şükela:  tümü | bugün
  • viktor e frankl adli profesorun, 2. dunya savasi sirasinda ya$adigi toplama kampi deneyimlerini anlattigi etkileyici kitap. hayatta anlam arayan her birey okumali...
  • her insanın hayatının ve geçmişinin belli ölçülerde acı içer(ebil)eceğini, ancak tüm bunların sonuçta gelecek için umutsuzluk değil, tam aksine umuda tahvil edilebileceğinden ve edilmesi gerektiğinden bahseden,insanın her hal ve şarttaki temel varolma motivasyonunun da hayatındaki anlamı arama kaygısı olduğunu öne süren, biyografik niteliği ciddi bir tarihi tanıklı görevi üstlenen, daha sonra yazarın varoluşçu analiz çalışmaları için de bir başlangıç noktası olan bir kitaptır.
  • s¸u dünya üzerindeki her insanın ölmeden önce mutlaka bir kez (tercihen yas¸amının her senesinde bir kez daha) okuması gerektig?ini düs¸ündüg?üm as¸mıs¸ bitirmis¸ kitap.
    ingilizcesi "man's search for meaning" dir.
  • "yaşamak için bir nedeni olan insan hemen her nasıla katlanabilir " *sözü ile özetlenebilecek olan logoterapinin kurucusu viktor e frankl'ın kitabı. ayrıca (bkz: duyulmayan anlam cigligi)
  • victor e. frankl'ın her bir cümlesinin altı çizilerek okunası kitabı.
  • selçuk budak tarafından çevrilmiş ve nisan 2007'de öteki yayınevi tarafından dokuzuncu basımı yapılmıştır. kendisi de auschwitz^den kurtulan psikiatrist doktor viktor e. frankl tarafından yazılmıştır. nazi toplama kamplarında kendi çıplak varlığıklarından başka her şeylerini yitiren yahudi tutukluların hayatlarındaki anlam'ın yerinden yola çıkar. ayrıca, kitaba frankl'in geliştirdiği logoterapi yönteminin genel ilkelerini açıklayan bir bölüm de eklenmiştir.

    (bkz: varoluş vakumu)
  • nietzsche ağladığında ile dibe vuran insanın, su yüzüne çıkmak için mutlaka okuması gereken kitaptır.. çok bilinmiyor olması üzücüdür.. zira, yazarın vurguladığı gibi, çağın psikolojik sorunları artık oedipus'u çoktan aşmıştır.. sorun, içi boşalan anlamlardadır.. yani viktor e. frankl, aslında yeni nesil psikoterapinin babasıdır..
  • victor frankl'ın bu kitabı haziran ayında okuyanus yayınevi imzası ve selçuk budak çevirisi * ile piyasaya sürüldü . insanın anlam arayışı'nda frankl, auschwitz toplama kampında yaşadıklarını ve oradaki yaşantısından logoterapi'yi kurana kadar geçen süreci okuyucuya sunuyor. insanın hayatını her türlü zorluğa rağmen sürdürebilmesinin sebeplerini insanın içinde var olan anlam kavramı ile ilişkilendirerek, insanın düştüğü en zor durumda bile yaşamak için ortaya koyduğu sebepleri hayat boyu etkisini gösterebilecek aforizmalar ve fikirlerle bezeyerek muhteşem bir tarz ile anlatıyor.

    özellikle kitabın yaklaşık ilk 80 sayfasında yer alan toplama kampı anıları, okuyucunun kitabı soluksuz bir biçimde okumasını sağlıyor. yaşadıklarının anlamını ve hissettiği duyguları ve zihnindeki düşünceleri basit bir dille paylaşan frankl herkesin başucunda bulunması gereken ve tüm dünyada 12 milyon satan bir şaheser yaratmış dersek yanılmış ve abartmış olmayız.

    insanın can sıkıntısını, ölüm karşısında dimdik ayakta durabildiği anlardaki psikolojiyi, hayattan beklentileri ve kitabın ilerleyen kısımlarında kendi kurduğu logoterapi'nin ilkelerini temel düzeyde dile getiriyor.

    --- spoiler ---

    kitabın içinden seçtiğim bazı bölümler ise önem taşıyor. öncelikle kitabın arka kapağı:

    "gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir.”
    ---------
    ... korkutucu rüyalardan ya da hezeyanlardan mustarip insanlar için özellikle her zaman üzüntü duymam nedeniyle, zavallı adamı rüyasından uyandırmak istedim. ansızın, yapmak üzere olduğum şeyden ürküp, adamı sarsmaya hazır olan elimi geri çektim. o anda ne kadar dehşet verici olursa olsun hiçbir rüyanın, bizi çevreleyen ve kendisini sarstığım takdirde adamın uyanacağı kampın greçeklerinden daha kötü olmadığının, yoğun bir şekilde bilincine vardım.
    ---------
    "karımın hayatta olup olmadığını bilmiyordum ve bunu anlamanın hiçbir yolu da yoktu. ama o anda bu, önemli olmaktan çıkmıştı. bilmeye ihtiyacım yoktu; sevgimin düşüncelerimin ve sevgilimin hayalinin gücüne hiçbir şey dokunamazdı. o zaman karımın ölmüş olduğunu biliyor olsaydım, sanırım bundan etkilenmeksizin, kendimi yine onun hayaline ilişkin düşüncelere kaptırırdım; onunla zihnimde yaptığım konuşmalar, yine canlı ve doyurucu olurdu. "beni kalbine mühürle; sevgi, ölüm kadar güçlüdür"
    ---------
    "toplama kamplarında yaşayan bizler, o kamptan bu kampa koşan, ellerindeki son ekmek kırıntılarını vererek başkalarını teselli etmeye çalışan insanları anlayabiliriz. sayıları az olabilir, ama bu bile bir insandan bir şeyin dışında her şeyin alınabileceğini yeterince gösterir: insan özgürlüklerinin sonuncusu; yani, belli koşullar altında insanın kendi tutumunu belirlemesi, kendi yolunu seçmesi.
    "was du erlebst, kann keine matcht der welt dir rauben"( "dünyadaki hiçbir güç yaşadığın şeyi elinden alamaz.")
    ---------
    "affectus, qui passio est, desinit esse passip simulatque eius claram et distinctum formamus ideam". yani acı duygusu, buna ilişkin net ve kesin bir tablo oluşturduğumuz an, acı olmaktan çıkar.- spinoza"
    ---------
    "yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl'a katlanabilir." -nietzsche
    ---------
    "her şeyden önce, insanın, biyolojik, ruhsal ya da toplumsal koşulların sonucundan ya da kalıtımla çevrenin ürününden başka bir şey olmadığını ileri süren "hiçlik" öğretisinde, yapısal bir tehlike söz konusudur. insana ilişkin bu görüş, nevrotik bir bireyin, zaten inanmaya yatkın olduğu şeye, yani dış etkilerin ya da iç koşulların kurbanı olduğuna inanmasını sağlar. insanın özgür olduğunu reddeden bir psikoterapi, bu nevrotik ölümcüllüğü besler ve güçlendirir."

    --- spoiler ---

    çok daha fazlası, bu başucu kitabının içinde saklı. can sıkıntısı ile yaşayanlar, hayatında bir anlam olmadığını düşününler özellikle bu kitap sizin fikirlerinizi değiştirebilecek nitelikte.
    keyifli okumalar.
  • okurken beyinde yalın betimlemelerle fırtına yaratıp, kulaklarınızdan gürültülü bir tufanla çıkarak sersemletecektir.
    sosyoloji, psikoloji, tarih ve insanlık adına çok önemli tespitler içeren, bir kere okumanın yeterli olmayacağı vurucu kitaptır.

    --- spoiler ---

    cesedi sürükleyen adam basamaklara yaklaştı. önce bezgin bir tavırla kendini yukarı çekti. daha sonra da cesedi: ilk önce ayakları, daha sonra gövdesi ve nihayet kafası - uğursuz bir tıkırtıyla- iki basamağın üzerinden yukarı çekildi.

    --- spoiler ---
  • issizlik ile toplama kampi tecrubesi arasindaki paralellige dikkat cekerek bir aydinlanma yasatmis olan kitap.

    issiz olmak, faydasiz olmak ve sonucunda hayatin bir amacinin kalmamasi dongusunun literature viktor frankl tarafindan kazandirilmis bir de adi var: (bkz: unemployment neurosis)

    yazara gore bu durumun ustesinden gelmenin yolu para karsiligi olmayan ama anlamli olan bir iste calismaya baslamak. iddia o ki; bu sekilde ekonomik anlamda bir katki saglanmasa da depresyonun ustesinden gelinebiliyor.

    kitabi bir butun irdelemek gerekirse; yazarin toplama kampi anilariyla baslayip bu zorlayici deneyimlere dayali psikolojik cikarimlar ile son bulmasi tek kelimeyle carpici. uzun suredir entelektuel anlamda bu kadar doyurucu bir kitap okumamistim.