şükela:  tümü | bugün
143 entry daha
  • türkiye’de bu işi bazı emlakçılar başlattı aq. 1 liralık şeyin 2 liraya kakalanabildiğini halkın çoğu emlakçılardan öğrendi.

    misal 290 bin liralık daireyi 330 bin liraya sattılar.

    bunu gören/duyan millet de naptı, 30 liralık arabasına 40 lira dedi, 50 liralık işe 70 lira dedi, 100 liralık hizmete 170 lira dedi. sonra baktılar ki sorun yok, alan bi keriz çıkıyo, böyle böyle çığ gibi büyüyüp yayıldı bu durum. bugün terzinin 100 lira istediği işi pazarlıkla 70 liraya da yaptırabilirsiniz, terzi bile sizi sikmeye çalışıyor.

    bu işi bazı emlakçılar başlattı. 3 liralık şeyi 4 liraya satmaya çalışıp bunu ilk başaranlar bazı emlakçılardır.
  • namuslular siyasette kendine yer bulamadığı içindir.
  • bunun sebebi dolandıranlar değildir. bizim insanımız gerçek anlamda ölücüdür. her işi ucuza kapatmak ister. bu her yerde böyledir. kaportacıya 5000 lira tutan işi 2000 liraya yaptırmaya çalışır. sırf ucuz diye sanayide saçma sapan dükkanlara gider sonra arabasından parça çalınır oturur ağlar. araba alırken 90 bin liralık arabayı 70 bine almaya çalışır sonra hırsız çıktılar der. müteahhitten sırf biraz daha ucuz olsun diye iş bitirme sigortası olmadan evrak olmadan sadece senetle ev alır sonra müteahhit kaçar ben ne yaptım diye isyan eder. eve tamirci çağırır ama ucuz olsun işi bilsin ister. tatile giderken en ucuzundan seçer sonra bakar otel bile ortada yok. güneş gözlüğü alacak normalde rayban'ın kendi sitesinde sattığı 700 liralık gözlüğü 350 liraya alışveriş sitelerinden almaya çalışır. tabii ki o gözlük sahtedir. gideceksin ya kendi sitesinden alacaksın ya da atasun gibi güvenilir yerlerden alacaksın.

    halk böyle oldukça onları dolandıran bir sürü kişi çıkacaktır. genelde parasına ölümüne sarılan insanlar dolandırılır. bakın burada sihirli kelime şudur. "parası neyse verelim yeterki düzgün olsun." bu motto ile yaşarsanız evinizde düzgün boyanır, arabanızda düzgün tamir edilir, parfümüde orjinalinden alırsınız.

    babam yıllarca ne iş yaptırdıysa, nereye gittiyse, ne aldıysa hepsinde bu cümleden yola çıkarak yapmıştır. evi boyatacaksa gider fazlasıyla verir o ev en iyi şekilde boyanır, mobilya yaptıracaksa gider en iyi ustayla anlaşır o mobilya en güzel şekilde olur, ampul alacaksa bile gider en iyisinden kurumsal bir yerden alır yıllarca sorun yaşamaz, musluk alacaksa gidip 300 liralık saçma bir markadan almaz, bozuk olan eca marka musluğun servisine gider parçasını bulur tamir eder. yapamazsa gider 600 liraya eca marka alır. yazıcısı bozulursa eğer çok iyi tanıdığı bir tamirci yoksa hiç bir şekilde başka esnafa vermez gider direk samsung'a verir işini halleder.

    her malın bir ederi vardır. bunu zorlamayacaksın. eğer dolandırılmak istemiyorsan kurumsal yerlerden faturalı ürünler alacaksın. geçen sene bauhaus'dan bir tane vantilatör aldım. sonra kurduk ve kumanda çalışmadı. gittim kumanda çalışmıyor komple ürünü değiştirmek istiyorum dedim lan seslerini bile çıkarmadan tamam deyip değiştirdiler. sonra tekrar kumanda çalışmadı yenisini götürdüm bir deneyelim dediler. meğerse biz kurulumu yanlış yapmışız. kusura bakmayın dedik olay kapandı. şu olayı sırf 100 lira daha ucuza dışardan bir yere yaptırsaydık o vantilatörü ilk gördüklerinde esnafın gözleri yerinden fırlar. hemşerim biz sağlam verdik siz bozdunuz der. derdini anlatamazsın. aradaki o 100 liralık fark senin dolandırılmamanı garanti edecek farktır.

    bazı insanlar dolandırılma riskini göze alarak daha ucuza bir ürün alır. bazıları ise riske girmek istemez daha pahalıya alır. risk artıkça fiyat ucuzlar, risk azaldıkça fiyat artar. hangisini seçeceğiniz sizin karakterinize bağlıdır.

    ben bilgisayar, telefon, güneş gözlüğü gibi bozuk çıktığında üzüleceğim şeyleri biraz daha para verir gider mağazasından alırım. ama saattir, banttır, kablodur bunlarıda internetten sadece ücretsiz kargosu olan ve başarılı satıcılardan alırım. outdoor ürünlerinide yeri yurdu belli olan büyük satıcılardan alırım.

    bir sektör tamamen dolandırıcı hırsız olamaz. bu her sektör için geçerlidir. her sektörde o işi gerçekten iyi yapan vardır. bu ülkede emin olun kaliteli iş yapan müteahhitte var, tamircide var, mobilyacıda var, optisyende var. işte siz ucuz diye dolandırıcıları tercih ettiğiniz için işini düzgün yapanların fiyatı hep yüksek kalıyor. eğer siz dolandırıcıları tercih etmezseniz işini düzgün yapan kişi sayısı artar ve işlerinizi daha ucuza yaptırırsınız.

    serbest piyasa ekonomisi aslında oy verme sistemidir. parayla oy veriyoruz. paranızı yani oyunuzu işini düzgün yapan kişilere verin ki piyasada işini düzgün yapan kurum sayısı artsın.
  • bana gore tarihi gecmiste yer alan, uretimden ziyade ganimetcilik ve yagmaciliga dayali kaynak saglama egiliminin bir yansimasidir. toplumda artik kok salmistir, karakter haline gelmistir; degismesi neredeyse imkansiz.

    engellemek icin yapabilecekleriniz; oncelikle ticaret yapmayin. bir is veya kar yaptiginizi dusunseniz dahi buyuk bolumunuz o parayi piyasadan alamayacak. cevrenizde size sebepsizce yaklasmaya, samimilesmeye calisanlari uzaklastirin. sizi ovenleri de cevrenizden uzak tutun. boylelikle girisimlerin %80'ini engellemis olursunuz
  • krizle beraber iyice azan durum. zaten rezil bi toplumduk, iyice zıvanadan çıktık. şahsen kazık yememek için duvara yaslanarak yürümekten yoruldum, usandım, yıldım. kimse işini layıkıyla demiyorum, basitçe yapıp, bitirip defolup gidemiyor.

    hani coğrafya kaderdir diyorlar ya; şurada burada insanlar avcı toplayıcı yaşarken üretime ve yerleşik hayata geçip ticarete başlayıp, muhasebe için yazıyı icat edip; üstüne bi de ticaret anlaşması yapılan topraklar buralar. yani belli ki sadece ticaretin ve desptluğun değil, dolandırıcılığın da icat edildiği coğrafyada yaşıyoruz.
  • seksen ve doksanlarda bol bol uyari yapilmisti, yuksek enflasyon toplumlarin ahlakini cokertir diye. sonuc ortada, artik burdan bu mac donmez. gecmis olsun.
  • herkes dolandırmaya çalıştığından buna tepki olarak ölücüler çıkmıştır.
  • çok taze başıma gelen olayı anlatayım.
    sadece 20gün önce kiraladığımız evin dün yıkılma kararı ile bir hafta içinde boşaltılması gerektiğini öğrendik.
    bunu binanın girişine asılan, metinden öğrendik bir de.
    ev sahibini aradığımızda 6senedir var böyle bir durum, bu yazı kurtarırsınız diyor.
    nasıl kurtarıcaz ya, deprem olsa gidecek ev ve sen bana yazı çıkarın diyorsun.
    ben eve girerken sordum tabi bu konuyu. böyle bir sorun var mı dedim. o zaman bana binanın metruk ve tehlikeli olduğunu belirtseydi zaten tutmazdım. ellerinde bu durum resmî olarak bilinmesine rağmen, evi kiraya verdiler.
    emlakçıyla konuşuyorum aa nasıl olabilir diyor.
    ev sahibi de, emlakçıda eminim biliyordu konuyu ve düdüklemeye çalıştılar ve gayet de aldılar paralarını ama bundan sonrasında top bizde. bir güvenli yere çıkalım da sonrasında gerekli hukuki mücadeleye de başlarız!
2 entry daha