şükela:  tümü | bugün soru sor
  • deniz asiri yani okyanuslar arasi seyahat eden gemilere denir, unlu titanic bir transatlantic dir.
  • zatan bakarsaniz trans- altantik, atlantik bildiğimiz atlantik, trans da geçen işte... etimoloji dersimiz burada bitmiştir arkadaşlar, dişari çikabilirsiniz...
  • x sensin y de sana girsin formatinda cok kullanilan y tipi
  • atlantik okyanusu bir gemiyle ilk kez 1827'de geçilebilmiş. gemiye de "atlantik okyanusu'nu geçebilen" anlamında "transatlantik" denilmiş. bu günden sonra atlantik'i geçebilecek türde tüm gemiler için sınıf adı olarak kullanılmaya başlanmış.
  • kamer genç türkçesindetravesti.
  • antivirüse keygen bulacağım diye yanlışlıkla sahip olduğum servetin sadece küçük bir kısmı. vay ben ne bileydim, doğru olacağını. iletişim bilgilerini girdim ve 2 hafta içinde "geminiz gümrüktedir acilen gelin alın" mesajı geldi. içinde tayfası, ak sakallı kaptanı, balo salonu olan bir transatlantik demirlemiş, beni bekliyordu. keygen yok, siyah gövdeli turuncu filikalı, envai çeşit oyuncaklı transatlantik var. evim deniz kıyısında da değil, sahile çekiyorum, millet "manzaramızı kapattın mendebur" diye daş atıyor. koca boğazda park edecek yer arıyoruz kaptanla haftada bir. geçen yanlışlıkla karadeniz'e çıktık, kaptan "park edecek yer kalmamış soktuğumun şehrinde" demeye getirdi. maaşını ödediğim adam yanımda küfredemezdi, çemkirdim buna. kaptanı böyle yaparsa, tayfası tümden hayduttur diyerek tüfeğimle bir kaç tayfayı vurdum. kaptan, sigarasından derin bir nefes aldı. uzun samsun içiyordu parasızlıktan. zaten gemiyi kutsamak için şampanya şişesi değil, dikmen şarabı fırlatmıştım gövdeye. yarısını içip öyle fırlattığım için geminin lanetlendiğini söylemişlerdi de inanmamıştım. doğruymuş.

    boğaz'da dilenci vapuru gibi dolaşıp, park yeri aradık. koca şehirde bir tane park yeri kalmaz mı arkadaş? ancak anadolu kavağında bulduk uygun bir yer. ilk şehir hatlarıyla, beşiktaş'a dönerken vapurun çok kalabalık olması kaptanın aklına "bu işte iyi para var hafız" ı getirdi. hesaplayan adama dönüşmüştü bir anda, beşiktaş'tan üsküdar'a giden motorlardan birisi olabilirdi. hem temiz işti akarı kokarı yoktu, hem de para kazanırlardı. görkemli baloların apoletli kaptanı, bana bakarak dudaklarını kıpırdattı, muhtemelen sövmüştü. ne bileyim amına koyayım, ben sadece aptal bir reklam sanıyordum. yoksa ben de mağdur durumdaydım. kaptanın sigarasını çek, çayını çek. geminin işlemleri zaten büyük masrafa mal olmuştu, babamdan zorla para almıştım. transatlantik'in işlemleri var desem, yalan söylediğimi düşüneceklerdi. "eve hırsız girdi, tüm birikmişimi aldı götürdü." dedim.

    kaptanı turyol motorlarını işleten adamlarla görüştürmeye gittim. tek kelime türkçesi yoktu, içine düştüğü duruma kahroluyor asaletinden yine de ödün vermiyordu. ağzında kamyoncu sigarası, selamımızı verip girdik. ben meramımı anlattım, öylesine doldurduğum bir kutucuk hayatımın sonu olmuştu. gece uyku tutmuyordu, kazandığım komple mürettebata gidiyordu. kaptan da başıyla onaylıyordu ben ne dersem. tiksinmeye başlamıştım o ak sakalından. ama adamcağız da benimle birlikte sefil olmuştu.

    belli bir ücret karşılığı anlaştık, kaparo aldım biraz. transatlantiki dik koyarsak, hareket etmesine bile gerek olmazdı. beşiktaş'taki ucundan giren yürüyerek üsküdar'da karaya çıkardı. yüzer köprü gibi olurdu, tayfaya da gerek kalmazdı. kaptan buna sıcak bakmadı, sonuçta gemisini sürmek istiyordu. bir de içerek bakmak istedik olaya, taksim dolmuşlarına bindik. dolmuştaki apoletli adam herkesin ilgisini çekmişti, dolmuşçu "kim bu beybaba, mareşal mi?" dedi. "evet mareşal" dedim, işyerinden izin almıştım ve nelerle uğraşıyordum.

    nevizadede 4.biralardan sonra kaptan sakinleşti, güzel bir iş bulana kadar beşiktaş-üsküdar motoratlantiğinde biletçi olmayı kabul etti. kısa malbuş light aldım kaptanıma, beni büyük dertten kurtarmıştı. ciğerleri bayram etmeliydi biraz, uzun samsundan ak sakalları sararmıştı.

    cepteki tüm parayı taksim'de yedik. midye tepsisi kapattık. kaptanı gemiye geri götürmek de bana patlamıştı; tayfalara da kokoreç yaptırdım. yanlışlıkla doldurduğum bir kutucuk sonum olmuştu. keygen bulamamıştım ama demirlemiş bir transatlantiğim vardı. ofise o gün gelemeyeceğimi söyledim.
  • kısa bi şiir:

    sana açıldığım kadar denizlere açılsam,
    transatlantik olurdum.
    sığ sularında
    karaya oturdum.
  • zamanında atlantik okyanusu'nu geçen gemilere ayrı bir isim verme ihtiyacı hissedilmiş. oysa artık kürekle bile geçilebiliyor. (bkz: http://www.atlanticrowingrace.co.uk/)
  • sadece gemilere verilmeyen ünvan.
    (bkz: zeplin)