şükela:  tümü | bugün
  • henry miller'in kitabı.sanatcı olmakla igili tespitlerini tesbihlerle bezeyerek anlattıgı bi paragraf ,alıntı:
    " olguların derinine inmek icin sanatcı olmak gerekli.bir gecede sanatcı olunamaz.once celiskili dusuncelerinin yok olması gerek.bir insan olarak silinip supurulmelisin ki yeniden bir birey olarak dogasın , karbonlasıp tasmalısın ki ben'in en kucuk ortak noktasından yukarıya dogru yeniden tırmanmaya baslayasın."
  • "sanildigi kadar deli degildi. gerektiginde davranislarini aciklayabilirdi"
  • "nedir fanatik? tutuklu bir biçimde inanan, inancı dogrultusunda umutsuzca giden biri. ben sürekli bir şeylere inanıyor ve basima bela aciyordum. ellerim tokatlandikca inancım pekisiyordu. ben inanıyordum ve dünyanın kalanı inanmıyordu! sadece cezaya dayanma meselesi olsaydı insan sonuna kadar inanmaya devam ederdi. fakat dünyanın yolları çok daha sinsiydi. cezalandırılmış yerine baltalaniyor,altın oyuluyor, celmeleniyordun. ıhanet bile değil aklimdan geçirdiğim. ıhanet anlaşılabilir. karşı konulan bir şey. hayır, çok daha kötü, ihanet ten çok daha aşağı; seni fazla ötelere uzanmaya iten bir karşı gelme eğilimi bu. enerjimi sürekli kendini dengelemeye harcarsin. bir tür ruhsal vertigo yaşarsın. uçurumun kenarinda titrersin. saçların havaya dikilir. ayaklarının altında sınırsız bir boşluk yattığına inanamazsin. heyecan fazlaligiyla birlikte gelir, insanları kucaklayıp sevgini ifade etme arzusuyla birlikte. sen dünyaya uzandikca dünya geri çekilir. kimse gerçek sevgi, gerçek nefret istemez.

    ...

    yaşarken kan henüz sicakken teninin altında kan ve iskelet gibi şeyler yokmuş gibi yapmak zorundasın. çimlere basmayın! budur insanların yaşam düsturu.

    uçurumun kenarında dengede durmayı uzun zaman boyunca surdurebilirsen hayli ustalasir ve hangi yöne itilirsen itil her seferinde doğrulursun. haciyatmaz misali. form kazanmış biri olarak muazzam bu neşe geliştirirsin, açıkça söylemem gerekirse yapay bir neşe"
  • “he’s got no moral character,” hymie would say. “and what about you, your moral character?” i would ask. “oh me! shit, i’m too old to have any moral character.”
  • henry miller'ın bir romanı.türkiye'de can yayınlarından çıkan kitap önce sansüre takılmış, halkın ar ve haya duygularını rencide edici, cinsel arzuları tahrik ve istismara yönelik olan ve tck'nun 426. maddesine aykırılık oluşturduğunda tereddüt bile edilmeyen* yerleri siyah bantlarla kapatılarak yayınlanmış, can yayınlarının cinliği ile bilirkişi raporu ve dolayısıyla bahsi geçen satırlar kitabın başına basılarak sansür aşılmaya çalışılmış, ve tabii ki bu cinlik karşısında tekrar dava açılmış fakat bilirkişi raporunu ve karar metnini basmaya engel bir yasa olmadığından kitap ve yayıncıları beraat etmiş.
  • can yayınlarından çıkan 2. baskısında mahkeme kararıyla suç ögesi taşıdığı saptanan cümlelerin üzeri "siyah kalın utanç bantları" ile çizilmiştir. yayınevi böylece daha önce müstehcen bulunarak toplatılan kitabı tekrar yayınlama olanağı bulmuştur. kara bantlı sayfalara geldikçe...ne denir ki?
  • "akmakta olan herşeyi seviyorum: nehirler, lağımlar, lav, meni, kan, safra, sözcükler, cümleler. fahişenin üzerine saçıldığında dölün akışını seviyorum.. haşlayarak dökülen idrarı ve sonsuzca süren alkışı seviyorum; histeriklerin sözcüklerini ve cümlelerin dizanterili gibi akışını seviyorum.. akışkanları seviyorum, hatta tohumları uzaklara taşıyan, doğurganlıktan uzak aybaşı kanının akışını da. akan metinleri, esoterik, yoldan çıkmış, çok biçimli veya tek yanlı da olsalar severim.. oluklardan akan tükürüğü, göğüsteki sütü, dölyatağından akarak gelen keskin balı, tüm akışkanları, eriyen, rezilce ve dağınık tüm cerahatlar ve pisliği, akarken başlangıca dair duyularını yitiren, ölüme ve çözülmeye doğru müthiş çevrimi meydana getiren herşeyi seviyorum"
  • babasindan nefret ettigi icin anasiyla yatmak isteyen tipler; en yakin arkada$i oldugunde borcundan kurtluldugu icin sevinen insanlar; 9 ya$indayken arkada$ini oldurdugu icin hayati daha iyi tanidigini zanneden insanlar; karisi kurtaj olurken evde i$ arkada$iyla yatan adamlar tum insani taraflari ortaya cikarilarak kitap boyunca anlatilir.

    amerikan toplumu bunlari kabul etmeye hazir degildir, kabul bir yana sapik veya deli der bunlara, belki ama toplumda boyle insanlar vardir ve hep de varolacaklardir muhtemelen. miller'in bu seride defalarca yaptigi gibi her $ey kozmosun bir parcasidir. tum kelimeler, ya$antilar,tirsiklar, cesurlar, ibneler, erkekler, kadinlar, almanlar, yari-yahudiler vb... miller icin insan olmak demek isa gibi $ahsiyetler gibi dunyada bir iz birakabilmektir. digerleri sadece birer organizmadir.
  • bicok acidan amerika birle$ik devletleri miller'in can du$manidir, nemesis'idir. kitapta en cok amerikan sokaklarinda yururken a$agilandigini, insanliktan ciktigini anlatan pasajlar vardir. miller icin amerika denilen yer, kizilderililerin bir zamanlar bari$ icinde ya$ayip, bizonlarin mutlu mutlu otladigi bir yer olarak kalmaliydi... zira nordic dedigi beyaz insan gittigi her yerde duygunun ve hissiyatin icine etmekle unludur.

    henry miller: ilk once ulkesinden nefret eden, sonra tum insanlarin ayni halt oldugunu gorup insanliktan cikan insanlardan kitaplarla oc almaya cali$an bir laf cambazi. bir de paris'te gecirdigi donemi anlatan tropic of cancer vardir. o da cok babadir. bu iki kitap da aymanin, ayi$in, kendini cozu$un hikayesidir...
  • henry miller'ın vajinayı nasıl sınıflandırdığını, küçümsediğini izlediğimiz bitse de gitsek dediğim sıkıcı kitabı.

    "gülen amcıklar vardır, konuşan amcıklar, yumurta biçimindeki küçük ağız çalgısı biçiminde, besi suyunun yüksekliğini ve alçaklığını kaydeden depremçizer makineleri gibi kaçık ve histerik, iri amcıklar; balina ağzı gibi açılan ve sizi canlı canlı yutan yamyam amcıklar; köküne kadar kazınmazsa hiç karşılık vermeyen bitkisel amcıklar...”

    ??