şükela:  tümü | bugün
  • eski roma'da soylulara karşı halkın seçtiği ve halkı koruyan sulh hakimi.
  • ilk sayısında aşağıdaki satırlarla okurlarına merhaba demiş dergi..

    "kendinizi hayatınız boyunca kaç kez dünyanın merkezinde hissedersiniz?

    kaç kere tarifsiz mutluluk duyarsınız, kaç kere adrenalin salgınız deli gibi çalışır? kaç kere tarifsiz üzüntü çekersiniz? bir? beş? on?.. aşık olduğunuzda? evlendiğinizde? çocuğunuz olduğunda?..

    işte biz her hafta, her sezon, her yıl, ölene kadar bu duyguları tadıyoruz. çünkü her zaman, bir sonraki sezon vardır. eğer kupayı mayıs ayında kaybedersek, bir sonraki şubat ayında, örneğin 4. tur maçımız vardır. yaşadığımız dünya böyle değil, biliyoruz. mayısta bitmiyor ve ağustosta yeniden başlamıyor."
  • mö 5. yüzyılda, roma daki aristokrat kesimle sıradan insanlar arasında çıkan tartışma sonucu ortaya çıkan ve amacı hür olan her vatandaşı aristokrat kesimin yanlı ve yanlış kararlarından korumak olan, şeçimle tayin edilen makam...eğer yeterli kanıt olmadan bir konsul bir kişi hakkında idama karar verirse tribün ün bu idamı engellemeye yetecek kadar yetkisi vardı...
  • tribün (latince: tribunus; yunanca tribounos)
    roma cumhuriyeti ve imparatorluğunda 2-3 seçilmiş magistra ve idari ve / ya da askeri görevlilerce paylaşılan unvan. kelime, antik roma'da insanların askerlik ya da oy verme amacıyla bölünmüş oldukları kabile anlamındaki tribe (tribus) sözcüğünden türetilmiştir.

    kaynak: wikipedia
  • maç izlemeye gidilmez tribüne. takım gazlamaya, rakip korkutmaya gidilir. sesini duyurmaya gidilir. alkollü girilir, bayraksız/flamasız girilmez. susulmaz. bağırılır.

    kim olduğunuzun önemsiz olduğu tek yerdir. tek kimliğiniz vardır; taraftarlık.

    karşı geliştir. susturana, tribüne almayana, tribünden çıkartana, kafasına göre iş yapana karşı geliştir. inadına inadına elini kolunu tribüne sokanlara karşı geliştir.

    çekin ulan ellerinizi tribünden! karışmayın bize!

    (bkz: a.c.a.b)
  • birlik, beraberlik duygusunun had safhada yaşandığı yerlerden biri.
    etrafına bi bakıyorsun, biri top sakallı, biri ülkücü bıyık bırakmış, başka biri 75 yaşında, bir diğeri daha 14 yaşında, kızı var, kadını var, çocuğu var, bir diğeri fular takmış (bak kardeşim şimdi götlüğün lüzumu yok. bu olmadı. 30 yıldır profesyonel olarak tribündeyim daha fular takan bir tane adam görmedim), var oğlu var.

    bazen sırf tipinden dolayı bile iletişim kurmadığın adamlarla, insanlarla burada garip bir şekilde omuz omuza diyerek pınarbaşı söylüyorsun, bi gol oluyor hayatta tanımadığım adamlara sanki 20 yıldır görüşemediğin arkadaşına sarılır gibi sarılıyorsun, hatta daha da sıkıca sarılıyorsun, bazen rakip takım futbolcusu sert giriyor, bi bakıyorsun hep bir ağızdan aynı tepkiyi veriyorsun.

    hele bir de harbiden tribün emekçisi birisiysen deplasman kahrını çekmişsen, yağmur/ çamur/ kar demeden takımını destekleyen birisiysen, sorgusuz suâlsiz, hiç çekinmeden atkını, kazağını yanındaki adama "üşümesin" diye verebiliyorsun.

    (bkz: kişi takım seçmez kendini bir tribüne ait hisseder)
  • kadikoy'de iskelede konuslanan gazetecilerden edinilir akabinde bir bank bulunup saatlerce yalanip yutulurdu. donemden kaynaklanan heyecanla sarildigim ve daha sonralari bircok kadim dostunun hayatimiza girmesine vesile olmus bir ruh abidesi haline gelen ara sira yokluguna forum sayfalarinda ictigimiz asmis, essiz endustriyel futbol karsitlarinin fanzinimsi dergisi.
  • dilimizde karşıma çıkmış en iyi futbol yayınlarından biriydi. şimdi düşününce, en iyisi gibi de geliyor ya ben büyüdüm, beğenmez oldum ya da "çok renkli" oldu sadece iki renkten ibaret olan futbol kültürümüz.
  • ha bi de yazarlardan birisinin nicki zoban raftig,
    bizim zoban mi merak ettim gerci burda yazan cok hisli bi cocuk maca giderken nası heycanlandıgından bahsetmiş, öbürü gibi öküzüm torbadan düşmüş degil!
  • beyin cerrahı ve berber çırağının omuz omuza verip bağırabileceği tek mekan.