şükela:  tümü | bugün
  • üniversite öğrencisiyim o zamanlar. 12 saatlik bi otobüs yolculuğunun ardından memleketimin otogarına adımını attım. son ayrıldığımda ayrılık hüzünlendirmişti beni, şimdi ise fevkalade yabancı hissediyordum buraya. hava her zamanki klasik bulut altı karadeniz havası. evim otogara çok yakın.

    babamı aradım.
    -alo olm geldin mi ordu'ya.
    +geldim baba, nerdesiniz siz.
    -köydeyiz olm, gitme eve kimse yok. direk durağa git dolmuşa atla gel. ya da avni amcan sabahtan şehre indi, öğleye doğru dönecek, onu bulup gel köye.
    +tamamdır baba, görüşürüz.

    herşey normaldi. çantamı takıp sırtıma durağa gittim, minibüslerin hepsi leş. tıklım tıklım. avni amcamla gitmeye karar verdim, cep numarası yoktu ama nerde olacağını biliyordum. mavi köşe meyhanesinin önüne geldiğimde avni amcamın arabası direk çarptı gözüme. kapılarının açık olduğundan emindim. 1995 model doğan slx. bagajı açtım, rakı şişelerini sağa sola, bazen de stepneyi tutan lastikle stepne arasına sıkıştırdım. bavulumu koyup kapadım bagajı. içeri daldım, salondaki tek ve kalabalık masaya doğru yürüdüm. içeri girmeden önce kafamda dolanan konsomatris hayalleri yerini ayyaş, saç sakal birbirine girmiş yaşlı herifler aldı. avni amcam da 58 yaşında, saçları siyaha boyalı, karizmatik, alnı hafif açık, komunist bıyıklı, herkese "kardeşim"diye hitap eden, dinle imanla işi olmayan, eski solcu, burnunun ucu her an kızarık bir adam. beni gördü, afalladı önce, ayıkamadı.

    -sen nerelerdesin kardeşim kaç aydır. hımmfff (içi boş burnunu çekme efekti)
    +adapazarı'ndaydım amca. bavulu koydum bagaja
    -kardeşim. yeğenim gelmiş ordan rakı getirin
    +yok amca içmicem ben
    -rakı içmiyor, viski getir kardeşim

    içkim geldi, içmedim. alkol kullanmam ben. amcamların ekip neşeli. yıllardır beraber içerler. tüm gün beraberler hep.. kepezo, şef, kara mehmet, keşkür mehmet, nedim usta ve avni amcam ayrılmazlar. kara mehmet içkiyi bıraktı ama yine masadaydı. "sensiz de meyhanenin tadı çıkmıyor be karamehmet" dedi amcam.

    ben direksiyona geçtim. amcam ayakta zor duruyor, yanıma oturdu. arka koltukta şef. şef beyaz saçlarını geriye tarayan 60lı yaşlarda bir adam. günde 3 paket maltepe içer, beyaz bıyıklarında iki adet sarı çizgi vardır ki bunlar burun deliklerinin kolayca bulunabilmesini sağlar. şef çok öksürür ama öksürüğün sonunu tam getiremez, tıkanır kalır. öhöööö edemez, öhh edebilir sadece, sesi azalarak biter öksürürken. arada baca sil içerse tam öksürebilir bir kaç saat.

    yolumuz 45 kilometre, dağlık yol, sürekli rampa tırmanışı var. şehirden çıktık. şef arada öksürüyor yarım yarım, amcam da hımfff diye burnunu çekiyor. avni amcamın kafa gitti, torpidoya vurdu, torpidonun kapağı açıldı, amcam kendine geldi biraz, kapağı açık torpidodan bi kaset aldı, önce ters sonra düz teybe taktı, sibel can'ın yanlızlık treni. amcam başladı anlatmaya "kardeşim geçen samsunda arkadaşlarla içiyoruz bi çeşme başında, sibel can çalmaya başladı, ben çok severim sibel'i, canım benim o, canım canım, çok güzel söylüyo kardeşim ehehehhe".

    amcam sibel can'la olan hukunu anlatırken bizi içinde tek kişinin bulunduğu 2005 model fiat doblo marka bi araç tehlikeli bi şekilde solladı. savrulup mıcıra girdim, toparladım ama. avni amca çıldırdı.

    -bayer bayer geç şu amını dervişini geçmişini siktiğimin çocuğunu.
    +amca dur sakin ol. (amca pencereden kafayı çıkartıp bağırıyor öndeki arabaya)
    -seni doğuranı sikim amını siktiğimin iti. amcığına kodumun gavatı ananı sikecem.

    amcamı içeri çektim, yediği rüzgarda biraz ayıldı. şef arkadan "öööh" etti. amcamın hımfff diye burnunu çekesi geldi bu durumda. torpidodaki bozuklukları avuçladı bir anda, tekrar camdan sarkıp öndeki arabaya fırlattı
    -amını kitabını siktiğimin çocuğu!!

    biraz sonra

    -daha hızlı gitmiyor mu kardeşim bu araba. (direksiyona sarıldı amcam)
    +amca dur napıyon amına koyim öldürecen bizi
    -ahhh kardeşim ben zaten ölmüşüm ühühüühü bu allah benden ne istiyor kardeşim. ölünce allah'ın karşısına çıkıp "kardeşim karı siktim, kumar oynadım, içki içtim her şeyi yaptım. beni naparsan yap kardeşim" dicem.
    +amca sakin ol
    -bu vites neden ikide kardeşim. hımfff. carrrrrtttttttttttttt

    tutup vitesi ileri geri rastgele çekiyor, vites kutusu parçalanacak diye korktum, debriyaja bastım ama basana kadar inanılmaz bi ses çıktı. baktım avni amcam rahat durmuyor, bari dedim şu adamı sollayayım da kurtulalım. arabanın devrini arttırıp hızlandım. ama bizim altımızdaki araba tüplü ve 95 model, öndeki araba hem benzinli hem de sıfır. yetişmem zor oldu. ben sollamaya çıktım. arabayı sollarken amcam camdan çıkıp eliyle adama işaret yaptı "senin bacını sikim bacını bacını amını siktiğimin iti. kitabının amına koyim."

    küfür ve hareket yetmedi bi de adamın arabasının aynasına yumruk atıp kapadı aynayı. ben hızlanıp uzaklaştım başımız belaya gitmesin diye. aklımda bi an önce tek parça halinde köye gidip dinlenmek var, zaten kafam bi dünya olmuş 12 saatlik yolun ve muavinlerin etkisiyle.

    amcam küfürler saydırıyor, şef öksürüyor arka koltukta, ben hızlanıyorum. bi köprü üzerinde herif bizi solladı yine. önümüze geçip yavaşladı, zigzag çizmeye başladı ama durmadı, hareket yapıyor resmen. avni amcam çıldırdı direksiyona sarıldı "solla kardeşim şu amını siktiğimin doğurduğunu, daha hızlı gitmiyor mu bu araba kardeşim."

    arada dönüp şefe vuruyor, önüne dönüp camı yumrukluyor. öndeki adam yavaştı, sollayıp geçtim, aynadan baktım doblo gözden kayboldu. ilerledim. bi tane mahalle gibi bir yerde, çok dar bir yerde adam yine solladı bizi, korna da çaldı, amcam camdan kolonyalı mendil kutusunu fırlattı herife, adam ilerlerdi. bu sefer önden gözümüzden kayboldu. köy yoluna dönmemize de çok az kalmıştı. son virajdan çıktık ki herif arabayı asfaltın ortasına çekmiş, arabadan inmiş dikiliyor ayakta. takım elbiselei, 35 yaşlarında biri.

    arabayı durdurup indim aşağı adamla konuşup tatlıya balamak için işleri. avni amca o sırada fılayıp atladı adamın üzerine. herifte sarhoş, o da ayakta zor duruyor. amcamla birbirlerinin yakalarına sarıldılar. amcam "senin kitabını sikim" dedi ve herife çaktı kafayı. adam düşerken avni amcayı çekti, düştüler ikisi de yere. amcamı kaldırdım, herife bi tekme attım, amcamı arabaya götürüyordum. adam arkadan bana vurdu, yumruğu omzuma denk geldi. ben de daldım herife tekme tokat, zaten ayakta duramıyor. herif kafasını ellerinin arasına alınca bıraktım, baktım arabadan iki küçük kız çocuğu inmiş ağlıyorlar. "amca babamı öldürme" diye bağrışıyolar. içim parçalandı lan o an. çocukları görememişim o ana kadar. amcam çocukları okşuyor,
    "canlarım benim, abiniz babanızı çok incitmicek, üşüdün mü sen yavrum kazak verim mi sana, şeffff, torpidodan çikolata getir kardeşim!! canım canım."

    çocukları tutup arabaya soktum, "babanızla şakalaştık" dedim. ama içim parçalandı yeminle. hayatımda kendimden hiç bu kadar utanmamıştım. dönüp adamı da direksiyona oturtacaktım. baktım amcamla birbirlerine girmişler yine. ikisi de yerde sürünüyorlar. "senin ananı sikim amına kodumun evladı" diyor amcam. adam hiç ses çıkarmıyor, alnı hafif kanamış, sadece yumruk atmaya çalışıyor. amcamı tutup kaldırdım yine, geri ittim. herifi kaldırdım, bana saldırdı, bu sefer vurmadım sadece ittim sert bi şekilde. arabay çarptı, tutup kolundan direksiyona oturttum. kapadım kapısını.

    döndüm bizim arabanın yanına geldim. avni amcam şef'e tekme tokat girmiş, "sen neden bana yol vermiyorsun amına kodumun çocuğu" diyor. şef "pardon abi" demekle yetinip arada amcamın yumruklarından kendini sakınıyor, yumruk yiyince öhhhh ediyor. güç bela bunları, her ikisini de oturttum arka koltuğa. geçtim direksiyona, ben el frenini indirirken doblo'lu herif yine çıkmıştı arabadan. aldırmadan basıp gittim, yanından geçerken amcam yine adamın gen haritasından inandığı değerlere kadar herşey üzerinde cinsel eylem yaptığını iddia ediyordu. "ben senin şununu yaptım, bununu siktim." gerçekten akla hayale gelmeyen, duyunca insanın kollarındaki tüyleri diken diken eden türden küfürler. ama ben yıllardır amcamla bu şekilde pek çok maceranın içerisinde bulunduğum için normal karşılıyordum.

    50 metre ilerden köyün yoluna döndük. yol sadece bizim köye gidiyor. köye geldik, arbayla direk amcamın evinin önüne gittik. onu kaldırıp evine çıkardım. şef arka koltukta uyuyordu. şef'i de 200 metre ilerdeki evine kadar götürdüm. geldiğimde bavuluma rakı dökülmüştü. o halde eve girdim, babam "içtin mi diye sordu, "yok" dedim a"vni amcamlaydım sadece."
  • istanbulda yaşıyorsan her gün o kadar çok hatalı sürücüyle karşılaşırsınki değil kavga etmek kendi kendine söylensen bile yorulursun.

    bence gereksizdir. bir sürü manyak dolu eğer yol müsaitse kaçabilecek kadar açıksa, aç camı bas küfürü gazla git.
  • gereksiz bir icraattır.

    muhtemelen hiç tanımadığınız, kavga etmez ve birbirinizin plakasını alıp aramazsanız bir daha görüşme ihtimali bile olmayan birisi ile hır gür yaşama riskine girmektir. tombala çekmek gibidir, silahlı ve sabıkalı birisi de çıkabilir şansınıza... mecbur kalınmadığı sürece kaçınılmalıdır (mecburiyet hissedildiğinde bile kaçınılmalıdır).
  • ülkemizde yol vermek nedeniyle olanına alışkınız da yayaya yol vermek nedeniyle olanını görmek şaşırttı.
  • namus belasından sonra en zevkli en ateşli kavga olayıdır.
  • kimden ne çıkacağı belli olmadığı için sakat iştir. eğer karşıdaki seni dövmeyi kafaya koyduysa bir tek o zaman onun pekmezini akıtmak kabul edilebilirdir.
  • istanbul trafiği için konuşmak gerekirse,

    istanbul'daki araçların %10'unda silah bulunduğunu ve bu orana sadece ateşli silahların dahil olduğunu, sopa, levye, hortum v.s'nin de bu yüzdeye katılmadığını hesaplarsak çok da akıllıca bir iş değildir istanbul trafiğinde kavga etmek.
  • iş görüşmesine gidiyorum, geç kaldım. son gaz kapattım gidiyorum. sıkıştı amk trafiği (doğaldır istanbul işte demeyin, dedirtmeyin. doğal bir trafik değil bu. insan için olamaz bu. aga bu nedir!).
    şerit değiştiriyorum, kornaya basıyorum falan. baya atarlı bir şekilde gidiyorum. geç kalırsam gitmemin hiç anlamı yok.
    lavuğun biri de geldiğimi göre göre önüme kırdı. kapalı kasa minibüs.
    yol vermiyor değil bak! önüme kırıyor. sinirden kudurmuşum zaten! göte bak ya. başka bir taraftan geçeyim dedim yine önüme kırdı. bakbakbak! inatlaşıyor bak!!!

    bir şekilde yolunu buldum, önüne geçtim, durdum.

    insan oğlu çok garip lan. acelen vardı hani? neden duruyorsun amk.

    o sinirli anımızda herkesin bunu tahmin etmesini, ön görmesini bekliyoruz. acelem var yazıyor çünkü alnımızda, herkesin bunu anlayıp önümüzden kaçması lazım. işte sinir böyle gerizekalıca bir şey. sanıyorum biraz da gurur var içerisinde. yediremiyoruz gururumuza acelemiz varken önümüze geçilmesini. gerçi kendi adıma konuşayım, yedireydim eyiymiş…

    neyse durdum ben, adam da durdu mecburen çarpacak hali yok amk. önce camdan el kol yaptım adam da el kol yaptı hatta küfür etti amk.
    insan oğlu çok mal amk. küfür edince gerçekten yapıldı sanıyor. yapılmadığından elbette emin, teyit etme gereği duymuyor ama atarlanması sanki yapılmışcasına.

    - anne iyi misin?
    + iyiyim yavrum hayırdır inşallah?
    - hee iyi o zaman. biraz önce adamın biri seninle ilgili kötü şeyler söyledi de korktum.
    + yok yok evdeyim televizyon izliyom evladım.

    delirtim tabi. iyice delirdim amk. indim arabadan minibüsün kapıya asıldım. etrafım insan kalabalığı oldu bir anda falan ama geberiyorum sinirden, gözüm hiçbir şey görmüyor. ayırsalar ayıramazlar yani.
    zaten ayırmayacaklarmış. hah işte o kısımdan sonraki 3-5 dakika bende kayıp.

    arkadaşlar minibüsün arkasından inmişler meğersem. arka taraf tıklım tıklım insanmış meğersem. daha iyi anladım neden yük taşıma amaçlı araçlarla insan taşınmaz dendiğini. görünmüyor ki amk kaç kişi var içeride!!!

    neyse efendim, beni güzeeeelce kulak memesi kıvamına gelene yoğurmuşlar. ağzımı da kırıp, arabama bırakmışlar sağ olsunlar.

    şimdi tabi gülerek anlatıyor insan ama yani normalde pek hatırlayamıyorum. genel olarak hiçbir şeyi hatırlamıyorum. genel bir unutkanlık baş gösterdi artık kafama nasıl vurdularsa amk.