şükela:  tümü | bugün soru sor
2822 entry daha
  • son derece çarpıcı birinci sezon ile piyasaya girip dikkatleri üzerinde topladıktan sonra, (ilk etapta benim de aralarında bulunduğum) ikinci sezonuyla birçok kişi için hayal kırıklığı yaratmış dizidir.

    gelelim detaylara; türk tipi anlayışla bir şeyleri illa ki kıyaslama güdüsüyle (ironik şekilde dizinin kendisiyle de olsa yapıyoruz bunu) birinci sezona endeksledik her şeyi ve keskin bir geçiş etkisiyle soğuk duş etkisi yaşadık. ben ne olursa olsun ikinci sezonu izlemeye devam ettim. ettim ve azılı bir (bkz: ekşi sözlük hiçbir siki beğenmeme timi) üyesi olmama rağmen her bölümden gitgide daha fazla keyif almaya başladım. çünkü artık kıyas yapmayı bırakmış ve bu sezonu kendi içinde değerlendirmeyi başarmıştım.

    ilk sezondaki gibi kaotik bir ortam, sembolizm temelli bir anlatım yoktu.rust cohle gibi felsefik ve serkeş tek bir karaktere odaklanmak yerine birçok karaktere ayrı ayrı odaklanmayı seçmişlerdi. dizi kendine has durağanlığından ödün vererek biraz daha hareketlenmişti ve olayların akışı ilk sezonla taban tabana zıttı. ama dediğim gibi; kıyası bırakıp kendi içinde değerlendirince, ikinci sezonu da gayet beğenerek ödülümü almış, üçüncü sezonu beklemeye koyulmuştum.

    ikinci sezonda rust'ın aksine çok daha başka huyu suyu olan ve mücrim taraftaki başka bir karaktere frank semyon'a sempati beslemeye başladım. öyle ki (buralar ikinci sezonu izlemeyenler için spoiler niteliği taşıyabilir, uyarmak isterim) final sahnesinde frank semyon ölürken işlenen ambiyans beni oldukça etkilemişti. (spoiler sonu)

    ikinci sezona dair değinmek istediğim başka bir detay ise lera lynn'ın dizinin içinde ahenkle entegre edilmiş şarkılarıdır. diziye belli belirsiz bir kasvet katıyordu. hele bir plan sekans vardı ki tadından yenmiyordu, ona da değinmemek haksızlık olurdu.

    gelelim üçüncü sezona; benim gibi sezonları ayrı ele alanlar hiçbir sorun yaşamadan izlemeye koyuldu. sürekli birinci sezonla kıyaslayan kitle ise ikiye bölündü. bir kısmına ilk sezondaki benzerlik şifa gibi gelirken, ilk sezonun azılı fanları sezonlar arasındaki benzerliği kıyas faktörünün daha da tetiklenmesiyle hiç beğenmediler ve yerden yere vurdular.

    belki üçüncü sezon oldukça yavaş çözülüyor. önümüzdeki hafta final bölümü gelecek ve olay anca çözülüyor gibi. olsun benim açımdan pek rahatsız edici bir şey değil. fularlı tayfadan olduğumdan ötürü ağır ağır çözülen yapımlara teşneyim. (bkz: let the linç begin) kafamda onlarca olasılıkla finali bekliyorum. ayrıca mahershala ali karaktere tüm zaman geçişlerinde muazzam şekilde hayat vermiş. dizi sayesinde kendisi sevdiğim oyuncular arasına girdi.

    kısacası, (madem kısacası vardı neden uzadı diyorsunuz, haklısınız) benim için her sezon kendi başına bir şaheser. her sezonu müthiş bir doygunluk yaşayarak bağrıma basıyorum.

    şimdi ilk sezon fanlarına iyi bir haber vererek konuyu nihayete erdireyim. dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama dizinin executive producer'leri arasında matthew mcconaughey de var. kendisine bi' röportajda, dizinin devam edip etmeyeceği sorulduğunda, "rust cohle karakterini çok sevmiştim, ona yeniden bürünmek beni mutlu eder" diyerek sinyal vermişti diye düşünüyorum.

    ayrıca (belki spoiler olur bilemedim) s03xe07 içinde birinci sezona atıfta bulunulmuştur. olayların da benzer olmasından ötürü dördüncü sezonda yüksek ihtimal rust cohle geri dönecek. tabi bu benim çıkarırımım. belki de deli saçmasıdır, kimseyi umutlandırıp da mesaj kutumun hakaretle dolmasını istemem :)

    edit: ufak bir hata düzeltmesi.
  • ismi true detective değil fake detective olmalıdır bu saatten sonra.

    ilk sezonda, üçüncü sezonda tamamen bildik olayların ağırdan çözüldüğü klasik polisiyelerden biri aslında. olayları ağırdan alması, dram kasması bu diziyi diğer dizilerden daha gerçekçi, daha true yapamıyor çünkü klasik polisiye şablonundan kurtulamıyor.

    kusura bakmayın ama dram dizisi olarak düşünürsekte bu dizi zerre başarılı değil, çünkü karakterler kişiliksiz ve çok soğuk geliyor. o kadar abartılan rust cohle'de berbat yazılmış bir karakterdi, bamyası küçük diye eziklikten kıvranan ve kendini artist, derun, entel vs. göstermeye çalışan bir zavallıydı. ergenler nihilist ateist zırvalarını, koyvermişliğini falan görünce gelmiş geçmiş en iyi karakter tarzı zrıvalamaya başladılar. neyse konuyu dağıtmayalım.

    yani ben true detective gibi bir diziyi polisiyesi için seyrederim, dramı için asla. ve bir polisiyede en önemli olan kısım olay örgüsünün iyi kurgulanması ve akmasıdır. 1. ve 3. sezonda bu var mı? zerresi yok. bambaşka olaylarla ilk altı bölümü doldur, en sonunda ufak bir rastlantıyla olay çözülsün. bu kadar. ne bir zeka alameti var ne de bir gerilime sokmayı başarabiliyor. yani dizi böyle katil kim konseptli polisiye olarakta hiç başarılı değiller. hep söylüyorum american vandal bile siker siker çoğaltır true detective'i. neden? olay örgüsü zekice hazırlanmış ve çok daha inandırıcı geliyor aşırı absürd olayları merkezine alsa da.

    true detective 2. sezon farklıydı çünkü bütün karakterler ilgi çekiciydi ve gerçekçiydi. hem de olay akışı dram kasmaya çabalayan kötü finali saymazsak tatmin ediyordu çünkü klasik polisiyeler gibi katil kim? konseptine boğulmak ve hikayeyi direkt göze sokmaya çabalamak yerine daha true bir kurguyla hareket ediyordu dizi. yani hikaye anlatmaya çabalamak, gereksiz gizem kasmak yerine olay akışını direkt anlatışla tıkatmadan göstermek üzere kuruluydu. birçok kişi ilk bölümden belki de bu yüzden hiçbir şey anlamadı çünkü anlatış tarzı çok daha realistikti. neyse.

    yanisi 3. sezon hüsran. ilk sezon bile değil çünkü ilk sezon sinematografi, oyunculuklar elli kat daha iyiydi diziyi konu olarak sevmesem bile birçok şey bulabiliyordum ilgi çekici. ama burada hiçbir şey yok. sezon bitince 7. bölümün final sahnesindeki araba haricinde aklımda hiçbir şey kalmayacak %90.

    buradan övenlere de kanmayın diyorum, bakın bu sezon yerli dizi olsaydı herkes sıkıcı amk diyecekti, tipik türk dizisi işte ne bekliyorsunuz deyip misafirlikte göz ucuyla seyrettim 50 tane mantık ve sahne devamlılığı hatası buldum tarzı zırvalayacaktı. bir saati doldurmak için kasan senariste sövecekti. özellikle başroldeki zencinin oyunculuğunun polat'tan bile kötü olup olmadığını tartışacaktı. vs.

    popüler kitlenin dizilerinden biri işte fazlası değil, gerçek kalite anlayışı olan benim gibi insanlardansanız bulaşmayın. ben sırf takipçilerim vaktini ziyan etmesin diye onlar yerine kötü dizileri izleyip, kötü oyunları oynayıp sırf onlar için bu ekşi gibi vasat bir platformda yazıyorum. sizi çok seviyorum çünkü.
  • ilk sezonu bitirdikten sonra 2. sezonda aynı oyuncuların olmadığını farkedince direk kapatmıştım. daha velcoro'nun frank ile barda görüştüğü sahnede. 3. sezonu överken de 2yi gömüyordum bir yandan. şu anda özür diliyorum yapımcılardan * içime öküz oturdu resmen. ilk sezonun sonunda içimiz rahatlıyordu, sonu kötü değildi ama 2. sezonun sonunda beklediğim hiçbir şey olmadı. son 3 bölümü bir gün içinde izledim, ne kadar gerilip ne kadar stres oldum tahmin edemezsiniz. üstüne bir de fener elendi, onun üstüne başka kişisel problemler. depresyona soktunuz ulan beni !
  • --- spoiler s03e07 ---

    3. sezonun 7. bölümünde gizemi sürdürmeye devam etmiş dizi. ben biraz toparlarlar diye düşünmüştüm ama aksine daha karıştı ve her şey finale kaldı. kafamı kurcalayan bir şey var: bir gecede sözkonusu cinayeti nasıl çözdüler de direkt wayne'in üzerine gittiler? her ne kadar çeşitli beceriksizlikleri olsa da bu kişiler birer dedektif, delilleri nasıl yok edeceklerini biliyorlar ve ipuçlarını en azından bir gecede çözülmeyecek kadar yok edebilecek donanımdalar. roland gidip sıcağı sıcağına ötmediyse birilerine -karısına mesela- düşmanları fazla abartmışlar demektir.
    --- spoiler ---