şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • yıllar önce pazarlama yaptığım dönemlerde kamyon/kamyonet arası bir araç kullanıyorum. polislerin sabit bir noktası var ve istanbul'un girişi sayılabilir. bütün kamyon şoförleri orada durduruluyor ve neden sonuç ilişkisine bakılmaksızın, sakal atılıp gidiliyor. bazen çok kalabalık olduğundan, ekip otosunun önünde kuyruğa giriyoruz. ruhsatların arasında artık fixlenmiş sakal miktarı var.

    yeni araçlar duruyor, şöforleri gelip kuyruğa giriyor. o hangamede, ekip otosundan muhtemelen komiser biri çıktı ve sıranın sonuna doğru koşarak ilerledi. biz sıradakiler de merakla gittiği yöne bakıyoruz. sırada gerçekten abuk bir durum göze çarpıyor. sıradakilerin gariban görüntüsünün tam aksine, sıranın sonunda takım elbiseli, kravatlı bir beyefendi var. memur hemen onun koluna giriyor ve bize doğru yürüyerek konuşmaya başlıyorlar;

    p- aman beyefendi kim durdurdu sizi? siz böyle buyurun arkadaşlara bakmayın onlar, başka bir şey için bekliyorlar.
    a- ( gayet şaşkın) şu memur durdurdu.
    p-( memura) oğlum dikkatli olsanıza.. pardon beyefendi siz arabanıza gidin. hangi arabaydı sizin ki?
    a- şu kamyon.
    p- ne sen kamyon şöforü müsün? niye böyle giyindin lan?
    a- düğün vardı memur bey oraya....
    p- siktir git lan sıranda bekle..

    böyle ince insanlardan kurulu topluluktur..
  • sözlükte öğretmenlerin boş yattığına yapılan çemkirme sayısının binde birinin yapılmadığı meslek grubu. bu da muhtemelen sözlük nüfusunun çoğunluğunun trafikte değil, lise sıralarında oturduğunu belgeliyor olabilir.

    ayda minimum 3,024 tl alan, siyasi ve bürokratlara eskortluk yapıp, yol açmak dışında, ne derde derman oldukları bilinmeyen memur topluluğu. komple taşerona devredilse 1 ayda ülke trafiğine nizam gelir.
  • rüşvet yiyeni, vereni kadar, adi ve suçludur. hele ki siz alkolluyken sizi eve gönderiyorsa hem sizin hem de trafikte diğerlerinin canına kastediyor demektir
  • tam köşeyi dönecek iken, megafonla bana şu talimatı veren kişidir:

    "açık al, açık al, aferin."
  • -iyi günler, rutin evrak kontrol, ehliyet ve ruhsat.
    -biraz acelemiz var, hemen kontrol etmeniz mümkün mü?
    -aceleniz varsa kontrol yapamayabilirim.
    -gerçekten mi? biraz acelemiz var açıkçası.
    -evet, buyrun gidebilirsiniz.

    gerçektir, bugün yaşadım.
  • geçenlerde otoyolda normal bir hızda giderken bir kamyonet üstüme doğru aniden kırdı. ben de kaza yapmamak için ani bir şekilde emniyet şeridine girdim ve kornaya asıldım. en fazla iki saniye sonra da kaza pozisyonu bitince şeridime geri döndüm. ve 100 metre ileride emniyet şeridinde park etmiş olan trafik ekibi bütün bu olanları gördü.

    ben yine de ne olur ne olmaz diye ekibin önünde durdurdum arabayı, indim ve kibarca "amirim yazmıyorsunuz değil mi bana? siz de gördünüz kaza yapmamak için emniyet şeridine kırmak zorunda kaldım" dedim. polis hafif takmaz bir tavırla "devam edin beyefendi, devam edin beyefendi" dedi.

    özet olarak olayı gören bir ekip, hemen ardından ne olur ne olmaz belki yine de görmemiştir, yazar cezayı diye bizzat kendilerine açıklama yapan ben varım.

    dün akşam eve emniyet şeridi ihlalinden ceza geldi.

    trafik polisinin özeti budur.
  • eskiden bunların asli görevi tıkanan trafiği açmaktı, günümüzde ise ana kavşaklara yakın bir yerde sotaya yatıp, koca başlardan biri geçerken akan trafiği kesmekten ibaret.
  • tekdüze hayatına bir değişiklik katmak adına ankara otobanında 3 kişiden mütevellit bir toyota corolla ekip otosunu saatte 170km hızla kullandıkları için uzun süre geçemediğim memurların dahil olduğu gruptur.

    sonrasında otoyolda kendilerini geçmeye cesaret eden tek otomobilin peşine düşerek yeni bir heyecan aramışlar, zorlu uğraşları sonrasında benimle tanışma fırsatı bulmuşlardır.

    - çok hızlı gidiyorsunuz.
    - sizden feyz aldım, 7-8 dakikadır size yetişemiyorum.
    - ama bizim işimiz var.
    - benim de...
    - ama bizi geçince de olmuyor ki...
  • yeni ankara havalimaninda durup yol sordugunuzda 'surdan bi u donusu yap, ters yone gireceksin ama dert etme biraz gideceksin bina onune cikacak, yoksa yolun cok uzar abla' diyerek ve de trafigi durdurup u yapmanizi sagladiktan sonra size inanilmaz bir 'tek seritli yolda ters yonde gitme' deneyimi yasatacak esneklikteki memur kisiler toplulugu. ayni toplulugun iki elemanina nikah islemlerini yapmak uzere kurtulus parkinin onunde sigortasi yenilenmemis arabamla yakalanmis, ama yine ayni 'secili-esneklik' sayesinde damadin opulup ankaradaki tum cevirme noktalarinin koordinatlarinin verilmesiyle sonuclanan bir deneyim yasatmisti bu memur kisiler bize. hani yakalanmayin dugun uzeri isleriniz aksamasin cocuklar seklinde kaygilanaraktan da ugurlamislardi bizi.

    bu toplulugun 4 elemaniyla yillar sonra gecenin saat ikisinde iki lastigi birden patlayan ve tek kelime turkce bilmeyen 3 yabanciyi tasidigim arabada ne halt edecegimi dusunurken karsilasmistim soke ovasinin ortalarinda karanligin icinde. nereden geldiklerini bile anlayamadigim bu nur-dede poliscikler 'devriye geziyorduk da abla' diyerek tekduze devriyelerine renk kattigimiz icin tesekkur edercesine gecenin o saatinde lastik tamircisini uykusundan uyandirip ayagimiza kadar getirmislerdi. sonra lastikleri elleriyle sokup takarak sabaha kadar da soke'ye en az 4 kere mekik dokuyan, bu arada da bizi cay ve sicak simitle besleyen bu elemanlara birakin para teklif etmeyi, ya da yemek sunmayi, ertesi gun cay ismarlamayi bile kabul ettirememistik.
  • eskiden sevimliymiş bi.