şükela:  tümü | bugün
  • bu basligi acmak sanirim bu iki sehire ve erkeklerine haksizlik olmaz sanirim, sahsimca bu genellemeyi yapmakta bir sakinca gormuyorum. bu iki guzel sehri de gormedim ama hayatim boyunca insanlariyla ilgili cok fazla ornek gordum, duydum, okudum. cok gormek istedigim iki sehir olmalarina ragmen artik ziyaret etmek de istemiyorum hatta birakin ziyaret etmeyi etrafimda cok sempatik aksanlariyle trabzonlu, rizeli de istemiyorum.artvini,gurcistani ziyaret ederim daha iyi aq bu adamlarla muhatap olmaktansa, dogaysa ayni doga.anadolu'da yasayan insanlara yillardir haksizlik yapiliyor yok yere hor gorulup asagilaniyorlar bu adamlari dusundukce. bu cahil surusu cok uzucu bir sekilde ulkeye de hukmetmekte kilit pozisyonlar, sektorler hep bu adamlarin ellerinde peki bu kadar cahiller nasil buralara gelmisler diyenlere sozum su ki ulke ne yazikki cok konusanin ve bos konusanin kazandigi, bir ulke oldu hep.

    zorunlu edit: bilimsel kaynaklara dayandırdığımı hiç bir yerde belirtmedim bir şehrin insanlarıyla ilgili yorum yapmak için yalnızca o şehirde yaşamanıza gerek yoktur. özellikle istanbulda yoğun oldukları bir bölgede ya da rize ve trabzon'dan çok göç almış bir şehirde yaşıyorsanız kendinizce bazı çıkarımlarda bulunabilirsiniz. ayrıca bu şehirlere üniversite okumaya, çalışmaya gitmiş, akrabalarınız, arkadaşlarınız var ise onları da dinlersiniz, özellikle kız arkadaşlarınız ya da akrabalarınız var ise onları bir dinleyin derim, her gün bu şehirlerle ilgili saçma sapan haberleri izlememiz de cabası. şimdi bunlar başka şehirlerde olmuyor mu diye soranlar olacak tabiki oluyor ama bu adamların yobazlığına, bilmişliğine, cahilliğine ben tahammül edemiyorum arkadaşım muhatap olduğumda da rahatsız oluyorum bir çoğundan, bilimsel bir açıklama yapmadım kendi gözlemimi söyledim katılırsın ya da katılmazsın bu senin fikrin.
  • akıllara ismail türüt'ü getiren tanımlama. doğu karadeniz deyince benim aklıma ismail türüt geliyor. ve tabii dinamik cehalet, holiganizm, mafya özentilği, silah sevdası, türk-islam sentezi safsatası, faşizan eğilimler, kurtlar vadisini kahvede toplu halde seyretmek, büyük şehirlere düşman olmak, dışarıdan oraya gelenleri düdüklemek gibi şeyler.

    edit : artvinli olmama ve orada doğmama rağmen yapıyorum tanımı. anlayın işte.
  • diğer şehirler kadar cahil barındıran iki şehir. kendi kişisel ilişkileri, yaşanmışlıkları üzerinden şehir insanına kin ve nefretini kusan, cinsiyetçi gerizekalının açtığı başlıktır. sen bu kafayla geç bile kaldın gürcistan'a.

    (bkz: mal gelip mal gitmek)
  • karadenizli olduğum halde kesinlikle katıldığım gerçek. hatta eksik bile yazılmış sayılır.

    edıt:düzelme
  • trabzon ile rize arasında çok fark vardır ama istanbul'dan görünmez pek. uzaktan bakınca ufukta hepsi bir görünür.
  • normal cehalettir. cehalet dediğimiz şey enlem ve boylamlara göre değişen bir şey değildir. bir insan cahilse cahildir.

    başlığı açan yazar arkadaşımız anlıyoruz ki trabzon ve rizeli insanlara beslediği ırkçı duyguları bir genellemeyle kusmak istemiş ve kendisini de peşin peşin haklı görmüş. trabzon ve rize insanları birbirleri içinde büyük farklılık gösterir, arkadaşımız neye göre bir birliktelik göstermiş bilmiyorum.

    benim anlamadığım şey şu. arkadaşımız bu kanıya bahsettiği şehirlere hiç gitmeden varmış. şimdi esas cehalet bu değil mi? arkadaşın bu iddiayı dayandırdığı kaynak ise, sıkı durun, kendisinin tanıdığı trabzon ve rizeli insanlar. adam kendisini direkt bilimsel bilginin kaynağı olarak görmüş.

    buna artık cehalet mi denir, enaniyet mi denir ne denir bilmiyorum.
  • iki şehre gitmiş, kalmış, yaşamış, oralı tanıdıkları olan biri olarak çok da yanlış değil yazılanlar diyebilirim.

    büyükşehirlere gelince konuşarak anlaşılma sağlandığına şaşan mı istersin. kızların konuşabildiğini yani muhabbet edebildiğini öğrenen mi istersin.

    trabzon'da trabzonlu olmayan biri, bir şekilde ama bir şekilde ama yine bir şekilde başını belaya sokar. oralı olmadığı anlaşıldığı an gözler üstündedir. özellikle erkeksen. ama ilginç insanlar yani yabancılara etmedikleri kalmaz ama kendi aralarında da çok çok ilginç olaylar yaşanır. hem de neler neler de neyse.

    rize'de yol vermedin verdin derken oradan iki ölü çıkma olasılığı gayet yüksektir. bakın abartı falan yok. gayet yüksek ihtimaller bunlar.

    buralı insanların da sırf bunlardan dolayı nerelisin dendiğinde çok defa trabzonluyum/rizeliyim demediğine şahit olmuşumdur.

    bakın bu iki ilde feci bir yobazlık var. feci bir inat var. feci bir nasıl diyim dediğim dedik hatta hatamı yüzüme vuranın ağzına kürekle ne küreği çifteyle vururum var. yani tabir caizse günlük hayatta karşılaştığınız olaylar karşısında burası hangi gezegen gibi sorular belirebilir kafanızda.

    bu arada ben bu iki ilin en iyilerini istanbul'da gördüm o da ayrı. sanırım bu nasıl memleket diyen uçmuş istanbul'a ama işte orada da yakasını kurtaramayan var hemşehrilerinden. durum böyle olunca nerelisin diye sorduğunda bartın, düzce, bayburt veya böyle sakin illeri söyleyenlerin çoğu kendi memleketinden/memleketlisinden bıkmış iyi kişilerdir.

    yahu aklınıza gelen ilk rizeli ve ilk trabzonluyu düşünün. sonra ne demek istediğimi anlarsınız.

    ekleme: mükemmel bir özet geldi bir yazar arkadaştan. der ki: deniz kenarında yaşayanları dünya görmüşler. sonra dünyaya yayılmışlar.
    dolayısı ile dağlı olanlar sahile inmiş şimdi ili temsil edenler onlar. ne kadar yobazsan o kadar dindarsın düsturü ile yaşıyorlar.
  • trabzon ve rize hakkında bir bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların cehaletidir.

    güzel şehirlerdir ikisi de, ayrıca insanları da doğası kadar güzeldir; çalışkandır, yardımseverdir, dürüstlerdir ve hepsinden öte vefakardırlar.

    bu arada böyle bir başlığı açanın koyu bir galatasaraylı olması da, trabzonspor'un galatasaray'ı istanbul'da yenmesinden sonraki gün, renkdaşları ağlarken bu başlığı açması da gayet manidar. hani bilmeyenlere ileride referans olsun, unutulur munutulur...

    (bkz: 22 ekim 2016 galatasaray trabzonspor maçı)
  • ne yazık ki ama ne yazık ki gerçeklik payı olan iddiaya konu cehalet.

    rize'de uzun süre yaşadım, trabzon'u iyi bilirim ve haddim olmayarak coğrafi bir daraltmada bulunmak isterim.

    şöyle ki haritayı açın, trabzon ve rize'ye yaklaşın. batıdan akçaabat'a kadar olan trabzon ilçelerini, doğudan ise ardeşen'e kadar olan rize ilçelerini çıkarın. elinizde kalan sahil kesimi ve arkalarındaki ilçeler hakikaten bir acayiptir.

    buna esasen cahillik de denemez, türkiye'nin hali malum. bu başka bir şey. kendi cehaletini romantik bakışla sarmalayıp psikolojik ve fiziksel tehdit haline gelebilme durumu var buralarda.

    yani bir beşikdüzü, bir ağasar, bir fındıklı (lazca adı viçe) değil de neden araklı, neden of, neden çayeli? hiçbir açıklamam yok. çayeli'den çok öğrencisi olan okuldaki öğretmenin sızlanmasına tanık olmuşluğum vardır, o derece.

    hayır, muhabbet ederken kötü de değildir aslında bu insanlar. gayet sıcak, insancıl ve meraklıdırlar da. seversiniz çok. ama kendi hayallerinde görmek istediklerine de korkunç bir hırsla sarılır ve inat ederler bunda.

    bu inat, bu gözü karalık, sahiplenmişlik; bu iki ilin kastettiğim bölümünü yozgat'tan, konya'dan ayırır, bambaşka bir yer yapar. çok daha sempatik ve çok daha yorucu.

    vatan toprağıdır, dünya cennetidir, yeşilin başkentidir buralar ama inat denen huyundan kurtulması gereken insanlar barındırır.
  • aksilik olabilir. kesinlikle cahil degiller. hatta kafalari normal yurdum insanina gore daha cok calisir.