şükela:  tümü | bugün
  • asya pasifik ülkelerinden brunei, şili, yeni zelanda, singapur, amerika, avustralya, peru, vietnam, malezya, meksika ve kanada'nın oluşturduğu serbest ticaret paktı. entry giriş vakti itibariyle japonya'nın da katılması gündemdedir.
  • az önce wikileaks asya pasifik serbest ticaret anlaşamasının* gizli pazarlık belgelerini yayınladı.

    içeriği gerçekten korkutucu olan bir anlaşma bu.

    "the longest section of the chapter – ’enforcement’ – is devoted to detailing new policing measures, with far-reaching implications for individual rights, civil liberties, publishers, internet service providers and internet privacy, as well as for the creative, intellectual, biological and environmental commons."

    özetle, temel hak özgürlüklere, ilaç,yayıncılık,internet servis sağlayacıları ve biyolojik patent alanlarına yeni önlemler getiriyo.

    sopayı hatırlattı :(
  • sopa'nın yandan yemişi. sağından solundan dolanıp yine bildiklerini okuyorlar.
  • lori wallach'ın deyimiyle "backdoor sneak attack" .
  • su ana kadar yapilmasi planlanan en buyuk serbest ticaret anlasmasi. gordugum kadariyla cinin bolgesel guc olma yolundaki adimlarina ket vurmak maksadiyla yeni bir duzen kurma sevdasina kapilan abd tppyi kendi firmalarina haksiz rekabetcilik kazandirma platformuna donusturmus vaziyette.

    iki acidan cok sikintili bir anlasma tpp.

    1-intellectual property* haklarinin sorunlari cozulmeden kuresellesmesi

    tum dunya ekonomilerinde hizmet sektoru tarim ve sinai urunlerin ticaretteki payini her gecen gun daha da fazla yiyiyor. hizmet sektorunde sermayenin katki payi daha yuksek zira sermayenin tanimi intellectual property adi altinda patentlerden tut zibilyon cesit tanimi muglak ve mulkiyet hakkini ifasi zor kalemleri de iceriyor. sadece hizmet sektoru degil, artik tarim ve sinai urunlerde de patentler aldi basini yurudu. monsanto gibi biyogenetik firmalarin tohumlari patentledigi bir dunyada yasiyoruz. sinai uretimin simgesi arabalarin artik mekanize bir software oldugu bir dunyada yasiyoruz.

    halihazirda dunya genelinde ip haklarini tanimlayacak bir otorite yok, bu otorite boslugunu dis ticaret anlasmalari yoluyla doldurmaya calismak ise adil degil. bunun varacagi sonuc abdli uretici firma programin kodunun, tohumun dna'sinin her satirini patentleyip ondan sonra vay sen benim iphakkimi gasp ettin deyip dis ticaret anlasmasindan gelen mesruyetle tpp uyesi nispeten zayif ulkeleri sindirmesi.

    bu sonuc serbest ticaretin ruhuna aykiri. serbest ticareti savunuyoruz cunku hem ticarete giren ulkeler avantajli olduklari alanlarda rekabetciliklerini arttirarak toplam refahi yukseltiyorlar, hem de ulkeler-arasi etkilesimle bilgi ve teknolojiler genis bir cografyaya yayiliyor. halihazirda fazlasiyla muglak olan ip haklarini su anki haliyle kuresel boyuta tasiyarak gelismekte olan ulkelerin katma deger yaratabilecegi her avantaja goz koyuyor abd sirketleri. tohumlari tekelini kaptirdiktan sonra peru'nun tarim sektorunde ne katma deger elde edecek? tek yapacagi arazisini kiralamak, zira sinai tarim uretimi yine her vidasi abd'de patentli mekanize ekipmanlarin ihracatiyla yapilacak...

    2-jeopolitik strateji olarak dis ticaret planlamak

    dananin kuyrugunun koptugu ikinci husus abd'nin cinin asyadaki ekonomik genislemeciliginin onune gecme cabasi. asya altyapi yatirimlar bankasi aiib konusundaki diplomatik maglubiyetin hemen akabinde tppin gundeme gelmesi manidar. cin son on yildir imf ve dunya bankasi gibi abd onderliginde calisan kurumlara yerel bir alternatif uretmek icin cabaliyor. sonunda cabalarina karsilik bulunca, hele bir ingiltere almanya gibi abd muttefiki ulkeler de abd kabadayiligina ragmen cin'e destek cikinca tabakhaneye bok yetistirir gibi bir dis ticaret coskusuna kapildi abd dis politikasi.

    bu anlasmanin gecmisi nispeten uzun, dolayisiyla tamamen bir jeopolitik containment siyaseti oldugunu iddia etmek anlamsiz. fakat boyle bir kaygi olmadigi iddiasi da safca. cin'in ticari ve finansal acilim yaptigi her ulkeye o bir verirse ben iki veririmci bir mantaliteyle yaklasiyor abd. bu yarisin kazanani (ilk maddeye zit olarak) asya ulkeleri, zira tpp ya benlesin ya cinle benzeri sartlar icermiyor. guney kore daha yeni bir serbest ticaret anlasmasina girdi cinle, bir de tpp'den koparacak koparabildigini. japonya hakeza. daha ilginc bir ornek: hindistan. onceki ay abd ziyaretine gelen ve buyuk ihtimalle hicbir resmi anlasma olmamasina karsin duzenli sekilde artan abd-hindistan ticaretini artik bir resmiyete dokelim diye dil doken hint baskaninin tpp oylanirken cin'i ziyaret etmesi, tahmin ediyorum ki containment istemiyorsan beni de goreceksin diye cin'den taviz koparmak icin yapilmis bir hamle.

    bence sorun su: bu anlasmalarla kuracagin ekonomik ve siyasi duzen su an kafa yordugun dis politika kaygilaridan daha uzun yillar yasayacak. misal istiyorsan aha imf aha nato. su an sadece cinle degil tum gelisen ulkelerle yasanan gerilimlerin temelinde dunya savaslari sonrasi gelismis bati demokrasilerinin tartismasiz lideri konumundaki abd'nin sovyet yayilimciligina ket vurmak icin tasarladigi kurumlar var. dunya artik farkli bir dunya, sadece soguk savas bitmekle kalmadi ekonomik gelisme bati avrupa ve abd disina tasindi. fakat buyuyen ve kuresellesen dunyanin ulkeler-ustu yapilanmasi kucuk bir grubun tekeli altinda. bu ust-yapi demokratiklesmedikce herkes bolgesel guc olma cabasi icerisinde cok camlar devirecek. al sana yeni-osmanlici turk dis siyaseti...
  • obama'nın finalize etmesine bizzat amerikan kongresi tarafından engel olunan trans pasifik işbirliği anlaşması ya da kısaca tpp. anlaşılan seçimden sonra hillary ya da jeb bush'a yaptıracaklar bu anlaşmayı. obama haddinden fazla başarılı oldu diyorum dinletemiyorum...

    https://foreignpolicy.com/…u-s-credibility-in-asia/
  • bir serbest ticaret anlaşması olarak konuşulsa da, içerdiği 29 maddenin sadece 5'i ticarete özgün konular hakkında. geri kalan maddeler internet hakkında. internetin regüle edilmesi, servis sağlayıcıların (isp) hangi bilgileri toplayabileceği, bu bilgilerin hangi şirketlere devredileceği gibi konular ele alınıyor bu maddelerde.

    etkileri son derece kapsamlı olacak olan tpp'nin uluslararası anlaşma olarak önerilmesinin belli başlı siyasi etkileri olacak. abd kendi başına söz konusu düzenlemeleri hedefleyen bir yasa çıkarsaydı etkisi bu denli geniş olmayabilirdi. ancak 14 ülkenin ortak olduğu bir anlaşmadan bahsettiğimizde, etkisinin geri alınması çok daha zor bir şeyden bahsediyoruz.

    imzalayan ülkelerden birinde demokratik iradenin anlaşmada zorunlu kılınana ters bir yol izlemek istediğini düşünelim. anlaşmanın uluslararası bağlayıcılığı nedeniyle söz konusu ülke istediği gibi hareket edemeyecektir. istediği gibi hareket etmek için anlaşmada bir değişiklik yapılmasını önerdiğinde ise söz konusu değişiklik tüm ülkeleri bağlayacağı için, 14 imzacı ülkenin de onayının alınması gerekir. anlaşma abd'ye bağlı çok uluslu şirketlerin elini kuvvetlendireceği için, toplumun çıkarını gözeten değişikliklere karşı abd'nin sabit bir vetosu olacağını varsayabiliriz.

    julan assange şu örneği veriyor: mesela, imzacı ülkelerden birinde devletin daha çok hastane açmasının demokratik bir talep olarak ortaya çıktığını, ve hükümetin de bu talep uyarınca hastaneler açmaya başladığını düşünelim. bu anlaşma özel hastane sahiplerine devlete ''beklenen kardaki düşüş'' nedeniyle dava açma imkanı sunuyor.

    http://www.democracynow.org/…e_on_the_trans_pacific
  • berbat bir antlasma. escinsel evliliginin bu antlasma ile ilgili gundem degistirme amacli olmasi cok asikar.