şükela:  tümü | bugün
  • yönetmenliğini jacques becker' in yaptığı, 1954 yapımı film. paris'in ünlü gangsterlerinden max' in hayatını anlatır, en iyi gangster filmleri arasında gösterilmektedir.
  • döneminin tüm karamsarlığını bünyesinde taşıyan jacques becker filmi. 4-5 senelik bi süreçte çekilen kubrick'in the killing'i (1956), kluzo'nun le salaire de la peur 'u (1953), becker'in çekilmesine yardımcı olduğu dassin'in rififi'si (1955) ve melville'in bob le flambeur'u (1956) touchez pas au grisbi (1954) ile beraber hep aynı dönemden, savaş sonrasının vahşileşmeye başlayan kapitalizmden izler taşır. hepsinin ortak objesi kirli para iken bu uğurda öznenin nereye kadar gidebileceği ve neleri kaybetmeye göze alacağı incelenir. film noir kuşağı yeteri kadar insan pisliği serdi ortalığa ama mutsuz sonun tatminsiz estetiğini ortaya çıkarmak bu ustalara düştü. başrolde jean gabin oynuyor, karşısında henüz ilk filminde briyantin parlatan lino ventura var. touchez pas au grisbi ganimete dokunma anlamına geliyor, ganimet her zamanki gibi nakde çevirilemeyen, pazara girişi zor olan herhangi çalıntı mal, ben diyeyim altın sen de kömür. gabin'in oynadığı max ganimeti koruyup pazara sürmeye çalışırken, ventura'nın oynadığı angelo ekibiyle birlikte ganimete çökmeye çalışıyor ki mevzu da zaten bu savaşın üzerinde dönüyor.
    yukarıda da bahsettiğim üzere dönemden etkilenen ve sonrasında fransız sinemasını yoğun bir şekilde etkileyen bir film tpaug. gabin' e oturaklı rollerin kapısını açmasının yanında, eski güreşçi ventura'yı da fransız sinemasına kazandırıyor. minimalistin ağasıyım, entellerin babasıyım edasıyla le silence de la mer ve les enfants terribles gibi işlerin çevresinde gangsta işlerinden uzakta seyreden melville'i de türün içine çekiyor, ilham kaynağı oluyor.
  • tema müziği gecelerin ötesi ile içeride, the irishman ile dışarıda kullanılmıştır. (bkz: le grisbi)

    ayrıca (bkz: en iyi kara filmler/@kolombre)
  • jacques becker sinemasına dalınca izlenilmesi gereken filmlerden biridir, fakat gişe hedefiyle rejideki tüm imzasını ve özgünlüğünü kaybetmiş bir becker filmidir aynı zamanda.

    senaryo ciddi anlamda aksaklıklarla dolu, temponun sağlanılamadığı, birçok önemli sahnenin belli bir ritme ancak sık sık tekrarlanıp radyo cingılına dönen mızıka müziğiyle *çıkarılabildiği 1954 yapımı kara film. türün zaman içindeki seyrini gözlemlemek için izlenirse pişman olunmaz, fakat bir başyapıt beklentisine girilmemeli.

    tema müziği olan grisbi theme the godfather filminin o meşhur tema müziğiyle, en azından giriş melodisiyle, inanılmaz biçimde benzeşiyor.
    15-20 saniye arasına dikkat