şükela:  tümü | bugün
  • jusqu'ici tout va bien. (bkz: buraya kadar herşey yolunda) (bkz: la haine)
  • asafated' in, turk gruplarinin yapmis oldugu en iyi sarkilarindan biri oldugu iddia edilebilecek sarkisi.
  • feci feci katatonia kokan asafated $arkısı. hele parçanın sonuna doğru gelen melodiler i breaki dinliyormu$sunuz hissi yaratıyor.
  • fransızca sözlerinden zerre anlamasam da gayet hüzünlü, alkol tüketimine sebep olabilecek bir şarkı.
  • asafated elemanlarının la haine filminden etkilenerek yaptıkları çalışma.
  • j'ai vu des enfants fuire sans où aller
    courir avant même de savoir marcher
    venir au monde et déjà orphelins
    venir au monde sans lendemain certain
    j'ai vu des mères enceintes et éventrées
    j'ai vu leur corps meurtris, leurs âmes violées
    j'ai vu les pères sauver leurs peaux salies
    j'ai vu la vie des leurs en être le prix

    je suis là
    pour vous le raconter
    je suis là
    pour vous en témoigner
    et vous dire
    au nom de tous les miens
    que tant qu'on vit et tant qu'on aime tout va bien
    je vous le dis, oui tout va bien

    j'ai vu la haine nous prendre nos belles familles
    j'ai vu la mort couvrir nos jours de nuit
    j'ai vu un peuple entier partir en flamme
    cans ces pays que tous les dieux condamment
    j'ai vu, je suis venu, j'ai survécu
    pour vivre les rêves de ceux qu'on a perdus
    on a tous une mission à accomplir
    et moi je dois chanter pour vous le faire saisir

    tout va bien, tout va bien,
    je suis là pour vous dire que,
    tout va bien
    tout va bien

    (bkz: corneille)
  • cali de demiş, ama farklı demiş. öyleyse;

    et la nuit s'avance vers mes trente deux ans

    je crois je ne suis plus fou
    nu face au miroir
    j'inspecte ce corps usé fatigué mais debout

    tout va bien tout va bien

    suis-je à la moitié suis je à la fin
    en tout cas, ce n'est plus le début

    cette vie m'a maché avalé dégueulé
    j'ai si peur d'avoir tout vu pourtant
    tout va bien tout va bien

    bien sûr je suis seul
    mais qui n'est pas seul
    au milieu de cette grande nuit
    cette nuit qui rampe froide et muette
    vers la trente deuxième année de ma vie

    tout va bien tout va bien

    sécurité, certitude, prévoyance, confort,
    vous étiez mes pires ennemies
    aujourd'hui je marche au milieu du troupeau
    comme les autres fantômes sans folie
    mais

    tout va bien tout va bien

    et l'amour oh l'amour notre amour
    cet ancien combattant
    qui a donné ses deux jambes à la guerre
    on ne peut plus rien lui prendre maintenant
    alors

    tout va bien tout va bien

    ma mémoire est un scaphandrier qui suffoque tout au fond de la mer
    il pleure sur le trésor qu'il ne remontera jamais
    ma jeunesse est morte hier

    et la nuit s'avance vers mes trente deux ans

    je crois que je ne suis plus fou
    nu face au miroir
    j'inspecte ce corps usé fatigué mais debout
    et

    tout va bien tout va bien

    tout va bien
  • jean luc godard ın yves montain ve jane fonda lı 72 yapımı filmi . week end den sonra başlayan protest film alakası bu filmde de fazlasıyla aşikar, ama yine de o ilk filmlerindeki enerjiyi vermekte, kimi zaman. 68 olaylarının etkisiyle yapılmış bir film . sınıfsal çatışmayı konu alıyor. bunu bir sosis fabrikasında grev yapan işçiler aracılığıyla aktarıyor. yves montain entellektüel film yapımcısı rolünde. jane fonda amerikalı gazateci.

    jean luc yves montain ile kendini anlatıyor bi nevi. onun neden aniden peşpeşe politik filmlere yöneldiğini bu filmden anlayabilirsiniz. film "entellektüellerin bu uğurda* nasıl hareket edebileceği, bir şeyler yapması gerektiği " etrafında dönüyor. jean luc un da böylece neden bu şekilde yönlendiğini açıklamış oluyor. filmde bir çok kez kameraya karşı monologlar kuruluyor, film gücünü bu monologlardan almakta, anlamı ordan çıkmakta yoksa geriye eylem yapan gençlerin polisle kavgaları kalıyor ki buna pek de yabancı değiliz, haberlerde de izleriz.

    aktivistlerin bulunduğu her karede fransa bayrağının yer alması, jeneriğin keza kırmızı mavi beyaz dan oluşması da film hakkında fikir sahibi olmamıza yeterli . jean luc ayrıca bu film için "kendimce işçi kesimin sorunlarını dile getirmeye çalıştım, onların benim dilimden anlamadığını söylüyorlar ama bu film öncelikle bana ait ve benim yorumumu taşıyor elbet" demiş, eleştirmenlere cevabını vermiş.

    güçlü bir self consciousness mevcut filmde, bunu brechtyan bir üslupla destekliyor, bu üslubu self conciousness a sebep oluyor desek daha doğru olur. film iki kişinin nasıl bir film yapabilcekleri konusunda teatileriyle başlıyor dış ses yordamıyla. yapım sürecinden öncesine de tanık oluyoruz böylelik . hangi oyuncuları kiralasak , ilgi çekecek bi konu bulmnalıyız diye tartışıyolar bi süre, ayrıca çok farklı bir kurgusu var . süreklilik gözardı edilmiş , harekete kesme denilen olay mevcudiyetini yitirmiş, misal adam koltuğa geliyor profilden hareketini izliyoruz , ardından cepheden çekime geçiyor, aynı hareketi en baştan izliyoruz. ilginç geldi bana, bi an sonra alıştım bidaha bi daha diye filmin sonunu getirdim . 96 dakkalık bi film bu arada , izlemek gerek o dönemin politik filmlerinin fikrine vakıf olabilmek için .dvd sinde letter to the jane diye bi kısa film daha var. vietnam savaşıyla tout va bien arasındaki bağlantıyı anlatıyor uzunca bi film . ayrıca jane fonda (barbrella) bu filmde gönüllü oynamış yanılmıyorsam, çok saygın ve seksi bi şahsiyettir kendisi, tam da jean luc un kafadanmış , o dönemin anjelina joliesi diyelim , fakat biraz daha politik yönü ağır basıyor tabi . anjelina iyilik perisi mübarek , onu da severiz tabi ayrı konu ama konudan sapmayalım şimdi, dvd si bulunuyor bu filmin vcd si yok piyasada , isteyen kadıköy the end de bulabilir.