şükela:  tümü | bugün
  • transfer sezonu yaklaşırken futbol takımlarının yönetim kurullarının teknik heyet ile yaptıkları görüşmeler sonucu ortaya çıkardığı ve tüm transfer sezonu boyunca yapılacak transferler için ışık tutacak olan politika.

    büyük klüpler için bu politikanın temelinde öncelikle takım içi yıldızların bitmek üzere olan sözleşmeleri uzatılır, daha sonra bir iki yıldız isime teklif götürülür, sonra da alelade bir iki isime imza attırılır, bayrak öptürlür, gömlek ya da tişört üstüne forma giyilerek tesislerde top sektirilir, bol bol iddialı demeçler verilir.

    genel olarak izlenen bir politika yoktur aslında*. lakin yönetim olarak kimse "eh işte, allah ne verdiyse, elde avuçta olan parayla ona buna teklif götüreceğiz, eyvallah diyenle de oturup anlaşacağız." diyemez. bu yüzden bence transfer politikası insanın kendine yakışanı giymesidir, evet.
  • lazio'nun üç yıl önce ofk beograd takımından 800.000 euro'ya aldığı aleksandar kolarov'u parlatıp 19.000.000 euro'ya manchester city'e satması, bu duruma verilebilecek en iyi örneklerden biridir.
  • sanırım türkiye, rusya, yunanistan ve bilimum arap takımlarının mümkün değil başaramayacakları nanedir. parayı basarım en iyisini alırım hesabıyla olmaz bu iş. bu sene benfica di maria ve ramires'i sattı ve 50 milyon euro kazandı, porto bruno alves'i sattı 22 milyon euro kazandı, geçen yaz yine porto 71 milyon euro transfer geliri elde etmiş. bizimkiler de yönetim kurulundan, sermayedar taraftarlardan para toplasınlar anca. portekizli yapıyor da bu işi biz nasıl yapamıyoruz hayret ediyorum yani.
  • dediğin böyle olur.

    http://www.cezmikalorifer.com/…o/izle.php?id=709201

    --- spoiler ---
    aha bu 17 ye kadar saydı bunu alak!

    --- spoiler ---
  • türk kulüplerinde transfer politikası yoktur. buna tam anlamıyla kaos bile diyebiliriz. aşağıdaki rakamlar takımlardaki futbolcu sayılarıdır ve bu takımlar halen futbolcu almaya çalışmaktadırlar

    galatasaray - 45
    beşiktaş - 39
    fenerbahçe - 40
    trabzonspor - 40
  • türk takımları için son yıllarda yaz boyu yatıp son iki haftada akşam pazarı misali tezgahta kalan son ve büyük olasılıkla çürük mallara (çin malları dahil) saldırmak şeklinde gerçekleşiyor. haliyle alışma dönemiydi, şuydu, buydu derken ilk 10 hafta çöpe atılıyor, hatta bu arada avrupa'da ön elemelerde madara olunuyor filan falan.