şükela:  tümü | bugün
  • şu an 5. versiyonu gerçekleşmekte olan 4000+ km'lik ultra dayanıklılık bisiklet yarışı.

    dün gece yine geleneksel olarak belçika'nın geraardsbergen kasabasında start aldı. daha 24 saat geçmeden en öndeki bisikletçi 520 km'yi tamamlamış görünüyor. bir insan olun diyeceğim ama kime diyeceğim.

    bu yıl yarışta iki türk de var. birincisi beşiktaş unicycle bisiklet kulübü'nden hüseyin gökdai, ikincisi ise sedona concept'ten berk okyay.

    bu sabah talihsiz bir şekilde hollandalı bir yarışçı 5.39'da geçirdiği trafik kazası sonucu da hayatını yitirmiş, o yüzden keyifler kaçık.

    yarışan herkese başarılar diliyor, haritadan dot watching'e devam ediyoruz.
  • katılımcılarından biri 2016'da yapılan tcr no:4 için belgesel yapmış. oldukça başarılı. hatta ondan da öte. izlemeden geçmeyin bence.

    link
  • 6. edisyonunu en güzel şuradan takip edebilirsiniz: https://frrt.org/tcrno6/
  • transcontinental race, belçika'dan start alıp, almanya, italya, slovakya, romanya üzerindeki dört kontrol noktasına (mecburi) uğradığınız, son olarak da yunanistan'da nihayetlendirdiğiniz bir tür dayanıklılık yarışı. 10-15 günlük bir zaman zarfında 4000 km civarı bir yolu katetmeye çalışan yarışmacılar, yalnızca fiziksel olarak değil, mental olarak da tükenmekte, yarışı bitirebilmek adına cansiperane bir gayretin içerisine girmektedirler.

    ekseriyetle road bike - city bike karışımı bisikletlerle müsabaka eden yarışmacılar, yanlarına pahada ağır yükte hafif yedek parça ve ekipmanlar alıyor, mümkün olan en hafif bisikletlerle macerayı bir an önce tamamlamaya çalışıyorlar. total toplamda fazla para gitmesin diye otel yerine çadırda veya uyku tulumunda kalmayı seçen yarışmacılar, ikişer üçer saatlik uykularla yarışa devam ediyor, yemek için durdukları istasyonlarda dahi maksimum beş on dakika içerisinde karınlarını doyurup yollarına aynen devam ediyorlar.

    gün içerisinde 39 derecelere tırmanan hava sıcaklığı, kimi dağ geçitlerinde 0 derecelere kadar düşüyor ve müsabakacıları hayli zorluyor. dışarıdan yardım almanın yasak olduğu yarışmada, tümüyle bir başınasınız. yani fransa bisiklet turu'nda olduğu gibi size su ve yiyecek temin eden bir takım aracı yok. sırtınızı sıvazlayacak, var güçleriyle alkışlayacak ihtiraslı taraftarlar yok. lastik patladığında yardımcı olacak, herhangi bir kazada arkanızda olacak herhangi bir kişi ya da kurum yok. eüzü besmeleyi çekip bir başlıyorsun belçika'dan, yunanistan'a kadar yardır allah yardır! allah ne verdiyse artık!

    bu yarışmanın birincisi olacak zerzevat* misal, uyumadan 24 saat bisiklete binen bir saybörg. bir çıkıyor herif misal, 600 km yol yapıyor. ha şimdi gelelim bu yarışın "sağlık" boyutuna. bir insanın takribi 15 gün çeken bir yarışmada, kalbini, eklemlerini, kaslarını, bağlarını bu denli zorlamasının "mantıklı" hiçbir izahı olamaz. belit. yolda bir trafik kazasında yaşamını yitirme olasılığının yanı sıra "kalp krizi" başta olmak üzere çeşitli sakatlıklar ve inflamasyonlar da yine bu yarışın olası naturel meyveleri. ha nihayetinde bu kayda değer bir macera mı? evet, hem de maceranın allahı belki ama yine de benim olumladığım, sıcak baktığım bir mesele değil. insan bedeni bir "makine" değil. her şey gibi sporun da fazlası zarar.
  • bu sene türkiye'den üç kişi katıldı, ikisi bildiğim kadarıyla çok ciddi olmayan kazalarla yarım bırakmak zorunda kaldı. yarışı 16.günde alper kerpiçci bitirdi. şuradan ayrıntılarına bakabilirsiniz.
    helal olsun diyorum, ben uzaktan tracker ile izlerken ter döktüm,