şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dokunuldugunda tohum firlatan bir bitki. yenebiliyor da..*
  • 68. berlinale'de altın ayı ödülünü almıştır.

    (bkz: http://www.imdb.com/title/tt4949112/)

    (bkz: https://www.reuters.com/…ilm-festival-iduskcn1g80vf)
  • --- spoiler ---

    türkçesiyle "dokunma bana", 2018 romanya-almanya-çekya-bulgaristan-fransa ortak yapımı drama filmi. senaristi ve yönetmeni romanyalı sinemacı adina pintilie olan filmin başrollerinde laura benson, tómas lemarquis , dirk lange, christian bayerlein ve hermann mueller yer almışlardır. 68. uluslararası berlin festivali'nde altın ayı ödülünü kazanan film, açık sahneleriyle de sansasyon yaratmıştır. son olarak, filmin imdb.com puanı 7,1/10'dur.

    konusu
    touch me not, yönetmen ve oyuncuların yakınlık üzerine kişisel bir araştırma niteliğinde. filmde laura (laura benson), tudor (tómas lemarquis) ve christian'ın (christian bayerlein) duygusal dünyaları ele alınıyor. karakterler bir yandan yakınlık kurmak isterken, bir yandan da bundan korkuyorlar. hepsi, eski alışkanlıklarını, savunma mekanizmalarını ve oluşturdukları tabularını aşıp özgür kalmaya çalışıyor. touch me not, bize yakınlığı hiç beklemediğimiz durumlarda bulabileceğimizi ve kendimizi kaybetmeden başkasını nasıl seveceğimizi anlatıyor.

    imdb.com - http://www.imdb.com/title/tt4949112/

    wikipedia - https://en.wikipedia.org/wiki/touch_me_not

    trailer - https://www.youtube.com/watch?v=0pwvtipg00s

    --- spoiler ---
  • gereksiz bir film.

    bırakın büyük ödülü bu filmi çekmek için verilen bütçeye, emeğe yazık.

    şimdi klasik entel tepkinizi bir yere bırakın, elinizi vicdanınıza koyun ve bu filmin ne anlattığını anladığınızı söyleyin. evet? çocuk yaştan beri sinema izleyen biriyim. daha önce birçok festival filmi izledim. haneke'yi bile pek sevmezken, arkadaşımın bilet alması üzerine hiçbir şey bilmeden bu filme girmiş bulundum. 2 saatlik gösterimden sonraki tepkim maalesef bayburt bayburt olalı böyle zulüm görmemiştir tadında oldu.

    --- spoiler ---

    ana karakterin dokunma ile olayı nedir? hasta olan adam babası mı? annesine kötü mü davrandı, yoksa kendisine tecavüz mü etti de dokunulmak istemiyor? izlandalı kel adamı niye takip ediyor? nereden tanımış? niye spesifik olarak bu adam? izlandalı adamın takip ettiği kızla ilişkisi ne? ana karakteri filme alan kadının olayı ne? bu bir tedavi tipi mi? belgesel mi çekiyorlar? kadın kendisini iyileştirmek için eve bir sürü tip getiriyor, bunlardan biri kadının göğsüne yumruk atıyor, kadın bağırıp rahatlıyor falan. ne iş? hangi psikoanaliz tekniğine dayanıyor bu yapılan? yoksa saçma sapan bir yaşam koçu mu bu adam? olayı ne? kadın her sokakta yürüken arkadan çalan saçma sapan müziğin olayı ne?

    film boyunca tek net bir şekilde anlaşılan mesaj şu oldu. izlandalı adam seks partisine gidiyor. burada herkes zevk arayışı yolunda sapkınlıktan saçma sapan kendilerini koyvermişler ve bir sıkkınlık durumu hakim. ama bir sahnede engelli arkadaş ve kız arkadaşı görüyoruz ve tüm bu sapkınlığın içinde onların ilişkisi saf bir şekilde en gerçek ve en haz verici olarak ortaya çıkıyor. bunu birbirlerine bakışlarından anlıyorsunuz. müzik de değişiyor zaten.

    bu sahne dışında film tamamen birbirinden kopuk alakasız saheler bütünü. hele ki son çıplak dans sahnesinin saçma sapan uzatılmış olmasından dolayı baya güldüm. yönetmen resmen izleyicinin sabrını test etmiş.

    --- spoiler ---

    bugün galası olan bu filmde bazı izleyici dayanamayıp salondan çıktı, bazısı sahnelerin çarpıklığından ve vuruculuğundan ağzı açık izledi, bazısı da alkışladı ki bence alkışlayanlar da; enteller, entel gözükmek isteyenler, sarkastikler ve filmin bittiğine sevinip yaşama sevinciyle dolanlar olarak dörde ayrılabilir.

    ama sonuç olarak birinin "anlayamadım mı acaba diğerleri gibi" düşüncesinden uzak bir şekilde kendine güvenip "kral çıplak" diyebilmesi lazım ki ben zaten kurtlu bir insan olarak görevimi yapmaya çalışıyorum.

    özetle, bok gibi bir film. gitmenize gerek yok. zamanınıza ve paranıza yazık.
  • bir tarafta hic dokunamama, diğer tarafta dokunmanın en karmaşık şekilerinden grup seks ve bdsm ritüelleri ve diğer tarafta ağır engelli bireylerin bedenlerine en basitinden dokunma üzerinden kiside uyandırdığı duygular ve sonrasında cinselik üzerinden engelli bedenlere bakis.. zıtlıkları uç örneklerle ama özünde bir eksikliğin veya tatmin beklemenin çizgisinde anlatmaya çalışmak... bu acidan bakildiginda yani daha derinlerdeki sebepler üzerinden anlatılmak istenen bir hikaye kurgusunda zor bir isin ustlenildigi ortada. ama ortak amaç dokunmayı dokunmanin ozundeki iletisimi normalleştirmek. en karmasiğından en ayrıksı olanindan en basit olanına... keza hepsi bir dışa vurum; içseli ifade ediş biçimi bir nevi iletişim bicimleri. yargılamak yok sorgu yok sadece içsel önyargıları kırma ve kurulmak istenen iletişimi anlamak ve anlatma gayreti var.

    film öncelikle dokunamama üzerinden ve engelli bireylerin dokunulma deneyimleri üzerinden dedini anlatmaya basliyor. sonrasinda bdsm ve grup seks ile dokunulma deneyimlerine geciyor. sikinti da burada biraz. keza sadece bu bölümde gorsel olarak anlatim var. konuşma veya bu deneyim bicimini anlatmaya calismak yok. hikaye de bu noktada vermek istedigi mesaji layigiyla veremiyor. eksiklik ve filmdeki kopuklugun ana sebeplerinden biri de bu. gerçi kurgusal zemini farklı bir çalışma mesajını açık açık vermek de istemiyor. hikayedeki kişiler kim oldukları ve amaçları hafiften soru işareti olarak bırakılmak istenmiş. ama dokunma eyleminin normalizasyonu anlatilacaksa bu deneyimin en karmasik ve ayriksi bicimi bdsm ve grup seks bölümlerinin de diyaloğa kavuşturulması gerekliydi bana göre. son olarak müzikler çok iyiydi ve son sahnedeki özgürlük dansı güzeldi. en minimalist şekilde iyileşme böyle anlatilabilirdi keza.
  • 37. istanbul film festivali'nin en ilginç filmlerinden. festivalin kapanış seansında izledim filmi. beklentilerim yüksekti berlin'den aldığı altın ayı'dan dolayı ama karşılayamadı film beklentilerimi.

    yarı kurgusal-yarı belgesel havasında geçen deneysel bir çalışma olmuş. dokunmayla, dokunmakla ilgili sıkıntıları olan laura üzerinden birçok şey anlatıyor film. anlatıyor ama pek anlaşılmıyor anlattıkları. ben beğenmedim filmi doğrusu. sonuna kadar sabretmekte zorlandım. yer yer ilgimi çektiği noktalar da oldu ama geneline bakınca sevmedim. hayal kırıklığıydı. film bitmeden, ama bitmeye yakın filmden çıkanlar da oldu. hazmı ve izlenmesi zor olan filmlerden.
  • 37 . istanbul film festivali'nin kapanış filmiydi. açıkcası çok beğenmedim . filmim müzikleri film esnasında güzeldi . filmin müzikleri , güzel bir film izleyebileceğim konusunda beni inandırmıştı . bütün film sabrettim fakat bir kaç sahne dışında çok başarılı bir film değildi . belki de filmi anlayabilmek için laura ile aynı hislere sahip olmak gerekebilirdi. zaten konusunu herkes anlatmış . benim tavsiyem ise izlemeyin
  • belki iş çıkışı düşük enerjiyle gittiğim içindir ama bu filme dayanamadım. hayatımda ikinci kere bir sinema salonundan filmin ortasında çıktım. ilgi çekici bir konunun heba edildiği bir film olmuş.
  • uzun süredir izlediğim açık ara en kötü film. adina pintilie sanırım bu filmi ''öyle bir film yapacağım ki yedi sülaleme bir ömür küfredecekler'' motivasyonuyla yapmış. böyle bir filmin türkiye'de gösterime girmesi güzel olsa da ne yazık ki çok ama çok kötü buldum. altın ayı ödülü almasını ise ''sen kpss'den 70 al gerisini bana bırak'' diyen jürideki dayıları vermiş olabilir. başka bir açıklaması yok çünkü. yine de film izlerken salonun ortasına kusmak ve tüm cinsel hazlardan bir süre uzak kalmak isteyen yazarlar için biçilmiş kaftan.