şükela:  tümü | bugün
  • kendine özgülüğün tavana vurduğu bir yöre lehçesi. doğal komikliği ve sempatikliğinin altını çizebilmek için aşağıdaki olayı örnek olarak aktarıyorum sizlere..

    trakya'dan gerçek bir hikayedir!

    yaşlı bir amca eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir.
    bunu gören trafik polisleri amcaya takılmak isterler ve
    durdururlar.

    polis- be amca, necin dakman golani? (golan: emniyet kemeri)
    amca- dakmam be işte!
    polis- e bak gördün mü, şimdi ceza keseceyik.
    amca- kes bakalım ne keseceysan da gidecem, acele işim var.
    polis- peki amca, cezayı sana mı yazalım yogsam eşeğe mi?..
    amca- ???
    polis- yani cezayı sana yazarsak 5 milyon deycen, eşeğe 3 milyon deycen.
    amca- bana kes o zaman.
    polis- neden sana keseyoz amca?
    amca- onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu!
  • abe'yi cingeneler kullanir..trakyalilar "be yav" derler..
  • alfabesinde h harfinin olmayışına dair, yıllardır hatırlayıp güldüğüm bir örneği, lisedeyken çatalcalı bir arkadaşım anlatmıştı.

    arkadaşın kuzeni evleniyor. kıza hediye olarak, adının baş harfi olan altın bir kolye geliyor: ü harfi. kızın adı hülya.
  • ayakkabının altına sakız nasıl yapışırsa, daha otobüsten iner inmez trakya ağzı da insanın diline öyle yapışıyor. daha geleli bir ay olmadı, bir şeyi işaret ederken "işte orda" demek yerine "te orda" demeye başladım bile. bugün fırına gidiyordum ekmek almaya, okulun önünden geçtim " çok erkenmiş bea kızanlar bile okula gelmemiş" dedim. sonra kendi kendime kurduğum bu cümlenin etkisiyle bi afalladım. titredim. kızan yerine hangi kelimeyi kullanmam gerektiğini biraz düşünmem gerekti.

    kendimi frenlemem lazım.
  • dedem ile beraber kahvede oturuyoruz. adamcağız 10 dakikadır cebinden çıkardığı telefon rehberini kurcalıyor. artık dayanamıyorum ve soruyorum.

    - dede naparsın bea
    + su tesisatçısı asanın telefonunu bulsana bana evladım gözler aydamıyor.

    rehber dedenin elinden alınır. h harfine gelinir bakılır yok. dede yok burda hasanın telefonu denir ve rehber geri verilir. dede rehberi alır. ''ayakların gitmiş senin okula'' diye hem söylenir hem de bir yandan da rehbere bakar. 5 dakika sonra rehberi bana uzatır.

    + te işte burada oku bakaam arayalım namussuzu

    rehbere bakılır a harfinde assan yazısı okunur. komaya girilir. bizde h yoksa alfabede de yoktur. içbiryerde yoktur :)

    dip not: rehber incelenir i harfinde iriza*, ü harfinde de üsein* yazmaktadır.
  • güzel edirne'min güzel insanlarının dilidir.

    biz kapı önünde oturmuş çekirdeğimizi çitleyip muhabbet ederken, 50'li yaşlarında, atıyla kapı kapı dolaşıp süt satan şopar amca atıyla konuşmaktadır:

    - eyy be dragon, yüüürü be dragon, ha be dragon

    amcaya sorulur:

    - amca atının adı mı dragon? ne demek olduğunu biliyon mu dragonun?
    - bilmem mi be kızan? ejderyaaaa be!
  • 22 yaşımdayım ve bir kaç ay öncesine kadar güzel ülkemin her yanında köpekleri uzaklaştırmak için kullanılan ifadenin çü be olduğunu sanıyordum. oysa ki bu bize hasmış. bunu ekşi itirafa yazsam daha iyi olurmuş.
  • örnek vermek gerekirse;

    trakya'da ilk görüşte aşk diye bir şey yoktur, bi kerette aşk vardır.*
  • tekirdağ'da görev yapan bir öğretmen edirne'ye gitmiş ve geri dönecektir.
    otobüslerde yer bulamaz. yalvar yakar olur, öğretmene bir otobüste muavin koltuğunda yer ayarlanır.
    muavin, öğretmen arkadaşımıza bilet keser. yolculuk başlar. yolcumuzun bileti inceleyeceği tutar.
    biletin "koltuk no" yazan yerin karşısında "o.k" harfleri yazmaktadır. ne olduğunu anlayamaz, hatta "bu ne ya? onun bunun kucağı mı demek oluyo şimdi bu o.k. harfleri?" gibisinden vehme kapılır, dayanamaz, muavini çağırır:
    -bu o.k. ne demek oluyor?

    -o mu? onnaa* ostes koltuuu* demek oluyo beya...
  • derdini alakasız benzetmelerle bezeyip,küçücük bi küfürle süslemekte ustadır trakya insanı.misal bugün uzunköprü sanayisinde denk geldiğim bi kaportacının kendisine yapılan eşek şakasına serzenişi:

    -senin yaptığın yunan götüne sığmaz be asan