şükela:  tümü | bugün
  • seneca'nın eseri bu. charlton t. lewis'in meşhur sözlüğünde, tros maddesinde "troades, the title of a tragedy by seneca" diye geçiyor.

    ismin gelişimine bakalım kısaca: latincede tros aynı zamanda meşhur kentimiz troia'ya adını veren phrygia kralının adıdır. kral, erichthonius'un oğlu; dardanus'un da torunuydu (vergilius, georgica 3, 36; ovidius, fastii 4, 33; sil. 11, 297; aus. idyll. 12, 19). buradan haliyle troja veya troia adı türüyor malum kenti gösteren. bu isim yapısından da anlaşılabileceği gibi troia diye bildiğimiz kent, aslında bir phrygia kentidir (mel. 2, 3, 6; liv. 1, 1; verg. a. 1, 1; 3, 3; ov. m. 11, 199 sq.; 13, 404).

    troia isminden aynı manadaki şu iki sıfat türüyor: 1. troius (a, um) "troialı, troia'ya ait, troia'ya özgü" (verg. a. 1, 596; ov. m. 14, 156); 2. trojanus (a, um) "troialı, troia'ya ait, troia'ya özgü" (verg. a. 1, 624; ov. m. 13, 23).

    ve şunlar türüyor:

    trojani, orum: troialılar, troia yerlileri, troia'ya ait olanlar (cic. div. 2, 39, 82; id. inv. 1, 22, 32; id. phil. 2, 22, 59; lucr. 1, 476; verg. a. 11, 421; ov. m. 13, 702; liv. 1, 1, 2; sen. ep. 27, 5).
    troicus, a, um: troia'ya ait, troialı (cic. brut. 10, 40).

    troades, "troialı kadın" manasındaki troas (-adis ya da -ados) sıfatının çoğul özne (pluralis nominativus) halidir yani manası "troialı kadınlar"dır (nep. paus. 3, 3; ov. h. 13, 94; sen. troad. 84).

    çiğdem dürüşken hocamın taze eli değdi bu esere; iş kültür'den çıktı. adının çevirisi de ekşi'deki hali gibi (troia lı kadınlar) değil de "troialı kadınlar" şeklinde:

    http://www.kitapturk.com/…ges/book/032009/47482.jpg
    http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=177999
    http://www.iskulturyayinlari.com.tr/tr/index.asp
    http://kitap.antoloji.com/troiali-kadinlar-kitabi/
    http://www.kitapturk.com/…ali_kadinlar_-_ciltli.htm
    http://www.mephisto.com.tr/….php?products_id=144503
    http://www.finalpazarlama.com/…hg89wrnoer7e58evog==
    https://www.imge.com.tr/…info.php?products_id=90231
    http://www.eren.com.tr/…itap/kitap.asp?kitap=275742

    eserin düzeltisini ve satır satır son okumasını gerçekleştirdiğim için fazlasıyla içselleştirdim mi, nedir çiğdem hocanın yetkin çevirisi bir yana, yunan'la karşılaştırıldığında roma düşün dünyasında eşine az rastlanır bir kafa olan seneca'nın nezdinde malum kentin (aynı zamanda romalıların geldiği yer olarak düşünün) tekrar tekrar değerlendirilmesini önemli buluyorum. antik dönem romalı entelektüellerin her daim troia anısını sıcak tutmasını ciddi bir analiz konusu olarak düşünüyorum. genel literatür tarihinde yunan tragedyasının ihtişamının gölgesinde kalmıştır seneca'nın tragedyaları (ne ilginç; "romalı ölümleri" bile "yunan ölümleri"nin gölgesinde kalmıştır; a.j. keulen'in troades çevirisinin [l. annaeus seneca troades: introduction, text, and commentary, p.5, brill, 2001] önsözünde de söylendiği gibi, seneca'nın yaşamına dair en kapsamlı bilgileri edindiğimiz tacitus'un annales'inde seneca'nın trajik ölümünün anlatılışında bile platon'un sokrates'in ölümünü anlatışına bir "aemulatio" yani "özenme", "benzemeye çalışma" vardır.); oysa dante nasıl ki vergilius olmadan yolunu bulamaz idiyse, renaissance da gölgede kalan bu "romalı yapı-taşları" olmadan anlaşılamaz. en büyük karmaşa, gölgede yaşanır; bunu da unutmamak gerekir. bacon ne diyordu, "karanlıkta bütün renkler bir araya gelir" mi diyordu?