol "sorgulamalı" günler dilerim, size yemeniz için sunulan bilgiyle yetinmeyin, düşünün.