şükela:  tümü | bugün
  • her sey cok mantikli, yerli yerinde ancak tek bir sey olayi bozuyor. diyelim ki boyle bir sey var, bu donald duck bu kitabi ortalikta birakir miydi? yani boyle gizli sakli isler yapacak olsa kanitini da saklardi gibi geliyor. ya da arasinlar, bulsunlar, ortalik karissin, heyecan olsun diye dusunup adrenalin de istemis olabilir. zira entresan bir abimiz.
  • okudum yani adamın yazdığı mantıksız bir şey yok. kanıtlarıyla milletin önüne sunmuş alın tartışın demiş. back to the future gerçek mi oluyor yoksa? *
  • kitabın giriş,gelişme, sonuc bölümünü bilen kimse yok zannımca.
  • donald trump aslında tuzlukmuş...

    trump oval ofise hep camdan giriyordu, hep ama.
  • kitabi okumak lazim tabi ki ama burada iyi muhabbet cikar takip edilesi baslik.
  • bu sefer çok sağlam datalarla desteklenen bir komplo teorisi olmuş, inkar etmesi de çok zor olacak kanaatindeyim.

    eğer trump son başkan olacaksa, o vakit yeni kurucu babalar ortaya çıkar ve abd yeniden kurulur rahat olun.

    too big to fail lafını duymuşsunuzdur, batmak için çok büyükler ve peşlerinden bütün dünyayı sürüklerler, bu da kaosu getirir.

    zaten kaos var demeyin, insan oğlunun neslinin tükenmesine kadar gidecek büyük savaşları tetikleyebilir bu olay.

    gerçi şöyle bir düşündüm de, gayet güzel olurdu evet destekliyorum.
  • 10 dakikalık herhangi bir trump videosu izlenerek çürütülebilecek teori.
  • benim de gayet zevkle okuduğum bir komplo teorisi.
    işin içerisinde nicola tesla olduğu için zaman makinesine de inanırım, klonlama makinesine de.
  • düşünsene dünyanın bir yerinde bir adam bu görüşü ölümüne savunuyor, durmadan delil topluyor, en ince detayına kadar araştırıyor, minik minik kanıtları topluyor, odasının duvarında bir harita çıkarmış, noktalar arasına kırmızı ip germiş, kırmızı kalemle işaretlemiş, kütüphanelerden cilt cilt kalın kitaplar getiriyor, her bir sayfasını heyecanla inceliyor, derin girtlaklara son paralarını rüşvet verip bilgileri topluyor, fakat küçücük bir detayı yerine oturtamiyor. derken gece yarısı bir telefon geliyor. gizemli, hiriltili bir ses 'aradigin bende' diyor. bizimki trençin yakalarini yukarı çekip soğuk ve yağmurlu gecede buluşma noktası olan terkedilmiş limana gidiyor. güven vermeyen tipte bir herif eline eski bir kağıt sıkıştırıp tüyüyor. adamımız kayıp parçayı bulmuş, gizemi çözmüş. artık tüm dünya aydınlanacak. gün ışığıyla beraber açıyor kamerasını her şeyi anlatmaya basliyor ve bitirir bitirmez alnına küçük, kırmızı bir ışık yansıyor. ne olduğunu anlamadan alnının çatından vuruluyor. koyu kızıl kanlar sayfalara akıyor.
    ertesi gün polisler onu, kaset yeri boş kamerası, arkasındaki bomboş duvarı ve kanların aktığı porno dergileri arasında buluyor. kayıtlara intihar diye geçiyor. olay kapanıyor ve bir yerlerde trump zaman makinesinden bize gülüyor.
  • eğer gerçek ise aynı makineye atlayıp o kitabı yok eder ve bu teori hiç bir zaman tartışılmamış gibi olur. bir kaçımızın dejavu yaşamasına sebep olur belki o kadar.