şükela:  tümü | bugün
  • trekking parkurlarının "kolay, orta, zor, çok zor, vb" gibi kategorilendirilmelerinin sebebi. yeni başlayanlar olabildiğince skalanın en "kolay" tarafındaki parkurları seçmelidir. ha tabii bazı trekking gruplarının orta zorlukta sayılabilecek parkurları yeni gelenleri de kaçırmama mantığıyla kolay parkur olarak lanse ettikleri görülmüştür. bu gibi durumlarda gruba ayak bağı olan tip değil parkur sorumluları suçlanmalıdır. parkuru neye göre, kime göre sınıflandıracakları da biraz zor aslında. ancak "kolay" şeklinde gruplandırılan parkurlar; yaşlıca, temel rahatsızlıkları olan, tecrübesiz ve az idmanlı kişilerin kendilerini aşırı zorlayıp sakatlanma risklerini fazla barındırmayacak parkurlar olmalıdır.

    orta ve zor dereceli parkurları seçip, o anda oluşan bir rahatsızlık dışında, grubu gereğinden fazla sıklıkta yavaşlatan tipler ise dağda bayırda bırakılıp ayılara yem edilerek doğal seleksiyona katılmaları sağlanmalıdır.
  • beni nasıl güzel tanımlayan başlık anlatamam.

    şu hayatta en çok sevdiğim şey doğa, oksijen dolu yeşil bir alanda yürümek kadar keyif aldığım bir şey yok ancak şu yaşıma kadar henüz kimseyle bir senkronizasyon tutturamadım. ben istiyorum ki 10 dk yürüyelim sonra oturalım, az uzanayım, bırak manzarayı izleyim, dur az gıybet yapalım püfür püfür esen yer bulduğumuzda, yenecek ve dalacak bir ağaç bulduğumuzda saldıralım, güzel bir manzarada selfie yapayım, yanımıza içecek bir şeyler aldığımızda oturup yiyip içelim... örnekleri çoğaltabilirim... ama yok arkadaşım, herkes master koşucu olmuş, sonra ben öf pöf diyip küfür ede ede söylene söylene yürüdüğümde ayak bağı oluyorum. iyi de ediyorum.

    bahsettiğim hiç profesyonel bir trekking grubunda olmadım, kendi grubumu yaratmaya çalıştım ama olmadı be sözlük... ama benimle yürüyenler beni aynen böyle tanımlarlar...
  • tabii ki yüzde doksandokuzu kadın olan tiplerdir başka kim olacak?

    doğa yürüyüşüne katılım öncesi grup talimatlarında altı çizile çizile "bileği saran bot giyin" diye bildirilir ama hanım kızımız ne yapar? yazılanları okumaz. doğa yürüyüşünün, kırmızı başlıklı kızın seke seke yürüdüğü patikalarda yürümek olduğu rüyasıyla şortunu, sandaletini, nike ayakkabısını giyer gelir.

    sonra da dimdik arazilerden, dikenli yollardan geçerken şirinliğini kullanarak el verecek bir erkek arar. ben de yanından jet hızıyla geçer dönüp bakmam bile ancak tabii ki orada kalmazlar çünkü "ben daha gencim bak" dercesine kendinden yaşça küçük kızlara yazılan andropozlu dayılar mutlaka yardımlarına koşarlar. (bkz: trekking/#68303749)

    biliyorum uzun yazıları okumak hoşuna gitmiyor ama günde beşyüz kez eline aldığın telefondan instagram yorumlarına bakarken bir zahmet de neye katıldığına bir fiki ediniver.