şükela:  tümü | bugün
  • "topunuzun .mına koyayım" ana fikriyle hareket edilen bir yönetim biçimi
  • totaliter rejimin özü devletin kendini oluşturan bireylerinin her türlü varoluş alanını belirleme yetkisinde yatar. sanattan bilime, dinden kültüre kadar her şey devletin isteği doğrultusunda şekillenir; bireyin her türlü davranışı sürekli inceleme altındadır. bu baskıyı sürdürmeye yarayan askeri güçlerin yanında bir de özellikle medya ve eğitim yoluyla beyinler yıkanır, ya da yıkanmaya çalışılır. pol pot'un kambocya'sı, bir de esas george orwell'in 1984'ü gayet güzel totaliter rejimlerdir. elbette otoriter rejimlerin çok ötesindedirler. ama yine böyle kült bir kişilik (big brother ve türevleri) ve tek parti vardır hep. allah hiçbir millete göstermesin derim. ama alternatif fikir olarak (bkz: milletler hakettikleri gibi yonetilirler)
  • yasama,yürütme güçleriyle tüzel gücün küçük bir yönetici zümresinin elinde bulundurduğu, demokratik olmayan rejim
  • küçük bir politik grubun önemli bütün yetkileri tekelinde toplayarak, demokratik olmayan bir biçimde, devletçilikle ve sıkı bir denetim rejimiyle toplumu yönetmesi akımı ve uygulamasıdır.
  • (bkz: hannah arendt)
  • soğuk savaş dönemi amerikan akademisinin ürettiği kavram. kavram, bir kaç işe birden yaramıştır.

    birincisi, soğuk savaş sürecinde artık bir düşman değil müttefik olan almanya'nın yaşadığı faşizm tecrübesinin eleştirilmesini fincancı katırlarını ürkütmeden mümkün kılmıştır. yani faşizm eleştirisini komünizm eleştirisi olmadan yapamayan kişiler böylece yaşayan düşman komünizmi eleştirmiş olmuşlardır.

    ikincisi, bir totaliteri yıktık şimdi sıra ikincisinde diyerekten soğuk savaşa cephane sağlamıştır.

    üçüncüsü ille de kapitalizmden bahsetmesi gereken ve radikal potansiyeli olabilecek türden bir faşizm eleştirisini boğmuştur.

    dördüncüsü faşizm ve komünizmi bir potada eriterek özgür dünya demogojisine destek olmuştur.

    reel sosyalizme özgürlük filan adına karşı çıkarken tüm dünyadaki en aşağılık diktatörlükleri destekleyen amerikan rejiminin "ama latin amerikadaki müttefiklerimiz otoriter komünistler totaliter" türü sayıklamalarına malzeme vermiştir.

    velhasıl bu totaliteryanizm kavramı analitik olarak değersiz boş bir kavramdır, çoktan dağarcığımızdan silinmiş olmalıydı.
  • totalitarizm genellikle diktatörlükle karıştırılır; ancak, çok farklıdır. bir kere kelimenin kökeni olan totalden de anlayacağımız gibi tüm hayatı en ince ayrıntısına kadar düzenleyen demektir. aslında bu bağlamda, doğa dahil her şey, tüm yönetim şekilleri totaliterdir. anayasalarda, medeni kanunlarda... her hareketimiz ve sonuçları, gün geçtikçe ve insanoğlunun içinde yaşadığı sistemler geliştikçe, daha derinlemesine düzenlenir oldu.
  • çağdaş demokratik sistemlerde hukukun dokunamayacağı alan olarak görülen kişinin iç ve mahrem alanını düzenlemeleri ile diğer sistemlerden ayrılır bunlar. bir norm sistemi ne kadar otoriter olursa olsun, kendisine bağlı olan kişilerin hukuka karşı korunduğu varsayılan alanını düzenlemediği ve yaptırıma bağlamadığı sürece totaliter sayılamaz.
  • anlasilan bu kavramin birilerinin kotu emellerine alet olma macerasi bitmeyecek. aralarinda egzantirik salman rushdie, magdure teslime nesrin ve kerameti kendinden menkul her derde deva entelektuel bernard-henri levy'nin de bulundugu bir grup yazar bir fransiz gazetesine ilan verip danimarka'da yayinlanan islam karsiti irkci karikaturleri savunmuslar. dahasi hepimizi islami totaliteryanizme karsi uyarmislar.

    bir de soyle demisler: "fasizm, nazizm ve stalinizm'in ustesinden geldikten sonra, dunya simdi de yeni bir kuresel tehditle karsi karsiya: islamcilik". (http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/4763520.stm)

    imdi, islam'in belirli tezahur bicimlerinin ne kadar baskici, otoriter ve hatta kiyici oldugunu biliyoruz; bu ulkede aleviler'in macerasi bunu gostermeye yeter. lakin bu tur adam ve kadinlarin yaptiklari son derece asagilik bir manevra. bir kere, sozkonusu karikaturlerin cogunun alenen irkci oldugunu gormezden geliyorlar. bazi cizimler sasirtici derecede anti-semitik cizimlerdeki sterotipik yahudilere benziyor. artik cirkin yahudi cizemiyorlar, bari cirkin muhammet cizelim demisler.

    ikincisi, islamcilikla birlikte siralanan diger siyasetlere bakalim: fasizm, nazizm ve stalinizm. tum bunlarin ayni potada tartisilmasinin sakatligini bir yana birakalim (demek ki murekkep yalamak esekligi gidermiyormus). bunlarin hepsinin karsisinda guya kim vardi, hangi guc alt etti bunlari? amerika birlesik devletleri. bizi fasizmden, nazizmden ve son olarak da stalinizmden (dilleri surcmus, komunizm diyeceklermis tabii ki) kurtardin, simdi de gel islamciliktan kurtar diyorlar.

    abd'nin canagini yalamak icin ne yaratici bir yol bulmuslar. dusunce ozgurlugu de, teokrasi ve demokrasi arasinda hayali bir mucadele yarat. sonra bunu abd'nin irak saldirisini ve suregelen savasi mesrulastirmak icin kullan. yok yok. kesin ben haksizlik ediyorum. bu arkadaslar mutlaka daha once de abd'deki protestan fundamentalizminin, israil'deki dinci siyonizmin yarattigi tehlikelere dikkat cekmis, holokost inkarcisi david irving'i dusunce ozgurlugu adina savunmuslardir.