şükela:  tümü | bugün
  • agustin villaronga yönetmenliğinde bir ispanyol filmi. konu kısaca şöyle: savaş sırasında çocuklar üzerinde sayısız deneyler yapan klaus isimli bir nazi doktor, savaş sonrasında intihara kalkışıyor, başaramıyor ve yatalak kalıyor. bir genç adam ona bakmak için başvuruyor ve olaylar gelişiyor... eleştirmenler kimin kahraman kimin anti kahraman olduğunun bir süre sonra karıştığını belirtmişler. filmin çok rahatsız edici olduğunu da.
  • agustín villaronga tarafından 1986 yılında çekilmiş, pedofili, şiddet ve çocuk sömürüsü üzerine şiirsel bir anlatıma sahip ispanyol filmi. tür gerilim herhalde. seyredebileceğiniz en rahatsız edici filmlerden. bir nazi doktoru savaş sırasında çocuklar üzerinde çeşitli deneyler yapar, aynı zamanda cinsel olarak da sömürür. daha sonra geçirdiği başarısız intihar denemesi sonucu demir ve camekandan oluşan, petrol ve elektrik ile çalışan bir yaşam ünitesine mahkum olan ve hayatını bu ünite içinde yatarak geçiren doktor klaus, başucuna takılan küçük bir ayna üzerinden olan biteni izlemektedir. eve bir hemşire olduğunu iddia ederek gelen delikanlı angelo'nun (david sust) evde kalması konusunda karısı griselda'ya (marisa paredes) yaptığı ısrarlar da sonun başlangıcı olacaktır, zira angelo, klaus'u daha önceki marifetlerinden yakinen tanımaktadır. zaten doktorun savaş zamanında yaptığı deneylerin detaylarını içeren bir günlüğü de elinde tutmaktadır. (bundan sonrası spoiler olur, yazık olur)
    şiddet, faşizm, güç kontrolü, çocuk sömürüsü üzerine son derece sert bir film. ingiltere'de gösterilmesi yasaklanmış. intikam - politik gönderme - aktif konumdan hareketsizliğe mahkumiyet üzerine değişik yorumları yapılabilir.
  • eski bir nazi doktoru olan klaus intihar girişiminin ardından felç olur ve cam bir kafeste yaşamını devam ettirmek zorunda kalır... karısı ve kızıyla yaşadığı ihtişamlı ev klausun durumu sebebiyle karısı ve kendisi için bir süre sonra bir hapishaneye dönüşür... karısı klaus'a bakmaktan sıkılmış çıkış yolları aramaktadır hemşire tutmaya karar verir ... gelen hemşire ise klausun kirli geçmişinin izlerini taşıyan biridir ve eve bir şekilde istenmemesine rağmen yerleşir...

    klaus eski bir nazi doktorudur... ilgi alanı ise çocuklardır onları cinsel fantezilerinin bir parçası aynı zamanda da sadist emellerinin objesi haline getirmiştir. onları öldürmek veya cinsel olarak kullanmak onun için zevkin şehvetin sonsuz doyumun ta kendisidir... eve gelen davetsiz misafir de işte bu geçmişin zavallı kurbanlarından biridir...

    filmin iddiasının temelini çocuk oyuncuların şiddete ve cinsel istismara maruz kaldığı sahnelere yer vermesi ve yer yer cüretkar denilebilecek sahnelerin filmde yer bulması olduğunu söyleyebiliriz. bu sahnelerin az olmasına rağmen rahatsız edici olduğu da bir gerçek. ancak filmi tüm bu iddialı ve aykırı diyebileceğimiz duruşuna rağmen sevemedim. yönetmenin anlatım dili hoşuma gitmedi bu dilin hikayeyi bir noktada tıkadığını düşünüyorum.

    konu olarak gerçekten yaratıcı olan bu hikaye yönetmenin tüm cesaretli tavrına rağmen bir noktadan sonra durağan ve sıkıcı bir hal aldığını söylemeliyim. eve hizmetçi olarak gelen angelo’nun yavaş yavaş klaus kimliğine bürünmesi bir noktaya kadar anlaşılabilir olmasına rağmen filmin sonundaki garabet açısından aynı şeyi ne yazık ki söyleyemeyeceğim. yönetemen karakterlerin kimliklerini betimlerken çok özenli bir anlatım dili seçseydi tüm süreç daha akılda kalıcı ve sarsıcı olabildi ancak kestirme yollar seçmesi ve belki senaryo zafiyeti sebebiyle ortalama bir tonda ilerleyen filme tüm bunlara rağmen klasik klişe şok edici son betimlemesi yapmaya çalışması filmin sonu için hayal kırıklığı yaratmasının yanında filmin geneli açısından eksi bir puan olarak hafızalara kazınmasına sebep oldu…10/6…
  • yaratılan yarı karanlık atmosfer filmin içeriğine uygun olup bir takım sadistçe olaylar anlatılıyor olsa da filmde fikir namına hiç bir şey yok. üstelik bir de zorlama son filmi komediye dönüştürmüş...
    güvercinler için yapıldığı söylenen tel örgüler neydi ki?
  • film tüm rahatsız ediciliğinin ve anlatımdaki sorunlarının yanında basit bir intikam filminden daha fazlası. kaldı ki filmin rahatsız ediciliği, başka rahatsız edici hikayelerde olduğu gibi, işkence - kan vesaireden değil pedofiliden ve o çocuğun o hale nasıl geldiğinden kaynaklanıyor. tam da bu noktada film pedofili, iktidar, intikam vb açılardan okumaya açık olsa da, belki çokta bilmediğimiz başka bir gerçekle de ilişkili.

    amerika'da seri katiller hakkında bir araştırma yapılmıştı. araştırmanın sonucunda bu katillerin çoğunun çocukluk yıllarında kendi yaptıklarına benzer bir saldırıya, şiddete, tacize maruz kaldıkları ortaya çıktı. özetle bu suçluların çoğu saldırılardan sağ kurtulanlarmış. filmde olan da bu. tabii ben bunun psikolojik arka planını falan bilecek konumda değilim ama tahminimce beyin, bu tür zorlayıcı tecrübelerle başa çıkmak için durumu zamanla normalleştiriyor olabilir.

    gelelim türkiye'ye. son yıllarda iyice ayyuka çıkan bir taciz furyası olduğu malumunuz. eminim ki, yukarıdaki araştırmanın bir benzeri ülkemizde yapılsa; yani hapishanelerdeki tacizcilerin "hasta öyküleri" çıkartılsa, çoğunun geçmişte böyle bir duruma maruz kaldığı veya bir şekilde "tanışık" olduğu ortaya çıkar. bunu tabii ki o herifleri aklamak için söylemiyorum. demek istediğim, kötülük hastalık gibidir. insandan insana bulaşır. buna doğal bir bağışıklığımız yok. o kadar çok şeyi, isteyerek veya istemeyerek, öğrenme ya da deneyimleme yoluyla ediniyoruz ki, filmin zorlama sonu da bir anlamda buna değiniyor. bu formülü pedofili zemininden alıp başka bir bağlama taşısak bile filmin anlamı değişmiyor. kötülüğü yine kötülük var ediyor.