şükela:  tümü | bugün
  • habertürk gazetesi ekonomi müdürü abdurrahman yıldırım'ın hem televizyon programında hem de bugünkü köşe yazısında derinlemesine irdelediği konu.. trump aylardır ülkemize karşı bu onur kırıcı tehditleri devamlı savuruyor ancak ortada gazeteciyim yahut ekonomistim diye dolaşan bir allah'ın kulu da bu tehditlerin asparagas mı yoksa ciddi temelleri olan bir tehdit mi olup olmadığını irdelemiyor.

    abdurrahman yıldırım konuyu derinlemesine incelemiş :

    --- spoiler ---

    hafta başından bu yana abd başkanı trump “sınırları aşarsa türkiye ekonomisini mahvederim” diye kaç mesaj attı, kaç defa açıklama yaptı sayısını kaçırdım. muhalifleri tarafından her sıkıştırıldığında bu görüşünü tekrarladı.

    cumhurbaşkanı erdoğan da trump’ın bu mesajlarını muhalif sesleri yatıştırma amaçlı olduğunu ifade etti. üstadımız ege cansen de “trump türkiye dostudur” diye başlık attı. bu görüşleri aynen paylaşıyorum, toz duman arasında gerçeği kaybetmeyelim.

    -trump türkiye’ye destek veren abd’deki tek kanaldır. bunun yanına başka kanalların eklenmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor. eğer türkiye’yi savunmakta trump yalnız kalmasaydı o açıklamaları yapmak durumunda kalmazdı diye tahmin ediyorum.

    -ancak nedeni ne olursa olsun trump’ın açıklamaları ölçüsüz, diplomatik kurallara ters ve incitici. bu nedenledir ki türkiye’de çok tepki çekti. bu kadar türkiye yanlısı kararlara imza atıp da, aynı ülkeden bunca eleştiri alan ve sevilmeyen başka bir lideri de bilmiyorum. herhalde trump’ın karakteri de ve kaderi de bu.

    kur şokunaki etkisini abartıyor

    -gelelim iddiasına. trump istediğinde türkiye ekonomisini mahvedebilir mi?

    çok net olarak hayır. bu iddia gerçeklerle uyuşmuyor. dünyanın en kudretli lideri olsa da, bunu yapamaz. ya da dünyanın 20 büyük ekonomisinden birine de bunu yapamaz. yapabilselerdi iran’a yaparlardı herhalde.

    -kaldı ki, trump geçen yıl yaşadığımız kur şokunda kendi rolünü abartıyor. trump tam olarak 10 ağustos’ta dolar kuru zaten 6.55 düzeyine çıkmışken twitini attı. aynı gün içinde dolar 6.80’e kadar çıktı. bir sonraki iş gününde de 7.24’ü gördükten sonra geri döndü.

    -yani trump etkisi olsa olsa son iki iş gününde var ve yükselen bir dalganın son evresinin üzerine bindi. bu iki günde kur 6.55’ten 7.24’e kadar arttı. rahip sorunu çözülmemesine karşılık daha sonraki günlerde kur geriledi, finansal piyasalardaki yangın yatışma eğilimine girdi.

    kur daha ne kadar geriler?

    -geçen yılki kur artışı erken seçimin gözükmesiyle mart ortasında 3.81 düzeyinden tetiklenmişti, 7.24’e kadar gitti. sonuçta ciddi bir devalüasyon yaşadık. 2003 yılı düzeyini 100 kabul eden reel efektif döviz kuru 75’e kadar indi. eylül’de halen 76 düzeyinde bulunuyor. buradaki ilk soru şu: 17 yılda 100’den 75’e inen tl’nin gerçek değeri daha ne kadar gerileyebilir?

    50-60 milyar dolarlık tasarrufun hiç mi anlamı yok?

    -ikinci soru, geçen yıl kur şoku yaşarken 50 milyar doların üzerinde bir cari açığımız vardı. sermaye girişleri de azalmıştı. kurun artmasındaki asıl nedenlerden biri buydu.

    -bu yıl ise bugün açıklandığında görülebileceği gibi, cari fazla veriyoruz. en azından bir yılda 50-60 milyar dolarlık dış kaynak bulma zorunluluğundan kurtulmuşuz. bu büyüklükteki bir tasarrufun hiç mi önemi yok?

    sıcak para daha ne kadar düşecek?

    -çıkarken ekonomiyi yakıp yıkacak sıcak para stoku da iyice azaldı. bu hafta başında yayımladığımız yabancıların portföy yatırımlarının 73.3 milyar dolarla son 10 yılın en düşük düzeyinde olduğunu gördük.

    -üstelik bu tutarın yaklaşık yarısı hisse senetlerinde ve likidite edilmesi kolay değil. en azından zaman alır. bir anlamda sıcak para stokunun yarısını oluşturan hisse senetleri için “sıcak değil ılık bir sermaye” değerlendirmesini yapabiliriz.

    -yabancılar devlet iç borçlanma senetlerindeki paylarını zaten geçen yılın kasım ayından buyana azaltıyorlar. iç borç stokundaki yabancı payı yüzde 10’a kadar düştü. burada da itfa tarihleri geldikçe çıkış olabilir ve miktar az.

    -özetle 6 yıldan bu yana sıcak para türkiye’den çıkıyor zaten. bu nedenledir ki mayıs 2013’teki 158.5 milyar dolarlık sıcak para stoku eylül 2019’da 73.5 milyar dolara geriledi. sıcak para daha ne kadar çıkacak, sıfıra mı inecek?

    ?

    yerliler, türkiye pozisyonuyla korunuyor

    -yurtiçi yerleşikler de savunma pozisyonlarını çoktan aldılar. döviz mevduatlarını son bir yılda 33.3 milyar dolar kadar artırdılar ve 4 ekim itibariyle 193.3 milyar dolara çıkardılar. kur dalgalanmalarından en sağlam korunma yöntemi dövizi satın almak.

    -bu nedenle de suriye’ye askeri harekat başladığında bile yurtiçi yerleşiklerin stresi artmıyor, tansiyonu yükselmiyor.

    -uzun yıllar çok oynak ve istikrarsız bir ortamda yaşamanın getirdiği refleksle her türlü olumsuzluğa veya pozitif gelişmelere karşı ideal bir finansal pozisyon kurgulanmış. uzun yıllar boyunca piyasalarca deneyimlenerek oluşturmuş, revize edilmiş. biz buna “türkiye pozisyonu” diyoruz. toplam portföy tl, döviz ve altın diye üç büyük dilime ayrılıyor. işte uzun vadeli ve büyük dalgalanmalardan koruyacak basit portföy bu.

    1/3 tl, 1/3 döviz, 1/3 altın

    -bitişikte yerleşiklerin eylül 2019 itibariyle finansal varlıklarının tablosu yer alıyor. 1.1 trilyon tl mevduatta yatıyor. 1.1 trilyon tl’de dövizde duruyor (193.3 milyar dolar karşılığı). tam olarak birbirine eşit.

    yurtiçi yerleşiklerin altın varlığı ise 1983 sonrası ithal-ihraç net farkının toplamıyla yaklaşık 4-5 bin ton. bunun parasal değeri de 200 milyar doların üzerinde. döviz hesaplarına çok yakın. zor zamanlarda ya da fiyatı çok arttığında ortaya çıkıyor. geçen yılın ağustos ve eylül aylarında yurtiçi yerleşiklerin 1.5 milyar dolarlık altın bozdurduğu hesaplanıyor.

    ?

    acı patlicanı kırağı çalmaz

    -çok riskli bir coğrafyada yaşadığımız bir gerçek. uzun yıllarda yüksek ve oynak bir enflasyonla siyasi istikrarsızlıkla yaşadık. ibni haldun’un “coğrafya kaderdir” sözünün gereğini en azından finansal piyasalarda yaptık. çeşitli sarsıntılardan kendimizi koruyacak bir türkiye pozisyonu yarattık. etrafımızda finansal deprem olsa da finansal açıdan yıkılmayacağız.

    -reel ekonomide ise zaten büyüme düşmüş. özel sektör dibe vurmuş ve yeniden yapılanmayı bekliyor.

    -bütün bu gelişmelerin ardından eğer mahvetme eylemi yürürlüğe konulursa “vız gelir tırıs gider” havasında değilim ama “acı patlıcanı kırağı çalmayacağını” biliyorum.

    --- spoiler ---

    abdurrahman yıldırım'ın o köşe yazısı
  • geç kaldı...