şükela:  tümü | bugün
  • özellikle istanbul gibi gergin olanları ile birlikte hemen her yerde büyük bir fırsata dönüşme potansiyeli olan akış..

    tonla paralar verip okuduğunuz kişisel gelişim kitapları ve hakikatin peşinde tükettiğiniz koca bir ömür bile veremez size trafiğin öğreteceği şeyleri..

    acil bir durum olmadıkça korna-selektör kullanmamayı, trafiğe yeni çıktığı ve acemi olduğu her halinden belli olan bir taze şöförü, aracı ilk seferde kaldıramadı veya düzgün manevra yapamayıp yolu tıkadı diye atarlı hareketlerle taciz etmektense kendi acemiliğini hatırlamayı, arkandaki-yanındaki kanı bozuk tarafından yapılan el-kol vb kışkırtmaya rağmen sakin kalabilmeyi, ne kadar makasa girersen gir, ne kadar köklersen kökle şehir içinde ortalama hızla giden birine kıyasla varacağın noktaya en fazla 3 dakikka önce ulaşacağın gerçeğini idrak etmeyi, sokak aralarında giderken her an yola atlamaya hazır çocuk, kulaklık takıp dalmış genç, etrafını kontrol etmeyi unutan yaşlı teyze ve bilumum sokak hayvanları olacağı için sokak boş bile olsa 20-30un üstüne çıkmamayı, yola girebilmek için sokağın köşesinde burnunu çıkarmış uzun süredir bekleyen bir araca veya kaldırımda karşıya geçebilmek için beklemekten ağaç olmuş bir yayaya durup yol verdiğinde "insanlık ölmemiş" diyecekleri gerçeğini ve kendi meşrebinize göre daha nice benzerlerini zihninizde canlı tutabilirseniz eğer, her kontağı çevirişiniz bir eğitim, her sıkışık ve stresli trafik bir okul oluverir..

    öncelikle "ben" demeyi bırakmak lazım..
    haklılığı falan bir kenara koyabilmek lazım..
    ve sabırlı olmak lazım.. çok sabırlı olmak lazım..

    bu şartlar altında trafik çok önemli bir imtihan alanı "arayan" kişi için.. kendi sınırlarını ölçmek ve ben'ini eğitmek için harikulade bir laboratuvar alanı..
  • what is traffic?...

    1-the individual driver cannot often understand the larger traffic system...
    > tek başına bir sürücü genellikle daha büyük trafik sistemini anlayamaz...
    2-there’s too many cars and not enough road...
    > çok fazla araba ama çok az yol var...
    3-people can’t maintain a steady speed...
    > insanlar biyolojik olarak araba kullanmaya hazır değil...
    4-we’re also bad when it comes to doing the zipper merge...
    > sürüş sırasında hızımızı ayarlayamadığımız gibi kesişimlerde de çok verimsiz davranıyoruz...
    5-people don’t want to use mass transportation...
    > insanlar toplu taşıma kullanmayı istemiyor...
    6-some people exhibit driver’s courtesy, some people just take advantage...
    > bazı insanlar başkalarının iyi niyetini suistimal ediyorlar...

    phantom traffic...

    izlemek istemeyen ya da dil sıkıntısı çeken yazarlar için mevzuyu açarsak...

    1- trafik kullanıcısı görüş açısından trafiğe hakim olamadığı ve yaptığı tercihlerde limitli bilgisi olduğu için trafiğin homojenleşmesinde tıkayıcı etken gösteriyor...
    2- çok fazla araba ve çok az yol var ancak her yeri yol yapamayacağımız gibi yolu ne kadar genişletirseniz genişletin kesişimleri engelleyemeyeceğiniz için trafik sıkışacak... yollar planlanırken sabit bir sürat modeli üzerinden tasarlanır (ülkemizde de böyle midir bilinmez ama) bu nedenle yoldaki sebepsiz sıkışıklıklar sürücülerin ideal hızdan daha hızlı ya da daha yavaş gitmesi nedeniyle oluşuyor... ki bu da üçüncü madde...
    3- insanlar biyolojik olarak araba sürmeye ve arabanın ulaşacağı hızlarda gitmeye hazır değil...
    çünkü araba sürerken en büyük yardımıcımız olan gözlerimiz arabadaki oturma pozisyonu, hız, hava durumu vs gibi değişikliklere kendini adapte edemiyor... pek çok örnek var izlemelisiniz videoyu...
    mesela kavşaktan bize doğru gelen bir aracın hızını bize iyice yaklaşana kadar yani boydan görene kadar anlayamıyoruz... japonya da yapılan bir deneyde hiç bir engel olmadan sadece sabit hızda dairesel gitmeleri istenen insanlar bile hız kontrolü yapamadıkları için sıkışıklığa neden oluyorlar... deneyin videosu...
    4- yol çalışması kaza vb durumlarda şerit birleşmeyi verimli yapamıyoruz... çok ilginç ipnelik yapmak yani birleşim yerine son anda geçmek daha efektif... herkes şeridinde gidip birer birer iki şeritten bir araç geçse sıkışıklık çok daha az sürüyor çünkü durağanlaştığı için hem güvenli hem de kişisel geçişlerden dolayı sisteme gürültü girmiyor...
    5- arabanın getirdiği anonimlik duygusu, konfor ve güvenlik hissi nedeniyle insanlar toplu taşımayı kullanmıyor... yapılan araştırmalar %1lik bir toplu taşıma artışının %20lik bir trafik rahatlaması anlamına geldiğini gösteriyor... ama kimse o %1'e girmek istemiyor...
    6- insanların kurallara riayet etmeyen kısmı trafikte artışa neden oluyor... plansız giden, nerede ne yapacağına karar vermeyen, son anda dönüş yapan ya da şerit değiştiren insanların yarattığı yavaşlama trafikte yok olmuyor ve o noktanın çok ötesindeki insanlara hayalet trafik (phantom traffic) olarak sirayet ediyor...
  • zafer ekin karabay'ın 1995-1996 dönemindeki devrimci öğrenci hareketine adadığı “trafik” adlı bu şiir, yitirdiği arkadaşlarına bir ağıttır.

    " kentin baskısı kaldı bize
    ve ışıkları trafiğin , ya da kazası..

    oysa biz hep bir düş kazasında
    yitirdik arkadaşlarımızı

    karşıdan karşıya geçerken
    eli bırakılan çocuklardık

    o insan kalabalığındaki
    son gülümsemesiydi annemizin

    sonra hangi tarafa geçsek karşıda kaldık! "

    zafer ekin karabay
  • şarkı yaptım ben bunun için, şimdilik ilk dizesi var...

    yağmur yağar sıkışırsın vay aman...
  • yayaların, araçların, hayvanların ve hayvan oğlu hayvanların karayolları üzerindeki hal ve hareketleridir.
  • sabah sabah insanı bezdiren, akşamları canını çıkaran, aşık olduğum istanbuldan bıktıran, ama yine de istanbuldan kaçıramayan oluşum.

    yürümek gibi güzel bir çözümü var, fakat soğuklarda olmuyormuş, ben bugün bunu gördüm
  • çoğu insanın kendinin ve aracının diğer araçlardan bağımsız olduğunu düşünme eğiliminde olduğu sistem. bu düşünce iyi araç kullananlara trafik kurallarını ihlal edebilme hakkı vermektedir. örneğin eğer yeterince iyi araç kullanabiliyorsanız (bu konuda doğal bir yeteneğiniz ya da tecrübeniz varsa) kalabalık bir otoyolda makaslarla ilerleyebilirsiniz, kıl olduğunuz kadın sürücüyü sıkıştırabilirsiniz (çarpma niyetinde değilsiniz ki, hem bu tecrübeyle 1 cm'ye kadar yaklaşabilirsiniz). tehlikeye mahal vermeden ihmal edersiniz zaten kuralları, çevrenizde olup biten herşeyden haberdarsınızdır; yola sizden sonra köpek mi çıkacak, yan araçtaki adam o sırada gözünü mü kaşıyor, bunları hep bilirsiniz. en büyük varsayımınız da herkesin direksiyon başında sizin kadar rahat ve başarılı olduğudur, sizin için güvenli olan bir durum, başkası için güvensiz olamaz, tehlike oluşturamaz. pek tabii ki aceleniz var, çoğu durumda bu size ihlal hakkı tanır zaten. o halde atınız makasları, sıkıştırınız sizi sinir edenleri, "arabayı bırakamam şimdi" deyip alkollu geçiniz direksiyonun başına. bir gün bir trafik kazasıyla tüm hayatınız değiştiğinde de trafik canavarını suçlarsınız artık!
  • cuma günü olmasına rağmen bugün istanbul'da enteresan bir şekilde olmayan şey.
    ınsan kıllanmıyor değil böyle zamanlarda
  • çok gizli kuralları olan hededir, bu yüzden ülkemizde herkes bilmez bu yüzden fazla gelişmiştir. bu gelişmişlik batıya olan özenden kaynaklanır. mesela türkiye'de trafikte sollama adı üzerinde önünüzdekinin solundan geçmeniz gerekir; fakat birleşik krallığı örnek aldığımızdan dolayı kural ihlali yapıp sağından da geçebiliriz. bu kural ihlaline değil trafikte ne kadar batılıyı oynadığımıza işarettir.
  • trafikte sola u dönüşü yaparken 10 sn lik ışıkta ben sol şeritte dönmeye hazırlanırken sağdan gelip o kolunu arabanın sonuna kadar açık olan camından aşağı doğru indirip işaret parmağı ile durmamı, 10 saniyelik ışıkta normal ve hakkı olan şeritte dönmeyi bekleyen kendime ve onca insana haksızlık edip önce ona izin vermemi isteyen kavatlar varsa aranızda, bakın şu an inanılmaz derecede sinirliyim, eğer denk gelirsek o kolunuzu götünüze sokup akciğerinizi gıdıklayacağım.

    haberiniz olsun :)