şükela:  tümü | bugün
  • tarihçi heath w. lowry tarafından yazılmış mükemmel bir eser.

    http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=201150
  • hizini alamayip asiri islamci ve irkci bir odak haline gelmesi bu durumu daha da ilginc hale getirmektedir, oyle degil mi sevgili dokur?
  • hala devam etmektedir.
  • trabzon'un fethinden önce başlamıştır.

    osmanlı'nın şehri (aslında kaleyi) fethetmesinden önce, bölgeye akınlar düzenleyen çepniler, batıdan ve güneyden şehir merkezine kadar yaklaşabilmişlerdi. bu dönemdeki yerleşimler, trabzon'daki ilk müslüman türk yerleşimleridir.

    komnesos devleti'ne son verilmesinden sonra 15. ve 16. yüzyıllarda bölgeye tokat, zile, turhal, amasya civarlarından müslümanlar yerleştirilmiştir. dağılan akkoyunlu'nun efradından bir kısmı da erzurum ve erzincan yöresinden trabzon'a göç ettirilmiştir.

    ihtida edenlerle birlikte, şehrin müslüman nüfusu artış göstermiş ve trabzon islamlaşmış, türkleşmiştir.

    19. ve 20. yüzyıllarda kalan rumların ve ermenilerin de bölgeden çıkartılması ile, trabzon şehrinin demografik yapısı türkler lehine değişmiştir.

    bugün trabzon şehrinin tamamına yakını türklerden ve türkleşmiş eski trabzon halkından oluşmaktadır.

    bu adı taşıyan heath lowry kitabı, abdullahoğlu meselesini biraz abartmakla birlikte, değerli bir kitaptır.
  • kemençe örneğini vermek istiyorum. belki de sadece dil ve din değişti*. bu gün karadenizliler yunanlar gibi hızlı konuşurlar. hoppa (opa) derler falan. yunan kültürü ve karadeniz kültürü -türkiyenin yunanistana olan en uzak toprak parcası olmasina ragmen- birbirine çok benzemektedir. eurovisiona katılan her yunan parçasında kemençe solosuna rastlarsınız. aslında kemençe yunan kültürüne aittir. bence öyle yani.
  • okumadan veyahut yarım okuyarak yorum yapacak kişileri önlemek adına şunu ekleyelim çalışma tamamen trabzon ili merkezini kapsamaktadır.
  • her ne kadar rizeli olsa da, ismail türüt'ü anlamak için okunması gereken bir araştırmadır.

    ilk olarak 17 yaşında geldiği türkiye'de uzun yıllar kalan ve bir türk ile evli olan amerikalı tarihçi akademisyen heath w. lowry tarafından, vergi kayıtları incelenerek yazılmıştır. örneğin 3 erkek çocuğu olan hıristiyan bir esnafın çocuklarından ikisinin ismi hıristiyan adı, diğerininki müslüman adı olabilmektedir. müslüman olmayı seçmeyen iki hıristiyan çocuğundan birinin torununun adı abdullah iken, diğerininki yine bir hıristiyan ismi olarak kalabilmektedir. böyle böyle gider bu iş ve gün gelir, trabzon halkı türkiye'nin en milliyetçi kesimlerinden birine dönüşüverir. tabii trabzon sadece bir örneklemdir, anadolu ve rumeli'nin oğuzların kayı boyundan gelme süreci genelde böyledir.
  • --- alıntı başı ---

    bu çalışma boyunca, eldeki tahrir defterlerine dayanarak trabozun'un bir müslüman şehri olması sürecini izlemeye çalıştık. incelememizde, daha önceki araştırmalarda varılan sonuçların aksine, bu durumun şehrin 1461'de fethinden hemen sonrasında gerçekleşen ani bir süreç olmadığını göstermiş bulunuyoruz. tam tersine, bu süreç 125 yıl gibi bir süre içinde tamamlanmış ve şehrin yerli hıristiyanlarının büyük kısmı islamlaştırılmıştır. sonuç olarak, 1583'te şehrin nüfusunun çoğunluğu müslüman olduğu ve şehrin islamlaştırılması'ndan söz edebildiğimiz halde şehrin fetih öncesi karakterinin büyük bir kısmını koruduğunu söyleyebiliriz. diğer bir deyişle, incelediğimiz dönemin sonunda trabzon şehrinin "türkleştirilmesi" daha henüz ilk aşamalarındaydı.

    --- alıntı sonu ---

    gerçekten de bir solukta okunan ilginç ve düşündürücü bir çalışma. heath lowry 1486, 1523, 1553 ve 1583 tarihli dört tahrir defterini baz alıp daha önce yapılan çalışmaları da göz önüne alarak çok önemli bir eser ortaya koymuş.

    1486'da %19 olan şehrin müslüman nüfus oranı, 1523 yılında %14'e düşmüş ve 1553'te %46'ya çıkarken 1583'te de %53'e kadar yükselmiş.

    1523'teki düşüşün nedeni trabzon'un osmanlı eline geçmesinden sonra zorunlu göçle oraya yerleştirilen müslümanların bir bölümünün devlet gözetimi azaldığı anda tekrardan memleketlerine dönmesi olarak verilmiş.

    1553 ve özellikle 1583'teki büyük çaplı artışların nedenleri de kısmen 1553 öncesi istanbul'a zorla göç ettirilen hıristiyanlar ama daha çok da şu aşağıdaki nedenler olarak sıralanmış:

    i. anadolu'da kilise sisteminin zayıflaması/çökmesi
    ii. buna karşılık hem resmi güçlü devlet dini olması -ama özellikle de- hem de teşvik edilen alimler, evliyalar, şeyhler aracılığıyla "halk" dini şeklinde tanıştırılan islam. maraşlı osman efendi mesela birçok hıristiyanı hatta hıristiyan mahallesini müslümana çevirmiş.
    iii. vergi... zengin fakir tüm hıristiyanların (yetişkin erkeklerin) ispence vergisi ödemek zorunda olması ama müslümanların böyle bir yükümlülüğü olmaması

    sonuç olarak osmanlı'nın trabzon'u ele geçirmesinden yaklaşık yüzyıl sonra hızlanarak artan müslüman nüfusunun önemli bir kısmının mühtedilerden oluştuğu (zaten aklı başında olup anadolu'daki diğer halkların büyük çaplı katliamlara/yok edilmelere/soykırımlara ya da kısırlaştırılmaya falan uğramadığını bilen herkesin varacağı sonuç) tezi verilmiş ama islamlaşmanın direk olarak hemen türkleşme'yi getirmediğinin hatta neredeyse 1923'e kadar dil ile kültür ile (belki de hala) osmanlı öncesi durumla bağların sürdüğünün altı çizilmiş.

    (bkz: abdullah)*