şükela:  tümü | bugün
  • yine bana sarmışsınız. pekala.

    bu sorun apo kadri üsteğmenimin de dediği gibi ebeveyn sorunudur. rütbeli babası çocuğa bazı sınırları koyamazsa çocuk kendisini özel görebilir.

    benim babam da subay, dedem de, onun dedesi de subay. forrest gump'daki teğmen dan karakteri gibi aranırsa her savaşa katılmış bir akraba bulunabiliyor. o yüzden asker çocukluğu bizde doğal bir süreç. ben küçükken 50'lerde asker çocuğu olmuş olanlar sahip olduğu hakları ve imtiyazları 1930'larda olmuş olanlarla falan kıyaslardı. hatta denilene göre 1930'lara gidip ortamı bir görseniz asıl toplumdan farklı asker çocukluğu o zamanlarda yaşanmış. etrafta paşazadelik falan gibi terimler gırla imiş. bir subayın generalin çocuğu olmak o dönemlerde memuriyette falan cv yerine geçiyor(muş). bunlar günümüze gelene değin işte azalarak bitti. iyi de oldu.

    sözün kısası ben de asker çocuğu olarak büyüdüm. hatta bulunduğum ortamı ve ait olduğum bu militarist alt kültürü çocukken herhalde elit falan bulup kantinci asker abiye terbiyesizlik yapmışlığım da vardır. o zamanlar bu şekerli tipitip sakızlardan çıkan renkli kartlar falan vardı ve çocuklar olarak biriktiriyorduk. doğu'nun cidden en kuş uçmaz kervan geçmez yerlerinden birinde en rütbeli subayın çocuğu olarak kantini kapatıp yemeğine yetişmek zorunda olan askeri durdurup "sakız satacaksın o senin görevin" falan diye terbiyesizlik yapmıştım. normalde yapmazdım ama işte çocukluk. babam bunu duyunca tüm bölüğü içtimaya almış, beni oraya getirmiş, kantinci eri 5 adım öne çıkarmış ve beni herkesin içinde üç kez "özür dilerim asker abi" diye bağırtmıştı. ardından birliğinin önünde askerinden kendi de özür dilemişti. yani ben o dersi küçükken hardcore aldığım için benim kızım öyle delicesine tembihlidir ki vatani hizmetini yapan bir askere o terbiyesizliği asla yapamaz. onun çocukları ise 4x tembihli olacağı için ve bu hikayelerle büyüyeceği için ileride bunu düşünemezler bile. kolektif bilincimiz her nesilde daha da ileriye gidiyor.

    evet çocuktur bilmez, etrafına bakıp tüm dünyayı öyle sanar. ama buna çocukluk der geçer hiç bir şey yapmazsanız o çocuk bunu normal görerek büyür ve o şekilde de devam eder.

    bu yüzden sizin şımarık asker çocuğu örnekleriniz kendisine sınırları öğretilmemiş hatırlatılmamış asker çocuklarını kapsıyor. yani bütünün sadece bir kısmını temsil ediyor. ama siz bunu bütün asker çocuklarını kapsayacak şekilde genişletiyorsunuz. genişlettiğiniz kısmın büyük yüzdesinde de hiç öyle olmayan, kendilerini bir elit içinde saymayan, çok terbiyeli, kendilerini üstün görmeyen, eğitim hayatları parça parça olmuş, en iyi arkadaşlarının artık nerede yaşadığını bilmeyen, türkiye'nin it bağlasanız durmayacak yerlerine kendi tercihleri olmadan 2 ila 6 yıl boyunca yaşamak zorunda kalmış yüz binlerce insan/asker çocuğu vardır.

    bu derece haksızlık etmek için de bence kötü niyetli olmak gerekir.
  • söylemek istediği bazı yazarlar tarafından net anlaşılmış bir yazar beyanıdır, hatta isyanıdır. dedem subay, yıllarca kamp ve orduevlerinde büyüdüm.
    asker torunları ya da asker çocuklarının kendileri rütbeye sahip olmamasına rağmen "ben asker çocuğuyum!" beyanları ile çalışan erleri nasıl aşağıladığını gözlerimle gördüm. hatta bunu 10-15 yaşında çocuk bile yapıyordu.

    haklı ama eksik açıklamaya sahip bir beyandır.

    edit: genelleme yapmadım. "herkes bu şekilde, hepsi böyle" gibi bir beyanda bulunmadım. küçücük bir not.
  • babasinin gorev degisiklikleri nedeniyle ortaokul ve liseyi 3-4 ayri okulda bitirirler. buyudukleri bir mahalle, cocukluk arkadaslari olmaz her zaman okula sonradan gelen yeni cocuk olurlar. tayin zamani gelir en yakin arkadaslarini sevgililerini arkada birakip giderler. yeri gelir teror zamani dogunun en tehlikeli yerlerinde yasar asker cocugu olarak okula giderler. hayatlarinin buyuk bir bolumu gocebe lojman koselerinde gecer ve hep gun gelip tekrar tasinacaklarini bilirler. babasi geri hizmette degilse her an sehit olma ihtimali oldugunu bir an bile aklindan cikarmazalar

    ama iste calisan bir askere 5 yilda bir cikan bir haftalik kamp birilerinin gozune batar. ustelik o kampalr orduevleri bedava fln degildir klima icin bile elektrik karti vardir kullandigin kadar odersin. devletin butun kurumlarinin yok dsi yok orman bakanligi bilmemne kamplari varken vatani icin kelle koltukta gorev yapan askerlerin kendi cevreleriyle guvenli bir ortamda stres atmalari icin yapilan tesisler birilerinin agzina sakiz olur. ama yarin obur gun suriye isi cikar irak isi cikar o zaman ordumuz soyle boyle diye gururlanmayi da bilirler.

    sifir kufurle bu entry yi tamamladigim icin mutluyum kendimle gurur duydum ama isteyen ozelden gelebilir icimde kaldi

    edit: aklima gelmisken ekliyim orduevlerine son 5 (tam aklimda degil) yila kadar sakalli almiyorlardi yani ben universite hayatimda orduevinin kapisindan iceri girmedim. hala aksam yemeklerinde ceket kravat isterler kisin, ya da yazin yazlik tesiste sortla yemege almazlar. ben cocukken kot pantolon yasakti ya. oyle asker cocuklari zorunlu kalmiyorsa ya da ailesi goturmuyorsa orduevine pek ugramazlar zaten girince de gorursun yas ortalamasi 70’tir emekli subaylar devreleriyle oturur cay icer. havuz desen milyon tane kural vardir erkekleri bile bonesiz sokmazlar, gunes yagi surmek yasaktir. her gittiginde gerilirsin ne sikinti cikacak diye. bizim hayatimiz askeriye olmus sivil hayat ararken adam orduevinde ucuz hamburger diye msj atiyor. heralde disardan bakinca icerde yas ortalamasi 20 durmadan partiliyoruz saniyorlar.
  • ne dediği pek anlaşılamayan yazar beyanı. bahsedilen şeyin asker çocuğu olmakla bir ilgisi bulunmamakla birlikte, kişilik sorunudur ve her çevredeki insanda bulunabilir (hatta bulunmaktadır)
    not: asker çocuğuyum, hayatım boyunca onlarca şehirde yüzlerce, belki binlerce asker çocuğu ile arkadaşlık ettim, bu dediğin insan tipine hiç rastlamadım. hepimiz o zamanlar asker abi diye seslendiğimiz, şu an kardeşim yaşında olan askerlerle; arkadaş, abi kardeş ilişkisi içindeydik.
    hatta zahmet olmasın diye isteklerimizi oldukça kibar dile getirir, teşekkürsüz ayrılmazdık. 30 yaşındayım bu hala da böyledir.

    nasıl insanlarla muhatap oluyorsunuz ve nasıl genelleştiriyorsunuz hayret ediyorum gerçekten.

    edit 2: sivil biri askerden ne isteyebilir hayret demiş mesajla biri cevabı şöyle ki:
    bilmiyorsaniz şimdi bir çoğu özelleştirilmiş olmakla birlikte orduevlerinde ve kamplarda erler görev yapar. kimisi resepsiyonda olur, kimisi aşçıdır, kimisi cankurtarandır, kimisi müzisyendir vs.
    onların askerliklerini tamamlamasi için belirlenen görev yerleri orasıdır.
    edit 3:
    orduevlerinin 3 kuruşluk pınar köfteli hamburgerini kiskanan vizyonsuzlar var ya insan hayret ediyor, kardeşim kiskana kiskana bunu mu kiskandiniz cidden.
  • anglachelm'in bu konuda mutlaka bir anısı olacağına eminim.
  • evet asker çocuğuyum ve size biraz da şu açıdan bahsedeyim. ben küçükken babamı görmedim pek, hep nöbetlerde, vatana hizmet etmekle meşguldü anlayacağınız. babanız, ranza arkadaşını şehit vermiştir, aynı sigarayı döndüğü devresini kaybetmiştir. bazen şehit verdiği arkadaşlarını rüyasında görür, o gece uyuyamaz. sigara üstüne sigara yakar. ağlar. ama belli etmez. terör olayları olur, patlamalar olur. elin telefonda hemen ararsın onu, ulaşamazsın. nefesin kesilir. ama annene de moral vermen gerekir o an. "bir şey olmaz anne, korkma.." dersin. o yüzden çoğu "ilk başarımlarımı" rahmetli dedem sayesinde öğrendim. bisiklet sürmeyi, yüzmeyi ve daha bir çok şeyi. her neyse, evet ordu evi, evet lojman, evet deniz-havuz. sizin gördükleriniz bunlar. hiç bir zaman "-sen nerelisin?" sorusuna tam olarak cevap verememek vardır bizde. cümleye şöyle başlarsın, klasiktir.. "ben xyz şehrinde doğdum ama orada büyümedim..." cümle alıp başını gider. hiç bir şehirde sabit kalamamak vardır. tam bir şehre alıştım dersin, çok güzel arkadaşlıklar, dostluklar kurarsın, hatta ve hatta belki ilk defa birine aşık olmuşsundur. sonra, birden babandan telefon gelir; "tayinimiz çıktı, gidiyoruz." sonra çıkarsın balkona, bakarsın. yine gidiyoruz dersin içinden. yine tüm arkadaşlıklar, dostluklar, anılar birden gözünün önünden geçer. o şehirdeki dostlarını ararsın, arkadaşlarını ararsın, 'gidiyoruz biz' dersin. sonra gidersin yeni tayin olduğunuz şehre, 'bomboş' bir apartman dairesine girersin, çünkü henüz eşyalarınız nakliye aracından gelmemiştir. sadece bir askeri hat telefonu vardır evin içerisinde. neyse eşyalar gelir, düzen kurmaya çalışırsın hemen evin içinde, boya-badana işleri başlatılır. boya kokusu aslında bana hep ayrılığı ve yeni bir başlangıcı hatırlatır. her şehirde anı biriktirmektir aslında. acısıyla, tatlısıyla. lojmanda arkadaşlıklar kurmuşsundur çocukken. sonra lise yılları, üniversite falan derken zaman geçmiştir. babanın saçları dökülmüştür, yorulmuştur. ama baban her hücresine kadar gurur duymaktadır böyle bir şanlı orduya hizmet ettiği için. sonra baban emekli olur, emekli olduktan sonra bazen fark edersin ki baban, senelerce üzerinde taşıdığı o şanlı üniformasını gizlice gardırobu açıp eliyle sevip okşadığını görürsün, o zaman dersin ki iyi ki asker çocuğuymuşum, iyi ki böyle bir şanlı orduya babam hizmet etmiş dersin. evet asker çocuğuyum ben, ve bununla ölene kadar gurur duyacağım.
  • kardeşim genellemeyin ya. asker abilerimin peşinde gezer saygıda kusur etmezdim. öyle bir asker abiydi ki onlar benim için babamin emekliliğine yakın hala asker abi diyordum, kafeteryadaki bir askerin yasimi sormasıyla fark ettim artık onlardan yaşca büyük olduğumu.
    bir yazar da tsk'nin etinden sütünden faydalanıyorlar demiş. keşke ben değil de sen ilkokulu 5 liseyi 3 farklı okul ve 5 farklı şehirde okusaydın o zaman. keşke senin hiç çocukluk arkadasin ve mahallen olmasaydı. keske sen baban operasyona gidip aylarca gelmediğinde her mesai çıkışı nizamiyenin önünde üniformali adamların arasında babanı arasaydin aylarca ve hatta sen o sırada yaşayıp yasamadığından bile emin olmasaydın. keşke senin baban senin doğumuna bile gelemeseydi.
  • o konu ailenin çocuğu nasıl yetiştirdiği ile alakalı. eğer anası babası askeri kendilerinin uşağı sanıp öyle muamele ediyorsa çocuk da aynı tavrı takınacaktır.

    arkadaşın dile getirdiği konu genellenemez ama doğru böyle şeyler olmadı değil.

    hatta o kadar öz güvenli tipler vardı ki, çekilen kurada alay değil de ilçelerdeki bölüklerden birine düştüğü için babasını arattıranları da gördüm. alay binası il merkezinde ya. küçük ilçede sıkılacak paşam haliyle. o ilin asayiş şube müdürü olan binbaşı ne güzel siktiri çekmişti var ya hayatımda öylesi atarı bomba atar da bile görmedim. :)

    zaten böyle durumlarda kim olursa olsun, hakkaniyetli kimseler siktiri çeker. garibanın evladının suçu ne? babası emekli albay değil diye mi?
  • açılın asker çocuğu geldi.
    öncelikle başlık "bazı asker ailelerinde görülen aşırı kompleks" şeklinde açılabilirdi. herkeste olmamakla birlikte böyle bir durum vardır. çocuk diye genelleme doğru değildir çünkü asker eşlerinde de başka insanlara özellikle de daha düşük rütbeli askerlerin eşlerine karşı aşırı tepeden bakan kompleksli davranışlar sıklıkla görmüşümdür.

    bahsedilen asker çocukları üstteki yazarların yaptıkları tespitlerdeki gibi tamamen ebeveyn etkisiyle anlatılan şekle bürünür. genellikle kendisi kompleksli davranışları nedeniyle sevilmeyen ordan oraya tayin ettirilerek komutanların başından savmaya çalıştığı askerlerin komplekslerini eve taşımasıyla oluşurlar. ortamlarda devletin en derin sırlarını biliyormuşcasına gereksiz triplere girerler. "şimdi oralara girmeyeyim, devlet sırrı, neler dönüyor bir bilsen var yaaa, u ülke sahipsiz değil merak etme..." şeklinde ortamlarda konuşan asker çocuğu görüreniz emin olun ki bir sik bildikleri yoktur. genellikle dedim düşük bir olasılıkla da babası "beyaz türk, ergenekon, fetö" gibi bir ayrıcalıklı gruba dahil olup ne bok yerlerse yesin başlarına bişe gelmeyeceğini bilenler vardır. aşırı rahat tavır gösterseler de gelecekteki 50 yılını babasının torpiline göre planlamış oldukları için babadan inanılmaz korkarlar "olum babam ağzıma sıçar diyip" çokca sefer geri adım atmışlıkları vardır.

    son olarak üstteki yazar da asker ailelerinin yararlandığı lojman,orduevi, tesis, kamp gibi şeyleri çok görmüş. yapmayın arkadaşlar. asker ailelerinin özellikle de haftalar bazen de aylar süren görevlerde evin çocukların tüm yükünü üstlenen asker eşlerinin yaşadıklarını bilseniz çok görmezsiniz.
  • bir astsubay çocuğu, asker abi diye diye askerlerin içinde büyümüş birisi olarak tam olarak katılmadığım durumdur. her topluluğun içinde çürük elmalar oluyor. bunu genele yaymak mantıklı olmaz. fakat sorunu yaratanlar genellikle subay çocuğu oluyor. uzman çocuğu diyemiyorum çünkü eskiden(şimdi nasıldır bilmem) uzmanlar orduevine giremiyordu mesela. o giremeyince dolayısıyla ailesi ve tabi ki çocuğuda giremiyordu. çok arkadaşımızı orduevi kapısında bıraktık. birde hanımefendiler var. kocasından daha asker olan.