şükela:  tümü | bugün
  • tarantino'nun ''hiç aşk filmi yazmayacak mısınız?'' sorusuna ''yazdım ya'' cevabını verdiği filmdir. kendisinin aşk anlayışı budur. helal olsundur.

    not: soru ve cevap uydurma değil.
  • brad pitt i kanepede sabahtan aksama kadar takilip televizyon seyredip ota boka karismayan haliyle gonullerimize yer ettiren film.
  • brad pitt (floyd) mutfak sahnesinde taktığı şapkayı çekimlerden bir kaç hafta önce venedikte yerde bulmuş, çok önemli ya yazayım istedim.* bi de tv başından kalkmayan, insanlar odadan çıktıktan sonra konuşup söylediğini duyuramayan, sürekli depresif floyd'un tarantinonun yazdığı senaryoya göre babası yeni ölmüş, ancak filmde bahsi geçmez.
  • val kilmer'ın elvis rolünde, yarım yamalak görünüp, sürekli gaz verdiği güsel film.

    filmin başında clarence'ın "zikseydim elvisi zikerdim, güzel adam vesselam" demesi ve daha sonrasında elvsin de ona "seni herzaman sevdim ve seveceğim" demesi eğer filmde bir gerçek aşk varsa bu clarence ve elvis arasında olduğunu düşündürtmüştür bana

    mafyanın elemanın floyd'u sorguya çekip gitmesinden sonra floyd'un "beni hakir görme dostum yoksa ananı zikerim" diyerekten posta koymasına hayran kalmamak elde değil.

    alabama'nın james gandolfiniden bir araba sopa yerken bir an durup "you look ridiculous" diye haykırması ve bunun üzerine james gandolfinin dönüp ayna bakması apayrı bi güzelliktir.

    yapımcı herif "ceset torbasında eve dönüş" filminin devamı için yönetmenin önerdiği isme(ceset torbası 2) " sikim bile daha yaratıcıdır" diyerekten harika bir tepki vermiştir ki aynı tepkiyi ben de mustafa altıpatlar için vermek isterim.
  • --- spoiler ---
    tarantino'nun yazdığı senaryoya göre filmin sonunda clarence ölür alabama da arabaya binip meksika sınırına doğru ilerlerken birden durup intihar etmeye karar verir. kontağı kapayıp silahı ağzına dayar. sonra götü yemez. arabadan inip ters tarafa giden bir arabaya otostop çeker. bu sahneyi 'alternate ending' adı altında extended edition'da izleyebilirsiniz. tarantinoya bi vakit soruyolar "lan olm tony scott senin senaryonun amına koymuş neden böyle yapmasına izin verdin ki konseptin içine sıçılmış" diye, o da "benim senaryoda yazdığım alabama ve clarence ile tony'nin filmde çektiği alabama ve clarence birbirlerinden tamamen farklıydı. insanlar sinemada o filmi izlerken sonunda berbat bi ölümle karşılaşıp benim anama bacıma söverlerdi. ben de tony'nin iki sonu da çekmesine ve kafasına göre beğendiğini filme koymasına izin verdim" demiştir. bi de filmden çıkarılan bi sahnede bizimkiler küvete uzanıp janis joplin hakkında ince bi geyik çevirirler. son olarak lunaparktaki roller coaster sahnesinde kuzen balki'nin yerine dublör olarak full house'dan tanıdığımız jessy dayı oynamıştır. vay anasını be nerden nereye. öyle ya da böyle hayatımda izlediğim en etkileyici film buydu benim.
    --- spoiler ---
  • ağızda şeftali tadı bırakan film...
  • --- spoiler ---

    brad pitt'in ilk göründüğü sahnede ''aha bu alabama'yla bir şekilde sevişecek, kan çıkacak'' dedim ama tam tersi istikamette seyretti karakter, jeff lebowski'nin amca oğlu çıktı herif.

    --- spoiler ---
  • dünyanın en güzel kadınlarından birinin dünyanın en tatlı seslerinden biriyle "bebeğim" diye bağırdığı ve hiç şüphesiz ki yanına telekız olarak gittiği ama tanışıp aşık olup, ertesi günde evlendiği kocası o çatışmada ölseydi oracıkta yaşamamayı seçeceğini filmin sonunda söylemese de anlayabileceğimiz bir rolde; üstelik "alabama" ismiyle, güneş sarısı saçlarının ortadan yanlara kıvrılmış kahkülünün ya da filmin sonlarına doğru takmaya başladığı güneş gözlüğünün izin verdiği kadar görebildiğimiz, güzelliğine keder gibi yerleşmiş dayak morluklarının bile kapatamadığı, karanlık gecede dolunay gibi, üstelik üstünde buz mavisi efsunlu iki kristal gibi gözlerle bezeli melek kıskandıran yüzüne bakarken insan, muazzam kadrolu bu filmin konusundan sapıp hayallere dalabiliyor; güzelim film kaçarken tabii, sormadan edemiyor "gerçekte niye yoksun?" diye.

    (bkz: aşık olunan film karakterleri)
  • ota boka karışmayan brad pitt'in oynadığı karakterin film boyunca ettiği 2 cümle yüzünden bütün işlerin boka sardığı film. garibim hem de iyilik yaptım diye salak salak seviniyordu. daha sonra the sopranos dizisi ile patlama yapan james gandolfini ninin de hakkını vermek lazım. filmin en sonundaki şarkıyı chris isaac söylüyordu ve son olarak filmin internette yer alan senaryosundaki son ile filmdeki son aynı değil. eh neyin aynı olmadığını anlamıştır seyredenler.
  • aşkın tanımı göreceli olsa da herbirimiz icin aşk, hissettiğimiz anda küçük bir arının sokması gibidir,zehiri her ne kadar çoğumuz için bağışıklık sistemimizin savunmasında olsa da ,azınlığımıza kötü sonuçlar doğurabilecek yan etkileri vardır.

    true romance da aynı bu dediklerimize referans kaynağı olmaktan çok öteye taşıyor kendini.dinamik oyuncu kadrosu ve kurgusuyla hiç sıkılmadan keyif alabileceğimiz,senaryosunu quentin tarantino'nun yazdığı ,yönetmenliğini tony scott'ın yaptığı “gerçek aşk” ki belki de çeviri de en güzel ismi hakeden film adıdır,izleyicisine hayattaki sınırların sevgi için ne kadar zorlanabildiğini zengin karakterleriyle,birbirini paralel takip eden aksiyonlarıyla adeta tümevarım yolunda olan kült film kategorisine girebilecek filmlerden biri.

    çok güzel bir kızı elbette ilk günden sevebilirsiniz,hoşunuza gidebilir, sizi etkileyebilir.peki ,size gözyaşları içinde size ,bir randevu kızı olduğunu itiraf ederse ve sizi sevdiğinizi eklese umarım bocalarsınız,hatta bircoğunuz ret edersiniz...

    eğer ki ret etmezseniz... true romance bütün gerekli cevapları verecektir.

    yalnız unutmayın, eğer ki böbrek üstü bezleriniz adrenalin salgılamaya başladığında,siz bir aşık olabilirsiniz,bir hırsız olabilirsiniz hatta katil bile olabilirsiniz...

    sevmek mi nereye kadar ? belki de sonuna kadar.. son neresi.. ?

    aşk kavramını belki de en iyi betimleyen filmlerden biridir true romance