şükela:  tümü | bugün
  • sezona çok iyi başlangıç yaptıran bir oyun olmuştur seyirci olarak söylemek gerekirse. moda sahnesi'nde izlediğim en oyunlardan biri diyebilirim tereddüt etmeden. tamam bu adamları zaten çok seviyorum, ne yapsalar koşarak gidip izleyeceğim de bu oyun bu adamları niye sevdiğimizi hatırlatan oyunlardan. adamları ve kadınları tabii.
    oyun akışı çok güzel, alttan alta bana ne demek istiyor diye kafayı yemeye gerek kalmadan karakterlerin bireysel dertleri anlaşılabiliyor. fakat sonra her karakterin diğeriyle derdine geldiğimizde iş biraz karmaşıklaşıyor. ve bu noktada iyice eğlenceli ve kafa açıcı oluyor. izlerken bir noktada seren yüce'nin çoğunluk filmi geldi aklıma. çoğunluktan olmak ne kadar kolay ve ne kadar hızlıca diğer azınlıkları satabiliyoruz değil mi.

    bireysel olarak benim şalterlerimi attıran ve 2 gündür kendi fikrimmiş gibi ona buna anlattığım nokta doğurganlık vurgusu. kadın doğursun ki toplumun devamı sağlansın, kadın doğurmak için vardır konusu. 30 bandına yaklaşan bir kadın olarak; yazın her hafta sonum düğünlerde geçiyor, yani tüm arkadaşlarım şu aralar yeni gelinlerin tatlı telaşındalar. ya da 1 senedir çıktığı sevgilisi evlenmeyi düşünmüyor diye sevgilisinden ayrıldı geçen gün işteki arkadaşım. çünkü ultimate goal evlenmek. madalya mı takıyorlar bilmiyorum. hepimizin bildiği gibi kocişler genelde arka planda, kız mutluluktan çıldırıyor vs. ben bu güne kadar bu kızların; yalnız ölmekten korktuklarını, küçük kızlara anlatılan prenses masallarının etkisinde kaldıklarını ya da salt toplum baskısından bu kadar evlenme meraklısı olduklarını ve bunun kadını küçümseyen saçma bir davranış olduğunu çılgınca savunuyordum.
    işte bu noktada oyun şalterlerimi attırdı. bu kızın omurilik soğanının en dibinden gelen mesaj aslında ona toplumu devam ettirmesini söylüyor. toplumu devam ettirmek için evlen, çünkü sen doğurma kudretine sahip bir varlıksın ve bunun ilk adımı evlenmektir diyor bilinçaltındaki çılgınlıklar. burada bahsettiğim biyolojik saatin işlemesi ve hormonel olarak çocuk yapma dürtüsü değil, zira bu evlenmeden de yapılabilir. neden "evlenmek" için çıldırıyor bu kızlar sorun burada. evlenmek nedir? toplum için üremeye ilk adımdır. çünkü artık her an ana olabilirsin. artık ana adayısın sen be anaaa. bundan daha ulvi ne olabilir ki. berkecan'le neden evlendiğini kendine hiç sormuyor ki bu kız. çok aşık değil, aralarından sürekli gelişimi sağlayan sağlıklı bir iletişim yok, berkecan'dan daha iyisi var, kızımızdan da daha iyisi var. ama "artık evlenmenin zamanı ve berkecan çok düzgün bir çocuk" dürtüsünün, kızın bilinçaltının derinliklerinde toplum devamı ve çocuk doğurmaya hak kazanmak olduğu düşüncesi beni kısmen rahatlatıyor. kızımız çok da gerzek değilmiş, tek derdi kociş edinmek değilmiş; kontrol edemediği derin dürtülerin kurbanıymış. bunun bir sonraki adımı, evlenip de çocuk doğurtamayan kocişin dramı. nasıl erkeksin sen be.

    --- spoiler ---
    oyuna geri dönmek gerekirse, genç kız ile erkek kardeş arasındaki hızlı birbirini dışlayan geçişleri izlemek eğlenceliydi. münir can cindoruk'u ilk defa izledim, fazlasıyla başarılıydı. yapacağı yeni işlere sorgusuz giderim. arka planda durduğu, diğer karakterlerin sahnelerinde de onu izlerken buldum kendimi.
    annenin masa üzerinde çıldırdığı sahne oyunun doruk noktalarındandı. suflöz de işin içine girince, senden de büyüğü var hepimiz toplumun-yöneticinin-annenin-hormonların etkisinde olsak da hep onun üzerinde de bir baskı var anlatımı iyice güçlendi.
    caner cindoruk'un "olm napıyorsun annemler burada" repliği ilk geceye mi özeldi çözemedim ama çok iyiydi. caner cindoruk'un çok derin ve konuşkan bir karakteri yoktu, fakat o da vücut diliyle baya baya güzel anlattı karakterini. oyuncular da oyun sırasında ve sonrasında baya eğleniyorlardı belli ki. bir de hülya gülşen sen ne çekici ve güzel ve sempatik bir kadınsın ya.
    son olarak not etmek gerekirse, tercüme ve dilin uyarlanması çok başarılıydı. son zamanlarda gittiğim birçok oyunda, nasıl bir yabancı cümleden tercüme edildiği kolayca anlaşılan zorlama çevirilere denk gelmiştim. beyaz kıçını çek oradan adamım. en kısa gecenin rüyası da iyiydi tercüme konusunda da shakespeare tercümesi ile yeni dönem alman oyunu tercümesi aynı iş değil tabii.
    --- spoiler ---
  • maalesef olmamış oyundur. moda sahnesi oldukça saygı duyduğum bir ekip, ama diğer oyunlarında da yaşadıkları sıkıntı burada arşa çıkmış. metin çok güçlü, derdini oldukça net anlatıyor . lakin bu tip grotesk oyunlar daima bir kaos içerir. eğer bu kaosu iyi yönetir ve oynarsanız tadından yenmez. tadında yapamazsanız ise çok güzel hareketler bunlar skecine evrilirler. yönetmen performansı olarak bir sorun yok, kemal aydoğan gayet güzel toparlamış. ama özellikle kadın oyuncular o kadar büyük, o kadar mimikli, o kadar devinimli oynuyorlar ki katlanmak çok zor. bülent çolak da bilindik tarzıyla eşlik edince, ortaya yorucu, konsantre olmayı zorlaştıran, zaman zaman gerçekle bağınızı koparan bir oyun çıkmış. münir can cindoruk harika , caner cindoruk'un seviyesi kabul edilebilir, ama diğer oyuncular maalesef. açıkası oyunu çghb ekibinden gülsüm alkan- büşra pekin-pelin öztekin de oynasa böyle oynarmış.

    ekibin diğer oyunlarında da göze çarpan bir sıkıntı, maalesef kadın cast çok parlak değil. hamletde esra kızıldoğan çok kötü, bütün çılgınlar sever beni'de öznur serçeler kötü, torun istiyorum'un kadın oyuncuları komple kötü. nispeten berfu öngören ve melis birkan durumu toparlıyor diğer oyunlarda.
  • moda sahnesi'nin bu sezon başlayan yeni oyunu. şahsen moda sahnesi'nde henüz kötü bir oyun izlemedim. oyuncu kadrosu ve metin hakkında okuduklarım nedeniyle bu oyuna da beklentim yüksek bir şekilde gittim. beklentim de boşa çıkmadı sayın seyirciler.

    metne gelince, bir aile üzerinden aslında devletin, ataerkil toplumun, cinsiyetçiliğin, toplumun ve dini kurumların bunlar üzerindeki etkisinin komik bir dille eleştirildiğini görüyoruz. (öhöm tiyatro eleştirmeni gibi cümleler kurayım da az havalı olsun) oyun boyunca torun istenen eşcinsel çocuk nedeniyle eşcinsellik mevzusu ön plana çıksa da, aslında bir yandan da ataerkil toplumda yetişen kadının üzerinden günümüz kadın sorunları da ele alınıyor. tüm bu sorunların ortasındaki bir ailenin yaşadığı kaosu da güle oynaya izliyoruz.

    oyunculuklara gelince nazan kesal'ı sahnede ilk defa izledim ve hayran kaldım. sadece sanırım kendisini biraz fazla yordu ve biz de bunu hissettik. caner cindoruk ve kardeşi münircan cindoruk oyunda da abi kardeşi canlandırıyorlar ve ikisi de çok başarılılar.

    beni en çok eğlendiren kısım da sonundaki o kaos anı oldu. hatta bi ara noluyo lan diye olayları ciddiye alıp heyecanlandım. neyse spoiler vermeyeyim gidin izleyin. he tabii bilet bulursanız izlersiniz.
  • kendi açımdan söylemek gerekirse, çok sevdiğim moda sahnesi ekibinin beni bir kez daha hayal kırıklığına uğrattığı oyundur. yine abartılı oyunculuklar, yine metnin yarattığı farkındalık haricinde ek bir katkısı olmayan bir yorum, her sahnede tirada kalkan oyuncular, sıkılmadan da olsa çok keyif almadan geçip giden 2 saat. zor bir metin olsa da, bu bir özür değil, seçim.

    eğer tiyatro dünyasında bu tarzla bir yer edinip bunu korumak istiyorlarsa söyleyecek sözüm yok, benim sevdiğim bir tiyatro tarzı değil moda sahnesi'ninki, fakat konuk oyunlar bende çok daha fazla heyecan uyandırıyor artık.

    çok benzer oyunlar olmadığını düşünsem de, sahip olduğu bazı alt mesajlar doğrultusunda örtüşen bir oyun olduğu için ikincikat'ın kabileler'i ile karşılaştırma ihtiyacı hissettim; benim için aralarında izlerken alınan keyif olarak çok ciddi farklar bulunsa da, bu oyunu beğenenlerin kabileler'e de bir bakmasını tavsiye edebilirim.
  • oyunla ilgili, yazarı thomas jonigk ile yapılmış güzel bir söyleşi var. 27.09.2016 tarihli prova notu
  • nedense hiç gülemediğim, bence kötü bir metne sahip oyun. fakat oyuncuların performansı için izlenir kesinlikle.
  • korkutucu anne sozu. murvetini gormek istiyorumu astım yane evlen, iş kur, askere git sonra bide üre demektir. bu 3 prerequisitive olmadan istedigi kadar torun yapabilecegimi soylesemde o torunları istememekte illa vukuatli nufus cuzdan suretinde sizin ve karınızın altında sıralanmalarını arzu etmektedir.
  • eşcinsellik, muhafazakarlık ve aile kavramı üzerine oldukça sert bir üsluba sahip olan metin. hikayesi öyle aman aman bir olaylar dizisi barındırmıyor fakat dili oldukça iğneleyici.

    moda sahnesi reji ve öykü aktarımı konusunda yenilikçi çözümlerle metne girişirse tadından yenmez. yakın zamanda eşcinsel örgütlerin oyuna akınına ve makalelerine tanık oluruz. kesinlikle ses getirir.
  • 28 eylül'de prömiyer yapması hedeflenen ve izleyeceğimiz günü heyecanla beklediğimiz moda sahnesi oyunu.

    http://www.modasahnesi.com/…rum?p=prova#prettyphoto