şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: öso)

    genelkurmay başkanı hulusi akar, birkaç gün önce nato ap toplantısında: "öso'dakiler ılımlı muhalif, ülkelerini kaybetmemek için çalışan nâmuslu insanlar" açıklamasını yapmıştı. tsk tarafından fırat kalkanı harekâtı ile ilgili yapılan açıklamalarda ise, sık sık öso ‘muhaliflerinin’ ‘şehit’ olduğu ifadelerine yer veriliyor. hükümetin dış politikasına etki ettikleri iddiasındaki ulusalcı çevrelerden, emekli albay ve vp gn. bşk. yrd. h. atilla uğur da bir süre önce suriye'nin kuzeyinde yaşanan güncel gelişmelere değinerek, suriye meselesinde türk istihbâratının oynadığı olumsuz rolü görmezden gelmiş, "bizim, desteklediğimiz sultan murad tümeni'ne desteğimizi arttırmamız gerekiyor, mit orada çok güçlü ve abd'nin yaptığı gibi özel operasyonlar düzenlemeli" demiş ve pyd-ışid denklemine karşı çözüm olarak sultan murad gibi, el-nusra ve ahrar uş-şam örgütleriyle birlikte hareket eden paramiliter çetelere dayalı çözüm reçetesi sunmuştu.

    ne acı tesâdüftür ki, tam da bu açıklamaların 2 yıl öncesine denk düşen günlerde, öso ikrime’de bir okulu hedef alarak onlarca çocuğu katletmişti. izlenen politikalara bakılacak olursa, türkiye, bölge merkezli dış politika yürüterek suriye ve bölge ülkeleri ile etkin bir işbirliğine gitmek yerine, mezhep temelli dış politika ve neo-osmanlı hayâllerinde ısrarcı görünmektedir.

    ‘nâmuslu şehitler’ ilân edilen ‘öso’ ve bünyesinde hareket eden yapılarla ilgili bilinenler ise; sultan murad tümeni’nin suriyeli türkmenleri temsil etmediği, saflarında yer alan unsurların çoğunun türkiye'den giden maaşlı savaşçılar olduğu ve bu tümenin şefi fehim isa’nın da, uyuşturucu ve silâh kaçakçılığından silâhlı örgüt şefliğine terfi ettirilen bir saha elemanı olduğu yönündedir.

    yine, öso bünyesinde faaliyet gösteren, türkiye ve abd tarafından açıkça desteklenen nureddin zengi tugayı da yakın zamanda, halep'in handarad kampında yaşayan 12 yaşındaki filistinli bir mülteci çocuğa 'esad'ın askeri' diyerek işkence yapmış ve bu çocuğu başını keserek katletmiştir. filistinli çocuğa ‘esad’ın askeri’ denmesinin temel sebebi ise, israil işgâlinin ardından suriye’ye sığınmak zorunda kalan filistinlilerin de suriye ile beraber hareket ederek cihatçılarla mücadele etmesidir. bahsi geçen çocuk, nureddin zengi tugayı militanlarınca yaralı olarak ele geçirilmişti. bunun üzerine, yaralı hâldeki çocuğun beline serum gibi bağlanan şampuan kutusuyla çekilen fotoğrafları sosyal medya hesaplarından servis edilmişti (iddialara göre, öldürülmeden önce tedavi ediyormuş gibi yapılarak çocukla dalga geçildi. bir başka iddiaya göre ise, kafası kesilirken acıyı daha fazla hissedebilsin diye şampuan kutusunda gerçekten serum bağlanarak ilk yardımda bulunuldu). özgür suriye ordusu halep medya sorumlusu bashar fando’nun o günlerde sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar; "şu an onu (çocuğu) haşlamayı tartışıyoruz" şeklindeydi. (bkz: https://twitter.com/…cekh/status/755395222356447233). nureddin zengi tugayı ideolojik olarak selefî değil, ihvancı bir grup ve ahrar uş-şam ile birlikte türkiye'nin en çok destek verdiği iki gruptan biridir. ‘sözde’ türkmenlerden müteşekkil bu tugayla türkiye'nin ilişkileri öylesine içli dışlı ki, tugayın lideri, suriye ordusu’nun nubbul ve zahra köylerine ulaşarak halep'in azaz bağlantısını koparmasının ardından 'başarısız' bulunarak mit tarafından görevinden alındı. ayrıca, abd'nin ılımlı saydığı gruplardan olduğu için, militanları cıa tarafından eğitilmekte ve gruba tow tanksavar silâhları sağlanmaktadır. uluslararası af örgütü'ne göre, nureddin zengi hareketi'nin de aralarında bulunduğu gruplar, gazetecileri ve yardım çalışanlarını hedef almakta, sivillere yönelik savaş suçlarına imza atmaktadır (bkz: https://www.amnesty.org/…the-hands-of-armed-groups/ ). yani, ılımlı islâmcı diye nitelenen bu taşeron örgütlerin işledikleri suçlar, 12 yaşındaki abdullah isâ'nın kafasının bedeninden ayrılarak öldürülmesi ile sınırlı değildir. işte, bu tugayın bağlı bulunduğu öso adlı yapının sözde bayraklarıyla ise, yurdun dört bir yanında 'demokrasi nöbeti' tutuldu geçtiğimiz günlerde.

    5 yıldır suriye'yi kan gölüne çeviren çetelerin abd ve körfez ülkelerince kurulmasına, kontrol edilmesine, tahkim edilmesine aracılık eden türkiye, fiilî olarak dörde bölünmüş olan suriye'nin toprak bütünlüğünü(!) korumak ve ışid'le mücadele etmek iddiası ile bugünlerde suriye'ye müdahale ediyor. oysa türkiye açısından asıl gündemin, cenevre görüşmelerine katılmalarının engellenmesinden de anlaşılacağı gibi, bölge yeniden şekillenirken kürtlerin saf dışı bırakılması olduğu âşikârdır.

    suriye’deki kürtlerin devletleri ile olan ilişkilerine bakıldığında; beşar esad döneminde kimliklerini alan, muhalif olanları hapislerden çıkarılan ve siyasî özgürlük tanınan kürtlerin otonomi yolunda attıkları adım, suriye yönetimi tarafından devleti zora sokan değil, bilâkis rahatlatan bir adım olarak karşılanmış olacaktır ki, kürtlere suriye’nin kuzeyinde kentleri ele geçirirken suriye ordusu tarafından ciddi bir karşı duruş bile gösterilmemiş, şiddetli çatışmalardan kaçınılmış, sınır kentlerinin güvenliği düzenli biçimde teslim edilmiştir. zira, hem suriye ordusu’nun çok fazla sayıda cephede birden savaşması mümkün değildi, hem de suriye’nin kuzeyinin kürtlere bırakılması suriye yönetiminin öso vb. çetelerle yürüttüğü mücadele açısından stratejik değeri olan bir hamleydi. dahası, abd ve akp tarafından desteklenen çeteler suriye ordusu tarafından tamamıyla bozguna uğratılsa bile, özerklik vb. açılımlar yapılmadan orta vâdede suriye'de suların durulması pek olanaklı görünmemektedir. kürtler bölgede hem abd, hem de rusya cephesiyle ilişki hâlinde olan bir aktördür. suriye, iran ve müttefikleri için bölgedeki en önemli tehdit kürt hareketleri değil, selefî/vahâbî çetelerdir. suriye açısından, muhtemel sonucu olabildiğince ötelemenin yegâne yolu ise, şu an için özerk bölgeler oluşturmaktan geçmektedir. her ne kadar kürtler tarafından 'baskıcı şam rejimi' vurgusuyla açıklamalar yapılsa da, otonomi yolundaki bu hamle aslında akp tarafından desteklenen özgür suriye ordusu'nu ve türkiye'yi ziyâdesiyle sıkıntıya sokmuştur. nitekim, suriye'nin kuzey sınırı boyunca uzanan kürt bölgeleri âdetâ suriye ile türkiye arasında bir tampon bölge oluşturmuş ve böylelikle desteklenen çetelerin silâh tedârik yolları kısıtlanmıştır. ayrıca, türkiye'nin bu bölgeye olası müdahalesi suriye'nin egemenlik haklarını ihlâl etmenin yanı sıra, kendi içinde bir iç savaş riskiyle karşı karşıya kalması anlamına da gelecektir. elbette bu durum, suriye yönetiminin arzuladığı değil ve fakat mecbur kaldığı bir restleşmedir. 80’li yıllarda türkiye'nin ihvancı müslüman kardeşler hareketini desteklemesine karşılık suriye’nin yaptığı bekaa hamlesinde olduğu gibi, suriye, türkiye'nin öso ve türevi kartına karşılık 'görüyorum ve arttırıyorum' demiş ve yine türkiye’nin yumuşak karnı kürt kartına oynamıştır.

    elbette, oluşturulmak istenen kürt koridorunun, kuzey ırak petrollerinin akdeniz’e açılan limanlardan pazarlanabilmesi adına, akdeniz’e ulaşması hayatî önemdedir. bu koridorun akdeniz’e ulaşması ise, coğrafî olarak ya hatay üzerinde ya da lazkiye üzerinden mümkün olabilmektedir. bu nedenle, orta vâdede kürtlerin suriye yönetimi ile karşı karşıya gelmesi ve ağır darbeler alması da olasılık dâhilindedir, ancak türkiye kendi evi camdan yapılmışken komşusunun evine taş atmanın faturasını ağır ödeyecek gibi görünmektedir, dahası ödemektedir.
  • özgür suriye ordusu ve türkmen gruplardır. kendilerinin suriye'de bulunma hakkı lübnanlı hizbullah, ıraklı afgan şii milisler, iran devrim muhafızları gibi teröristlerden daha fazladır.