şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle böyle bir ciddi mevzu üzerine yazıyor olmak, bunun için çaba veriyor olmak bana mutluluk veriyor.
    burada faal olarak, dağda, bayırda, arazide yaptığım sürüşlere ek olarak daha çok motorlu taşıt ve de yayaların birleşimiyle oluşan trafikte bisiklet sürme üzerine naçizane deneyimlerimi paylaşacağım. daha önemlisi aynı şekilde ulaşımını bisikletle bir şekilde sağlayan insanları deneyimlerini paylaşmasına da ön ayak olmaya çalışacağım. bu hepimizin rehberi olmalı; herhangi başka bir araç sürücüsünün de rehberi olmalı, yaya da okumalı örneğin. bu yüzden, gördüğünüzde facebook'unuzda ya da herhangi bir yere paylaşmaya üşenmeyin. tüm başlığı paylaşın, hoşunuza giden bir entry'i paylaşın, gelin entry yazın. bir arkadaşınıza bahsedin, "çok güzel bir başlık yığınla entry var bu başlıkta" şeklinde bahsedin.

    konuyla ilgili yazmadan önce belirtmek istediğim çok önemli bir şey var;

    --- dikkat --- --- dikkat --- --- dikkat --- --- dikkat ---

    burada yazan ve yazılacaklar tamamen deneyim olup, doğruluğu kanıtlanmamış ve uygulanmasının güvenli olduğu konusunda bir garanti yoktur.

    --- dikkat --- --- dikkat --- --- dikkat --- --- dikkat ---

    en başta trafik kanununda neredeyiz bunu görmemiz lazım;

    karayolları genel müdürlüğü yönetmeliğinde bisikleti;

    en çok 3 tekerleği olan ve üzerinde bulunan insanın adale gücü ile pedal veya el ile tekerleği döndürülmek suretiyle hareket eden ve yolcu taşımalarında kullanılmayan motorsuz araçtır. (değişik:rg-21/3/2012-28240)

    şeklinde tanımlamış. fena değil. zaten çok basit bir araç. fazla tanıma gerek yok. ama burda önemli olan bir şekilde trafikte tanımlıyız.

    peki, bir bisikletli nerelerde gidebilir sorusuna yönetmeliğin cevaplarını toparlamaya çalışayım o zaman. hatta bunu da hız limitleriyle birlikte, orada bir bisiklet yolu yokmuş gibi yapayım;

    yerleşim yerleri dahilindeki yollarda hız sınırı 25 km/h olarak belirtilmiş. yani bu süper bir şey çünkü yerleşim yeri içinde bisiklet sürülebiliyor olmasını kabul edebilen insanlar varmış demek ki. bakın ancak yollardan bahsediyoruz, aracımızı kullanabileceğimiz araç yollarından bahsediliyor. kısaca trafiğe kapalı bir yaya yolunda bisikletimizi kullanmamalıyız. sokaklarda, şehir içindeki bölünmüş yollarda, bulvarlarda, caddelerde 25 km/h hız sınırımızla birlikte kullanmalıyız.

    yerleşim dışındaki tüm yollarda hız sınırımız ise 45 km/h imiş. az değil. ama zaten bu sınırı da daha çok bayır aşağı gidenleri düşünerek yazmış olmalılar. çünkü ülkemizde hiç kimse bir bisikletlinin normalde bu kadar hızlı gidebileceğini düşünemez ve bilemez. ( bu konuya ileride bir el atmayı planlıyorum) bu yollar da herhangi bir şehirlerarası yol olabilir, bölünmüş veya git gel şeklinde tabir ettiğimiz tek şeritli yollar gibi.

    otoyollarda yani otobanlarda ise herhangi bir hız limiti yok bisikletlinin. ancak bu bas basabildiğin kadar değil de zaten bisikletlinin otobana girmesinin yasak olmasından ötürü. tc numaranıza, verilebilecek en düşük trafik cezası miktarı ile cezayı yersiniz. sebebini, otobanlar yerleşim yerine uzaklığı ve acil bir durumda (kaza, arıza vs.) müdahelenin zor olması olarak öne sürüyorlar bildiğim kadarıyla.

    hız sınırları - madde 100 – (değişik:rg-1/9/2010-27689) şeklinde tanımlanan yasalardan bisikletimizin gidebileceği yolları görmüş olduk böylece.

    yönetmelikte toplu bir şekilde belirtilmiş kuralları teker teker irdelemeye de yukarıda belirtilen yolların neresinden nasıl gideceğimizi göstererek başlamak isterim.

    madde 136'da belirtilen bisiklet, motorlu bisiklet, motosiklet ve sürücüleri ile ilgili kurallarda bu olayı yasaklar olarak göstermiş. yani bizim sınırlarımızı gösteriyor, yasaklara biraz sınırlarımız olarak bakarsak farklı bir anlam taşıdıklarını görebiliriz. diyor ki;

    " bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerin;
    1) yaya yollarında sürülmesi,
    2) ayrı bir bisiklet yolu olduğu halde, bisiklet ve motorlu bisikletlerin taşıt yollarında sürülmesi,
    3) ikiden fazlasının taşıt yolunun bir şeridinden yan yana sürülmesi yasaktır".

    bu üç madde yolların ne kadarının bizim olduğunu gösteriyor. tamam yaya yolunda sürmek yasaktır eyvallah. ikincisinde bir öz eleştiri var bence; diyor ki " biz eğer sizin gideceğiniz yola, modernleşip, kafamızı çalıştırıp, paraya da kıyıp sizin için bisiklet yolu yaptıysak oradan gidin" demeye çalışıyor. bu da güzel. en azından çabalayanlar var galiba. ancak üçüncü madde gerçekten çok kilit;

    bunu hiç çekinmeden, korkmadan, tırsmadan, doğruluğuna emin olarak, yorumlamaktan öte direk anlatacağım. yıllardır bisiklet sürerken uğraştığım ve üzerine düşündüğüm bir madde zira.

    ilk defa motorlu araçların çoğunlukta olduğu, yayalarında belli başlı kurallarla içinde olduğu yollarda, bisikletin trafiğin bir öğesi olduğunu gösteriyor. kaç şeritli olduğunu söylemeden bisikletin bir şeridi kullanabilmesinden bahsediyor. yani yolun sağ çizgisinin dışında kalan kısımdan değil, emniyet şeridinden de değil, o toprak kısımdan da bahsetmiyor. bildiğin şeritten bahsediyor. ve de en fazla iki adet olmak şartıyla yan yana, yukarıda da belirtilen hız sınırları içerisinde gittiğiniz sürece hiç bir yasağı ihlal etmiyorsunuz diyor. bu gerçekten çok mühim bir mevzu. kısaca bu şu demek oluyor. arkamızdan gelecek araç mecburen, yavaşlayıp herhangi bir aracı geçiyormuş gibi şerit değiştirip ya da tek şeritli bir yol ise sollama kurallarına göre geçmek zorunda. çünkü o şerit, bir araç olan bir bisikletin de aynı zamanda. o şeritte bisikletimiz bozulur ve biz de durmak zorunda dahi kalabiliriz. yani çok basit, gerçekten zor değil.

    bu kural değişmiş ayrıca daha hoş olmuş. yıllardır, "bir şeridinde" değil de sadece sağ şerit olarak yazıyordu. amma ve lakin ki bu bisikletliye 3 şeritli bir yolda kavşaktan sola dönecek iken kavşağa gelip de yaya yolundan değil de, 3 şerit birden değiştirerek kavşağa yaklaşıp, ışıklara uyarak rahat dönüş yapma özgürlüğü sunuyor.

    bunu tekrar kısaca özetlemek isterim;

    "bir bisikletli herhangi bir şeritten, hız sınırlarına uyarak, herhangi bir araç olarak gidebilir"

    bunu girizgah olarak bugünlük böyle bırakmak isterim. aklımda yığınla, kural, bunların yorumlanması, yaşadığım anılar, tehlikeli anlar, bunlardan çıkardığım dersler, hatta trafikte olabilmeyi bir şekilde bir yaşam türünün hayatta kalabilmesiyle bağdaştırdığım tespitler var. bunları gün geçtikçe yazacağım. atıyorum bisiklet yolları üzerinde hayatım boyunca bir şeyler diyebilirim buna eminim. hatta örneğin bir tanesini diyerek bitireyim;

    bunu sözlüğün belki de muhtelif başlıklarda onlarca kez yazmış olmalıyım, lise ve üniversite gençliğine daha çok geliyor bu. orta yaşı geçmiş adam, kadın bunu öğrenmese de olur, daha çocuk yapmaz zaten, emeklidir bilemiyorum.

    bisiklete binmeme bahanenizi, avrupa'da, filmlerde gördüğünüz, bisiklet yollarının burada olmamaması olarak gösterdikten sonra o bisiklet yollarında birer yaya olarak yürümeniz dünyanın en ahmakça, en salakça hareketi.

    sevgiler, saygılar ve de merhaba.
  • araçlardan ziyade içindeki şoförlere dikkat edin, telefonla konuşuyor, whatsapp'tan mesaj gönderiyor, email okuyor-gönderiyor vb...olabilir.
    taksi boşsa ve yolda yürüyen birileri varsa illaki sağa kıracaktır, dikkat.
    minibüs durması gerekiyorsa sizin önünüze kırmadan durmaz, kibarlık beklemeyin. enteresan şekilde minibüs ve taksiler ayna kullanımına daha çok dikkat ederler, özel araç sürücüleriyle kıyaslandığında trafikte geçirdikleri süreye oranla sizi daha fazla tehlikeye sokarlar ama daha az kazaya neden olurlar.
    uzun servis minibüsleri sizi solladıktan sonra, aracın arka kısmı size faza yaklaşacaktır.
    doblo tarzı vb.. ticari araçlardan size yol vermesi kibarlıklar beklemeyin, her türlü ayılığı bekleyin.
    cengaverlik yapıp dönüşlere, virajlara uzun araçların yanından girmeyin. virajlar kavisli, araçlar düzdür, size çarpsalar bile fark etmezler.
    ışıklarda bekliyorsanız, ilerde dönüş vb. varsa tüm araçların önünde yer alınki sizi görsünler.
    her zaman görünür olun, akşam çıkacaksanız daha fazla görünür olun güçlü ön-arka ışık, güvenlik yeleği vb...
    hızlı yollardan gittiğinizde sağa dönüş varsa, dikkat edin, gerekirse inin bisikletten yolun boşalmasını bekleyip öyle geçin.
    trafik kurallarından ziyade, kendi güvenliğinizi ön plana alın. trafik kurallarına uymak her zaman güvenli olmayabilir.
    dönüşlerde elinizi kolunuzu kullanın sinyal verin, kendinizi fark ettirin görünür olun.
  • yolu tam ortalayarak gidin, arkadan gelen bile bile size çarpacak değil.
  • 1 sn latency li park sensörü mü olurmuş? oeh
  • sözlükte de bulunduğunu gördüğümüz "siktir git yolun kenarına" zihniyetindeki aptal zontalara dikkat edin.
    bunlar yolları babasının tarlası zanneder, bir o vergi veriyordur çünkü. bankaya senelerce domalıp yemeyip içmeyip aldığı arabanın deposuna litresi 5 liradan yakıt doldurur, arabasından dolayı her sene tonla abuk sabuk vergi öder, bu yüzden yollar kendinin sanır. bu yüzden yollarda sadece kendini hak sahibi zanneder. oysa o bela trafiğin içinde koyun gibi mal mal beklemekten başka yapacak bir şeyi yoktur çoğu zaman.
    bu yüzden asabidir bunlar, dikkat edin. siz bisikletin keyfini çıkarın, bunlarla muhatap olmayın, göz teması bile kurmayın basın gidin.
    daha da yazılır, en önemlisi bu türkiye'de.
  • gerçekleri söylemem incitmiş sanırım bazılarını. be insafsızlar, yollar motorlu taşıtlar içindir hızlı akışı sağlar. bisikletçi beyler göt kadar aletle bi bok yapıyomuş havalarında dolaşsınlar o yolun ortasında diye değil. sikerler sizin keyfinize göre mi hareket edicez basıp gidicez ama göt kadar aletle yolu kitliyosunuz. adabıyla kenardan kullanın sıkıntı yok ama yolun ortasında saatte 5-10km hızla gidiyorsunuz bide laf etmicez vay amk alırım bi dal bende o hayattan.
  • sıralı park etmiş araçların yanından geçerken kapı açılacak mesafeyi hesaplayın ve açığından geçin. sağa ve sola dönüşlerde döneceğiniz yöndeki kolunuzu kaldırarak arkanızdan gelen aracı uyarın. arka ve ön ışıklandırmanız açık olsun. kavşaklarda yaya geçitlerinde davranışlarınız bir araba kullanıyormuş gibi kurallara uygun olsun. basıp giderim gibi hayaller kurmayın bekleyin. kulaklıkla müzik dinlemeyin dinliyeceksenizde bunu arazi gezilerinizde yapın. ulaşım amaçlı bisiklet kullanırken gideceğiniz yere en uygun en sakin alternatif trafiği az olan ve zaman kazandıracak güzergahları belirleyin o yolları kullanın. otobüs güzergahından gitmek size vakit kaybettirir. bir üst bir alt cadde yada paralel yol her zaman beş on dakika vakit kazandırır. google earth den bu güzergahı ayarlayıp bir çıktı alın yanınızda bulundurun. terli terli soğuk su içmeyin.
  • #43749065'da bir bisikletin ve sürücüsün trafikte yerini temel hatlarıyla anlamış olmamız lazım. bu yazıda temel olarak bisiklet çeşitleri, temel bisiklet bakımı, ekipmanlar ve bisikletlinin güvenliği ile ilgili bir kaç bir şey yazmak isterim. bunlar bizim trafik içinde sıkıntı yaşamamamız için gerekli ve uymamız gereken unsurlar olacaktır.

    bisikletleri konumuzla alakalı olarak dağ ve yol bisikletleri olarak ikiye ayırabiliriz.

    dağ bisikletleri kendi içinde xc (hardtail), cross-country, trail, downhill, freeride vb. şeklinde gruplara ayrılırlar. bunlar dağda hangi şartlar altında kullanılacaklarına göre çeşitlilik göstermektedir. bizim trafikte rahatça kullanabileceğimiz dağ bisikleti, sadece önden amortisörlü olan xc bisikletler en olmadı ağırılıkça gene yakın ama çift amortisörlü olan cross-country bisikletler olmalı. çünkü bunların geometrileri pedal basmaya, tırmanmaya daha uygundur. eğer ki dağ bisikleti alacaksak ve şehirde ulaşımımızı sağlamak istiyorsak bunlara dikkat etmeliyiz.

    yol bisikletleri, yani sadece asfalt için üretilen bisikletler, günümüze kadar hafifleyerek geldiler, şu anda inanılmaz hafiflikte yol bisikletleri var ki bunlar çoğunlukla sportif amaçlı kullanılmakta. ancak bu yüksek teknolojiye para vermek yerine gene asfaltta kullanılmak üzere tasarlanmış, şehir bisikletleri normal ulaşım için daha uygun. şehir bisikletleri, dağ ve yol bisikletlerine göre daha uygun bir geometriye sahiptir. yüksek ve yakın gidonlar sayesinde, dik ve rahat bir şekilde pedal basmaya olanak sağlar. dağ bisikletinin kalın lastiklerine karşı ince lastikleriyle, ağırlıklarıyla, oturuş pozisyonu, bakım ve ayar kolaylığıyla ulaşım için daha rahat ve avantajlıdırlar.

    hybrid bisikletler de düşünülebilir. daha çok şehir sürüşüne yatkın ancak basit toprak yollara girebilen bisikletlerdir.

    kendimize uygun bisikleti seçmemiz çok önemli. atıyorum, sportif amaç dışında kullanacağımız ince lastikli bir bisiklet ile yoldaki mazgallar çok can sıkıcı olabilir. ya da memleketin yollarına daha uygun dağ bisikleti bir yokuş tırmanırken sizi hayattan soğutabilir. eğer ulaşımda da kullanacaksak, alışkanlıklarımıza ve istediklerimize göre seçimimizi yapmalıyız.

    bisikletimizi kendimize uygun hale getirmemiz de kesinlikle pas geçilmemesi gereklidir. bunu yapmadan önce zaten bisikletin kadro ölçüleri vücut özelliklerimize göre seçilmiş ve bu şekilde satın alınmış olmalıdır. yanlış bir bisiklete binmek yorucu olmakla birlikte, ileride sakatlıklara sebep olacaktır. bisikletimize binerken, doğru sele yüksekliğini standart biniş pozisyonuna paralel bir şekilde kendimize göre ayarlamak ilk yapmamız gereken şey olmalı. bunun için seleye oturduğumuzda, pedal en alt yani saat altı konumundayken, o bacağımız neredeyse düz ve yere dik olmalıdır. kesinlikle ve kesinlikle bisiklete binip inmek kolay olsun diye alçak sele kullanmamalıyız. ve bu yüksekliği pedala ayak parmaklarımızdan hemen önceki sert kısmıyla basıyor şekildeyken ayarlamalıyız, çünkü pedala kuvvete aktarmanın en sağlıklı ve kolay yolu bu. yani pedala topukla, tamamen parmak ucuyla ya da arada kalan bir kısmıyla basmamamız gerekiyor. daha sonrasında, gidonun yüksekliği, gidonun açısı ve konumu ayarlanmalıdır. önerilen sınırların dışına çıkmadan kendimize uygun sürüş pozisyonunu, yavaş yavaş deneye deneye oturtmalıyız. birisi gelip de derse ki "sen onu yanlış yapıyon böyle yapçaksın" bu çok büyük ihtimalle yanlıştır. ukala tipleri ayıklamak lazım. kovalakçı çok zira... internette gerçekten çok güzel bilgiler var, bunları az bir zaman ayırıp, araştırıp kendimiz için kullanabiliriz. yani diz ağrısıyla doktora gitmeden önce; "evet bu sürüş pozisyonu iyi böyle devam edeyim" üşengeçliğine düşmeden, bu konuyu hep düşünüp, doğruyu bulmalıyız. çünkü şöyle de bir şey var, bir sene önceki durumumuz (kilomuz, boyumuz, kondüsyonumuz) şu an aynı olmayabilir.

    bisklete bakım yapmak, hem rahatlığımız hem de güvenliğimiz hem de maddi açıdan çok önem taşımakta;

    bisikletini sportif amaçlı kullanan bir bisikletli, zaten aktif bir şekilde bakımını yapmakta oluyor genelde. hatta bir kesim bisikletli var ki hayattaki tek gayesi bisikletine en iyi parçayı almak ve bunların sorun çıkarmamasını/çıkarmasını beklemek. bu davranış biçimine kendi düşüncelerimle sitemli bir şekilde değineceğim başka bir yazıda.

    bakım basitçe bisikleti kullanırken işitsel olarak dinlemekle başlıyor diyebiliriz. çünkü çıkmaması gereken bir ses, orada ekstra bir sürtünmeye, gevşekliğe ya da takılmaya sebep oluyordur. bu da hem daha fazla yorulmamıza hem de aslında basit ve kısa bir tamirle giderilebilecek bir hasar iken yeni parça almamıza sebep olabilir. bunu istemediğimiz için de böyle bir problem olduğunda çözümünü sağlamalıyız. devamlı temiz tutmak çok önemli örneğin; belirli aralıklarla su tutmak bile çok yararlı olacaktır. hareketli parçaların görünür yüzeyindeki tozu, kiri temizlemiş oluruz. zaten şehir içinde kullanılacak bisiklet maksiumum bu kadar kirlenebilir. daha önemlisi, zincirin, dişlilerin yağlamasını basitçe kendimiz yapabiliriz. hem parçanın sağlığı hem de kendi sağlığımız için gayet iyi olacaktır.

    lastik basınçlarını, lastik üzerinde belirtilen sınırlar içerisinde kendimize göre ayarlamak gerekir. şöyle, basitçe, sert lastik, hızlı ve kolay sürüş sağlar ancak patlamaya daha yatkındır ve bizler için daha titreşimli ve sert sürüşe sebep olur. ya da inik lastik de gene aynı şekilde, daha çok enerji harcamamıza sebep olmakla birlikte yumuşak bir sürüş yapmaya olanak sağlar. kişi optiumum basıncını buna göre ayarlamalıdır. ancak, önemli bu, lastikler genelde inmeye yönelik basınç değişimi yaşadıklarından, basınç kontrolünü en azından binmeden önce yapmamız gerekir. çünkü sınırların altında bir basınç, lastiğin esnemesine frenlemede ve virajlarda sıkıntı yaşamamıza sebep olur. hatta inik lastikle karşılaştığımızda, patlak olma ihtimalini göz önünde bulundurarak hareket etmeliyiz.

    frenler ise bisikletin hayatımızı borçlu olduğumuz ekipmanlarıdır. frenleri her bisiklete ilk bindiğimizde, kısa bir şekilde kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmemiz gerekmektedir. sertlikleri hakkında naçizane, arka fren, bir şekilde kaydırıyor, ön frenler de bir şekilde arkamızı kaldırabilecek sertlikte, yani maksimum freni yapabileceğimiz şekilde ayarlanmalıdır. ancak fren kolunu ne kadar sıkarak bu kuvvete erişeceğiniz sizin kullanım alışkanlıklarınıza göre olmalıdır. atıyorum, biz ufakken, babalarımız, sonuna kadar da hak veriyoruz tabii ki :), bisikletçiye ayara götürdüğünde hep ön freni yumuşak ayarlamasını ister oradaki ustadan, o zamanlar bu makul bir düşünce olabilir. ancak trafiğe çıktığımızda frenlerimizden alabileceğimiz maksimumum duruş kuvvetini kullanabileceğimiz sıkma kuvvetini bilmemiz lazım. ve başa dönecek olursak, yola çıkmadan önce ufak tefek birer frenlemeyle sıkıntı olmadığına karar verip öyle çıkmalıyız. bir ip ucu olarak da, fren telinin fren kollarına bağlandığı yerdeki vida bizim basitçe bu ince ayarı yapabilmemizi sağlamakta. direkt aletlere girişmeden önce buradan denemeliyiz. bunun yanı sıra, fren pabuçları bisikletin sarf malzemesidir, kullandıkça azalırlar ve ayar yapmak gerekir.

    son olarak da frenlerle ilgili, disk fren mi yoksa geleneksel pabuç fren mi sorusuna ve disk fren bakımına dair uzun uzadıya şöyle bir kaç yazım vardı; (bkz: disk fren/@wywh). ancak özetle, günlük ulaşım için kullanacağımız bisikletlerde disk fren gerekli değildir, keyfe yönelik tercih edilebilir ancak bakımı daha zor ve masraflıdır.

    son olarak biraz da yaratıcı olmak lazım, bunu yapmak zorunda değiliz tabii ki, yani en olmadı, bisikletçimize gitmeliyiz. ama bilemiyorum, selemizden bir gıcırtı geliyorsa çok büyük ihtimalle bir vida gevşemiştir sıkmak yeterli olacaktır. çünkü sıkmazsak devamlı gevşeyecek ve deforme olacaktır. bu tarz ufak tefek şeyleri göz ardı etmememiz gerekir. en olmadık yerde, o ufacık parça kırılarak bizi zora sokabilir hatta tehlike arz edebilir.

    bisikletçiye de belirli zamanlarda gitmek gerekli. çünkü, jant akort ayarları, göbeklerin görünmeyen kısımlarının yağlanması ve temizlenmesi, amortisör bakımları vs. gibi daha uğraştırıcı bakımları da mutlaka yapılması lazım. her zaman sıkıntısız çalışıyor olması güvenli bir sürüş demek. çünkü trafik çok hızlı akıyor ve her metrede bir olayla karşılaşmamız çok mümkün. hazırlıklı olmamız lazım. trafikteki insan faktörüne ek olarak bir de mekanik rahatsızlıktan kaçınmalıyız.

    yola çıkarken alacağımız tamir amaçlı ekipmanlar, gideceğimiz mesafelere göre değişiklik gösterse de minimum ağırlıkla temel malzemeleri almalıyız. burası biraz çetrefilli, bu konuda benim minimum ağırlık limitim sıfır örneğin. bu konuda kimse bana danışmasın bence :) bir de mesela dağda tepede hep düşürdüm malzemelerimi. buradan ders çıkarmak size kalmış. aslında bisiklete devamlı ama yanlış biniyor olmamdan çok konuşmam. çok fazla yanlış yaparak, yanlışı görüyorum mesela. her neyse...

    ancak tamirden ve onarımdan önemli ekipmanlar var. trafik yönetmeliğimizde zorunlu olarak belirtilmekle birlikte; bunlar; işaret, görünür olabilme ve güvenlik açısından rahat sürüş yapabilmeyi amaçlayan ekipmanlar. çeşit çeşit var. mutlaka, aydınlatmalarımız olmalıdır. bunları yolu görmemizi sağlarken farkedilmemizi sağlamaktadırlar. ön far, arka ışık, sağımıza solumuza takabileceğimiz yanıp sönen mavi ışıklar. (mavi enerjisi en yüksek ışıktır) paçalarımıza bagajımıza takacağımız, üzerimize giyeceğimiz reflektörlü her şey. bunlar hele hele hava karanlıksa ve ya kararacaksa yanımızda olması gereken en önemli ekipmanlar. aynalar genellikle kolay kırdığımızdan ötürü gidonda tercih etmiyoruz. ama çok pratik bir şey olduğunu inkar etmek ahmaklık olur. her seferinde arkamıza dönmemiz hem dengemizi bozabilir, hem de yoldan gözümüzü ayırdığımız anda bir tehlikeye sebep olabilir. kask aynaları var, ufacık, minnacık, hafif de balık gözü geniş açılı oluyorlar. gözünün ucuyla devamlı sol arkamızdan yaklaşan aracı kesebiliyoruz. müthiş çözüm mesela. bir çok bisikletçi, kendine güvenmesinden ve saçma göründüğünden ötürü bunu kullanmıyor trafik içinde. ona vereceği parayla hayatı boyunca farkını hissedemeyeceği daha iyi bir parça alır örneğin.

    gidon sepetleri ya da arka bagajlar da çok kullanışlı. yani şehir içinde ulaşım için bisiklet kullanıyorsak, yanımızda da taşıyacağımız bir şeyler mutlaka olacaktır. işle ilgili dökümanlar, marketten aldığımız ufak tefek şeyler, genel olarak çantalarımızı bu sepetlerde ya da bagajlarda taşımalıyız. sırt çantası konfordan daha uzak olduğundan ikincil önerilen yöntemdir ama tercih edilebilir tabii ki. ancak sırt çantası bel ağrıtır, omuz ağrıtır. şöyle bir şey düşünmemek lazım yani; "dağ bisikletine sepet mi takılır?" takılır, gerektiğinde de çıkartılır. çok basit.

    hani kask üzerinde durmaya gerek yok. zaten yasal olarak zorunlu. çünkü artık önemini herkes biliyordur. kask takmamak diye bir tercihimiz yok. **ancak; çok önemli; kullandığımız kask ile bir kaza yaşadıysak ve kaskı yere çarptıysak, onu ikinciye kullanmamız hiç bir şeye yaramayacaktır. çünkü, kask o darbede enerji emerken şeklini değiştirmiş ve sıkışmıştır, aynı yere gelecek bir darbede daha bile tehlikeli olabilir. kafamızda kask olsun diye kask takmak dünyanın en salakça şeyidir bence. eldivenler ise sürüş rahatlığı sağlamakla beraber gidonu sıkmadan, rahatça, kaymadan tutabilmemizi sağlar, düşme anında da sürtünmeye bağlı yaralanmaları engelleyebilir. kullanmak her zaman avantajlıdır.

    trafik içinde kullandığımız için, kıyafet konusunda da kesin bir şey diyememekle birlikte, terleme ya da ıslanma, kirlenme ki en sinir olduğum, ülkemden nefret etme sebebim, bir tarafım görünür gibi sebeplerle daha sportif kıyafet tercih edip, yanınızda taşıyabilirsiniz ve gittiğiniz yerde değiştirebilirsiniz. en gıcık kısmı en sona sakladım resmen. kıyafet olayını gözden çıkarmalıyız. ama dünyada bunu yapan yığınla insan var, ülkede de bunu yapan yığınla insan var, evinden işine, her yere sportif bir kıyafet giymeden gidiyor. bir yere gittiğimde, ilk buluşmama gittiğimde "evet, bisikletle geldim" demek çok hoş bir duygu. en sevdiğim kısmı sanırım hatta. şekilcilik olarak değil, saçma sapan bahanelerin arkasına geçmeden bisiklet sürebiliyor olduğumu gösteriyor bu bana.

    sanırım şimdilik bu kadar yeter, unuttuğum bir yer olduğunda zaten hep yazacağım buraya. neredeyse bu yazıda trafikten hiç bahsetmedim ancak, bunlar trafikteki güvenliğimiz ve başkalarının da güvenliğini ilgilendiren şeyler; aynı trafiğe çıkan araçların muayenesi gibi, ayrıca da sıra beklemeden, daha az masrafla, co2 vergisiz filan. işte süper kısaca.

    tüm bisikletli ve bisikletli dostlarına selamlar...
  • benim de kendi tecrübelerime dayanarak oluşturduğum.

    aşağıda bahsettiğim konulara kısmi olarak daha önce değinilmiş, ancak ben kendi çapımda bunu bir sistematiğe getirmeye çalıştım.

    bu konular tek başına anlam ifade ediyor ancak her birinin önceki maddelerin üzerine kurulmuş olduğunu belirtmek isterim.

    - trafikte görünmez ve etkisiz elemansınız, bunu kabul edin. hiçbir sürücünün ve yayanın sizi görmesini, görüp de yol vermesini, ona göre davranmasını vs beklemeyin. bu en hayati kuraldır. "beni görmeyecek kadar da mal olamaz" şeklinde varsayımlarla delindiği veya unutulduğu takdirde sonu bisikletçi olarak sizin aleyhinize olur. kendinizi görünmez adam olarak düşünerek karar alın. yıllarca ulaşımımı bisikletle sağladıktan sonra dört tekere mahkum olmuş bir sürücü olarak bilincim olsa dahi ben de iki tekerli unsurları kesinlikle göremiyorum, ona göre..

    - iyi gözlemci olun. göz, kulak, orta kulak ne varsa teyakkuzda etrafta ne olup bitiyor kaydetmeli ve alt bilinç mekanizmalarıyla işlemeli. önünüzü gözlerinizle hissettiğiniz gibi göremediğiniz kısımları iki kulağınızla hissedin. insan ses kaynağının konumunu anlayabilir.

    - etrafınızın anlık haritasını çıkarın. trafikteki unsurları etrafınıza göre konumlarına ve hızlarına göre tanımlayın. mesela önünüzde ilerleyen aracın önünüzde bilmem şu kadar uzakta ve benim hızıma göre şöyle gidiyor olarak hissedin (evet his olarak). hızlarını da bilerek bir sonraki işleme kadarki durumu da tahmin edin.

    harita çıkarırken konum ve anlık hız haricinde dikkat edilmesi gereken diğer noktalar: araçların ön teker açıları; durak var/yok durumu, varsa mesafesi; araçların motor hacmi (büyükse çok hızlanabilir), şoför özellikleri (erkek/kadın, dalgın, telefonla konuşuyor, kaldırım kesiyor vs) mesela duran bir aracın yola atlayıp atlamayacağı sinyaline değil aracın lastiklerine bakarak anlaşılır.

    bu sayede her unsurun zihninizde şöyle bir yeri olacak:
    (tür, konum, hız, özellikler, tahmin)

    haritanız mesela şöyle oluşmuş olmalı:
    --belediye otobüsü, saat 12 yönünde, hız sabit, durak yok, aynı hızda devam edecek
    --otomobil, saat 3 yönünde, hız sabit, ön teker sağa doğru, şoför telefonda, sağa kırabilir
    --saat 6 yönünde, halk otobüsü, hız artıyor, üzerime çıkabilir

    - trafikteki yolunuzu artık belirleyebilirsiniz. kimin nerede ne zaman ne yapacağını bildiğiniz için artık güvenli bölgeleri görebiliyor ve ona göre hamle yapabiliyor olmanız lazım.

    özet:

    haddini bil, duyularını aç, etrafını hisset, yolunu çiz. (bkz: yeter ki onursuz olmasın aşk)

    uyarılar:

    -her şeyde olduğu gibi en iyi bisikletçi canlı bisikletçidir. kaza ihtimali yüksek manevralardan kaçının, hayatınızla kumar oynamayın. amacınız hedefinize sağ salim ulaşmaktır; kendi kullandığınız aracın 10 ila 100 katı fiyata sahip ulaşım araçlarıyla trafikte sıkışıp parasıyla rezil olan arkadaşlara hızla ilerleyerek caka satmak, üstüne makas atarak rencide etmek değildir.

    -kondisyon önemli, çünkü kimi yerlerde arabalarla aynı hatta daha yüksek hızda gitmek, yokuşta hız kaybetmemek veya ani kalkışlar-kaçışlar yapabilmek için patlama enerjisine ihtiyaç duyulabiliyor. bisiklet sporu bilincini de edinmek faydalıdır.

    -otobüs-kamyon gibi büyük araçların açtığı hava koridorunda ilerlemek sizi bir anda tahmin edemeyeceğiniz kadar ileri götürebilir, yüksek hız rekorları kırabilirsiniz. bunun için öndeki aracın arka tamponuna 1m kadar yaklaşmak gerekir. ancak bu araçlara yakın takipte bulunmak tahmin ettiğiniz üzere çok tehlikelidir. özellikle öndeki aracı 4-5m gibi bir mesafe geriden takip ediyorsanız türbülansa girebilir ve gidon hakimiyetinizi kaybedebilirsiniz.

    -trafikte adrenalinin de etkisiyle beyin yüksek bir bilinç seviyesine ulaşıyor, yukarıda bahsettiğim prosesi olması gerektiği hızda gerçekleştiriyor. ancak bu durumda araçların gereksiz unsurları (aracın rengi, kamyon üzerindeki özlü süzler gibi) görmezsiniz. ben mesela trafikteyken her nesneyi gri bloklar olarak hissederim.

    -biraz gözü kara olmak gerekli, çünkü korktuğunuz anda o üst bilinç durumundan çıkıyorsunuz ve bisiklet gerçekten tehlikeli bir araç olarak karşımıza geliyor. motivasyon her zaman zirvede olmalı.

    çözümlü sorular:

    1. yanyol bağlanan anayollarda sağdan araç giriş çıkışı olduğu durumlarda bulunduğunuz şeridi korumak gerekir. yani en sağa yanaşıp yanyolda yaya usülü karşıdan karşıya geçmek daha güvenli bir yol değildir.

    2. makas atacaksanız hamlenizi sadece retinanızda asfalt görünen dar kısımlara doğru yapmayın. oranın birazdan arkadan gelen araç karafından kapatılabileceği rastgele ihtimal üzerinden değil de aracın o anki hızına göre nerede olabileceğini tahmin ederek yapın.

    3. ortalama hızın 20-30 km/sa olduğu yerlerde arabalarla aynı hızda tempo tutmaya çalışmak daha sağlıklıdır. hem spor yaparsınız, hem de trafikte bir araba ağırlığında söz hakkınız olur. böyle devam edebiliyorsanız sol veya sağ şeritte olmanız fark etmez.

    çözümlü çıkmış sorular:

    1. gaflet uykusundan uyanıp kendinizi dört şeritli bir yolun tam ortasında buldunuz. baktınız ki arkadan homur homur hızlanan araba sesleri geliyor. hemen sağa kırsanız ilk arabanın kucağında kendinizi bulacaksınız. burada yapılması gereken sakinliğiniz korumak ve bulunduğunuz şerit çizgisi üzerinde (şerit değil; şerit çizgisi. buna dikkat) seyrinize devam etmek olmalıdır. tabi ilk fırsatta kendinizi sağa veya sola atmak üzere tetikte olmalısınız.

    şimdilik bu kadar. zamanla aklıma geldikçe eklerim. dikkatli sürüşler..