şükela:  tümü | bugün
  • bu röportajda trt muhabiri ingilizce cümleler kurmak yerine cesitli anahtar kelimelerden yararlanip meramini dile getirmeye calismis guus hiddink'e karsi. ayrica hiddink'in söylediklerini de türkce diline tercüme etmeye gerek görmemis, bunun yerine aklindan gecenleri bizimle paylasmistir.

    arkadasla cok dalga gecilmese keske, eminim o da istememistir fakat yapmak zorunda kalmistir bu röportaji.
  • tuncay şanlı ingilizcesinden beterdir.
  • ödediğimiz elektrikten, aldığımız televizyondan, radyodan kestiği vergilerle desteklenen trt'de düzgün ingilizce konuşan bir spiker yok muymuş diye düşündürdü bana. neyse son zamanlarda çok seyreden yok zaten trt'nin kanallarını, kimse görmemiştir. *
  • ibrahim kırkayak' ın röportajı gerçekleştirecek ingilizcesi olmadığı için yaşadığı endişe yüzünden okunmakta zaten. hele hiddink konuşmaya başladığında attığı öyle bir şimdi sıçtık bakışı var ki..
  • bir ingiliz olan beni bile utandırmış röportajdır. ah ulen 1. edward bu günleri görelim diye mi william wallace'ı yenip astırdı. heey gidi nelson reyiz.

    o değil de keşke röportaj bitince adamın adını deşifre etmeselermiş.
  • şimdi her muhabir ingilizce bilecek diye bir kaide yok. ama koskoca trt önceden belli ki planlanmış bir röportaj için oraya ingilizce bilmeyen bir muhabir götürüyorsa orada çok büyük bir sorun var demektir. gerçi guus hiddink'in kore yıllarında böyle durumlara aşina olduğunu tahmin ediyorum. muhabir'in durumunu anlayışla karşıladı. bir diğer olasılıkta muhabir arkadaşımız hali hazırda bir brezilya seyahati var, böyle bir fırsat geçmiş elime zaten istanbul çok sicak bir gün bir gündür deyip, bir şekilde bu işi kıvırırım demiş olabilir.
  • sadece guus hiddink konuşabildiği için röportaj denemeyecek başka bir şeydir.
  • (bkz: trt'nin guus hiddink monologları)

    not: ingilizce konuşamıyorum, okuduğumu anlarım genelde ama duyduklarım biraz yalan yanlış olur. bu yüzden ingilizce röportaj yapmam gereken bir işte çalışmıyorum.