şükela:  tümü | bugün
  • filmde az görünen yıldız oyunculara kısaca değinirsek:

    --- spoiler ---
    val kilmer: filmde elvis presley rolündedir ve neredeyse yüzü hiç görülmez.

    dennis hopper: alıştığımız psikopat rollerinin dışında, polis eskisidir, ama delikanlıdır.

    gary oldman: yine psikopattır, extradan bir de kadın ve uyuşturucu satıcısı rolündedir.

    brad pitt: hiçbir iş yapmayan, sabahtan akşama kadar tv izleyip kafayı çeşitli uyuşturucularla bulan, az konuşan, ama konuştu mu da gidişatı değiştiren bir tiptir.

    tom sizemore: çatlak ve çılgın bir polistir.

    christopher walken: sicilya'lı bir mafyanın sağ bacağıdır. önceleri cool takılır, ama soyu hakkındaki dehşetengiz iddialar sebebi ile zıvanadan çıkar.

    samuel l jackson: filmin başlarında, birkaç dakika görünen, okkalı sövgülerle konuşup, hemen aramızdan ayrılan kirli bir tiptir.

    bronson pinchot ya da nam-ı diğer kuzen balki: filmde korkak, silik ve polise öten bir aktörü canlandırmaktadır.
    --- spoiler ---

    not: emeviler'in zenci olduğunu iddia etmek suretiyle, tarantino'nun tarih bilgisinin zayıf olduğunu bize gösteren film.
  • soundtrack'teki hans zimmer yapimi you're so cool bu filme cuk oturmus, sukela dedirtmistir...
  • mavinin ve hans zimmer müziklerinin yakıştığı bir film olmuş. akıcı, uzun ve güzel diyaloglar*. güzel oyunculuklar. yer yer istenilen duyguyu verememiş gibi görünse ** de güzel yönetmenlik. mis gibi bir film çıkmış ortaya. gözümdeki tek eksiği ise esas karakterlerin (alabama, clarence) biraz sığ kalmış olması.

    --- spoiler ---
    spoiler'a geçelim bu arada ve sığ kalmayı biraz açayım. kısaıcık görünen karakterler bile (samuel jackson, brad pitt...) kendileri hakkında çok detay verilmese de ve (eh amerika'da yaşayan bir uyuşturucu satıcısı olmadığım için) her gün görülebileceğim karakterler olmasa da daha doğal, gerçekçi geldiler. ha bir yandan da kurgu karakterlere alışmak ve film gerçekçiliği denen bir şey de var tabii. nedeni bu da olabilir. (kurgu karakterlere alışmak denen şeyi açayım; filmlerdeki karakter gerçek hayatta varolan kişilere benzemese de bu tipteki karakterler filmlerde kullanıldıkça zamanla daha az yadırganır hale gelir, bir süre sonra da iyice alışılır gibi gibi..) clarence ve alabama ise daha çok sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış ve en sonunda kendilerini aşk, mafya ve polis üçgeni içinde, olayların iç içe geçtiği ve sonu tahmin bile edilemez çok çılgın bir maceraya atmaya karar vermiş tipler gibi duruyolardı. disss sammmırr, vaaan meeen en e wümın, in en çok çılgın sıtoriy.. evet onun gibi işte.

    claerence ve alabama'nın aksine, yan karakterler çok güzel çizilmiş ve diyalogları da çok güzel. drexl vs clarence sahnesi. dennis hopper ve christopher walken'ın sahnesi. tom sizemore'un replikleri ve artiz, sahalara oynar tavırları... film bittikten sonra bu sahneleri tekrar izleme isteği yaratıyor.

    tony scott'ın çaresizlik ya da saykoluğu anlatma şekli de kamerayı 45 derece eğmek ve karaktere odaklanmakmış bunu anladım ben. (ahah güzel olmuş ama bak, sırıtmamış.)

    alabama'nın, clarence öldü sandığında attığı "beybieeeeeeee" çığlığı, bildiğin "yavrıaaaaaaammm"dan mı apartmaydı, bana mı öyle geldi lan? ki alabama'nın oyunculuğunun bazı sahnelerde sırıttığını söylmeden edemeyeceğim (söylemeden edemeyeceğim de ne pis, ne samimiyetsiz bir kalıpmış)

    film boyunca herkesin "şu clarence da çok cool herifmiş ha" diye yalakalık yapması gözlerimizden kaçmadı. bir drexl, bir christopher walken dururken nesi kuul lan bu herifin. bildiğin feyk herif.
    --- spoiler ---
  • bir sinemasever olarak bir filmde görmek isteyeceğim tüm özellikleri içinde barındıran bir başyapıt. içinde aşk vardır ama herhagi bir filmde görebileceğiniz yapmacık aşklardan değil, gerçek tutkulu bir aşk. aksiyon vardır; sırf yapılmış olsun diye değil filmin bütününe uygun heyecanlı ve gerçekçi. mizah vardır ama tahmin edebileceğiniz gibi kara mizah.yan rollerde birçok ünlü oyuncu ve keşfedilmeyi bekleyen karakter vardır. inanılmaz güzel müzikleri vardır. sonuç olarak kaç kere izlenirse izlensin asla bıktırmayacak bir filmdir.
  • süphesiz ki sinema tarihinin en iyi filmidir.
    http://youtu.be/s3yon2gyoim
  • ağızda şeftali tadı bırakan film...
  • --- spoiler ---
    -who the fuck is dick?
    +do you want me to suck his dick?
    -who the fuck is dick?
    +oo who the fuck is dick?
    -yeah
    --- spoiler ---

    romance kısmı biraz hafif, daha doğrusu tadında bırakılmış bir film.
  • tarantino filmin senaryosunu 5000 dolara satmış. bu hollywood'a ilk girişi sanırım. tony scott'ın yönetmenliği vasat olsa da senaryosu filmi keyifle izletmeye yeter de artar. bir de hakikatli sinefiller için filmin her tarafına serpiştirilmiş tribute'lar var. taxi driver çok belirli ama 'sergio leone'nin once upon a time serisi''ne olan atıflar biraz daha derin. ben bu kısımları izlerken gülmekten öldüm. ben de ilk defa film çeksem herhalde benzer şekilde sevdiğim bütün sahneleri içine sokmaya çalışırdım.

    quentin tarantino yine mükemmel diyaloglarla ilgiyi sürekli canlı tutuyor. arada da academy'e ayarı çakmış. (ulan mantıklı adam olsa ilk filminde academy'e ayar vermez zaten. helal olsun!) oscar kazanan filmler için şöyle diyor abimiz, clarence'in ağzından;
    "all they make are unwatchable movies from unreadable books. mad max, that's a movie. the good the bad and the ugly... rio bravo, those are movies."

    aşk boyutunda ise ütopik bir masal anlatmış tarantino. clerence'ın diğer hayvanlıkları bir kenara bırakılırsa karakterini oluşturan temel özelliği ağır bir sinefil olması. tarantino sabah akşam kung fu (esasen kovboy tabi, utancından koyamamış o kısımları tahminim) filmi izleyen bir adama aşık olan bir kız koymuş filme. hem de para, itibar gibi faktörler olmadan! olayın ütopikleşmesi buraya denk gelmiş kanımca. çünkü kadınlar sanatın bir alanına yada hobiye tutkuyla bağlı adamlardan hoşlanmazlar. sadece gibi görünürler. en fazla şu olur:

    hatun kişi:ay ben de çok seviyorum film izlemeyi, sinefil sayılırım.
    taru:ne izlemeyi seversin mesela?
    h:ya işte mistik filmler!
    t:eternal sunshine of the spotless mind diyosun?
    h:hah! evet ya işte, nerden tahmin ettin, manyaktı di mi?
    t:tamam da, o mistik diil
    t:bi de memento di mi mesela?
    h:evet bak o da çok süperdi
    t:o da mistik diil, zaten mistik film diye bir film sınıfı yok. bazı senaryo merak uyandırır filan ona mistik diyosan o zaman olur. kubrick, hitchcock filan izledin mi?
    h:...
    h:ee başka neler yapıyosun?
    t:yahu git romantik komedi seyret. sağda solda da ben bu işlerin kurduyum ayakları yapma. (bu son kısım söylenmez tabi, biraz kırıcı olmamak için biraz da hayvan damgası yemekten tırsıldığından.)
    (bkz: based on a true story)

    belkim bana hep enteresan isimli ve entel görünümlü filmlerden hoşlanan kızlar denk gelmiş orasını bilemem. (filmlerin ikisinin de kötü olduğunu düşünmüyorum ama en sevdiği filmlere hep aynı ikiliyi koyan kitle gösteriş amaçlılar genelde). ohh ne oturmuş içime be kızlarla sinema muhabbeti yapamamak.
  • çekilen ama filmin son halinde bulunmayan sahnelerden birinde jack black de oynamıştır. filmin orijinal scripte uygun hale getirilmiş ve the tarantino cut diye internette gezinen versiyonunda bu sahne görülebilir.

    --- spoiler ---

    kesilen sahne clarence ile alabama'nın ilk tanıştıkları yer olan sinema sahnesinin sonlarındadır. film bittiğinde salonu boşaltmak için içeri elinde köpekle bir adam girer, bağırır çağırır "çıkın dışarı" diye, işte o adam jack black'tir.

    --- spoiler ---
  • sicilyalılardan tırsmamızı sağlayan film. sicilyalıların kökenini de iyi anlatıyor senaryo. sağlam bir film, izlenmeli.